HomeTürkçe HaberlerGündemEtnografya Müzesi’nden kalanlar...

Etnografya Müzesi’nden kalanlar…

Published on

spot_img

Modernleşme sürecinde her ulus devletin öncelikli işlerinden birisi, ulusal kimliğine güçlü kök oluşturacak şekilde bir geçmiş kurmak ve sunmaktı. Bunun için en uygun araçların başında müzeler geliyordu. Bu yüzden modern devletler müze kurmakta adeta yarışıyorlardı. Bu şekilde hem iddia ettikleri ‘tarihe saygı’nın gereğini yerine getiriyor, hem de ulusun geçmişte olduğu varsayılan köklerini ‘ispatlamış’ oluyorlardı. 19. ve 20. yüzyılda en tercih edilen örnekler ise ‘Etnografya Müzeleri’ idi.

Türkiye’nin aynı zamanda ilk devlet müzesi olan Etnografya Müzesi de, bu eğilime uygun olarak Cumhuriyetin ilanını takip eden kısa sürede, Türk ulusal kimliğinin simge mekânı başkent Ankara’da kurulmuştu. Şu sıralar bir yandan hazırlık yapılan Uluslararası Müzeler Günü vesilesiyle, müzecilik ve ulusal kimlik ilişkisinin örneği olan Etnografya Müzesinin inşa öyküsü ve tanıklık ettiği gerilimler ilginçti.

Müze için ilk önce mekân sorunu ele alınmış, 1925’de Ankara’da Namazgâh Tepesi, Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, müze yapılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmişti. Bakanlık, aynı günlerde mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’ndan bir müze projesi istemiş; Koyunoğlu da iki hafta gibi kısa bir süre içinde projesini hazırlayıp sunmuştu. Proje aynı hızla kabul edilmiş ve doğrudan Atatürk’ün emri ile 25 Eylül 1925’de törenle temeli atılmıştı. Bunlar yapılırken müzede sergilenecek materyaller de Ankara İmaret Cami’sinin deposuna taşınmıştı. Ardından müzenin inşası başlamış, Macar Türkolog Mészáros’un raporuna uygun olarak 1927’de tamamlanmış ve Hamit Zübeyir Koşay, Müdürlüğe atanmıştı. Müzenin açılışı için tercih edilen tarih de ilginçti. Afgan Kralı Amanullah Han’ın Türkiye’yi ziyaretinde müzeye gelmesi planlanmış, bu ziyaretin gerçekleştiği 27 Mayıs 1928 tarihi, müzenin de açılış tarihi olarak kabul görmüştü. Müzenin halkın ziyaretine açılması ise nedense biraz hız kaybederek, 18 Temmuz 1930 tarihinde gerçekleşmişti.

***

Ulusal müzenin en dikkat çeken deneyimlerinden birisi de on beş yıl gibi uzun zaman faaliyetini durdurmasıydı. Zira 21 Kasım 1938’den, 10 Kasım 1953’e kadar müzedeki Mozole Alanı, Atatürk’ün naaşı için geçici kabir yapılmış, bu süre boyunca müzecilik faaliyeti yapılmamıştı. Ancak naaşın Anıtkabir’e nakledilmesinden sonra Uluslararası Müzeler Günü olan 18 Mayıs 1956’da yeniden halkın ziyaretine açılmıştı.

Müzede toplam on adet teşhir salonu bulunuyordu. Bu salonlarda Beylikler, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait  kapı kanatları, mihrap, minber  gibi ahşap işçilik örnekleri, tasavvuf dervişlerinin kullanmış oldukları eşyalar, el yazması eserler, hat levhalar, savaş araç ve gereçleri, çini ve porselen eserler, cam, pişmiş toprak ve metal eserler, halı-kilim örnekleri, takı ve kıyafet kültürüne dair eserler sergilenmişti.

***

Sergilerle ilgili en çarpıcı çelişki ise,‘milli hedeflere’ uygun olmadığı için kapatılan ‘Tekke ve Zaviyeler’de el konulmuş ‘milli materyaller’in Etnografya Müzesi’nde sunulmasıydı. Mesela Hacıbektaş Dergâhı 1925’de 677 sayılı Kanun ile kapatılmış ve buradan alınan pek çok materyal, Etnografya Müzesi’ne gönderilmişti. Bunlar, önce dergâhta bir odada toplanmış, daha sonra Ankara’dan görevlendirilen bir heyet tarafından kayıt altına alınarak başkente sevk edilmişti. Materyallerin bir kısmı önce Ankara Kalesi’nde bir depoya konulmuş ve bir süre sonra Etnografya Müzesine ve Umumi Kütüphaneye devredilmişti. Hacı Bektaş Dergâhı’ndan o kadar çok materyal getirilmişti ki bunların bir kısmı daha sonra başka müzelere konulacaktı. 

Bütün bu müzecilik deneyimlerine ve özellikle ulusal kimlik ilişkisi bakımından pek çok soru sorulabilir. Ama herhalde yanıtlanması gereken en kritik soru şudur: Mademki Hacıbektaş Dergâhı başta olmak üzere Tekke ve Zaviyeler yasal olarak kapatılırken, buralardaki materyaller ‘Türk kültürünün kıymetli birer unsuru’ olarak Etnografya Müzesi’nde sergilendi ve hatta bütün bu sergi alanları da ‘Türk kültürünün’ müstesna mekânları olarak sunuldu, o halde bu materyallerin asıl yuvası olan Tekke ve Zaviyeler yani dergâhlar neden kapatıldı? 

