Gençliği talep etmek
Yiğit AYDIN
Bahar şenliklerinin, festival ve konserlerin yasaklandığı, kulüplerin işlevsizleştirildiği kampüslerde nefessiz bırakılan üniversite gençliği, birikmiş itirazını mezuniyet törenlerinde dışa vuruyor. Ülkenin her köşesinde yapılan mezuniyet törenlerinin eylem alanına dönüşmesini Galatasaray Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Hakan Yücel ile konuştuk.
Mezuniyet törenlerinde yaşananlara tanıklık ettiğinizde ilk değerlendirmeniz ne oldu? Bu eylemlere ne kaynaklık etmiş olabilir?
Son dönemde mezuniyet törenlerinde yaşananlar siyaset alanının gençlerin katılımına kapalı olması, üniversite yönetimlerinin genel olarak katılımcı anlayıştan uzak olması, kampüslerin öğrenci odaklı olmaktan iyice uzaklaşması ve tabii ki temel hak olması gereken eğlence hakkının eksikliği üzerinden değerlendirilebilir.
Maalesef ülkemizde kurumsal siyasette gençlere yer verilmiyor. TBMM’de 40 yaş altı milletvekillerinin oranı sadece yüzde 10. Bu veriyi 30 yaşın altına indirdiğimizde yüzde 1 civarında olduğunu görüyoruz. Seçme ve seçilme yaşının 18’e inmesine rağmen bunun pratikte yansıması yok. Sadece bu veri dahi gençlerin kurumsal siyasetteki varlığının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Yerel yönetimlerdeki durum da bundan çok farklı değil.
Gençlerin olmadığı ortamda gençlerin sorunları da somut olarak ele alınamaz. Buna iyi niyet dahi yetmez sorunların muhatapları çözüm odaklarında da yer almalı. Gençlerin sorunları çok, bu sorunların çözümü siyaset alanı. Ancak orada yok gibiler. Dolayısıyla kurumsal siyaset gençlere ve sorunlarına yer vermeyince toplumsal hareketler öne çıkıyor. Toplumsal hareketler de protestolar yoluyla oluşan iletişim çabaları da muhatap alınmayıp onlara kuşkuyla bakıldığında iletişim alanı iyice daralıyor, krizler derinleşiyor. Bugünün gençlerini sadece toplumsal değil evrensel ölçekte de çok boyutlu bir “krizler kuşağı” olarak tanımlayabiliriz.
İkinci husus genç nüfusun yüzde 40 civarının, yani neredeyse her iki gençten birinin, üniversite öğrencisi olduğu bir dönemde kampüs hayatının nasıl kurgulandığıdır. Öğrenci sayısının artmasına koşut olarak öğrencilerin kampüs hayatının kısıtlanması da yoğunlaştı.
Bu çelişki bir kriz durumu ve öğrencilerin üniversiteye yabancılaşmasının nedeni. Liselerde bu sorunlar kanımca daha da ağır yaşanıyor. Zaman zaman köklü liselerde ortaya çıkan öğrenci eylemleri ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor çünkü daha da ağır yaşandığı gibi disiplinle olan gerilim daha da derin.
Kampüs hayatındaki kısıtlamalar, festival-şenlik yasakları özellikle gençler için temel hak olarak kabul edilmesi gereken “eğlence hakkı”na yönelik ihlaller olarak değerlendirilmeli. Dikkat edilirse kampüslerin daha az eğlenmeye başlamasıyla daha sönük hale gelmesi, daha az bilimsel üretim yapılması derslerin daha niteliksiz hale gelmesi eş zamanlıdır. Gündelik hayat gençler için çok önemli bir direniş ve kendini gerçekleştirme alanı. Toplumsal hareketlerin en temel unsurlarından biri de gündelik hayattaki kısıtlamalara tepkiler ve bazen sesli bazen sessiz ve dolaylı direnişler… Asef Bayat bu durumu Ortadoğu merkezli gözlemlerinden hareketle “gençliği talep etmek” olarak çok güzel kavramsallaştırıyor.
