Gündem

Kütahya – Polisin ihtarına uymayıp kaza yapan 16 yaşındaki sürücüye 282 bin lira ceza

Kütahya - Polisin ihtarına uymayıp kaza yapan 16 yaşındaki sürücüye 282 bin lira ceza

Manavgat Belediyesi'nde 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' davasında karar duruşmasında ikinci gün

Manavgat Belediyesi'nde 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' davasında karar duruşmasında ikinci gün
spot_img

Keep exploring

Devlete borç da kredi kartından

Market ve gıda harcamaları kredi kartı kullanımında ilk sıralardaki yerini korurken vergi ve kamu ödemelerinin payı da hızla büyüyor. Mart ayında kartla yapılan her 100 liralık harcamanın yaklaşık 9 lirasını vergi ve kamu ödemeleri oluşturdu. Kredi kartlarından vergi ve kamu harcamaları, geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 116,3 arttı.

Doğum izninde yeni süreler ve artan ödenek tutarı

7578 Sayılı Kanun’un 1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, kadın işçilerin analık izni sürelerinde önemli bir değişikliğe gidildi. Daha önce toplam 112 gün (16 hafta) olarak uygulanan izin süresi, doğum sonrasına eklenen 8 hafta ile birlikte 168 güne (24 hafta) çıkarıldı. Ancak bu haktan yararlanmak için belirlenen 15 Mayıs 2026 tarihi, hak sahipleri açısından kritik bir idari takvimi işaret ediyor.

15 MAYIS ÖNEMLİ TARİH

Yeni düzenlemeden 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapmış olup, 1 Mayıs itibarıyla henüz 24 haftalık süreyi doldurmamış olan kadın çalışanlar yararlanabiliyor. 1 Mayıs tarihinde raporu devam edenlerde sistem otomatik uzama yaparken; izni bu tarihten önce bitmiş ancak 24 haftalık sınırın içinde kalan annelerin 15 Mayıs 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar işverenlerine yazılı dilekçe vermeleri gerekmektedir.

YENİ SÜREYE GÖRE GEÇİCİ İŞ GÖREMEMEZLİK ÖDENEĞİ

İzin süresinin 112 günden 168 güne çıkması, SGK’dan alınan Geçici İş Göremezlik Ödeneği (GİÖ) toplam tutarını doğrudan etkiliyor. Mevcut brüt 33.030 TL asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama, tablonun önemini ortaya koymaktadır:

(*)Hesaplama, yürürlükteki 33.030 TL brüt asgari ücretin günlük tutarı üzerinden yapılmıştır.

Aradaki 41.104 TL tutarındaki fark, çalışan anneler için sadece ek bir izin hakkı yanında ilave bir gelir artışı sağlamaktadır.

BABALIK İZNİ

Aynı düzenleme ile işçinin eşinin doğum yapması halinde kullanılan 5 günlük ücretli babalık izni de 10 güne çıkarılmıştır.

EK ANALIK İZNİ TALEP DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

......................................... MÜDÜRLÜĞÜNE / ŞİRKETİNE

01.05.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7578 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca; 168 güne çıkarılan analık izni süresinden geriye dönük olarak yararlanmak istiyorum. İlave 8 haftalık (56 gün) izin süresinin kullandırılmasını ve gerekli SGK bildirimlerinin yapılmasını arz ederim.

TC kimlik No :  Ad Soyad: (imza)

Kredi alacakları yüzde 96 arttı

Ekonomi Servisi

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, Mart 2026 itibarıyla, bireysel kredi kartlarını da kapsayan bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacaklar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 96 artışla 331 milyar TL olarak açıklandı.

Risk Merkezi verilerine göre, 2026 yılı mart ayında bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 16 azalarak 220 bin kişi oldu.

Mart ayı itibarıyla bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 152 bin 147 olarak gerçekleşirken, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 108 bin 748 oldu. Bir önceki yılın mart ayında bu rakamlar sırasıyla 168 bin ve 143 bin kişi düzeyindeydi.

Koltuk için memleketi yakıyorlar

İBB davası çöktü, Aziz İhsan Aktaş maskara oldu. Casusluk davası bumerang gibi gelip iktidarı vurdu. Casus diye tutuklanan şahsın telefon rehberi AKP’li isimden geçilmiyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi memleketteki ekonomik yangın devam ediyor. Emekliler ayakta, sendikalar “Temmuz ayında yeni asgari ücret” diyerek meydanlara çıkmaya hazırlanıyor. Yozgat, Konya, Rize... AKP’nin kalesi diye gösterilen her yerden esnafın ve üreticinin isyan sesleri yükseliyor.

