Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Bazı Sonlar Aslında Çok Daha Önceden Başlar

Bazı Sonlar Aslında Çok Daha Önceden Başlar

Anılar ilişkileri ayakta tutmaz; onları ayakta tutan şey karşılıklı saygıdır.

İnsan, ilişkilerin anılarla ayakta kaldığını sanır.

Oysa ilişkileri ayakta tutan şey anılar değildir; saygıdır.

Anılar, ancak saygının üzerinde yaşayabilir. Bu ortadan kalktığında ise geçmiş, olduğu gibi kalmaz. Aynı olaylar yeniden anlam kazanır. Bir zamanlar sevgi sandığınız şeyi sorgulamaya, fedakârlık sandığınız şeyde sömürüyü, yakınlık sandığınız şeyde bağımlılığı görmeye başlarsınız.

Bu yüzden bazı ilişkiler tek bir olayla bitmez.

Bir keresinde biri bana, artık görüşmediğim biriyle görüşmediğim için ne kadar gaddar olduğumu söylemişti. Oysa o, uzun bir zincirin yalnızca son halkasına bakıyordu. Ben ise çoktan bütün halkaların tek tek kırıldığını görmüştüm.
İnsanlar çoğu zaman bir vedayı değil, vedanın sonucunu görür. O son karara gelene kadar kaç kez affedildiğini, kaç kez konuşulmaya çalışıldığını, kaç kez sınırların ihlal edildiğini bilmezler. Sonra da tek bir ana bakarak bütün hikâyeyi yorumlarlar.
Belki de bu yüzden onlar, başkalarının hayatlarından çıkardıkları kişileri yargılarken çoğu zaman yanılırlar. Çünkü gördükleri şey kopan son halka; görünmeyen ise çoktan dağılmış olan zincirdir.

Bazen tek bir olay, yalnızca gerçeği görünür kılar.

Son saygısızlık çoğu zaman ilk değildir; yalnızca artık inkâr edilemeyecek kadar büyüğüdür.

İster bir dostlukta olsun, ister romantik bir ilişkide, ister aile bağlarında… Sayginin kaybolduğu yerde güven çözülür. Güven çözüldüğünde ise geçmiş, bugünün ışığında yeniden okunur.

Çünkü insan yalnızca kendisine yapılanı değil, yapılanın neyi temsil ettiğini de görür.

Bazı insanlar hata yapar ve bunun sorumluluğunu alır.

Bazıları ise sınırları ihlal eder, küçümser, değersizleştirir, sonra da geçmişte yaşanmış güzel anıları bir kalkan gibi kullanmaya çalışır. Sanki dün gösterdikleri yakınlık, bugün gösterdikleri saygısızlığı silmeye yetecekmiş gibi.

Oysa hiçbir güzel anı, sistematik değersizleştirmeyi meşrulaştıramaz.

Özellikle narsisistik örüntülerin bulunduğu ilişkilerde insanlar, geçmişte verdikleri küçük kırıntıları bugünkü yıkımın gerekçesi hâline getirirler. “Bunca şeyi yaptım.” cümlesi, çoğu zaman “Bugün sana bunu yapma hakkım var.” anlamına dönüşür.

Ama sevgi, borçlandırmaz.

Yakınlık, sahiplik vermez.

Geçmiş, bugünkü saygısızlığa ruhsat olamaz.

İnsanların karakteri, en mutlu günlerde değil; güç dengesinin değiştiği, hayal kırıklıklarının yaşandığı ve sınır konulduğu anlarda görünür. Çünkü gerçek bağ, arzular karşılanırken değil, karşılanmadığında da saygıyı koruyabilendir.

Belki de bu yüzden en ağır vedalar öfkeyle değil, anlamın çöküşüyle yaşanır.

Bir gün geriye dönüp baktığınızda, anıları değil; onların üzerine inşa edildiği zemini görürsünüz. Eğer o zeminin adı saygı değilse, hatıralar da artık aynı hatıralar değildir.

Son saygısızlık geçmişi değiştirmez ama geçmişi anlamlandırma biçiminizi sonsuza kadar değiştirir.

Ve bazen bir ilişki, son davranışla bitmez.

Son davranış, aslında çoktan bitmiş olan bir ilişkinin inkâr edilemeyen kanıtı olur.


Bazı Sonlar Aslında Çok Daha Önceden Başlar was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement