HomeTürkçe HaberlerGündemBu yolda herkese ihtiyaç var

Bu yolda herkese ihtiyaç var

Published on

spot_img

“Arda ve Kenan sahaya çıktıklarında kalitelerini gösteriyorlar. Özgüvenleri çok yüksek. Elbette onlara ihtiyacımız var ama diğer oyuncular da bizim için çok önemli. Bu yolda herkese ihtiyacımız var.”

Kaynak: Akşam

Latest articles

Brezilya ile Fas, Dünya Kupası’na birer puanla merhaba dedi

Brezilya ile Fas, Dünya Kupası’na beraberlikle giriş yaptı ülkeler arasına katıldı.

Pakistan, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlandırılmasının muhtemel olduğunu söyledi

Pakistan's Prime Minister Shehbaz Sharif
Pakistan's Prime Minister Shehbaz Sharif

Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlanmasının muhtemel olduğunu ve “barış anlaşmasının hemen ardından elektronik ortamda imzalanmasının ve gelecek hafta teknik düzeyde görüşmelerin yapılmasının” beklendiğini söyledi. HABER MERKEZİ Görüşmeler boyunca gösterdikleri bağlılık için ABD ve İran’a, bölgedeki diğer ülkelere de destekleri için teşekkür etti. “Bu tarihi barış anlaşmasının kalıcı bir barış...

Pakistan, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlandırılmasının muhtemel olduğunu söyledi yazısı ilk önce Bir Gazete - Bir Gazete, Son Dakika üzerinde ortaya çıktı.

Siyasetin ‘duygusal yükü’

Ana muhalefet partisinin genel merkezi polis eşliğinde boşaltıldı. “Mutlak butlan” kararıyla Özgür Özel indirilip yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. Yargı kararlarının siyaseti şekillendirdiği, siyasetin ise hukuku tamamen devre dışı bıraktığı büyük bir karmaşa içindeyiz. 

Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (Bayetav) tarafından yayınlanan Bahar 2026 İzmir Barometresi raporu, ‘tepelerde’ yazılan siyasi senaryoların halktaki karşılığını verilerle önümüze koyuyor. Raporun saha çalışması bittiğinde henüz “mutlak butlan” kararı çıkmamış. Ancak Bayetav ekibi sahada İzmirlilere “Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşü” senaryosunu da sormuş. Sonuç? İzmir kamuoyunun yüzde 77’si buna mutlak biçimde olumsuz bakmış. 

CHP’nin kalesi, muhalefetin can damarı sayılan bir kentte seçmenin yüzde 77’sinin “asla” dediği bir senaryo, bugün Ankara’da bir mahkeme kararıyla fiili gerçekliğe dönüşmüş durumda. Bayetav Akademik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Serkan Turgut’un altını çizdiği gibi bu artık varsayımsal bir tartışma olmaktan çıktı; kurumlar arası gerilimin ve yargıya güvenin partiler üstü bir zeminde aşınmasının somut bir vesikası haline geldi. 

“RIZA” ASİMETRİSİ

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, iktidar ve muhalefetin meşruiyet üretme biçimleri arasındaki asimetri. İzmirlilerin yüzde 55’i Erdoğan’ın ülkeyi başarılı yönetmediğini düşünüyor. AKP’nin sorun çözme kapasitesine inananlar ise sadece yüzde 24. Ancak iş “savaş durumunda liderlik” (%39) ya da “uluslararası prestij” (%38) gibi beka ve sembolik anlatılara geldiğinde, iktidarın desteği İzmir’de bile artıyor. Üstelik 18-29 yaş arası gençlerde “Savaşta ülkeyi en iyi Erdoğan yönetir” diyenlerin oranı yüzde 48’i buluyor! Yani iktidar, gündelik performansı kötü olsa bile olağanüstü dönem anlatılarıyla bir meşruiyet alanı kurabiliyor. 

Muhalefet ise bu sembolik konfor alanına sahip değil. O rasyonel beklentilere, yani “performansa” mahkûm. Tam da bu noktada, rapordaki liderlere güven verileri muhalefet bloku içindeki dengelere dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Liderlere güven verilerinde “tamamen” ve “kısmen güveniyorum” yanıtlarının toplamına bakıldığında İzmir’de en yüksek güven düzeyine Mansur Yavaş ulaşıyor (%51). Onu Ekrem İmamoğlu (%46), Özgür Özel (%34) ve Recep Tayyip Erdoğan (%27) izliyor. Etnik kırılım eklendiğinde ise tablo daha da derinleşiyor: İmamoğlu; Türklerde (%45), Kürtlerde (%49) ve Girit, Balkan, Makedon kökenli katılımcılarda (%61) görece yüksek güveni eş zamanlı üretebilen tek figür olarak öne çıkıyor. Yavaş’ın kapsayıcılığı belirli kırılımlarda sınırlı kalırken, İmamoğlu kentin çok kimlikli sosyolojisinde ortak bir zemin kurabiliyor. 

Ancak isimlerin bu popülaritesine rağmen, kurumsal olarak “CHP iktidara gelirse sorunları çözer” diyen İzmirlilerin oranı yüzde 37’de kalıyor. Bu oran AKP’nin sorun çözme kapasitesine duyulan güvenden yalnızca 12 puan yüksek. 

SİYASETTEN DUYGUSAL ÇEKİLME

Siyasi sıkışmışlığın arkasında, sokağın ağır ekonomik travması var. İzmir’de kazandığı gelirle geçinemediğini söyleyenlerin oranı yüzde 45. “Ucu ucuna geçiniyorum ama birikim imkânsız” diyenler yüzde 40. Rahat yaşayıp birikim yapabilen şanslı azınlık ise sadece yüzde 15. 

Siyasete ve kurumlara güvensizliğin tavan yaptığı bir atmosferde insan ne hisseder? Rapordaki duygu atlası tam bir karamsarlık havası yayıyor. 10 üzerinden yapılan değerlendirmede stres ve kaygı 6,9 ile zirvede. Mutluluk ise 4,7 ile dipte. Bu ağır tablo, vatandaşı siyasetten kaçmaya zorluyor. Katılımcıların yüzde 62’si siyasi haberleri takip ettikten sonra kendisini daha kötü hissettiğini söylüyor. Yüzde 55’inin siyasete ilgisi azalmış, yüzde 43’ü ise artık görüşlerini açıkça ifade etmekten çekiniyor. Siyaset artık bir katılım alanı değil; geniş kitlelerin sırtında bir “duygusal yük”. 

YARGIYA GÜVEN YÜZDE 15

Bayetav’ın raporunda TSK dışında (%69) güven tazeleyebilen hiçbir kurum yok. Yargıya güven yüzde 15. Üstelik yargıya güvensizlik sadece muhaliflerin tekelinde değil; Cumhur İttifakı seçmeninde bile yargıya güvenenlerin oranı yüzde 38’i geçmiyor. 

İzmir’deki araştırmanın sonuçlarına göre; toplum, iktidarın beka söylemiyle muhalefetin performans yetersizliği arasında sıkışmış, adalete inancını yitirmiş ve en nihayetinde kendi içine, sessizliğe çekilmiş durumda. Seçmenin yüzde 77’sinin iradesini hiçe sayarak yapılan her hamle de şüphesiz ülkenin demokratik kültüründe tamiri imkânsız yeni yaralar açmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Muğla'da KADES ihbarına giden polis silahlı saldırıda şehit oldu

Şeyh Mahallesi Pazaryeri Sokak'ta bulunan iş yerindeki kadın H.S, telefonundaki KADES uygulaması üzerinden ihbarda bulundu.

İhbar üzerine olay yerine sevk edilen İl Emniyet Müdürlüğü ekibindeki polis memuru T.B. ile iş yerindeki H.S'ye, kadının eski eşi ve İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli uzman çavuş G.Y. silahla ateş etti. Olayda, aynı silahla intihar girişiminde bulunan G.Y, eski eşi H.S. ve polis memuru T.B. yaralandı.