Tüm bu koşullar içinde iktidar, yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi ilerliyor. Gazeteci, sendikacı, aktivist, belediye başkanı, politikacı; önüne kim çıkarsa ezip geçmeye çalışıyor. Kural yok, kaide yok, hiçbir etik değer yok. Ellerine “her ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız” notu verilmiş onlarca bürokrat, yüzlerce trol hep bir ağızdan bağırarak ülkenin siyasi atmosferini belirlemeye çalışıyor. Yeter ki Türkiye’nin sorunları konuşulmasın, rezillikleri ayyuka çıkarılmasın.

ERDOĞAN’IN EZBERİ

İktidar 24 yıl içinde öyle yıpradı ki sokağa çıkıp vatandaşla çay içip iki laf edemeyecek düzeye geldi. Yurttaşın AKP’ye olan öfkesi, her geçen gün kalıcı bir nefrete dönüşüyor. Kamuoyu yoklamalarına yansıyan ve Erdoğan’ı mutsuz eden oy oranları bile bu öfkeyi göstermekte artık çok yetersiz. Hele kararsızlar dağıtılınca hâlâ yüzde 30’lar civarında çıkan AKP oyları öfkenin yanından bile geçemiyor. Yüzde 30 AKP üyeleri için bile inandırıcı olmaktan çok uzak. Çünkü onlar da farkındaki kararsızların çok önemli bölümünü aslında AKP’yi sonsuza kadar terk edenler oluşuyor.

Yukarıda anlatılan fotoğraf, araştırma şirketlerinin yüksek çıkan kararsız oyları çözümlemek için başvurdukları ek bir soruya verilen yanıtla biraz daha netleşti. Bu soru, “Asla oy vermem dediğiniz parti var mı?” sorusuydu. Araştırma şirketlerinden aldığımız bilgiye göre kararsız kitlenin neredeyse yüzde 70’ine yakını AKP’ye asla oy vermeyeceğini belirtiyor. Bu durum veri alındığında aslında yüzde 25’lerin altına düşen bir iktidarla karşı karşıya kaldığımız görülüyor. AKP çoktan “asla” tercih edilemeyecekler arasına girdi bile.

Erdoğan’ın anlamak istemediği ya da kabullenmediği nokta da bu. Muhalefetin bastırılıp dağıtılması durumunda toplumun çaresiz kalacağı ve yeniden iktidara yöneleceği ezberi çok güçlü şekilde Saray etrafında varlığını koruyor. Ekrem İmamoğlu’nu da aynı ezberden dolayı devre dışı bırakmaya çalıştı. Yine aynı kibirden dolayı ardından gelişen 19 Mart itirazını doğru kavrayamadı. Dönüp dolaşıp 19 Mart itirazının nedenini Özgür Özel’e ve CHP’nin varlığına bağladı. Bu yüzden de şimdi onu ezmeye çalışıyor. Önce İmamoğlu’nu, şimdi de Özel’i ezmeyi başarırlarsa her şeyin lehlerine çözüleceğini düşünüyorlar.

ÖZGÜR ÖZEL’İN GÜCÜ

Yargıdan medyaya kadar tüm silahlarla saldıran iktidar, bu yolda hiçbir kanunu, etik kuralı tanımayacağını da gösteriyor. Her türlü yalana, hileye başvuruyor. Konusu ve öznesi değişse de yeni bir “ama montaj ama değil” dönemi yine Erdoğan eliyle başlatılmış oldu.

Tüm bunlara rağmen hâlâ istediği sonucu aldığını söylemek zor. Erdoğan’ın ezberi günün sonunda artık Özel’in ve CHP’nin gücü hâline dönüştü. Son iki yılı olağanüstü koşullarda ve yargı sopası altında geçiren devletin kurucu partisi CHP, içeriden-dışarıdan gelen tüm saldırılara karşı kendince çözümler üretmeyi başardı. Burada Özel’in ve parti yönetiminin hakkını teslim ederek asıl devrede olan kuvvete işaret etmekte fayda var. Bu da baştan beri Erdoğan’ın neredeyse hiç önemsemediği, manipüle edilebilecek bir kitle olarak gördüğü yurttaşın değişim tercihi oldu. Değişim talebi iktidarın önündeki en önemli bariyer durumunda. Çünkü hangi mesele olursa olsun, konu kim ya da ne olursa olsun halkın sorduğu tek bir soru var: “Bu durum kimin işine yarıyor?”

