Umut Can FIRTINA
ABD ile İran arasında bir aydır yürürlükte olan ateşkese ve Batı basınındaki “anlaşma yakın” iddialarına rağmen perşembe gecesi Hürmüz Boğazı çatışmalara sahne oldu.
İran, Basra Körfezi’nde Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Keşm Adası ile Hürmüzgan eyaletine bağlı kritik liman kenti Bender Abbas’ın bazı noktaların “düşman unsurlara” ait İHA’lar tarafından hedef alındığını açıkladı. Çatışmalar sürerken İran Devrim Muhafızları Ordusu’na yakınlığıyla bilinen yarı resmi Tasnim ajansı, “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kaynaklı düşmanca eylem emareleri olduğunu” yazdı.
İran, ABD’yi Hürmüz Boğazı’nda iki gemiyi hedef almak ve sivil yerleşim bölgelerine saldırmakla suçlayarak ateşkesi ihlal ettiğini savundu. İran tarafı, saldırıların “bazı bölgesel ülkelerin işbirliğiyle” başlatıldığını öne sürdü. ABD ise İran’dan geldiğini belirttiği saldırılara karşılık verdiğini açıkladı.
KARŞILIKLI SUÇLAMA
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise ilerleyen saatlerde Hürmüz Boğazı’ndan Umman Körfezi’ne geçen savaş gemilerinin İran’ın sebepsiz saldırılarına uğradığını ve meşru müdafaa kapsamında bu saldırılara yanıt verilerek İran’a ait bazı askeri tesislerin vurulduğunu duyurdu.
İran’ın Press TV kanalı, saatler süren çatışmaların ardından “Hürmüz Boğazı’ndaki İran adaları ve kıyı kentlerinde durumun normale döndüğünü” bildirdi.
‘ATEŞKES DEVAM EDİYOR’
ABD Başkanı Donald Trump, perşembe gecesi geç saatlerde açılan karşılıklı ateşten sonra İran arasında ateşkesin hala yürürlükte olduğunu söyledi. Hürmüz’den geçen ABD destroyerine saldırı düzenlendiğini iddia eden Trump, “Onlar bize ateş ediyordu, biz de onlara karşılık verdik” dedi. Çatışmaları küçümseyen tavrını sürdürürken Tahran’la görüşmelerin “iyi gittiğini” öne süren Trump, İran’ın “anlaşmayı imzalamaması halinde çok acı çekeceği” tehdidinde bulundu.
BAE’YE ‘AĞIR BEDEL’ UYARISI
Son yaşanan çatışmaları hangi tarafın başlattığı belirsizliğini korurken İran ile başta BAE olmak üzere Körfez ülkeleriyle tansiyon yükseldi. Daha önce BAE’yi “ABD ve İsrail ile suç ortaklığını sürdürmekle” suçlayan İran, Abu Dabi yönetiminin “ağır bedel ödeyeceğini” söyledi.
Evrensel’in haberine göre İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Ali Hızriyan, BAE’nin İran’a yönelik savaş sırasında önemli askeri ve istihbarat işbirlikleri yaptığını ve hatta “BAE uçaklarının, bayraklarını silerek doğrudan İran topraklarına saldırdığına dair ciddi şüpheler bulunduğunu” söyledi.
Hızriyan “İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürdistan Bölgesi’ne yönelik kurduğumuz güvenlik denklemini BAE’yi de kapsayacak şekilde genişletiyoruz. Erbil’deki düşman üslerinin hedef aldığımız gibi, BAE’deki düşman üslerinin de saldırıya uğramasını her an beklemeliler” dedi.
RİYAD’DAN YALANLAMA
Körfez’de gerilim tırmanırken Suudi Arabistan ise hava sahasını ABD operasyonlarına açtığı yönündeki iddialarını reddederek “müzakere çabalarını desteklediklerini” açıkladı. Al-Hadath kanalına konuşan bir yetkili, Riyad yönetiminin hava sahasının saldırı amaçlı kullanılmasına izin vermeyeceğini söyledi. Wall Street Journal gazetesi, Suudi Arabistan ve Kuveyt’in ABD ordusuna getirdiği kısıtlamaları kaldırdığını öne sürmüştü.