Sağlık görevlilerince Menteşe Devlet Hastanesi'ne kaldırılan polis memuru buradaki müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Ağır yaralanan H.S. ve G.Y'nin tedavisi ise Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde devam ediyor.

BAKAN ÇİFTÇİ'DEN BAŞSAĞLIĞI

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Muğla'da, Kadın Acil Destek Uygulaması (KADES) ihbarı üzerine gittiği olay yerinde uğradığı silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Tayfun Baş için başsağlığı mesajı yayımladı.

Çiftçi, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında, şu ifadeleri kullandı:

"Muğla Asayiş Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Tayfun Baş, alınan ihbar üzerine gittiği olay yerinde şüpheli şahsın ateş açması sonucu yaralanmış, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Şehidimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine, kahraman emniyet teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı diliyorum. Şehidimizin makamı ali olsun."

Artvin'de kahreden olay! Gölette boğulma tehlikesi geçiren 2 imam, hastanede öldü
Trump duyurdu! İran'la bugün anlaşma imzalanacak, Hürmüz herkese açık olacak

More like this

Brezilya ile Fas, Dünya Kupası’na birer puanla merhaba dedi

Brezilya ile Fas, Dünya Kupası’na beraberlikle giriş yaptı ülkeler arasına katıldı.

Pakistan, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlandırılmasının muhtemel olduğunu söyledi

Pakistan's Prime Minister Shehbaz Sharif
Pakistan's Prime Minister Shehbaz Sharif

Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlanmasının muhtemel olduğunu ve “barış anlaşmasının hemen ardından elektronik ortamda imzalanmasının ve gelecek hafta teknik düzeyde görüşmelerin yapılmasının” beklendiğini söyledi. HABER MERKEZİ Görüşmeler boyunca gösterdikleri bağlılık için ABD ve İran’a, bölgedeki diğer ülkelere de destekleri için teşekkür etti. “Bu tarihi barış anlaşmasının kalıcı bir barış...

Pakistan, ABD-İran anlaşmasının önümüzdeki 24 saat içinde sonuçlandırılmasının muhtemel olduğunu söyledi yazısı ilk önce Bir Gazete - Bir Gazete, Son Dakika üzerinde ortaya çıktı.

Siyasetin ‘duygusal yükü’

Ana muhalefet partisinin genel merkezi polis eşliğinde boşaltıldı. “Mutlak butlan” kararıyla Özgür Özel indirilip yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. Yargı kararlarının siyaseti şekillendirdiği, siyasetin ise hukuku tamamen devre dışı bıraktığı büyük bir karmaşa içindeyiz. 

Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (Bayetav) tarafından yayınlanan Bahar 2026 İzmir Barometresi raporu, ‘tepelerde’ yazılan siyasi senaryoların halktaki karşılığını verilerle önümüze koyuyor. Raporun saha çalışması bittiğinde henüz “mutlak butlan” kararı çıkmamış. Ancak Bayetav ekibi sahada İzmirlilere “Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşü” senaryosunu da sormuş. Sonuç? İzmir kamuoyunun yüzde 77’si buna mutlak biçimde olumsuz bakmış. 

CHP’nin kalesi, muhalefetin can damarı sayılan bir kentte seçmenin yüzde 77’sinin “asla” dediği bir senaryo, bugün Ankara’da bir mahkeme kararıyla fiili gerçekliğe dönüşmüş durumda. Bayetav Akademik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Serkan Turgut’un altını çizdiği gibi bu artık varsayımsal bir tartışma olmaktan çıktı; kurumlar arası gerilimin ve yargıya güvenin partiler üstü bir zeminde aşınmasının somut bir vesikası haline geldi. 

