Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Çocuk Parkından Huzurevine Giden Yol

Çocuk Parkından Huzurevine Giden Yol

Bugün Acısını Yok Saydığımız Çocuk Yarın Bizi Duyar mı?

Özellikle son yıllarda ebeveynlerin ağzından sık sık şu cümleleri duyuyorum. “Çocuğa hiç karışmayacaksın, düşe kalka öğrensin, Amerika’da, Avrupa’da böyle çocuk yetiştiriyorlar. Bak, onların çocukları nasıl kendine özgüvenli! Bir de bizim çocuklara bak… Çocuk ne yaparsa yapsın karışma. Çocuk düşerse sen kaldırma.

Eminim benim gibi 30 yaş civarı olup kendi arkadaş grubundan bunları duymayan yoktur. Son yıllarda ebeveynler, Amerikan menşeili “FAFO Ebeveynlik” (bu ebeveynlik ekolü hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, detaylı olarak anlattığım yazı profilimde mevcut) akımının etkisiyle hem de aşırı korumacı ebeveyn tutumlarının çocuklar üzerindeki etkilerini görünce, bu yeni yönteme sığınmaya başladılar.

Peki, çocuğumuz düştüğünde onu gerçekten kaldırmamalı mıyız? Yoksa ağıtlar eşliğinde, en hafif bir düşmede bile panikle acile mi koşmalıyız? Baştan söyleyeyim bu iki davranış biçimi de yanlış ve kendi içerisinde ciddi dezavantajları var.

Hatta farkında olmadan, çocuğunuzu parkta oynatırken kendiniz için de huzurevine giden yolun taşlarını birer birer örüyor olabilirsiniz. Nasıl mı? Gelin anlatayım…

Havada Süzülen Çocuk ve “Hadi Kalk” Efsanesi

Kızımla parkta oynarken, hemen hemen kızımın yaşlarında bir kız çocuğu ve babası da parka geldi. Biz tam eve gitmek için hazırlanıyorduk ki diğer çocuk koşarak yanımızdan geçti. Yanımızdan geçtikten hemen sonra ayağı taşa takıldı ve havaya yükseldi, havada biraz süzüldü ve yere düştü.

Babası yanında olduğu için ben müdahale etmedim. Ama çocuğun havada adeta süzülüşü ve sonrasında yere düşüşünü görünce içim acıdı.

O anı hayal etmenizi istiyorum: Parkta ben ve kızım bir de diğer çocukla babası var.

Çocuk yere düştükten birkaç saniye sonra kafasını kaldırdı ve acı içerisinde babasına baktı. Babası kızın başında durdu ve sadece şunları söyledi; “Bir şey olmadı. Hadi kalk!”.

Gerçekten hiçbir şey olmamış mıydı? Aslında gayet olmuştu. Çocuk koşarken ayağı takılmış ve yere sert bir şekilde düşmüştü. Dolayısıyla canı yanmış hatta belki kolu, bacağı çizilmişti.

Photo by Huseyin Akuzum on Unsplash

“Canım Yanıyor, Yoksa Ben mi Yanlış Hissediyorum?”: İlk Duygusal Kopuş

Şimdi olaya çocuğun gözünden bakalım; mutlu bir şekilde parkta oynuyorsun. Sonra ayağın takılıyor ve düşüyorsun. Canın yanıyor. O ilk birkaç saniyeden sonra sana destek olması, seni anlaması için yanında olan babana bakıyorsun ve babanın söylediği tek şey; “Hadi kalk! Bir şey olmadı!”

Babası gerçekten bir şey olmadığını, çocuğun canının yanmadığını mı düşünüyordu? Elbette hayır. Peki çocuğunu umursamıyor muydu? Tabi ki hayır. Çocuğunu parka getirmiş ve onunla ilgileniyordu. Ama yukarıda bahsettiğim efsaneyi bir yerden ya duymuş ya da okumuş ve inanmıştı. “Amerika’da, Avrupa’da çocuk yere düşünce ebeveyni onu kaldırmaz. Bak görüyor musun? O çocuklar nasıl özgüvenli, kendi işlerini kendi hallediyor.”

