Politika Servisi
Objektifler CHP’nin üzerinden ayrılmıyor. Özel ve Kılıçdaroğlu cephesi neredeyse 24 saat takip altında.
Oysa AKP-MHP cenahında yaşanan gelişmeler en az CHP’de yaşananlar kadar ilgi çekici. İktidar ortaklarında il örgütleri birer ikişer görevden alınıyor, genel başkanların ismi “sonrası” denilerek bugünden tartışmaya açılıyor. İki partinin içi kelimenin tam anlamıyla gözlerden ırak bir şekilde kaynıyor.
AKP içindeki kavga çok tanıdık. Damat Berat Albayrak ile oğlu Bilal Erdoğan arasında uzun süredir var olan “veliaht kim olacak” münakaşası son günlerde yeniden hız aldı. İki yandaş isim Şamil Tayyar ve Mücahit Birinci ile yeniden gündeme gelen parti içindeki çatışmaya medya dünyasından da isimler dahil oldu.
AKP içinde yaşanan bu rekabet aniden ortaya çıkmadı. Yaklaşık 2018 yılından bu yana atamalar, kabine oluşumu ve bürokrasideki etkinlik konusunda “Bilal Erdoğancılar” ve “Berat Albayrakçılar” şeklinde iki ayrı gruplaşmanın yaşandığı biliniyor. Kulislerdeki genel kabule göre; Bilal Erdoğan daha çok vakıflar ve teşkilat tabanı üzerinden bir güç oluştururken, Berat Albayrak ise daha çok bürokrasi ve medya üzerindeki etkinliğiyle varlık göstermekte.
Siyaset ve bürokrasideki bu gerilim o kadar geniş yankı buldu ki farklı aktörler farklı iddialarla sahneye çıkmakta. Örneğin eski AKP Milletvekili Hüseyin Kocabıyık; Şamil Tayyar ve Mücahit Birinci’nin başlattığı tartışmanın aslında bir şaşırtmaca olduğunu, parti içindeki kimsenin Berat Albayrak veya Bilal Erdoğan sempatisi olmadığını, partinin “derin aklının” bir felaket senaryosundan kaçarak Erdoğan’ın doğal halefi olarak Akın Gürlek gibi farklı profilleri hazırladığını iddia etmişti.
PARTİ YOK OLDU
Cumhurbaşkanı Erdoğan il örgütleriyle yaptığı her toplantıda “Yorulanlar kenara çekilsin” talimatı vermesiyle biliniyor. Son kongrelerinde buna uygun bir hamle de yaptılar. Kongre döneminde il başkanlarının yüzde 75’i, ilçe başkanlarının ise yüzde 55’i değiştirildi. Örgütlere müdahale devam ediyor.
Daha yeni seçilen il örgütleri de bir bir görevden alındı. AKP yönetimi, Haziran 2026 başı itibarıyla Adana, Diyarbakır, Giresun ve Siirt il başkanlıklarında yeni görev değişikliklerine gitti.
Ama bu değişiklikler buz dağının görünen yüzü. Ankara kulislerinde asıl hamlenin, partinin üst yönetimini kapsayacak şekilde sonbaharla birlikte planlandığı konuşuluyor.
Yaşanan değişimler “kabine ve örgütler arasında senkronizasyon” gibi süslü laflarla izah edilmeye çalışılsa da işin arkasında Erdoğan sonrasına dair yatırım var. Bilal Erdoğan babasının da desteğiyle adım adım parti ve kabinedeki etkisini güçlendiriyor.
YÖNTER DEPREMİ
MHP’de Bahçeli sonrasının en önemli figürü olarak görülen İzzet Ulvi Yönter, bir sabah ani bir kararla akademik çalışmalara yönelme kararı aldı. Yönter genel başkan yardımcılığı ve Meclis’teki görevlerinden ayrıldığını duyurdu. Hatırlanacağı gibi İzzet Ulvi Yönter, MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden “gördüğü lüzum üzerine” istifa etmişti. Boşalan bu koltuğa MHP Genel Başkan Başdanışmanı Özgür Bayraktar atanmıştı. Devlet Bahçeli “aramızda hiçbir kırgınlık yok” diyerek durumu geçiştirmeye çalıştı. Ama meselenin akademiye duyulan derin özlem olmadığı kısa süre sonra anlaşıldı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın açıklamaları ve parti kararları doğrultusunda İstanbul’un da aralarında olduğu toplam 19 il örgütü feshedildi. MHP’de 6 Nisan günü İstanbul’la başlayan görevden alma hamleleri, her hafta yenileri eklenecek şekilde devam ediyor.
DERTLERİ NEDİR?
İktidarın gücünü arkasına almış, muhalefeti kendi içine hapsetmiş iki partide yaşanan bu kavgaların arkasında ne var? Amiyane tabirle bunların dertleri ne?
Her şeyden önce ortada bildik anlamda bir parti ve onlara bağlı örgütler kalmadı. Sokağa çıkamayan, siyaseten iddiaları liderlerinin performansına kadar gerileyen yapılardan bahsediyoruz. Siyaseten savundukları da politik hedefleri de bu tek adamlar ve onlara bağlı çalışan dar grup tarafından belirleniyor. Hal böyle olunca halkın, örgütün ihtiyaçları değil “merkezin” talepleri doğrultusunda şekilleniyor. Politik ve ekonomik rant üzerine kurulu örgüt yapısının bu duruma itiraz etmesi de mümkün olmuyor.
AKP ve MHP’nin koalisyon olması dışında diğer ortak noktaları da liderlerinin politik olarak son dönemlerinde olmaları. 2028 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi partilerinin başında katılacakları son kampanya olabilir.
Bu yüzden “Erdoğan ve Bahçeli sonrası” asla gündemden düşmeyecek bir başlık. Hiç kuşku yok ki bu başlık parti içlerinde yarılmalara ekipleşmelere yol açıyor. İki lider durumu bugüne kadar idare etmeyi başardı. Ama ekonomik ve siyasal krizler partide deprem etkisi yaratıyor. İki partinin krizi kronik ve tedavisi yok. Bugün yeterince tartışılmaması iktidarın medya başarısı. Ama yaşananlara bakınca parti içindeki ses yalıtımlı odalar bile gürültüyü önlemeye yetmeyecek gibi görünüyor.
Kaynak: BirGün




