Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Cumartesi Anneleri 1112'nci haftada Ferhat Tepe'nin akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 1112'nci haftada Ferhat Tepe'nin akıbetini sordu

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve faillerin yargılanması talebiyle 1995 yılından bu yana Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, 1112’nci haftada gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe için adalet istedi.

Bu haftaki basın açıklamasını İkbal Eren okudu. “Türkiye’de gözaltında kaybedilenlerin anne ve babalarının ömürleri, ne yazık ki hakikate ve adalete ulaşmaya yetmiyor. Cezasızlık yalnızca failleri korumuyor; yıllardır evlatlarını arayan anne ve babaların ömürlerini de tüketiyor” ifadelerini kullanan Eren, 33 yıl önce gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe için adaletin sağlanmasını istedi.

Ferhat Tepe’nin ağır işkence görmüş cansız bedenine Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda “meçhul kişi” olarak gömülmüş halde ulaşıldığı anımsatılan açıklamada, “Etkili bir soruşturma yürütülmedi ve iç hukuk yollarından sonuç alınamadı” denildi.

Açıklamada, hakikati ortaya çıkaracak, sorumluları yargı önüne çıkaracak etkili bir soruşturma ve kovuşturma çağrısı yapıldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Bu hafta, uzun yıllar hakikat ve adalet mücadelesini birlikte yürüttüğümüz mücadele arkadaşımız İshak Tepe’nin yokluğunda, ilk kez oğlu Ferhat Tepe’yi anıyoruz.

Türkiye’de gözaltında kaybedilenlerin anne ve babalarının ömürleri, ne yazık ki hakikate ve adalete ulaşmaya yetmiyor. Cezasızlık yalnızca failleri korumuyor; yıllardır evlatlarını arayan anne ve babaların ömürlerini de tüketiyor.

1112.haftamızda, İshak Amcamızın bıraktığı yerden sesleniyoruz: 33 yıl önce gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe için hakikati açıklayın, adaleti sağlayın.

Ferhat Tepe, 19 yaşında Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiriydi. Tıpkı gazetenin diğer çalışanları gibi, gerçekler karanlıkta kalmasın diye gazetecilik yapıyordu.

İshak Tepe, oğlunun gazeteciliğe başlamasını yıllar sonra şöyle anlatmıştı:

“Gençti, hevesliydi. O dönem bölgede köyler yakılıyordu, insanlar kaçırılıp öldürülüyordu. Herkes korkuyordu, Ferhat cesaret etti.”

Ferhat Tepe, 28 Temmuz 1993’te Bitlis şehir merkezinde silahlı ve telsizli üç kişi tarafından kaçırıldı. Ailesinin ve çalıştığı gazetenin tüm başvurularına rağmen devletin ilgili kurumları onun gözaltına alınmadığını ileri sürdü.

Kaçırılmasından sonra aileyi telefonla arayan bir kişi, Ferhat’ı Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını, serbest bırakılması için babası İshak Tepe’nin DEP Bitlis İl Başkanlığı görevinden istifa etmesi ve yüklü miktarda para ödemesi gerektiğini söyledi.

İshak Tepe, telefondaki sesi, kısa süre önce bir toplantıda kendisini tehdit eden Tatvan Tugay Komutanı Korkmaz Tağma’nın sesine benzetti. 6 Ağustos 1993 tarihli Özgür Gündem gazetesi “Telefondaki tugay komutanıydı” manşetiyle yayımlandı. Haberde, İshak Tepe’nin oğlunun kaçırılmasından Korkmaz Tağma’yı sorumlu tuttuğu yer aldı.

Ferhat’ı her yerde arayan ailesi ve çalışma arkadaşları, onun ağır işkence görmüş bedenine 13 gün sonra Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda, “meçhul kişi” olarak gömülmüş halde ulaştı. Bedeninde ağır işkence izleri vardı.

“Etkili bir soruşturma yürütülmedi”

Ferhat’ın kaçırılmasına tanık olanlar vardı. Ayrıca Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda işkenceli sorguda gördüğünü açıklayan 14 tanık bulunuyordu. Buna rağmen etkili bir soruşturma yürütülmedi ve iç hukuk yollarından sonuç alınamadı.

Bunun üzerine aile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” bulunduğunu tespit etti. Türkiye’nin olayın aydınlatılması konusunda Mahkeme ile iş birliği yapmadığını, gerekli bilgi, belge ve tanıklara erişimi engellediğini belirledi. Yaşam hakkının usul boyutunun ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmederek Türkiye’yi mahkûm etti.

Anayasa Mahkemesi de 16 Haziran 2016 tarihli kararında, savcılığın soruşturmayı genişletmek için gerekli adımları atmadığını, delillerin toplanmasında özen göstermediğini ve soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını tespit ederek “etkili soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Ancak zamanaşımını gerekçe göstererek dosyanın yeniden açılmasının önünü kapattı. Böylece Ferhat Tepe’yi işkenceyle öldürenler ve bedenini kaybedenler cezasız bırakıldı.

Ferhat Tepe’nin gözaltında kaybedilişinin 33. yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Uluslararası hukukun emredici kurallarına uyun. Ferhat Tepe dosyasını insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında değerlendirin. Zamanaşımını işletmeyin. Hakikati ortaya çıkaracak, sorumluları yargı önüne çıkaracak etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütün.

Bugün bir kez daha söylüyoruz: Evlatlarına, hakikate ve adalete ulaşamadan aramızdan ayrılan bütün anne -babaların bıraktığı yerden mücadelemizi sürdüreceğiz.

Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Kaynak: Haber Merkezi

To read the full story from the source: Elips Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement