Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Fakültesi Bitlis'te eğitimi Çapa'da

Fakültesi Bitlis'te eğitimi Çapa'da

Ülkede devlet ve vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren tıp fakültesi sayısı 120’ye yaklaşırken, Türkçe ve İngilizce programlarla birlikte bu sayı 140’a ulaştı. Her yıl yaklaşık 21 bin öğrenci tıp eğitimine başlıyor. Ancak çok sayıda fakültede eğitim verecek hastane, laboratuvar ve yeterli öğretim üyesinden yoksun eğitime devam ediliyor. Bu tablonun son örneği Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi oldu. İlk kez öğrenci alacak fakültenin 30 öğrencisi, temel tıp eğitimlerinin ilk üç yılını Çapa’daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayacak olması yeni bir tartışmayı gündeme getirdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip’e göre sorun yalnızca Bitlis örneği değil. Asıl mesele, bilimsel planlama yapılmadan yeni tıp fakülteleri açılması.

NİTELİK ALARMI

Ülkede 130 bine yakın tıp fakültesi öğrencisi olduğunu anımsatan Prof. Saip, her yıl 21 bin öğrencinin de eğitime başladığını söyledi. “Bu durum hem ciddi bir hekim enflasyonuna hem de nitelik azalmasına neden olacak” diyen Saip “Sağlık Bakanlığı 2014 yılında bu rakamı 5 bine düşürmeyi hedeflemişti. Ama maalesef 20 binin üstüne çıktı. Benzer nüfusa sahip Almanya’ya baktığımızda orada 42 tıp fakültesi varken. Dünyanın en fazla tıp fakültesi olan ülkelerinden biriyiz ama bu öğrencileri yetiştirecek yeterli akademisyen maalesef yok” dedi.

“Profesör sayısı 7 bin 500, doçent 4 bin kadar. Köklü üniversiteler dışında genellikle yeni açılan fakültelerde, vakıf üniversitelerinin önemli bir kısmında ciddi kadro ve alt yapı eksiklikler mevcut” diyen Saip, tıp eğitiminin yalnızca dersliklerle yürütülemeyeceğini, hekim yetiştirmenin deneyimli akademisyenler eşliğinde sürdürülen bir usta-çırak ilişkisi olduğunu söyledi. Son yıllarda açılan birçok fakültede eğitimin büyük ölçüde araştırma görevlileri ve genç akademisyenler üzerinden yürütüldüğünü anımsatan Saip, bunun mesleki niteliği olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Vakıf üniversitelerinde de ciddi sorunlar olduğunu anımsatan Saip şöyle devam etti: “37 kadar vakıf üniversitesi var. Bunların birçoğunun hastanesi yok. YÖK, hastanesi olmayanlara belli bir süre vermişti. Ne yazık ki bu süre sürekli uzatılıyor. Ülkedeki tıp fakültelerinin yüzde 28’i akredite. Akreditasyon laboratuvar, akademik kadro, vaka çeşitliliği ve eğitim altyapısının yeterliliğini gösteriyor. Fakültelerin büyük bölümü bu ölçütleri karşılamıyor.”

∗∗∗

YÜK ARTACAK

Bitlis Eren Üniversitesi öğrencilerinin ilk üç yıl Çapa’da eğitim görecek olmasının tek başına yanlış olmadığını belirten Saip, geçmişte de yeni kurulan bazı fakültelerin köklü üniversitelerde eğitime başladığını, ancak bunun güçlü bir planlamaya dayanması gerektiğini söyledi. İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nin yıllardır süren inşaat nedeniyle dört farklı yerleşkeye bölünmüş durumda eğitim ve sağlık hizmeti verdiğini anımsatan Saip, mevcut koşullarda yeni öğrenci yükünün nasıl karşılanacağının belirsiz olduğunu anlattı. Saip, şöyle devam etti:

“Üç yıl sonra Bitlis’te gerekli öğretim üyesi olacak mı? Hastane tamamlanmış olacak mı? Eğitim altyapısı hazır hale gelecek mi? Bu soruların yanıtı net değil. Planlama yapılmadan kontenjan açılıyor. Bitlis’in öğrencilerinin İÜ Tıp Fakültesi’nde eğitim görmesi elbette yükü artıracak. Bitlis’e tıp fakültesi açılırken daha yakın illerdeki tıp fakültelerinde eğitim vermesi de planlanabilirdi. İki kent arasında binlerce kilometre mesafe var. Bitlis Tıp’ı seçip ilk üç yıl Çapa’da eğitim görmek aslında öğrenciler için avantaj ve bu çekici hale getirmiş olabilir. Her ilde bir üniversite, her ilde bir tıp fakültesi anlayışıyla hareket ediliyor. Oysa mevcut fakültelerin bilimsel altyapısını güçlendirmek, öğretim üyesi eksikliğini gidermek ve eğitim standartlarını yükseltmek gerekiyor.”

∗∗∗

1400 KİLOMETRE UZAKTA EĞİTİM

Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, bir tıp fakültesinin açılması sadece bina yapılması veya öğrenci kontenjanı verilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi. Uğur, şöyle devam etti: “Nitelikli tıp eğitimi için güçlü bir akademik kadro, yeterli laboratuvar ve araştırma altyapısı, eğitim hastanesi ve geniş klinik uygulama imkanları gerekmektedir. Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin ilk üç yıl eğitimlerini Çapa’daki İÜ Tıp Fakültesi’nde alacak olmaları da bu tartışmanın güncel bir örneğidir. Yaklaşık bin 400 kilometre uzaklıktaki bir üniversitenin temel tıp eğitimini başka bir fakülteye devretmesi, yeni açılan fakültelerin eğitim altyapısının henüz yeterince oluşturulmadan öğrenci kabul ettiğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Çapa gibi zaten yoğun eğitim ve sağlık hizmeti sunan köklü fakültelerin ek öğrenci yükünü ne ölçüde karşılayabileceği de muallak olup önemli bir tartışma konusudur. Bitlis ile İstanbul arasındaki yaşam maliyetleri ve sosyoekonomik koşullar dikkate alındığında, eğitimi Bitlis’te sürdüreceğini düşünerek tercih yapan bazı öğrenciler için İstanbul’da üç yıl yaşamanın barınma, ulaşım ve temel yaşam giderleri bakımından önemli bir ekonomik yük oluşturabileceği de göz ardı edilmemelidir. Daha fazla tıp fakültesi açılması nitelikli sağlık hizmet sunumuna katkı anlamına gelmemekte. İhtiyaç analizine dayalı, akademik altyapısı tamamlanmış, eğitim kalitesi güvence altına alınmış dengeli dağılımı sağlayacak sürdürülebilir bir insan gücü planlaması oluşturulması gerekmektedir.”

Dr. Derya Uğur
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement