HomeTürkçe HaberlerGündemFiyat böyle düşer mi?

Fiyat böyle düşer mi?

Published on

spot_img

Geçen hafta beyaz et sektörüne yönelik gerçekleştirilen ve “örgütlü suç” çerçevesine oturtulan operasyonu ben de herkes gibi merakla takip ediyorum. Ülkenin kronikleşen gıda enflasyonu ve yönetim krizlerinin kesişim noktasında duran bu meselenin değerlendirilmesi hem sermaye mantığını hem de kamunun müdahale araçlarını sorgulamayı zorunlu kılıyor. 

Meselenin arka planında, fiyat artışından bağımsız ele alınamayacak bir alım gücü sorunu yatıyor. Enflasyonun hanehalkı bütçelerini yıllardır sistematik biçimde aşındırdığı bu ortamda beyaz et, uzun süre kırmızı etin “uygun fiyatlı alternatifi” olarak işlev gördü. Bu işlevin de sorgulanır hale gelmesi, salt bir sektörel fiyat sorununu değil daha derin bir erişim krizini işaret ediyor. Operasyonu yalnızca hukuki bir müdahale olarak okumak bu gerçekliği görünmez kılıyor. 

Süreç, beyaz et üretiminde faaliyet gösteren üreticilerin “kartelleşme” ve fiyat manipülasyonu iddialarıyla mercek altına alınmasıyla başladı. Rekabet Kurumu’nun geçmişteki cezai yaptırımlarının ötesine geçilerek, bu kez meselenin ticari bir ihlalden ziyade “suç örgütü” faaliyeti olarak kodlanması dalgayı büyüttü. Şirket yöneticilerine yönelik gözaltılar ve üretim tesislerine denetim kayyımı atanması olayı yeni bir boyuta taşıdı. 

Sektör temsilcileri ve şirket savunmaları, soya, mısır gibi ithal yem hammaddelerinin fiyatlarını, döviz kurunu, işçilik ve enerji girdi maliyetlerindeki muazzam artışı öne sürerek fiyatları rasyonalize etmeye çalışıyor. Elbette makroekonomik gerçeklikler fiyat artışlarında yadsınamaz bir öneme sahip. Ancak bu rasyonelleştirme çabası, sermayenin kâr marjlarını koruma güdüsünü ve oligopolistik eğilimlerini gizlemeye yetmiyor.  

***

Şirketlerin bu türden mağduriyet söylemi, halkın geniş kesimlerinin besin kaynaklarına erişemediği bir sosyolojik gerçeklikte toplumsal bir karşılık da bulmuyor. Dolayısıyla bu denklemde sermayeyi tamamen masum ve sadece dışsal faktörlerin kurbanı olarak görmek, piyasa içi asimetrik yapıyı görmezden gelmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kaldı ki Türkiye beyaz et sektöründeki yoğunlaşma başlı başına bir tartışma konusu. 

Öte yandan, kamunun müdahale biçimi de büyük bir soru işareti. Şeffaf olmayan yargı süreçleri ve operasyonların arka planındaki idari tasarruflar, ortada gerçekten teknik bir denetim mi yoksa mülkiyet transferi veya siyasi bir dizayn mı olduğu gibi soruları ortaya çıkarıyor. Denetim kayyımı incelemesinden ne çıkacağını, iddiaların somut delillere mi yoksa konjonktürel ihtiyaçlara mı dayandığını bilemiyoruz. Dolayısıyla müdahalenin biçimi, müdahalenin gerekli olup olmadığından bağımsız olarak, kendi meşruiyetini başlı başına bir sorunsala dönüştürüyor. 

Fiyat istikrarının piyasanın insafına bırakılmayacak kadar kırılgan olduğu yadsınamaz ama bu tür polisiye yöntemlerin fiyatları kalıcı olarak düşürmediğini, aksine arz güvenliğini riske atarak üretimi baltalayacağını geçmiş deneyimlerden biliyoruz. Kaldı ki ortada beyaz etten büyük ve kronikleşmiş bir finansallaşmış tarım-gıda sistemi sorunu var. Bu açıdan üretim planlaması, girdi destekleri veya gümrük politikaları gibi onlarca araç varken, işi “örgüt suçlamasına” vardırmak, tarımdaki mutlak politikasızlığın da itirafı niteliğinde.  

***

Bunun yerine küçük ölçekli üreticilerin tutunabilmesi için destek mekanizmaları devreye alınabilirdi. Kamu kuruluşları piyasa dengeleyici bir aktöre dönüştürülebilirdi. Uzun vadede ise yem bağımlılığını azaltacak tarım politikaları geliştirilebilirdi. Bunlar ilk akla gelen örnekler… Tüm bu alternatiflerin masada durduğu bir ortamda operasyonun bu biçimde tasarlanmış olması konunun ciddiyetine de gölge düşürüyor. 

