Elverişli rövanş tablosu
Doç. Dr. İkbal Dürre:
NATO Zirvesi, şu anlamda çok önemliydi: Birincisi, 2025’te ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi yayımlanmıştı ve orada Monroe Doktrini’nin canlandırıldığını gördük. Bu doktrine göre stratejik öncelik Asya-Pasifik’ten güya Kuzey, Orta ve Güney Amerika’yı kapsayan Batı Yarımküre’ye kaydırılıyordu. İkincisi de Avrupa ülkelerinin geleneksel Amerikan himayesi yerine, Rusya’ya karşı sert güçlerini oluşturmaya sevk edilmesiydi. Bu NATO Zirvesinde görüyoruz ki, ikinci yaklaşım somuta dönüştü. Uzun süredir dünya politik sahnesinde olmayan Avrupa, özellikle İran savaşından sonra ABD açısından ihtiyacın artmasıyla birlikte geri dönüyor. Zirvede net olarak gördüğümüz diğer yeni durum ABD’nin Avrasya’yı kontrol altına alabileceği güvenlik konsepti istemesi ve NATO eliyle yapmayı planlamasıdır. Bu, doğrudan Çin’e verilen sinyal.
Zirvenin bir başka boyutu ise demokratik değerler ve insan hakları meselesidir. Artık şunu anlamak lazım: ABD’nin ve Batı’nın yeni güvenlik yaklaşımında, kendisiyle müttefik olan ülkelerin demokratik adımlar atması hegemon güçlerin işine gelmiyor. Aksine, bunu kendi planlarını gerçekleştirmek için ciddi bir engel ve sorun olarak görüyorlar. Müttefik ülkelerde demokratik değerler ve insan hakları üst düzeye çıktıkça, bu ülkelerin kontrol edilmesi zorlaşıyor. Bu yüzden zirvede Türkiye’deki demokrasi ihlallerinin eleştirilmemesi bir tesadüf değil, yeni sistemin gereği.
Türkiye ve iktidar açısından bakıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu zirvede bir nevi rövanş almıştır. Erdoğan’ın liderlerle verdiği fotoğraflar, Ankara için hem iç hem de dış siyaset malzemesi olarak çok elverişli bir “rövanş tablosu” sundu. Bu tablo, Türkiye’yi tekrar Ortadoğu’daki gelişmelerde önemli bir aktör olarak dünya kamuoyuna gösterdi. Bitiş deklarasyonundaki “360 derece” vurgusu da bu kapsamlı entegrasyonun bir parçasıdır.
Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında ise Avrupa’nın bir panik içinde olduğunu, ABD’nin de bu tehdidi manipülatif bir etki yaratmak ve silah satışı yapmak için kullandığını gözlemliyorum. Ancak ben ne Trump’ın Putin’den ne de Putin’in Trump’tan ümidini kestiğini düşünüyorum. Trump ve ekibinin, özellikle Kushner gibi isimlerin Moskova ziyaretleri, perde arkasında ticaretin ve ekonomik faktörlerin hala belirleyici olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, NATO’nun ağırlık merkezinin giderek doğuya, Transpasifik Avrasya hattına kaydığını görüyoruz. MHP lideri Bahçeli’nin ‘Türkiye NATO’nun ana kaldıracıdır’ sözüyle de aslında malum ilan edilmiş oldu.
Kaynak: BirGün






