HomeTürkçe HaberlerGündemCHP'li Karabat'tan VakıfBank'a Sert Eleştiri: Kamu Kaynakları Yandaş Medyaya Mı Gidiyor?

CHP'li Karabat'tan VakıfBank'a Sert Eleştiri: Kamu Kaynakları Yandaş Medyaya Mı Gidiyor?

Published on

spot_img

CHP'li Karabat'tan VakıfBank'a Sert Eleştiri: Kamu Kaynakları Yandaş Medyaya Mı Gidiyor?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, VakıfBank’ın bir televizyon yarışmasına verdiği sponsorluğu kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerle gündeme taşıdı. Kamu bankalarının önceliğinin üretici ve esnafa destek olması gerektiğini savunan Karabat’ın dikkat çeken açıklamalarının tüm ayrıntıları haberimizde…

Kaynak: ABC Gazetesi

Latest articles

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan tarihi zirve sonrası önemli mesajlar: Daha güçlü NATO'nun temelleri atıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,⁠ ⁠36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin basın toplantısı düzenliyor. Daha güçlü bir NATO'nun temellerinin Ankara'da atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin başarıyla tamamlandığını ifade etti. Erdoğan, "NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. İttifak üyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk." dedi.

MAÇ SONUCU: Fenerbahçe 5-0 Admira Wacker

Yeni sezonun çalışmalarını Avusturya kampında sürdüren Fenerbahçe, hazırlık maçında Admira Wacker ile karşı karşıya geldi. Yeni sezon öncesi ilk maçında sarı lacivertliler, sahadan 5-0'lık galibiyetle ayrıldı.

İsrail basını yazdı: Erdoğan, Türkiye'yi bölgesel süper güç yaptı

Israel Hayom gazetesinin haberinde, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenlik ve diplomasi alanlarındaki başarısının yanı sıra Türkiye'yi bölgesel ve uluslararası bir güç olarak konumlandırma hedefini gösteren bir platforma dönüştüğü belirtildi.

İlginizi Çekebilir

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Zirvesi ile Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumunu daha da sağlamlaştırdığı vurgulandı.

Türkiye’nin 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeriyle NATO içinde ABD’den sonra en büyük ikinci orduya sahip olduğunu ve savunma sanayisinin son 10 yılda belirgin bir ivme kazandığı, Ankara’nın savunma sanayi alanındaki tedarikçi rolünün ötesine geçerek politika dikte edebilen stratejik bir ortak olmayı hedeflediği kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu bağlamda, Türkiye'nin Avrupa savunma ve güvenlik mimarisine, özellikle de Avrupa Birliği'nin 150 milyar avroluk (171 milyar dolar) SAFE programına "dahil edilmesi" için baskı yaptığı aktarıldı.

"TÜRKİYE, MEVCUT DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN BİR ÜLKE"

Israel Hayom gazetesine konuşan Ariel Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları ve Siyaset Bilimi Bölümü'nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türk politika yapıcılarının diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anladığını belirtti.

Dr. Ophir, Türkiye'nin son yıllarda izlediği politikaya ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye'nin askeri tahkimatı kendi başına bir amaç değildir. Bu, hırslı ve revizyonist bir dış politikayı desteklemenin bir aracı. Yani, Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke. Ankara'nın son yıllarda kendisini daha önce karakterize eden temkinli, statüko odaklı dış politikadan kademeli olarak uzaklaştığını görebiliyoruz. Türkiye bunun yerine sadece bölgesel statükoyu değil, küresel güç dengesini de reddeden; oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen daha bağımsız ve kararlı bir tutum takındı."

Türkiye'nin geniş jeopolitik hedefleri için savunma sanayisinin temel gövde işlevi icra ettiğini savunan Ophir, "Türkiye'nin politika yapıcıları, diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anlıyorlar. Eğer bir ülke Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar, Orta Doğu, Balkanlar ve giderek artan bir şekilde Afrika ve Orta Asya'daki olayları etkilemek istiyorsa, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilecek askeri güce ihtiyacı vardır." dedi.

Türkiye'nin NATO üyeliğinin ülkenin askeri gücünü önemli ölçüde ilerlettiğini de savunan Dr. Ophir, "NATO'ya katıldığından beri Türk ordusu, ortak tatbikatlara katılma yeteneğinden, standardizasyondan, istihbarat paylaşımından ve dünyanın en gelişmiş ordularıyla birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesinden yararlandı. Türkler askeri tehditlere karşı bir savunma ağı alıyorlar.” dedi.

TÜM KOMŞULARININ TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜK BİR ASKERİ BÜTÇE

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre, Türk savunma sanayisinin dünyada 11. sırada yer aldığı ve küresel silah pazarının yüzde 1,8’ine sahip olduğunu hatırlatan haberde, Türkiye'nin savunma sanayisi ihracatının, 2024 yılında yüzde 29, 2025’te ise yüzde 48’lik artış gösterdiği aktarıldı.

Haberde, SIPRI verilerine göre, Türkiye'nin 2025 yılındaki askeri harcamalarını 2024 yılına kıyasla reel bazda yüzde 7,2 artırdığı ve son 10 yılda savunma bütçesinin yüzde 94 büyüdüğünün altı çizildi.

Türkiye’nin artık sadece bir askeri tedarikçi olmayı arzulamadığını, aynı zamanda "bölgede ve hatta belki de dünyada birinci sınıf bir askeri güç olmayı hedeflediğini" belirten haberde, Türkiye'nin askeri harcamalarının 2025 yılında 30 milyar dolara ulaşarak yakın komşularının toplam savunma harcamalarını aştığı ve bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya sebep olduğu belirtildi.

