Bir Nisan Denemesi
Güneşin uzak – belki de yakın – gelecekteki güzellikleri cilveyle göstermeye gayret ettiğini ve içimdeki kelebeği uyandırmak istediğini hissediyor gibiyim. Sahiden var böyle bir etkisi baharın. Sanki tüm yıl verdiğin o mücadeleyi ve karşılığında edindiğin yorgunluğu bir tek bahar anlıyor gibi. Çünkü bir tek onun senin için renkten renge büründüğünü görüyorsun.
Kuşlar, karıncalar, büyüleyici renklere sahip bitkiler ve tüm ihtişamıyla tabiat.. Sonsuz gökyüzü ve altında ben. Sanki gerçekten yorgun olduğunu hissediyorlar insanın. Hissediyorlar da, “sana biraz neşe katalım, sen de çok yoruldun” diyorlar gibi.
Yaşantımın son dönemlerinde şiddetle farkettiğim bir hâlin çıktısı aslında bu bahar farkındalığı. Olur olmadık pek çok meselede kendi kendime zorlayıcı koşullar yarattım. Hayatım hep bir maraton koşusuna hazırlanır gibiydi. Hep bir dünya boks şampiyonluğu maçına çıkar gibi disipline etmeye gayret ettim zihnimi ve benliğimi.
Oysa mutlaka kazanmak zorunda değildim hiçbir şeyi. Şükrü Erbaş’ın “Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm” itirafını anımsıyorum. Ben şairden biraz daha farklı olarak yükümü çözememiş hissediyorum. Yanlış bedestanlara çözmek sonraki mesele..
Bunu halletmeli, şunu başarmalı, bunun üstesinden gelmeli derken kendime yaptığım haksızlık ne kadar büyük bir yük yüklemiş aslında yüreğime, farketmemişim. Bunu en zor yoldan anladım. Vicdanım çevremde olup biten her şey için canhıraş mücadele ederken, birilerinin de çıkıp “gerçekten sen nasılsın? Sen de yorgunsun. Senin için ne yapabilirim?” demesini içten içe beklemişim sanırım.
Neyse, yine de bahar var. En azından onun bunları söylediğini duyuyorum.
Bir Nisan Denemesi was originally published in Türkçe Yayın on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkçe Yayın






