Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Düşünce Atlasında Ana Karakter: ELİF !

Düşünce Atlasında Ana Karakter: ELİF !

Düşünce Atlasında Ana Karakter ELİFBakış açımı mı değiştirsem yoksa bakışımı mı düzeltsem ? “Acaba mı ?“ dediğimde neler değişir?Nerden / neden geldiğimi soramaz mıyım?Nereye gideceğimi merak edemez miyim?Cennet veya Cehennem midir işin sonunda ulaşacağım netice?Sıradan bir inanç ile inanmak zorunda mıyım?Beni yaradanı tanımak anlamaya çalışmak görevim değil mi?Bir Allah var yukarıda, E tamam mı demeliyim?Elinde adalet terazisi beni bekliyor inancının ötesindeyi göremez miyim?Yapay zeka gibi kodlarımın üstüne kod ekleyemez miyim?Allah bizi işitir ve görür kılmış oku ve yaz demişse sorup soruşturamaz mıyım..?Bu sorularla şüphe edersemleri, dinden mi çıkarım korkularını geçtim şükür.Din girilip çıkılan bir kapı mıdır zaten?Ritüellerin ritmik ezberinin yetmediği yerde “OKU!” emri ile yepyeni bir dünyaya açılmışım, kimse tutamaz artık beni.Tutamaz evet de önemli olan dümeni doğru rotada tutmak. Düşünce atlasında sorup soruşturduklarım kendi zanlarımın haritası mı yoksa kalbimin rotası mı olacak?Bu uğurda pergelin bir ayağı gibi sabitem sağlam olmalı “Diğer ayakla nereye gidebilirsen git!” demeliyim güvenle.Fazla da güvenmemek lazım zira gizli kibir beni alaşağı edebilir.Bu rotada ilerlerken burada yani Medium’da “bildirim” kaygısı olmaksızın yazmak ve paylaşmak için alışkanlık geliştirmeye çalışıyorum.İnsanları okumak, kalemlerinden dökülenlerin içindeki onları görmek kütüphanede gibi hissettiriyor beni.Ana akımların ardındaki her şey gibi…Hem PERGEL beni bu mecraya soktuysa vardır bir bildiği diye düşünüyorum. İnancın dünyasında inanmanın ötesinde bir yolculuk bu.Düşünüyorum da neden varlıkla ontolojiyle ilgili ayrıca bir fakülte ya da bölüm oluşturulmuyor? Felsefe ağırlıklı olmalı, yüksek lisansla sınırlandırılmayıp lisans derecesinde de okunabilmeli hatta okunmalı.En azından açıktan/uzaktan okuyabilmeli insan diye düşünüyorum.Hobi olarak zaten bu konunun meraklıları bilgiye erişir okurlar. Önemli olan soru işaretleriyle ve belirsizliklerle dolu genç zihinlerin ilgisini çekebileceği düşünülmeli, evrensel bir din bakışı içinde tüm ezoterik konulara erişimin olabileceği bir rota çizilebilir. Çatı sağlam olduğunda altında binlerce fikir üretebiliriz.Geçen yazımda 1 sayısının hem matematiksel hem de ibn Arabi bakışıyla sentez oluşturmaya çalıştım.Matematiksel boyutta 1 için “BEYAZ IŞIK ve Prizma” metaforu ile;“Bir odaya girdiğinizi ve karşınızda kırmızı, mavi, yeşil, sarı, mor binlerce farklı rengin uçuştuğunu hayal edin. Sıradan bir göz, orada “bir sürü farklı ve çok sayıda renk” görür (Tıpkı dünyada milyarlarca sayı, harf veya madde görmemiz gibi). Ancak bir fizikçi veya bir bilge araya bir prizma koyar ve bize gerçeği gösterir: O odada aslında tek bir şey vardır: Saf, renksiz, beyaz ışık.1 sayısını matematiksel bir niceliğe indirgemek, beyaz ışığı sadece ‘renklerden biri’ zannetmek gibidir. Oysa kırmızı, mavi ya da yeşil nasıl ki beyaz ışığın kırılmasından ibaretse; 2, 3 ya da milyonlarca sayı da 1'in kırılmasından ve dalgalanmasından ibarettir.”1’in sayıların arasında bir sayı değil; tüm sayıları doğuran, kapsayan ve hiçbir sayı doğrusuna sığdırılamayan sınırsız bir tecellidiri anlamaya çalıştık.BU YAZININ ANA KARAKTERİ : ELİF’in HİKAYESİ (ا)1 herhangi bir mertebeyle sınırlanmadığı gibi, Elif de bir mertebeyle sınırlanmaz.Elif, sadece Arapçanın değil, insanlığın en kadim dil hafızasının ortak başlangıç noktasıdır diyebiliriz. Arapça ilk dil değil belki fakat arapçadaki Elif, İbranicede Alef (א), Fenike ve Aramicede de yine benzer isimlerle ilk harftir.