İstanbul’da bir ortaokul öğretmeni, öğrencisine yönelik cinsel içerikli mesajlar gönderdiği ve “Uygunsuz yakınlık kurduğu” gerekçesiyle hâkim karşısına çıkarıldı. Mahkeme, öğretmenin öğrencisine yönelik eylemi, “Çocuğa karşı cinsel taciz” olarak değerlendirdi. Ortaokul öğrencisi B.H, öğretmeni tarafından uzun süre boyunca rahatsız edici davranışlara maruz bırakıldığını ailesine anlattı. Aile, kızlarının yaşadıklarına yönelik İstanbul Kartal Çocuk Büro Amirliği’ne giderek şikâyetçi oldu.
GEÇ SAATTE MESAJ
Şikâyetin üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, öğretmenin öğrencisine diğer öğrencilerden farklı davrandığı ve “Öğretmenin öğrenciye karşı farklı davranışlarının” sınıf arkadaşları tarafından da fark edildiği belirtildi. İddianameye göre öğretmen, görev gereği ihtiyaç duymadığı halde öğrencinin telefon numarasını arkadaşlarından temin etti. Öğretmenin, düzenlenen okul gezisinde çekilen fotoğrafları gece geç saatlerde öğrenciye gönderdiği, hafta sonları “Günaydın” mesajları attığı ve özel yaşamına ilişkin bilgiler paylaştığı kaydedildi.
Dosyada yer alan ifadelere göre öğretmen, öğrenciyi bir sınıf arkadaşı aracılığıyla iftara çağırdı. Öğretmenin öğrenciye zaman zaman uygunsuz ifadelerle hitap ettiği, temasta bulunduğu öğrencinin ise bu davranışlardan rahatsızlık duyduğu vurgulandı. Sınıf arkadaşlarının öğrenciye, kendisine aşırı yakın davranan öğretmenden uzak durmasını tavsiye ettiğine de iddianamede yer verildi.
Savcılık, öğrenci beyanları, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer delillerle birlikte öğretmenin eylemlerinin, “Çocuğun cinsel istismarı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Dosya, 2018 yılında davaya dönüştü. İstanbul Anadolu 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dosyada, tartışmalı bir karara hükmedildi. Mahkeme, öğretmenin davranışlarının cinsel istismar boyutuna ulaşmadığını ancak, “Çocuğa karşı cinsel taciz” suçunu oluşturduğunu belirtti.
CEZAYA ERTELEME
Kararda, öğretmenin öğrenciye uygunsuz ifadeler kullanması, arkadaşları aracılığıyla çiçek göndermesi, gece geç saatlerde fotoğraf paylaşması ve sürekli mesaj göndermesi gibi eylemlerin de “Sözlü cinsel taciz” kapsamında kaldığı ileri sürüldü. Gerçekleştirilen yargılamanın ardından sanık öğretmene verilen 13 ay 15 gün hapis cezası, iyi hal indirimi uygulanarak 11 ay 7 güne düşürüldü. Mahkeme, öğretmene verilen hapis cezasını, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulaması ile erteledi. Mahkemenin kararına, mağdur öğrenci ve ailesi, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı itiraz ederek öğretmenin, “Sarkıntılık boyutuna ulaşan” davranışlarının, öğretmen olması nedeniyle daha ağır hükümle cezalandırılması gerektiğini bildirdi. İtirazları inceleyen İstanbul Anadolu 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ise kurulan hükmün ve “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının” hukuka uygun olduğunu belirterek tüm itirazları reddetti.
EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR
Dosya, Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Yüksek mahkeme, 21 Mayıs 2026 tarihinde karara bağladığı dosyada, “Etkin soruşturma yapılmadığının” altını çizdi. AYM, “Öğretmenin öğrencinin omzuna el atması ve beline sarılması” yönündeki iddiaların dikkate alınmadığını belirtti. AYM’nin kararında öte yandan, Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporda yer alan öğrenci beyanlarının yeterince incelenmediğine de dikkat çekildi. AYM, dosyada çocuğun üstün yararı ilkesine uygun bir değerlendirme yapılmadığı ve delillerin yeterince araştırılmadığı sonucuna vardı. Yüksek Mahkeme, “Maddi ve manevi varlığın korunması hakkının” ihlal edildiğine hükmederek, dosyayı yeniden yargılama için İstanbul Anadolu 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
Kaynak: BirGün
