Can Atalay'dan dikkat çeken 'çerçeve yasa' açıklaması
Gezi Davası nedeniyle 4 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan ve milletvekilliği düşürülen Can Atalay, Meclis gündemindeki yasa teklifi hakkında sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.
TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 12 maddelik yasa teklifinin ardından değerlendirme yapan Atalay, ülkede demokratik siyaset ortamının zorluklarına rağmen “şiddetsiz siyaset” adımlarının kıymetli olduğunu belirtti.
Açıklamasında, Kürt sorununun silahların gölgesi olmadan konuşulabilmesi için yapılan çağrıların desteklenmesi gerektiğine işaret eden Atalay, barış ateşinin korunmasının önemine vurgu yaptı.
Toplumsal mutabakat ve Meclis rolü
Sorunların çözümünün geniş bir toplumsal mutabakat gerektirdiğini ifade eden Atalay, bunun ilk adımının Meclis’in çözüm odağı olarak işlevli kılınması ve sürecin şeffaflaştırılması olduğunu kaydetti.
Atalay, önceki yıllarda atılan adımların yasal güvencelere bağlanması gerektiğini belirterek, seçme iradesini hedef alan uygulamalara son verilmesi ve eşit, özgür bir Türkiye için demokratik adımların kararlılıkla sürdürülmesi çağrısında bulundu.
Can Atalay’ın “Şiddetin gölgesini, memleketin ve Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri üzerinden kaldırmak için hatırlatma ve tavrımdır” başlığıyla yayımladığı açıklamasının şu şekilde:
“Şubat 2025’te ‘silahların bırakılması’ çağrısından hemen sonra ülkemizde; Anayasa’nın, yasaların, başta TBMM olmak üzere kurumların, kuralların askıda olduğunu dikkat merkezimizden kaçırmadan ama Kürt sorununda ‘silahlara veda çağrısı’nın başlatacağı yeni bir siyaset ortamını heba etmeden sürecin ülkemiz ve bölgemiz için önemli sonuçları olacağını açıkladım.
Bugün de ülkemizde demokratik siyaset ortamının bir yıl öncesine göre daha olumsuz olduğunun altını çizerek ‘şiddetsiz siyaset’ adımları önemlidir.
4 Mart 2025 tarihli açıklamamı tekrar paylaşıyorum.
‘Şiddetsiz bir siyaset ortamı oluşturmak için’ her yurttaşın, her kurumun önemsemesi gereken çok güçlü bir çağrı yapıldı.
Bir an için Anayasa’nın askıda olduğunu unutalım.
Bir an için hukukun en dipte, keyfiliğin dorukta olduğunu unutalım.
Bir an için her türlü demokratik talep gibi Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerinin demokratik bir ortam olmadan serpilip gelişemeyeceğini, atılan adımların güvenceye kavuşamayacağını, kalıcı olamayacağını da unutalım.
Şimdi, Kürt Sorununun silahların gölgesi olmadan, şiddetsiz bir ortamda konuşulabilmesi için, ‘önce barış’ diyen, ‘şiddetsiz bir siyaset ortamı’ için yapılan çağrıya dikkat kesilelim. Yakılmaya çalışılan barış ateşinin, her yönden esen sert siyaset fırtınalarıyla sönmemesi için çevresini kuşatalım. Toplumsallaşması için sahip çıkalım.
Kürt Sorunu üzerinden şiddetin gölgesinin kaldırılması çabaları yeni toplumsal ve siyasal mutabakatlar için bir fırsat olabilir. Bu çabanın karşılığı verilmelidir. Barışçı bir ortamda bütün görüşlerin özgürce kendini ifade edebilmesi, derinlemesine konuşulup tartışılması ‘fiili durumlar’a, siyasetin hoşgörüsüne bırakılamaz. Önceki yılların ‘fiili durumlar’ının sonuçlarını yaşamaktayız. Şiddetin siyasetten dışlanması adımları siyasetten gelen demokratik adımlarla karşılık bulmalıdır.
Sorunun çözümü geniş bir toplumsal mutabakat gerektiriyor. Toplumsal ve siyasal desteği genişletmenin ilk adımı Meclisi çözüm odağı olarak işlevli kılıp süreci şeffaflaştırmaktır. Acilen, önceki yıllarda yasal güvencelere bağlanmadan atılmış adımların ceremesini yaşayanları özgürleştirmek, Kürt yurttaşlarımızın seçme iradesini yok eden kayyumluk vesayetine son vermektir.
Her ileri adım önemlidir. Dikkate alınmayı hak eder.
Ve şimdi başta “unutalım” dediklerimizin hepsini yeniden hatırlayalım.
Cumhuriyetimizi demokratikleştirmek için; hukukun, yasaların, kurallı, kurumlu bir işleyişin kazanılması için, Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri için, eşit ve özgür bir Türkiye için yürüyüşümüze devam edelim.”
To read the full story from the source: Elips Haber