Yurttaşın bu durumda olması Özgür Özel’in ve CHP kurmaylarının ruh hâlini de belirliyor. Salı günü Meclis’te Özgür Özel’le yaptığımız görüşmemiz bu fikri teyit eder nitelikteydi. Aynı gün yaşanan onlarca soruna rağmen yürümeye devam eden bir çarkın kurulabilmiş olması önemli. Bunun arkasında yatan esas motivasyon da sohbetimiz sırasında Özel’in Rize mitingine işaretle söylediği “halk üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor” değerlendirmesinde saklı.

Zayıflayan ama buna karşılık devasa bir iktidar makinesini elinde bulunduran iktidar bir daha halkın teveccühünü kazanamayacağını biliyor. Rızasını alarak değil, korkutarak baskıyla onu yönetmekten başka çaresi olmadığı kanaatine de sahip. Buna rağmen teslim olmayan, her fırsatta itirazını güçlü şekilde ifade eden milyonlarca insan var. O zaman tekrardan CHP lideri Özel’in görüşme sırasında üzerinde ısrarla durduğu ve muhalefet için talep ettiği ‘seferberlik’ meselesine dönmek gerekir.

İktidar eliyle yürütülen topyekûn saldırıya karşı; hedefi olan, her koşulda bir arada duran, adım adım örgütlülüğünü güçlendiren bir toplumsal muhalefete ihtiyaç var ve bu hâlen oluşmuş değil.

Metallica konseri hakkında bilinmeyenler

Sanatçı ve müzikseverleri aynı ortamda buluşturan konserlerin tadı bir başkadır. Binlerce konser verdim, yüzlerce konsere de izleyici olarak katıldım. Her birinin heyecanı başkadır. Sahneye çıkmanın da salonda ya da Açıkhava’da sevdiğim bir sanatçı ya da grubu izlemenin de. Unutamadığım konserler arasında Joan Baez, Leonard Cohen ve Nick Cave ilk 3 sırayı alır. Baez’in tek gitarıyla tüm şarkılarını beş bin kişilik bir koroyla söylemesi, Cohen’in fötr şapkasıyla seyirciyi ve müzisyenlerini selamlaması, Cave’in ise inanılmaz karizmasıyla gözleri kapalı bizleri adeta mistik bir aleme götürmesini hiç unutmadım. Son dönemlerde ne yazık ki böyle konserleri izleyemez olduk.

Hem Türk Lirası’nın euro ve dolar karşısındaki değer kaybı, hem lojistik hizmetlerin ülkemizde çok yüksek fiyatlara çıkması hem de siyasi nedenlerden dolayı sevdiğimiz sanatçıların konserleri artık hayal oldu.

En son Metallica konseri de bu saydığım nedenlerden dolayı ne yazık ki iptal oldu.

2 Mayıs’ta İstanbul’un önemli stadyumlarından birinde yapılması düşünülen konsere ilk darbe stadyum kirasından geldi. Tüpraş ve Rams Park'ın kirası 600.000 euro. Yaklaşık 32 milyon lira. Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinden tırlar ücretsiz geçerken, 70 tırla Türkiye’ye gelmesi beklenen Metallica’ya tır başına 3.750 euro gümrük masrafı çıkmış. Bu da Türk lirasına çevirince konseri yapacak organizatöre yaklaşık 9.5 milyon liralık bir maliyet demek.

Buna bir de yüzde 20'lik KDV ve yüzde 10'luk eğlence vergisini ekleyince, bu masraflar biletlere yansıyınca da ortaya Avrupa ve Dünya bilet standartlarının çok üstünde bir bilet ücreti çıkmış.

Ayrıca böyle büyük konserlerin olmazsa olmazları sponsorlar. Ama Türkiye’de ne bir alkol firmasının bu konsere sponsor olması söz konusu ne de konserlerde de olsa stadyumlarda alkol satılması. Atina’daki konser kirası 75.000 euro, İstanbul’da tam sekiz katı, 600.000 euro. Avrupa Birliği ülkelerinde tırların geçiş ücreti için herhangi bir ücret söz konusu değilken Türkiye’ye girişte 262.500 euro.

Böylesine büyük bir organizasyona girişecek bir organizatör daha işin başında 800.000-900.000 euroluk bir ek maliyetle karşı karşıya.

Bu ek masrafların bilet fiyatlarına yansıması ise fazladan 600 lira demek.

Aslında yapılan her harcama bilet fiyatlarının daha da yükselmesine neden oluyor. Bunun içinde İstanbul’un dünya turnelerindeki ana rotaların (Orta ve Batı Avrupa) coğrafi olarak uzağında kalması ve ek olarak yakıt maliyetlerini ve şoför harcırahlarını artırması da var. Bu masraflar da ne yazık ki bilet fiyatlarına yansıyınca hem organizatör hem de izleyici için imkânsız bir durum ortaya çıkıyor.