“RIZA” ASİMETRİSİ

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, iktidar ve muhalefetin meşruiyet üretme biçimleri arasındaki asimetri. İzmirlilerin yüzde 55’i Erdoğan’ın ülkeyi başarılı yönetmediğini düşünüyor. AKP’nin sorun çözme kapasitesine inananlar ise sadece yüzde 24. Ancak iş “savaş durumunda liderlik” (%39) ya da “uluslararası prestij” (%38) gibi beka ve sembolik anlatılara geldiğinde, iktidarın desteği İzmir’de bile artıyor. Üstelik 18-29 yaş arası gençlerde “Savaşta ülkeyi en iyi Erdoğan yönetir” diyenlerin oranı yüzde 48’i buluyor! Yani iktidar, gündelik performansı kötü olsa bile olağanüstü dönem anlatılarıyla bir meşruiyet alanı kurabiliyor. 

Muhalefet ise bu sembolik konfor alanına sahip değil. O rasyonel beklentilere, yani “performansa” mahkûm. Tam da bu noktada, rapordaki liderlere güven verileri muhalefet bloku içindeki dengelere dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Liderlere güven verilerinde “tamamen” ve “kısmen güveniyorum” yanıtlarının toplamına bakıldığında İzmir’de en yüksek güven düzeyine Mansur Yavaş ulaşıyor (%51). Onu Ekrem İmamoğlu (%46), Özgür Özel (%34) ve Recep Tayyip Erdoğan (%27) izliyor. Etnik kırılım eklendiğinde ise tablo daha da derinleşiyor: İmamoğlu; Türklerde (%45), Kürtlerde (%49) ve Girit, Balkan, Makedon kökenli katılımcılarda (%61) görece yüksek güveni eş zamanlı üretebilen tek figür olarak öne çıkıyor. Yavaş’ın kapsayıcılığı belirli kırılımlarda sınırlı kalırken, İmamoğlu kentin çok kimlikli sosyolojisinde ortak bir zemin kurabiliyor. 

Ancak isimlerin bu popülaritesine rağmen, kurumsal olarak “CHP iktidara gelirse sorunları çözer” diyen İzmirlilerin oranı yüzde 37’de kalıyor. Bu oran AKP’nin sorun çözme kapasitesine duyulan güvenden yalnızca 12 puan yüksek. 

SİYASETTEN DUYGUSAL ÇEKİLME

Siyasi sıkışmışlığın arkasında, sokağın ağır ekonomik travması var. İzmir’de kazandığı gelirle geçinemediğini söyleyenlerin oranı yüzde 45. “Ucu ucuna geçiniyorum ama birikim imkânsız” diyenler yüzde 40. Rahat yaşayıp birikim yapabilen şanslı azınlık ise sadece yüzde 15. 

Siyasete ve kurumlara güvensizliğin tavan yaptığı bir atmosferde insan ne hisseder? Rapordaki duygu atlası tam bir karamsarlık havası yayıyor. 10 üzerinden yapılan değerlendirmede stres ve kaygı 6,9 ile zirvede. Mutluluk ise 4,7 ile dipte. Bu ağır tablo, vatandaşı siyasetten kaçmaya zorluyor. Katılımcıların yüzde 62’si siyasi haberleri takip ettikten sonra kendisini daha kötü hissettiğini söylüyor. Yüzde 55’inin siyasete ilgisi azalmış, yüzde 43’ü ise artık görüşlerini açıkça ifade etmekten çekiniyor. Siyaset artık bir katılım alanı değil; geniş kitlelerin sırtında bir “duygusal yük”. 

YARGIYA GÜVEN YÜZDE 15

Bayetav’ın raporunda TSK dışında (%69) güven tazeleyebilen hiçbir kurum yok. Yargıya güven yüzde 15. Üstelik yargıya güvensizlik sadece muhaliflerin tekelinde değil; Cumhur İttifakı seçmeninde bile yargıya güvenenlerin oranı yüzde 38’i geçmiyor. 

İzmir’deki araştırmanın sonuçlarına göre; toplum, iktidarın beka söylemiyle muhalefetin performans yetersizliği arasında sıkışmış, adalete inancını yitirmiş ve en nihayetinde kendi içine, sessizliğe çekilmiş durumda. Seçmenin yüzde 77’sinin iradesini hiçe sayarak yapılan her hamle de şüphesiz ülkenin demokratik kültüründe tamiri imkânsız yeni yaralar açmaktan başka bir işe yaramıyor.