Dahası, tohumdan üretime, üretimden depoya, depodan dağıtıma ve son olarak tezgâha uzanan zincirin her halkasının ele alınması gerekir. Bu bağlamda zincir marketlerin rolü de ayrıca sorgulanmalıdır. Büyük perakende zincirleri, tedarik süreçlerindeki pazar güçleri sayesinde üreticiden düşük fiyatla alım yaparken tüketiciye yüksek fiyatla satmakta ve böylece fiyat farkını kendi bünyelerinde eritmektedir. Raf fiyatları üzerindeki bu tekele karşı etkin bir düzenleme mekanizması olmaksızın, tek bir sektördeki operasyonun kalıcı bir fiyat düşüşü sağlaması mümkün olmayacaktır. 

Geçen haftaya kadar memlekette derin bir yoksulluk ve açlık sınırında yaşam mücadelesi verilirken, gündemin yapay tartışmalar veya ünlülere yönelik operasyonlarla meşgul etmesi eleştiriliyordu. Bu açıdan beyaz et operasyonu, tam da bu “halkın gerçek sorunlarından kaçılıyor” algısını kırmak istemiş gibi duruyor. Ancak gerçek anlamda olumlu etkisi olması olası görünmüyor. Zira gıda enflasyonu verileri incelendiğinde, beyaz et fiyatlarındaki artış oranının gıda sepetinin genel ortalamasından çok da radikal bir şekilde sapmadığı görülüyor. Yani ortada sektörel bir anomaliden ziyade, sistemik bir çöküş var. Sonuçta, fiyatların düşüp düşmeyeceğini hep birlikte göreceğiz, ancak bu operasyonun yapısal sorunlara çare olamayacağı  şimdiden ortada. 

Kaynak: BirGün

Latest articles

Bugün Dünya Kupası'nda hangi maçlar var? Saat kaçta? Hangi kanalda? Şifresiz mi?

ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası'nda heyecan tüm hızıyla sürüyor. Turnuva 16 Haziran akşamı ve 17 Haziran'ın erken saatlerinde oynanacak toplam dört maçla devam edecek.

4 gollü maçta kazanan çıkmadı: İran ve Yeni Zelanda, Dünya Kupası'na 1 puanla başladı

2026 Dünya Kupası G Grubu'nda İran ile Yeni Zelanda, 2-2 berabere kaldı.

Öğretmene ters kelepçe

Öğretmenler. Ankara’daydı Pazar günü, Güvenpark’ta. Ellerinde taş yok, sopa yok. Sadece hakları var. Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar. Meclis’e yürümek istediler, Çankaya Kapısı’na kadar. O kadar. Polis önlerini kesti. Ve 41 öğretmen ters kelepçeyle gözaltına alındı. Ters kelepçeyle. Öğretmenler. İçlerinde sendikanın genel başkanı Eren Edebali de vardı. Ne istiyorlardı peki? İnsanca bi maaş. Güvenceli bi […]

Dünya Kupası’nda günün programı: Fransa ve Arjantin sahne alıyor

2026 Dünya Kupası’nda grup aşaması dört karşılaşmayla devam edecek. Günün öne çıkan maçlarında Fransa, Senegal ile karşılaşırken son dünya şampiyonu Arjantin’in rakibi Cezayir olacak.

More like this

Bugün Dünya Kupası'nda hangi maçlar var? Saat kaçta? Hangi kanalda? Şifresiz mi?

ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası'nda heyecan tüm hızıyla sürüyor. Turnuva 16 Haziran akşamı ve 17 Haziran'ın erken saatlerinde oynanacak toplam dört maçla devam edecek.

4 gollü maçta kazanan çıkmadı: İran ve Yeni Zelanda, Dünya Kupası'na 1 puanla başladı

2026 Dünya Kupası G Grubu'nda İran ile Yeni Zelanda, 2-2 berabere kaldı.

Öğretmene ters kelepçe

Öğretmenler. Ankara’daydı Pazar günü, Güvenpark’ta. Ellerinde taş yok, sopa yok. Sadece hakları var. Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar. Meclis’e yürümek istediler, Çankaya Kapısı’na kadar. O kadar. Polis önlerini kesti. Ve 41 öğretmen ters kelepçeyle gözaltına alındı. Ters kelepçeyle. Öğretmenler. İçlerinde sendikanın genel başkanı Eren Edebali de vardı. Ne istiyorlardı peki? İnsanca bi maaş. Güvenceli bi […]