ORTADOĞU KAOS SARMALINA HAPSEDİLDİ
Prof. Dr. İlhan Uzgel

Savaş henüz sona ermiş değil; aksine çok aktörlü ve çok katmanlı bir süreçten geçiyoruz. ABD ve İsrail cephesinde, savaşın hedefleri konusunda ciddi bir iç çekişme yaşanıyor. İsrail’deki bir kesim doğrudan “rejim değişikliği” hedeflerken, güvenlik bürokrasisinin bir kanadı şimdilik “uranyum sorununun” çözülmesini yeterli görüyor.
STRATEJİK AYRIŞMALAR
Benzer bir ayrışma İran içinde de mevcut. Devrim Muhafızları daha katı ve ideolojik bir tutum sergilerken, Pezeşkiyan tarafı Amerika ile anlaşmaya daha meyilli, ılımlı bir kanadı temsil ederek mesaj trafiği yürütüyor. Küresel ölçekte ise Amerika ile Avrupa arasında bir ayrışma yaşanırken Rusya, Çin ve Pakistan gibi aktörlerin varlığı krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Bunun bir de dünya ekonomisi boyutu var. İran’ın, Amerika’nın bile yutamayacağı kadar büyük lokma olmasında kaynaklı, daha önce karşılaşmadığımız çok aktörlü ve çok faktörlü savaş yaşanıyor.
KÖRFEZ’İN AÇMAZLARI
Körfez ülkeleri, özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bu süreçte ciddi bir darbe aldı. Bölgenin en büyük açmazı, petrol ve enerji ihracatının sekteye uğramasıdır. Körfez, dünya finansı ve özellikle kayıt dışı para trafiği için güvenli bir liman olma özelliğini yitirdi. Turizm gelirleri kesildi ve en önemlisi, “Amerikan güvenlik şemsiyesinin” her an delinebileceği, yeterince koruyucu olmadığı gerçeğiyle yüzleşildi.
Bu durum, Körfez ülkelerini yeni bir stratejik model arayışına itecektir. Savaş bittiğinde, İran ile bu ülkeler arasındaki ilişkilerin hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. İran yaralanmış olsa da yıkılmadı; bu da rejim değişikliği uman Körfez ülkeleri için şu anki belirsizliği en kötü seçenek haline getirdi. Amerika’nın bölgeden çekilip gidebileceği, Trump’ın seçimi kaybedebileceği bir senaryoda, yıkılan binaları ve bozulan bölgesel dengeleriyle baş başa kalacak olan yine bölge ülkeleri olacak.
‘HÜRMÜZ SAVAŞI’
Amerika’nın başlangıçtaki asıl hedefi rejim değişikliğiydi. Eğer bu gerçekleşseydi; Hürmüz Boğazı ve uranyum gibi kronik sorunlar kökten çözülecek, Amerikan şirketleri İran pazarına girecekti. Ancak bu hedefe ulaşılamayacağı anlaşılınca strateji değişikliğine gidildi. Yeni plan İran’ın enerji, savunma ve sivil altyapısını “budamak” üzerine kurulu.
Buna karşılık İran’ın Hürmüz’ü fiilen kapatması ve petrol fiyatlarının yükselmesi, Amerika’yı hem içeriden hem de dünyadan gelen bir baskı altına soktu. Şu an savaşın odak noktası Hürmüz’e kaymış durumda. Gelecekte bu süreç, tarih kitaplarına bir “Hürmüz Savaşı” olarak geçebilir. Amerika şu an maksimalist bir tavırla İran’a kabul edemeyeceği şartlar (uranyum tesislerinin 20 yıllığına kapatılması gibi) sunuyor. Eğer İran kabul ederse Amerika kazanmış olacak; reddederse Amerika “diplomasiyi denedik” diyerek saldırılarına meşruiyet zemini arayacak. Trump, “dur-kalk” taktiğiyle petrol piyasasını kontrol ederek savaşı yönetmeye çalışıyor.
