HomeTürkçe HaberlerGündemBilim ve sanatla insanı anlamak

Bilim ve sanatla insanı anlamak

Published on

spot_img

Antik Yunan aydınlarından Pisagor, bir ipin uzunluğunu değiştirerek farklı notalar elde edebildiğini ve ipi uzatıp kısaltırken belirli oranlar kullanarak, birbiriyle uyumlu notalar elde edebildiğini fark edince bu bulguyu gökcisimlerine de uygulamayı denemiş. Bunu yapabilmek için, Güneş Sistemi’ndeki cisimlerin yörüngelerindeki hareketlerinin ses çıkardığını varsayıyor ve tıpkı gergin bir ipten çıkan seslerin uyumunda olduğu gibi gök cisimlerinin yörüngelerinin seslerinin harmonisini de yakalayabilmenin peşine düşüyor. Gezegenlerin yörüngelerini iç içe küreler olarak düşünüyor. Dünya’ya en yakın olan Ay, en yavaş ve pes (kalın) sesi çıkarırken; en dıştaki sabit yıldızların küresinin en hızlı ve tiz sesi ürettiğini öngörüyor. Antik filozoflar, gezegenlerin ve sabit yıldızların çıkardığı bu seslerin bir araya gelerek kusursuz bir oktavlık (sekiz notalık) bir gam oluşturduğunu iddia ediyor. Bu çabalar matematiksel oranların hem müzikte hem de astronomide kullanılmasına vesile oluyor.  

17.yüzyıla geldiğimizde sahneye Kepler çıkıyor. İlerleyen yıllarda Pisagor’un bu müzikli oran kuramını daha iyi anlama çabasıyla, gezegenlerin Güneş etrafında dönerken en yavaş ve en hızlı oldukları anlardaki hız değişimlerinin yani yörüngesel hızlarının müzikal notalara karşılık geldiğini kanıtlamaya çalışıyor. Gezegenlerin yörüngelerinin antik çağdan beri inanıldığı gibi kusursuz daireler şeklinde olduğunu varsayarak hesaplar yapıyor. Ancak müzikal uyum teorisini bu dairesel yörüngelere bir türlü tam oturtamayınca verilerle uzun süre mücadele ettikten sonra nihayet gökcisimlerin kusursuz dairelerde değil eliptik yörüngelerde hareket ettiğini buluyor. Gökcisimlerinin yörüngelerinin eliptik olduğunu buluyor ama yine de konuya müzikal yaklaşımından da vazgeçmiyor Kepler. Gezegenlerin yörüngesel hızlarının ve Güneş’e olan mesafelerinin aslında müzikteki akorlara karşılık geldiğine inanarak evrendeki ilahi müziği ve armoni arayışını kanıtlama çabası sırasında gökcisimlerinin yörünge hareketlerine dair, Kepler’in ikinci kanunu olarak bildiğimiz, bir diğer temel gökbilim ilkesini keşfediyor. Aslında müziğin matematiğini bulmaya çalışırken astronomide en temel ve en çığır açıcı ilkeleri keşfediyor Kepler birer birer. 

BİLİM VE SANAT EL ELE

Sanat ile bilimi bir araya getirme çabası sadece sanatsal gelişmelere değil bilimsel devrimlere de imkân tanıyor. Günümüzde de sanat ve bilimi bir arada tutma ve birbirini beslemelerine imkân verme çabaları devam ediyor. Astronomi ile müziği bir araya getiren birçok yöntemden biri olan sonification tekniği sayesinde bilimsel verilerden sanatsal besteler elde ediyoruz. Bu teknik birçok görsel üzerine uygulanabilir aslında ancak astronomide özellikle NASA’nın Chandra X-ışın teleskobu, Hubble Uzay Teleskobu ve JWST gibi uzay teleskoplarından alınan verilere bakarak ve görüntüdeki belirli özelliklere belirli sesler atanması ile sonification gerçekleştiriliyor. Buna astronomik seslendirme veya astromüzik de diyebiliriz. Bu işlemin ilk uygulamalarında hangi tonda veya frekansta sesler seçileceği gibi kararların alınmasında sadece biliminsanlarına değil, görselleştirme uzmanları, ses mühendisleri, sanatçılar ve görme engelli kimselere de danışılmış çünkü amaç sadece seslendirme yapmak değil aynı zamanda takdir edilebilecek bir sanat ortaya koyabilmek. Ve böylece görüntüyü sese dönüştürmüş oluyoruz. Tabii ki boşluktan oluşan uzayda ses dalgalarının yayılması mümkün değil o nedenle bu yaptığımız seslendirmenin bilimsel bir çıktı olmadığını, tamamen tasarımcının tercihlerine göre seçilmiş olduğunu akılda tutmakta fayda var. 

PSİKİYATRİ VE MÜZİK

19-21 Haziran tarihleri boyunca Kapadokya’da gerçekleştirilen, 2. Psikiyatri ve Müzik günlerinde ele alınan birçok konudan biri de buydu: “Evrenin Senfonisine Astronomik Bir Yolculuk”. Programdaki her bir başlık, müziğin sadece bir ses dizilimi değil, bireysel ve kolektif yaşamlarımızın bir unsuru olduğunu hatırlatır nitelikte. “Bir Ayna Olarak Arabesk” ve “Göç, Gurbet ve Müzik” gibi başlıklar, coğrafi ve sosyal aidiyetlerin kriz anlarında müziğe nasıl sığınak olarak yansıdığını irdeliyor. Bireyin iç dünyasına odaklanan “Mozart’ı Dinlemek, Bilinçdışının Müziği” ve “Müziğin Ritmi ve Beyin” gibi temalar, nörolojik ve psikanalitik düzlemde ses zihnimizdeki izini sürerken; “Anneanne Ninnileri” ile “Tekerlemelerle Çocukluğun Kuruluşu” başlıkları bizi hayatın en başındaki o güvenli, masum ritimlere ve köklere götürüyor. Kültürel nostaljinin izini süren “Günümüz Medyasında 80’lerin Canlanması Nostalji mi İhtiyaç mı?” oturumu ise güncel popüler kültürün geçmişe duyduğu özlemi psiko-sosyal bir pencereden ele alıyor. Konuşmacıların özenle hazırladıkları sunumlar eşliğinde katılımcıların meraklı soruları da yaratıcı tartışmalara imkân tanıyor.  

2. Psikiyatri ve Müzik günleri sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın pek çok yerinden gelen konuşmacı ve dinleyicileri ağırlarken, özlemle andığımız aydın ve yaratıcı iklimli Türkiye’den belki de sandığımız kadar uzak olmadığımızı düşündürüyor. Gençlere biraz alan açmak, düşündüklerini eyleme geçmeleri için imkân vermek ve yollarından çekilmekle bile aslında onlara kimi dev bütçeli projelerden çok daha büyük bir destek verebileceğimiz görülüyor. Etkinlik organizasyonundaki üç cevval hekimin çabasıyla bu yıl ikincisi gerçekleşen bu etkinlik aslında sessizce bize umut ışığı yakan ve içimizdeki inancın sönmesine engel olan filizlerden sadece biri. 

Kaynak: BirGün

Latest articles

İki öykü okuyana biri bedava dermişim!

Bugün babalar günü. Tüm babalara çok baba bir gün diliyorum.  Hepimizi hayal kırıklığına uğratan milli takıma ise sıcağı sıcağına hiç değinmek istemiyorum. Pazar günü öykülerimize geçiyorum. İlk öykü benden, yanıtlayan öykü Gültekin Emre’den. ÇOK BABA GELECEK Parkta oturuyorum. Yanımda köpüşüm. Yanımda sevgilim.  Sonbahar yokluyor şehri. İnsanlarda yazlıklarla mı kışlıklarla mı dolaşacağız kaosu. Parka bir adam […]

Bursa'da işverenler ile motokuryelerin kavgası kamerada! 10 gözaltı

Olay, saat 01.30 sıralarında Sinanbey Mahallesi Ahmet Akyollu Caddesi üzerindeki meydana geldi. İddiaya göre, müşterilerden siparişlerin geç ulaştığı yönünde gelen şikayetler nedeniyle işletme sahipleri ile çalıştıkları motokuryeler arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri tarafları güçlükle ayırırken, kavgada 5 motokurye hafif şekilde yaralandı. Yaralılar tedavi edilmek üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak taraflar arasındaki husumet hastanede de sürdü. Burada yeniden çıkan kavgaya polis ekipleri ve hastane güvenlik görevlileri müdahale ederek olayları kontrol altına aldı. Kavgaya karıştıkları belirlenen 5 motokurye ile 5 işveren gözaltına alınırken, toplam 10 kişi ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.