Dünya’nın göz bebeği İstanbul’da böyle bir konseri izlemek isteyen on binlerce müziksever olduğuna eminim. Ama ne yazık ki Fransa, Polonya ya da Almanya’da bir konser gerçekleştirmek için her şart mevcutken Türkiye’de yapamamak için her zorluk mevcut. Yapacak bir şey yok. Yerli ve milli sanatçılarımızı izlemeye devam.

Kayıp çocuk 11 saat sonra evin damında ölü bulundu

Şanlıurfa’da kayıp olarak aranan Miraç İdikurt (5), 11 saat sonra evlerinin damında hareketsiz halde bulundu. Hastaneye kaldırılan ve ilk belirlemelere göre elektrik akımına kapıldığı belirtilen Miraç, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Kazakistan'da eğitimde yapay zeka dönemi

Kazakistan’da okullarda yapay zeka dönemi başlıyor. Devlet Başkanı’nın imzaladığı kararnameyle eğitim sisteminde dijital dönüşüm süreci başladı.

BAE yönetimi, Netanyahu'nun 'gizli' ziyaret açıklamasını yalanladı

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi, İran savaşı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun emirliğe gizli bir ziyaret düzenlediği açıklamasını yalanladı.

BirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 53 gündür tutuklu

Yaptığı haberler ve ortaya çıkardığı gerçekler nedeniyle hedef alınan muhabirimiz İsmail Arı, 22 Mart'tan bu yana tutuklu olarak cezaevinde. Gazeteci Arı hakkında hazırlanan iddianame, tutuklandıktan 52 gün sonra, 13 Mayıs günü Ankara 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede muhabirimiz için, "yanıltıcı bilgiyi yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar ceza istendi. İsmail Arı, 5 Haziran'da hakim karşısına çıkacak.

CHP, Adalet Bakanlığı’nın manipülasyonunu paylaştı, Cumhuriyet dezenformasyonun raporuna ulaştı: Basın aracılığıyla organize algı operasyonu!

CHP İletişim, Basın ve Medya Kanalı; Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’nin belediye soruşturmaları kapsamında dosyada geçen ifadeleri, basına değiştirerek servis ettiğini açıkladı. Gazetemiz Cumhuriyet, CHP’li avukatların bakanlığın dezenformasyon çalışmasına ilişkin raporuna ulaştı. Raporda; Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ve Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in ifadelerine ilişkin bakanlığın basına gönderdiği “word” dosyalarında ifadelerin değiştirildiği kaydedildi. Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Bulut; “Bakanlık Basın Müşaviri’nin, adliye muhabirlerinin bulunduğu whatsapp ‘Basın Bilgilendirme’ grubu üzerinden kamuoyunu yönlendirmeye dönük sistematik bir manipülasyon yürüttüğü ortaya çıkmıştır” dedi.

Yaz yalan, kış gerçek…

Ağız bedenin doruğundadır; çok rüzgâr aldığından açılıp kapandıkça ya bahara ya fırtınaya yol açan...

Türk Eczacılar Birliği Başkanı İrfan Demirci: ‘Sağlıkta söz sahibi olmak istiyorsak ulusal ilaç sanayisini geliştirmeliyiz’

Eczacılık günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Türk Eczacılar Birliği Başkanı İrfan Demirci, “Nasıl savunma sanayisinde gelişiyorsak ilaç sanayisinde de gelişmek zorundayız. Bu alan da çok önemli. Eğer sağlıkta söz sahibi olmak ya da en azından kendimize yetebilmek istiyorsak ulusal ilaç sanayisini geliştirmeliyiz” çağrısı yaptı.

Latest articles

Kütahya – Polisin ihtarına uymayıp kaza yapan 16 yaşındaki sürücüye 282 bin lira ceza

Kütahya - Polisin ihtarına uymayıp kaza yapan 16 yaşındaki sürücüye 282 bin lira ceza

Manavgat Belediyesi'nde 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' davasında karar duruşmasında ikinci gün

Manavgat Belediyesi'nde 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' davasında karar duruşmasında ikinci gün

Çatışma ortasında kalan Rümeysa'nın ölümüne ilişkin 18 sanık hakim karşısında (2)

Çatışma ortasında kalan Rümeysa'nın ölümüne ilişkin 18 sanık hakim karşısında (2)

Tanju Özcan'a 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis istemi

Tanju Özcan'a 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis istemi