Haberde, Türkiye'nin savunma harcamalarının Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer komşu ülkelerin toplamda yaklaşık 25 milyar dolara ulaşan tahmini toplam askeri bütçelerini aştığı belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Costa ve Komisyon Başkanı von der Leyen ile görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında temaslarına devam ediyor.

Erdoğan, bu kapsamda AB Konseyi Başkanı Costa ve AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile çalışma yemeğinde bir araya geldi. Yemek, basına kapalı gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan F-35 açıklaması! 'NATO Zirvesi başarıyla tamamlandı'

More like this

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan tarihi zirve sonrası önemli mesajlar: Daha güçlü NATO'nun temelleri atıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,⁠ ⁠36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin basın toplantısı düzenliyor. Daha güçlü bir NATO'nun temellerinin Ankara'da atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin başarıyla tamamlandığını ifade etti. Erdoğan, "NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. İttifak üyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk." dedi.

MAÇ SONUCU: Fenerbahçe 5-0 Admira Wacker

Yeni sezonun çalışmalarını Avusturya kampında sürdüren Fenerbahçe, hazırlık maçında Admira Wacker ile karşı karşıya geldi. Yeni sezon öncesi ilk maçında sarı lacivertliler, sahadan 5-0'lık galibiyetle ayrıldı.

İsrail basını yazdı: Erdoğan, Türkiye'yi bölgesel süper güç yaptı

Israel Hayom gazetesinin haberinde, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenlik ve diplomasi alanlarındaki başarısının yanı sıra Türkiye'yi bölgesel ve uluslararası bir güç olarak konumlandırma hedefini gösteren bir platforma dönüştüğü belirtildi.

İlginizi Çekebilir

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Zirvesi ile Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumunu daha da sağlamlaştırdığı vurgulandı.

Türkiye’nin 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeriyle NATO içinde ABD’den sonra en büyük ikinci orduya sahip olduğunu ve savunma sanayisinin son 10 yılda belirgin bir ivme kazandığı, Ankara’nın savunma sanayi alanındaki tedarikçi rolünün ötesine geçerek politika dikte edebilen stratejik bir ortak olmayı hedeflediği kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu bağlamda, Türkiye'nin Avrupa savunma ve güvenlik mimarisine, özellikle de Avrupa Birliği'nin 150 milyar avroluk (171 milyar dolar) SAFE programına "dahil edilmesi" için baskı yaptığı aktarıldı.

"TÜRKİYE, MEVCUT DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN BİR ÜLKE"

Israel Hayom gazetesine konuşan Ariel Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları ve Siyaset Bilimi Bölümü'nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türk politika yapıcılarının diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anladığını belirtti.

Dr. Ophir, Türkiye'nin son yıllarda izlediği politikaya ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye'nin askeri tahkimatı kendi başına bir amaç değildir. Bu, hırslı ve revizyonist bir dış politikayı desteklemenin bir aracı. Yani, Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke. Ankara'nın son yıllarda kendisini daha önce karakterize eden temkinli, statüko odaklı dış politikadan kademeli olarak uzaklaştığını görebiliyoruz. Türkiye bunun yerine sadece bölgesel statükoyu değil, küresel güç dengesini de reddeden; oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen daha bağımsız ve kararlı bir tutum takındı."

Türkiye'nin geniş jeopolitik hedefleri için savunma sanayisinin temel gövde işlevi icra ettiğini savunan Ophir, "Türkiye'nin politika yapıcıları, diplomatik hedeflerin askeri güçle desteklenmesi gerektiğini anlıyorlar. Eğer bir ülke Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar, Orta Doğu, Balkanlar ve giderek artan bir şekilde Afrika ve Orta Asya'daki olayları etkilemek istiyorsa, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilecek askeri güce ihtiyacı vardır." dedi.

Türkiye'nin NATO üyeliğinin ülkenin askeri gücünü önemli ölçüde ilerlettiğini de savunan Dr. Ophir, "NATO'ya katıldığından beri Türk ordusu, ortak tatbikatlara katılma yeteneğinden, standardizasyondan, istihbarat paylaşımından ve dünyanın en gelişmiş ordularıyla birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesinden yararlandı. Türkler askeri tehditlere karşı bir savunma ağı alıyorlar.” dedi.

TÜM KOMŞULARININ TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜK BİR ASKERİ BÜTÇE

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre, Türk savunma sanayisinin dünyada 11. sırada yer aldığı ve küresel silah pazarının yüzde 1,8’ine sahip olduğunu hatırlatan haberde, Türkiye'nin savunma sanayisi ihracatının, 2024 yılında yüzde 29, 2025’te ise yüzde 48’lik artış gösterdiği aktarıldı.

Haberde, SIPRI verilerine göre, Türkiye'nin 2025 yılındaki askeri harcamalarını 2024 yılına kıyasla reel bazda yüzde 7,2 artırdığı ve son 10 yılda savunma bütçesinin yüzde 94 büyüdüğünün altı çizildi.

Türkiye’nin artık sadece bir askeri tedarikçi olmayı arzulamadığını, aynı zamanda "bölgede ve hatta belki de dünyada birinci sınıf bir askeri güç olmayı hedeflediğini" belirten haberde, Türkiye'nin askeri harcamalarının 2025 yılında 30 milyar dolara ulaşarak yakın komşularının toplam savunma harcamalarını aştığı ve bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya sebep olduğu belirtildi.

Haberde, Türkiye'nin savunma harcamalarının Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer komşu ülkelerin toplamda yaklaşık 25 milyar dolara ulaşan tahmini toplam askeri bütçelerini aştığı belirtildi.