İbranice mistisizminde (Kabala) şöyle bir kural vardır: Alef harfi yazılır ama boğazdan çıkan çok hafif bir soluk sesidir; tek başına belirgin bir “sesi” yoktur, üzerine gelen harekeyle ses kazanır. Diğer tüm harfler (Be, Te, Cim) ağzın içindeki engellere çarparak (diş, dudak, damak) şekil alan seslerdir.Elif ise engelsizce çıkan “Nefes-i Rahmânî” (İlahi Nefes)’dir. Nefes olmadan ses olamaz; yani Elif (İlahi Öz) olmadan diğer harfler (yaratılanlar) var olamaz .Elif, ruhaniyetinin her yönünden harflere sirayet eder.O, diller üstü bir semboldür.(Okudukça MATRİX filminde bir oyuncuymuşum gibi hatta NEO gibi hissediyorum. )Sayıların varlıkları Bir’e ilişir, o ise hiçbirisine bağlı değildir tıpkı Allah gibi.1 sayısını sistemden çekip alırsanız, matematik çöker ve diğer hiçbir sayı varlığını sürdüremez Bir, bütün sayıları ortaya çıkartır; sayılar ise onu ortaya çıkartamazlar tıpkı insan gibi. Elif için de aynı kural geçerlidir.İbn Arabi harflerin içinde de insanlarda olduğu gibi bir Kutup olduğunu; onun da Elif olduğunu ifade eder ve devamla bütün harflerin Elif’in değişik şekillerde görünmesinden ibaret olduğunu dile getirir. Mesela, Elif (ا) düz durursa kendi olur, bükülürse diğer harfler meydana gelir. Yazı fırçası (Kalem) eliften başka bir harf yazmadı da diyebiliriz.Dikkat et de gör, bütün harflerin içinde gizlenen tek şey Elif’tir. Fark edemiyoruz diye yalanlayamayız da.Suretler çok gibi görünür ama mana tektir.Varlığın birliği B harfi ile varlık sahası ortaya çıkmış (ا) elif b (ب) ye dönüşerek altındaki nokta ile Yaratan ve yaratılan birbirinden ayrılmıştır. Hepimiz hakikatte o noktayız.Varlıklar da böyledir; her şey o Mutlak Bir’in tecellisidir. Sayıların aslı nasıl 1 ise ve her sayı aslında 1’in tekrarından başka bir şey değilse, kâinattaki tüm çoklu da o Tek olanın esmasının tekrarıdır .Elif ilâhî zat’ın simgesidir.Bu durum onun sayısal değerinin bir olmasından da anlaşılır.Elif birdir ve Tann’nın mutlak tekliğini anlatır.Elif yazıda hiçbir harfe bitişmez.Bu durum Tann’nın âlemlerden uzak oluşuna ve hiçbir şeyin doğrudan kendisine ilişmeyişine işaret eder.MASLOW IŞIĞINDA İNSANIN DERECELERİİnsan olmanın derecelerini Maslow‘un İhtiyaçlar Piramidine benzetiyorum.Üçgenin en altında kalanlar tamamen dünyaya kayıtlı/odaklı büyük çoğunluk olurken, yukarı çıktıkça daralan alanda kayıtlardan ve gereksiz kalabalıklardan arınan azınlık kısım oluşturuyor.Maslow piramidin tepesine kendini gerçekleştireni koyarken ben kendini yok edeni koyuyorum. Yani Hz.Muhammed yer alıyor. Zira yokluğumla yani fakirliğimle övünürüm derken sizce neyi kastetti acaba?İnsanın bakışı değişmediği takdirde bu cümlelerin hiçbir hükmü olmuyor maalesef.Bunları yıllar önce asla söyleyemezdim, okuduğumda da anlamaz hatta dalga da geçebilir inanmazdım da. Okumaya bile değer bulmazdım.Sadece bakışımı değiştirmek tüm dünyamı değiştirdi . Belki de bakışı değiştirmeye hazırdım o an.Mesela hazır olmak deyince önceden çok da anlamadığım ya da düz anladığım Hz.Ali nin “Ben o B’nin altındaki noktayım”la (ب) demek istediğini yavaş yavaş anlamaya başlıyorum.Noktanın sonsuzluğu içinde …Düşünsenize harfler de sayılar da canlıdır, ruhsuz kesinlikle değildir. Hissediyorum da diyebilirim..Evet asıl kulluk Allah ile olan iletişimimin bu olması gerektiğine inanıyorum, biliyorum.Hatta bu uğurda farklı dönemlerde yaşamış farklı dinlerde olan bir çok düşünür, bilim insanının muhteşem tespitlerini, sentezlerini okudukça imreniyorum. Onlar bunu düşünürken elimde her türlü imkân varken ne yaptım ben senelerce?Yazımı sonlandırırken;Kalemin yazmadığı, kağıdın gereksiz kaldığı, aklın mat olduğu yerde anlayış hatta kelimeler/ses/mekan/zaman kalacak mı?Hazır mısın bilgisayar terimiyle spamlardan soyunmaya ve “Ben de B nin (ب) altındaki noktayım diyebilmeye.Sen de Elif’ten çıkan B’nin (ب) noktası olmaya niyet et de başka bir şey olmasan da olur, bu saadet sana yeter.Binlerce harf yan yana gelse de sendeki kavuştuğun o noktanın yerini ve anlamını yazamaz, sus ve hisset!Sarıl Elif’ine!Sarıl yay gibi oluşuna (ب) ‘ye dönüşüne ve o kaleme.Düşünce Atlasında Ana Karakter: ELİF ! was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news →
Advertisement