Öte yandan meydanda yaşanan kavga anları çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarına yansırken, çevrede toplanan vatandaşlar da cep telefonları kaydetti. Görüntülerde tarafların birbirlerine tekme ve yumruklarla saldırdığı, polis ekiplerinin ise tarafları ayırdığı görüldü. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Isparta’da tur midibüsü şarampole yuvarlandı! 5 ölü 25 yaralı
Fethiye'de 'bahçe kapısı sesi' cinayeti! Güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı

Zevahiri kurtarma anlaşması, sonradan gelecek fatura ve belirsizlik travması…

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” Bu klişeyi kim bilir kaç kez tekrarlamışızdır. Mesela New York’taki İkiz Kulelere yapılan saldırıdan sonra veya ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından… Belki en çok pandemiyle birlikte… Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini izleyen günlerde ve nihayet İran savaşını takip eden döneme ilişkin… Bir tarafından bakarsanız, hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması son derece doğal. Tarihin […]

Üçüncü Dünya Savaşı Çoktan Başladı

Bir sabah uyanıp televizyonlarda “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” anonsunu duymayı bekleyenler büyük ihtimalle yanılıyor. Tarih bize gösteriyor ki büyük kırılmalar çoğu zaman yaşanırken fark edilmez. İnsanlar içinde yaşadıkları çağın büyüklüğünü ancak yıllar sonra anlayabilirler. 1914’te Avrupa’nın birçok başkentinde insanlar birkaç ay içinde biteceği düşünülen bir krizin aslında Birinci Dünya Savaşı olduğunu bilmiyordu. 1947’de başlayan kutuplaşmanın […]

More like this

İki öykü okuyana biri bedava dermişim!

Bugün babalar günü. Tüm babalara çok baba bir gün diliyorum.  Hepimizi hayal kırıklığına uğratan milli takıma ise sıcağı sıcağına hiç değinmek istemiyorum. Pazar günü öykülerimize geçiyorum. İlk öykü benden, yanıtlayan öykü Gültekin Emre’den. ÇOK BABA GELECEK Parkta oturuyorum. Yanımda köpüşüm. Yanımda sevgilim.  Sonbahar yokluyor şehri. İnsanlarda yazlıklarla mı kışlıklarla mı dolaşacağız kaosu. Parka bir adam […]

Bursa'da işverenler ile motokuryelerin kavgası kamerada! 10 gözaltı

Olay, saat 01.30 sıralarında Sinanbey Mahallesi Ahmet Akyollu Caddesi üzerindeki meydana geldi. İddiaya göre, müşterilerden siparişlerin geç ulaştığı yönünde gelen şikayetler nedeniyle işletme sahipleri ile çalıştıkları motokuryeler arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri tarafları güçlükle ayırırken, kavgada 5 motokurye hafif şekilde yaralandı. Yaralılar tedavi edilmek üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak taraflar arasındaki husumet hastanede de sürdü. Burada yeniden çıkan kavgaya polis ekipleri ve hastane güvenlik görevlileri müdahale ederek olayları kontrol altına aldı. Kavgaya karıştıkları belirlenen 5 motokurye ile 5 işveren gözaltına alınırken, toplam 10 kişi ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.

Öte yandan meydanda yaşanan kavga anları çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarına yansırken, çevrede toplanan vatandaşlar da cep telefonları kaydetti. Görüntülerde tarafların birbirlerine tekme ve yumruklarla saldırdığı, polis ekiplerinin ise tarafları ayırdığı görüldü. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Isparta’da tur midibüsü şarampole yuvarlandı! 5 ölü 25 yaralı
Fethiye'de 'bahçe kapısı sesi' cinayeti! Güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı

Zevahiri kurtarma anlaşması, sonradan gelecek fatura ve belirsizlik travması…

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” Bu klişeyi kim bilir kaç kez tekrarlamışızdır. Mesela New York’taki İkiz Kulelere yapılan saldırıdan sonra veya ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından… Belki en çok pandemiyle birlikte… Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini izleyen günlerde ve nihayet İran savaşını takip eden döneme ilişkin… Bir tarafından bakarsanız, hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması son derece doğal. Tarihin […]