Biz tekrar parka dönelim ve çocuğun gözünden olaya bakmaya devam edelim.

Kendinizi çocuğun yerine koyun o an ne hissederdiniz? Babanız size; “Kalk bir şey olmadı.” diyor ama canınızın yandığını hissedebiliyorsunuz. “Acaba ben mi yanlış hissediyorum?” ya da “Demek ki ben yanlış şeyler hissediyorum” diye düşünmeniz çok normal.

Duygularınızın anlaşılmadığını düşünebilirsiniz.

Ayrıca aileniz bile olsa başkalarının yanında duygularınızı belli etmenizin pek de iyi bir fikir olmadığını düşünebilirsiniz. Çünkü; duygunuzu gösterdiğiniz anda sizi bu dünyada en çok seven, değer veren kişi olan; ebeveyninizin ketum bir tavrıyla karşılaştınız.

Asıl bomba ise sonda geliyor; “Demek ki bu hayatta kim düşerse düşsün herkes kendi ayağa kalkacak.” gibi bir düşünce zihninize yerleşebilir.

Geleceğe Atılan Bumerang:Bugünün Yalnızlığı, Yarının Mesafesi

İşte çocuğunuzun zihnine yerleştirdiğiniz bu yanlış düşünceler tıpkı bir bumerang gibi yıllar sonra gelip sizi bulabilir. Yani küçüklüğünde “Haydi kalk. Bir şey olmadı!” diyerek duygularını görmezden geldiğiniz ve yalnız bıraktığınız çocuğunuz siz yaşlanınca size yardımcı olmak yerine ; “Bana ihtiyacın yok. Sen kendin halledebilirsin. Kim düşerse kendi kalkacak” diyebilir.

Elbette bunu direkt söylemez ama davranışlarıyla bunu belli eder. Unutmayın bunu çocuğunuza siz öğrettiniz. Yani çocuğunuzla parka giderken attığınız her adımda aslında kendinize de huzur evi yolu inşa ediyor olabilirsiniz.

Biraz içinizi kararttığımın farkındayım. Ancak yukarıda bahsettiğim yanlış davranışla maalesef çevremde sık sık karşılaşıyorum ve bu tür yaklaşımların övüldüğünü görüyorum. Aileler çocuklarının daha “özgüvenli, kendi ayakları üzerinde duran” bireyler olması için istemeden de olsa çocuklarına telafisi mümkün olmayan zararlar verebiliyorlar. Peki ne yapmalı? Gelin birlikte bakalım..

Photo by jahir martinez on Unsplash

Ebeveynlikte Güvenli Liman Olmak: Adım Adım Doğru Yaklaşım

Ebeveynlik bir denge meselesidir. Çocuğumuzun canı yandığında, başarısızlığa uğradığında, herhangi bir konuda zorlandığında hemen dünyanın sonuymuş gibi feryat figan etmeyeceğiz ama onun duygularını da göz ardı etmeyeceğiz.

Aslında çocuğumuzun bizden beklediği şey son derece basit; duygularını anladığımızı ona hissettirmek ve onun yanında olmak.

Şimdi tekrar örneğimize dönelim ve böyle bir durumda nasıl tepki vermemiz gerektiğine bakalım. Hazırsanız sahneyi geri sarıyorum…

Çocuk parkta koşarken ayağı taşa takılıyor, havada süzülüyor ve düşüyor. Birkaç saniye sonra acıyla kafasını kaldırıp babasına bakıyor. Babasının yapması gereken şey;

1. Fiziksel ve Durumsal Değerlendirme (Birinci Öncelik: Güvenlik)

Nasıl Uygulanır? Vücudunda herhangi bir kanama, burkulma, çıkık ya da ciddi bir travma belirtisi olup olmadığını gözlemleyin. Eğer fiziksel bir tehlike yoksa, onu sarsmadan ve acele ettirmeden yumuşakça destekleyin. Bu ilk yaklaşım, çocuğa “Çevrende ne olursa olsun, ben senin güvenli limanımım ve buradayım” mesajını verir.