Protestolar nasıl sonuçlar üretiyor?
Toplumsal sorunlar çözülmedikçe sorunu yaşayanların tepkileri de bitmez. Protestolarda dile getirilen sorunlar çözülmedikçe protestolar bitmeyecektir. Toplumsal potansiyel varsa bir şekilde ortaya çıkar.
Tüm protesto örneklerini bence iki bağlamda değerlendirmek mümkün; sorunları dile getirmek ve sorunları çözen aktörler içinde de yer almak. Yaşlıların görmesi gereken gerçek şu: Gençler sadece belli şeyleri ve rahatsızlıkları dile getirmiyorlar. Aynı zamanda karar süreçlerine de katılmayı talep ediyorlar. Sadece derdini dinleyerek gençleri tatmin edemezsiniz. Karar mekanizmalarını katılımcı yani daha demokratik yapmak da gereklidir. Aslında kuşak çatışması dediğimiz şey de temelde iktidar paylaşımı çatışmasıdır. Gerilimin çözümü katılımı sağlamaktır. Kararlara katılım sağlandığında hem sorunlar muhatapları tarafından doğrudan dile getirileceğinden daha iyi görülür hem de katılımcı şekilde alınan kararlar herkes tarafından benimsenir. Demokratik yöntemlerle alınan kararlar illa en doğru kararlar olmasa da (ki çoğu kez öyledirler de) en benimsenen kararlar olacaktır. Bu toplumsal uzlaşmada önemli bir katkıdır.
Bu ve benzeri tepkilerin yıl içinde verilememesinin tek nedeni baskıyla açıklamak mümkün mü? Gençlerin temel talepleri nasıl şekilleniyor?
Bence gençlerin en temel talebi muhatap alınmak. Gençlerin saygınlık ve katılım talepleri artarken iletişim kanalları zayıflıyor.
Baskı ortamı kalıcı hale geldikçe talepleri dile getirmek için çeşitli stratejiler ve taktikler uygulanır. Bundan kastım illa en tehlikesiz en az riskli olan değil daha çok en mümkün olanın seçilmesi. Derste, toplantılarda ifade edilemeyenler eğer mümkünse, bedelleri de göze alınarak, mezuniyet törenlerinde ifade ediliyor. Bu törenler öğrencilerin, üniversite hocalarının, idari personelinin, öğrenci yakınlarının ve medyanın bir arada bulunduğu belki de biricik fırsat alanı. Üstelik bir eyleme nazaran müdahale daha zor.
Genel olarak toplumda bir alan kapalıysa başka alana yönelinir. Mesela siyaset alanında baskı varsa mizah alanı güçlenir ve siyasallaşır. Çok demokratik ve istikrarlı ülkelerde de genel olarak mizah, özelde siyasi mizah zayıftır.
Aslına bakarsanız mezuniyet törenlerin taleplerin değil dileklerin ve duyguların öne çıktığı eğlenceli etkinlikler olarak dar anlamıyla siyasetin geriye çekildiği anlar olmalı. Sorunların ağırlaşmadığı dönemlerde mezun gençlerin hangi pankartı hazırlayacaklarını, tepkilerini nasıl ortaya koyacaklarının değil mezuniyet töreninde ve baloda ne giyeceklerine zamanlarını harcamaları beklenir. Bu, olması beklenen ve olması gereken, ancak üniversitenin ya da lisenin tüm paydaşlarının sık sık toplanıp sorunları görüştüğü ve birlikte karar alabildiği durumda gerçekleşebilir. Yoksa toplum boşluk kabul etmez.
Artık gündem çok yoğun sorunlar çok ağır olduğundan her alan siyasallaşabilir. Bir saha araştırmamızda bize bir genç flört platformlarının dahi bu siyasallaşmadan nasibini aldığını belirterek “Tinder’da bile siyaset konuşuyoruz” demişti. Siyaset, siyaset alanında yeterince yapılmazsa Tinder’da yapılır. Toplum böyle bir şey, bir kapı kapanınca başka kapı zorlanır.
To read the full story from the source: BirGün