Kaynak: BirGün

Latest articles

Eyüpsultan'da 3 katlı binada yangın! 2'si çocuk 4 yaralı

Yangın, saat 21.30 sıralarında Sakarya Mahallesi Orhangazi Sokak'ta bulunan 3 katlı binada meydana geldi. Yabancı uyruklu kişilerin yaşadığı öğrenilen binanın bodrum katındaki daireden henüz bilinmeyen nedenle yükselen alevler kısa sürede büyüyerek binayı sardı. Yangın nedeniyle binada 2'si çocuk 4 kişi mahsur kaldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, acil sağlık ve polis ekipleri geldi. İtfaiye, alevleri söndürürken, binada mahsur kalan kişileri ise kurtardı. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında ağır yaralandıkları belirlenen 2'si çocuk 4 kiş ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ekiplerin müdahalesinin ardından olay yeri inceleme ekipleri çalışma gerçekleştirdi. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.

SON DAKİKA | Bolu Belediyesi'ndeki rüşvet soruşturmasında iddianame hazır
Etkin pişmanlık başvurusu yapan Özkan Yalım'dan 5 saat süren ifade!

Fatih Altaylı yazdı: HalkTV’deki krizin sebebi ortaya çıktı

İhanetin her türlüsü Meseleyi Lütfü Türkkan toplumun önüne getirdi. İsim vermeden. Bir kadın milletvekili, milletvekili seçildikten sonra seçildiği ilden bir gazeteciyi “danışmanı” olarak Ankara’ya getirmiş, bir süre sonra milletvekili ile danışmanın arasında ilişki olduğu iddiaları yayılmış ve sonunda milletvekili kadın eşinden boşanıp memleketten getirdiği “danışmanı” ile evlenmişti. Bu bir “ihanet” imasıydı, bir çapkınlık imasıydı. Açıkçası […]

Hadi, Olcay’ı Oxford’a gönderelim

Bugün size pırıl pırl bir gençten bahsedeceğim… Adı Olcay Varlı. Çellist. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın son sınıf öğrencisi. Yüksek onur belgesiyle mezun olacakk. Bu genç kadın bir ilki başardı. Oxford Üniversitesi’nin MSt in Music (Musicology) programına Türkiye’den kabul edilen ilk araştırmacı oldu. Keble College’a girdi. Üstelik bir ilk daha: Bodleian Kütüphaneleri’nde Osmanlı […]

Enflasyonu Niçin Düşüremiyoruz?

Türkiye’nin uzun süredir çözemediği temel ekonomik sorunların başında enflasyon geliyor. Zaman zaman düşürülüyor gibi görünse de kısa süre sonra yeniden yükseliyor. Demek ki sorun yalnızca enflasyonu düşürmek değil, düşürülen enflasyonu kalıcı hale getirebilmekte yatıyor. Enflasyonla mücadelede ilk kural, onun yükselmesine izin vermemektir. Türk siyasetine egemen olan; “ekonomi büyüsün, canlı kalsın, enflasyon biraz artsa da sonra […]

More like this

Eyüpsultan'da 3 katlı binada yangın! 2'si çocuk 4 yaralı

Yangın, saat 21.30 sıralarında Sakarya Mahallesi Orhangazi Sokak'ta bulunan 3 katlı binada meydana geldi. Yabancı uyruklu kişilerin yaşadığı öğrenilen binanın bodrum katındaki daireden henüz bilinmeyen nedenle yükselen alevler kısa sürede büyüyerek binayı sardı. Yangın nedeniyle binada 2'si çocuk 4 kişi mahsur kaldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, acil sağlık ve polis ekipleri geldi. İtfaiye, alevleri söndürürken, binada mahsur kalan kişileri ise kurtardı. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında ağır yaralandıkları belirlenen 2'si çocuk 4 kiş ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ekiplerin müdahalesinin ardından olay yeri inceleme ekipleri çalışma gerçekleştirdi. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.

SON DAKİKA | Bolu Belediyesi'ndeki rüşvet soruşturmasında iddianame hazır
Etkin pişmanlık başvurusu yapan Özkan Yalım'dan 5 saat süren ifade!

Fatih Altaylı yazdı: HalkTV’deki krizin sebebi ortaya çıktı

İhanetin her türlüsü Meseleyi Lütfü Türkkan toplumun önüne getirdi. İsim vermeden. Bir kadın milletvekili, milletvekili seçildikten sonra seçildiği ilden bir gazeteciyi “danışmanı” olarak Ankara’ya getirmiş, bir süre sonra milletvekili ile danışmanın arasında ilişki olduğu iddiaları yayılmış ve sonunda milletvekili kadın eşinden boşanıp memleketten getirdiği “danışmanı” ile evlenmişti. Bu bir “ihanet” imasıydı, bir çapkınlık imasıydı. Açıkçası […]

Hadi, Olcay’ı Oxford’a gönderelim

Bugün size pırıl pırl bir gençten bahsedeceğim… Adı Olcay Varlı. Çellist. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın son sınıf öğrencisi. Yüksek onur belgesiyle mezun olacakk. Bu genç kadın bir ilki başardı. Oxford Üniversitesi’nin MSt in Music (Musicology) programına Türkiye’den kabul edilen ilk araştırmacı oldu. Keble College’a girdi. Üstelik bir ilk daha: Bodleian Kütüphaneleri’nde Osmanlı […]