ÇİN’E ELİ BOŞ GİDİYOR
Trump’ın önümüzdeki Pekin ziyareti, savaşın seyri açısından kritik. Trump, İran’ı bir anlaşmaya zorlayarak Çin lideri Xi’nin karşısına eli güçlü bir şekilde çıkmak istiyordu. Ancak şu anki tablo bu yönde bir başarıya işaret etmiyor.
Eğer İsrail ve BAE ikilisi, Trump’ın Çin ile yürüttüğü müzakereleri sabote etmek için kapsamlı bir saldırı başlatırsa, işler iyice çıkmaza girecektir. Bu durum Amerika’yı istemediği bir misilleme döngüsüne sokabilir. Trump-Xi görüşmesi başarısız geçerse, savaşın çok daha sert geçecek ikinci raundu başlayabilir. Amerika bölgeye Irak Savaşı’ndan bu yana ilk kez bu kadar yoğun mühimmat ve uçak gemisi sevk etmiş durumda. Yani bu defteri kapatmaya niyetli değil.
DAYANIKLILIĞIN BEDELİ
İran’ın askeri kapasitesinin, Amerikan ve İsrail saldırılarını absorbe edebilecek kadar yüksek olduğu görüldü. CIA raporlarına göre, İran’ın füze tesisleri büyük oranda sağlam ve elinde hem Amerikan üslerini hem de İsrail dahil müttefiklerini vurabilecek güçte mühimmat bulunuyor.
Buna rağmen, İran halkı ve ekonomisi çok ağır bir bedel ödüyor. On beş binden fazla hedef vuruldu, sanayi altyapısı ve laboratuvarlar yerle bir edildi. İran Riyali sürekli değer kaybediyor ve devlet maaş ödemekte bile zorlanıyor. Petrolünü yaptırımlar nedeniyle dünya fiyatlarının çok altında satmak zorunda kalıyor. Fiziksel ve ekonomik yıkım devasa boyutlarda olsa da İran’ın “dayanıklı” olduğu gerçeği dünya kamuoyunda kanıksandı.
Karşımızda tipik bir “saldırı savaşı” var. Amerika ve İsrail, İran’ın dışlandığı yeni bir Ortadoğu düzeni kurmak istediler ancak bu plan şu an için başarısız oldu. Bu maceracı tutum, özellikle BAE gibi ülkelerin İsrail ile stratejik işbirliği yaparak kendilerini ateşe atmasıyla sonuçlandı. Atılan bu adımlar, bölgeyi daha derin bir istikrarsızlığa sürükledi.
ASEAN ZİRVESİ: SAVAŞ, ŞOKLARA KARŞI ZAYIFLIĞI ORTAYA KOYDUOrtadoğu’daki petrol krizinden en çok etkilenen bölgelerden Güneydoğu Asya liderleri, Filipinler’deki zirvede “ABD ve İsrail’in başlattığı savaş sona erse bile toparlanmanın yıllar alacağını” söyledi.
“Ortak Bir Geleceği Şekillendirmek” başlıklı zirvede liderler, istikrarlı yakıt ve gıda tedariki için acil planı masaya yatırdı.
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) liderleri, Ortadoğu’daki gelişmeleri, bölgesel istikrar üzerindeki etkilerini ve bölgesel enerji güvenliği konularını görüşmek üzere toplandı.
48’inci zirvenin ev sahibi Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., İran savaşının Güneydoğu Asya ülkelerinin dış şoklara karşı zayıflıklarını öne çıkardığını belirterek petrol arzındaki kesintinin neredeyse tüm sektörlerde domino etkisi yaptığını söyledi.
Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow ise “Bu savaş hiç başlamamalıydı” ifadelerini kullandı.
Kaynak: BirGün