2. Regülasyon ve Fiziksel Temas (Sinir Sistemini Yatıştırma)

Çocuklar acı, korku ya da şaşkınlık yaşadıklarında sinir sistemleri hızla “savaş ya da kaç” moduna geçer. Bu aşamada yapacağınız en büyük hata onlara mantıklı açıklamalar yapmak ya da “Kalk, bir şeyin yok” diyerek geçiştirmektir. Çocuğun mantık beyni (prefrontal korteks) o an devre dışıdır; onun ihtiyacı olan tek şey “ko-regülasyon” yani sizin sakinliğinizle sakinleşmektir.

Nasıl Uygulanır? Çocuğunuza sarılın. Çoğu zaman hiçbir şey söylemenize gerek yoktur. Sadece yanına çöküp, göz hizasına inip onu kucaklamak, ten teması kurmak ve derin, sakin nefesler almak, onun uyarılmış sinir sistemini saniyeler içinde yatıştıracaktır. Sizin sakinliğiniz, onun acıyla baş etme anahtarıdır.

3. Duygusal Aynalama ve Yansıtma (Duygusal Kabul)

Psikolojide “aynalama” (mirroring) olarak adlandırılan bu adım, çocuğun hissettiği duyguya isim verme ve onu onaylama sürecidir. Çocuğa acısını inkar ettirmek (“Acımadı ki!” demek) onda bilişsel bir çelişki yaratır; çünkü çocuk canının yandığını hissetmektedir ama en güvendiği yetişkin ona aksini söylemektedir.

Nasıl Uygulanır? Duygusunu olduğu gibi ona yansıtın: “Koşarken ayağın takıldı ve sertçe düştün. Canının yandığını ve canın yandığı için de korktuğunu görüyorum. Ve bu çok normal. Ben buradayım.” Bu yaklaşım, çocuğun kendi duygularına güvenmesini, duygularını bastırmamasını ve ileride empati yeteneği yüksek bir birey olmasını sağlar.

Özgüven Yalnızlıktan Değil, Güvenden Beslenir

Değerli ebeveynler şunu çok iyi biliyorum ki; ben, siz, kısacası hepimiz evlatlarımızın iyiliğini istiyoruz. Ancak onları daha güçlü yapmak isterken aslında daha kırılgan hale getirebileceğimizi unutmamamalıyız.

Unutmayın! Özgüven, düştüğünde yalnız bırakılan ve acısı yok sayılan çocuklarda değil; “Ben düştüğümde arkamda beni tutacak, acımı anlayacak bir ailem var, o halde daha cesurca koşabilirim” diyen, güvenli bağlanmış çocuklarda gelişir.

Bugün parkta düştüğünde kafasını kaldırdığında gözlerinde görülme arayışı olan o küçük çocuğun elini tutmaz, acısını yok sayarsak; yarın biz yaşlanıp hayatın engebelerinde tökezlediğimizde, onların da bize “Kalk, bir şeyin yok, kendin halledebilirsin” demesine şaşırmamalıyız.

Bu yolculukta yalnız değilsiniz.

Çocuğunuzun dünyasına dair daha derin, bilimsel ve samimi keşiflerde buluşmak isterseniz beni Medium üzerinden takip edebilir, yazılarımın daha fazla ebeveyne ulaşması için alkışlarınızla (claps 👏) destek olabilirsiniz.

Mustafa Masmanacı

Ebeveynlik yolculuğunda merakın ve bilimin izinde.


Çocuk Parkından Huzurevine Giden Yol was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement