HomeTürkçe HaberlerGündem‘Bay Kemal’ sadece o gazeteciyi aramış ve bakın hangi cümleye takılmış?

‘Bay Kemal’ sadece o gazeteciyi aramış ve bakın hangi cümleye takılmış?

Published on

spot_img

Önce şunu belirteyim. “Bay Kemal” benim lafım değil. Pek sevdiğim bir hitap şekli de değil. Dün okuduğum bir yazıdan aldım, onun için tırnak içinde yazıyorum. Bu lafın patenti, onu o koltuğa kayyım olarak tayin edenlere ait. CHP’nin başına kayyım olarak atanan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, bu tayinden sonra ilk defa kendisi aleyhine yazı yazan […]

Kaynak: 10Haber

Latest articles

Yılan paniği

Eren Koca HABER MERKEZİ - Yurt genelinde son haftalarda özellikle kırsal bölgelerde yılan görülmesi tedirginlik yarattı. Uzmanlar ekosisteme sağladığı faydalar nedeniyle zaruri olmadığı sürece yılanların öldürülmemesi gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, “Yılanların insanlar için oluşturduğu tehlike, insanların yılanlar için oluşturduğu tehlikenin yanında okyanusta damla gibi. Her yıl ülkemizde on binlerce yılan korku ve yanlış inançlar nedeniyle insanlar tarafından öldürülürken, yılanların ısırması sonucu hayatını kaybeden insanların sayısı iki elin parmaklarını geçmemektedir. Bu şartlarda kim daha tehlikeli diye tekrar düşünmemiz gerekmektedir. Bazı yılan türlerinin zehirleri insan sağlığı açısından tıbbi önem arz etmektedir. Ölümcül zehre sahip çok fazla yılan türü olmasa da tıbbi müdahale gerektiren yılan türlerimiz mevcuttur. Ülkemizde 55 tür yılan bulunmaktadır ve çoğu zehirsiz türlerdir. Özellikle engerek türleri zehri insan açısından tıbbi risk oluşturan yılan türleridir ve ülkemizde 15 engerek türü bulunmaktadır. Ayrıca Şanlıurfa ve çevresinde yayılışı olan çöl kobrası ülkemizde bulunan tek kobra türüdür ve zehri insan sağlığı açısından risk oluşturmaktadır” dedi. Öte yandan Türkiye’de yılan sokması sonucu hayatını kaybeden kişi sayısı yılda ortalama 1 ile 5 arasında, mağdurlara zantivenom (panzehir) tedavisi uygulanıyor.

Zehirli yılanlar hangi bölgelerde?

Dr. Ergün Bacak, “Zehirli yılan türlerini tüm Türkiye’de görmek mümkün olsa da özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Toroslar ve Doğu Karadeniz engerek yılanları açısından zengin çeşitliliğe sahiptir. İstanbul’da insan sağlığı açısından tıbbi önem arz eden bir tür yılan (Burunlu engerek/Boynuzlu engerek) ile karşılaşmak mümkün olsa da karşılaşmalar nadirdir. İstanbul’da ormanlık alanlardaki yerleşimlerde karşılaşma ihtimali vardır. Şile ve Çatalca’nın kırsal yerleşimleriyle Beykoz, Sarıyer, Çekmeköy ilçelerinin ormana yakın alanlarında görmek mümkündür” dedi.

Karşılaşınca ne yapmalı?

“Evde veya araçta bir yılanla karşılaşmak panik yaratsa da, sakin kalıp doğru adımları atmak hem sizin hem de yılanın zarar görmesini engeller” diyen Dr. Ergün Bacak şu bilgileri verdi: “Yılanlar insanların ona müdahalesi olmadan, durduk yere saldırmaz; sadece köşeye sıkıştıklarında kendilerini korumaya çalışırken ısırabilirler. Eviniz kırsal alandaysa ve yılanın kaçabileceği bir alan varsa bir süre sonra çıkacaktır. Sakinliği korumalı, ani hareketler yapılmamalı; böylece saklanabilecekleri alanlara girmesine neden olmazsınız. Mümkünse çıkış yollarını açın. Kendiniz müdahale etmeyin, ilgili kurumlardan yardım isteyin. Araçta ise panik yapmadan aracı park ederek, yılanın uzaklaşmasını bekleyin veya yetkililere haber verin. Yılanlar özellikle mayıs ayından sonbahar sonuna kadar daha fazla görülüyor.”

Milyon dolarlık zehir

Yılan zehri, dünyadaki en değerli sıvılardan biri olup türüne göre litresi 40 bin dolardan 10 milyon dolara kadar alıcı bulmaktadır. Sadece Kral Kobra zehrinin litresinin fiyatı 40 bin dolar civarında. Yılan zehri, başta panzehir (serum) üretimi olmak üzere kanser, kemoterapi ilaçları, kozmetik, doping testleri ve kimyasal silah ayrıştırma işlemlerinde kullanılmaktadır.

Gençlerin kalbini vuran gizli düşman!

Didem Seymen - Son günlerde yaşanan iki acı kayıp, kalp krizinin yalnızca ileri yaşların hastalığı olmadığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. 35 yaşındaki oyuncu Ece İrtem’in yaşamını yitirmesinin ardından, önceki gün de Gebze Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 49 yaşında hayatını kaybetti.

Uzmanlar, genç yaşlarda görülen ani kalp ölümlerinin altında genetik faktörlerden yaşam tarzına kadar pek çok neden bulunabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, peş peşe yaşanan bu kayıpların ardından genç yaşta görülen ani kalp ölümlerinin hafife alınmaması gerektiğini, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini vurguluyor.

Genetik faktörler önemli

Toplumda kalp krizinin daha çok ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak algılandığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Davran Çiçek, son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi ve ani kalp ölümlerinde artış yaşandığını söyledi.

Genç yaşta meydana gelen kalp krizlerinin en önemli nedenlerinden birinin genetik yatkınlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiçek, “Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerde damar sertliği süreci çocukluk yıllarından itibaren başlayabiliyor. Özellikle ailesel kolesterol yüksekliği gibi kalıtsal hastalıklar, henüz 30’lu yaşlarda ciddi damar tıkanıklıklarına yol açabiliyor” dedi.

Sigara riski artırıyor

Ani kalp ölümlerinin yalnızca damar tıkanıklığına bağlı gelişmediğini belirten Çiçek, doğuştan gelen kalp kası hastalıkları, ritim bozuklukları ve yapısal kalp anomalilerinin de önemli risk oluşturduğunu ifade etti.

Bu kişilerin günlük yaşamlarında tamamen sağlıklı görünebildiğini söyleyen Çiçek, yoğun stres, aşırı fiziksel efor veya beklenmedik bir tetikleyicinin ölümcül ritim bozukluklarını ortaya çıkarabileceğini kaydetti.

Sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam, yüksek tansiyon, diyabet ve kronik stresin de gençlerde kalp hastalıklarının görülme riskini artırdığını belirten Çiçek, bazı enfeksiyonlar, kalp kası iltihapları, pıhtılaşma bozuklukları ve fark edilmeyen damar hastalıklarının da genç yaşta kalp krizine neden olabileceğini söyledi.

‘KOVİD-19 enfeksiyonu riski artırıyor’

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, KOVİD-19 enfeksiyonu ve aşılarının kalp krizine etkisi olup olmadığına ilişkin şunları söyledi: “KOVİD-19 aşılarının kalp krizleri üzerindeki etkisi, pandeminin başından beri yoğun şekilde araştırılmıştır. Güncel ve güvenilir veriler değerlendirildiğinde, KOVİD-19 aşılarının genel popülasyonda kalp krizi riskini artırdığına dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır.

Buna karşılık, KOVİD-19 enfeksiyonunun kendisi kalp krizi ve kardiyovasküler olay riskini belirgin şekilde artırmaktadır. Güncel yayınlarda ve analizlerde, KOVİD-19 aşısı sonrası kalp krizi oranının son derece düşük olduğu ve aşılanan bireylerde kalp krizi riskinin aşılanmayanlarla karşılaştırıldığında artmadığı gösterilmiştir. Benzer şekilde milyonlarca bireyin dahil edildiği geniş gözlemsel çalışmaları içeren analizlerde de KOVİD-19 aşıları ile kalp krizi arasında nedensel bir ilişki saptanmamıştır.

KOVİD-19 enfeksiyonun kendisi; damar duvarında inflamasyon dediğimiz bir sürece, damarda pıhtılaşmaya ve kalp damarındaki plakların yırtılmasına neden olarak kalp krizi riskini belirgin olarak artırmaktadır.’’

Çocuk ve gençler için uyarılar

“Aile öyküsü varsa ihmal edilmemeli” uyarısında bulunan Prof. Dr. Davran Çiçek, özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan, yüksek kolesterolü olan veya göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma gibi belirtiler yaşayan kişilerin mutlaka kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuklar ve gençler için de önemli uyarılarda bulunan Çiçek, “Ailesinde genç yaşta ani ölüm, kalp krizi, kalp kası hastalığı ya da ciddi ritim bozukluğu bulunan çocukların daha yakından takip edilmesi gerekiyor. Özellikle lisanslı spor yapan çocuk ve gençlerde yarışmalı sporlara başlamadan önce en az bir kez kardiyolojik değerlendirme yapılması hayat kurtarıcı olabilir” diye konuştu.

‘Genetik hastalık poliklinikleri artırılmalı’

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Akkuş, genç yaşta yaşanan ani ölümlerin en sık nedeninin kalp kaynaklı olmakla birlikte; yüksek tansiyona bağlı beyin kanamaları, aort damarı genişlemesi ya da yırtılması, beyin ve akciğer damarlarındaki pıhtılaşmalar olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Oğuz Akkuş, “Genetik hastalık ve aritmi polikliniklerinin artırılarak yüksek yoğunluklu hastanelerde ayrı birer birim olarak yapılandırılması, bu hastalıkların erken tanı ve tedavisinde hayati bir önem arz etmektedir. Bu özel birimler sayesinde riskli ailelerin dinamik takibi tek bir merkezden yürütülerek, genç yaşta gelişebilecek ani ölümlerin erkenden önüne geçilmesi sağlanacaktır” dedi.

Evler satıldı, hayatlar dağıldı, Umut Limanı'na sığındılar! ‘Kumar bitti, hayatım geri geldi’

Yasa dışı kumar siteleri, akıllı telefonlar ve internet sayesinde her an erişilebilir hale gelirken, kolay kazanç vaadiyle binlerce insanı ağır bir bağımlılık sarmalına sürüklüyor. Borçlar, dağılan aileler, psikolojik çöküş ve intihar girişimleriyle sonuçlanan bu süreçten çıkmaya çalışan bağımlılar ise çareyi dayanışmada arıyor.

Aralarında doktor, polis, şirket yöneticisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi Telegram’da kurulan “Umut Limanı” adlı destek grubu sayesinde yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Verdiklerimücadeleyi Milliyet’e anlattılar.

O renkli ekranlar...

İstanbul’da yaşayan 36 yaşındaki Cüneyt Ş., saygın bir şirkette bölge sorumlusu olarak çalışıyor. Cüneyt Ş. yaşadıklarıyla ilgilişunları söyledi:

“Evli ve bir kız çocuğu babasıyım. Sanal kumarla çevremdekilerin yönlendirmesiyle tanıştım. O renkli ekranlar, verdiği sahte umut ve sürekli heyecan hissi beni kısa sürede içine çekti, bağımlısı oldum. Eşimle yaşadığım duygusal uzaklığı ve içimdeki boşluğu o ekranlarda doldurmaya çalıştım. Kaybettim, daha çok kaybettim. En büyük kaybım para olmadı, ailemi, huzurumu ve kendimi kaybettim. Dört yıl kaybettiklerimi geri alma umuduyla yaşadım, her geçen gün daha da tükendim. Bir dönem hayatıma son vermeyi bile düşündüm. Tam o karanlığın içindeyken Telegram’daki destek gruplarıyla tanıştım. Orada benim gibi yüzlerce insanın aynı mücadeleyi verdiğini gördüm. Yapılan paylaşımlar, deneyim aktarımları ve gördüğüm destek sayesinde yeniden hayata tutunmayı öğrendim.

Birbirimize güç veriyoruz

Daha sonra bu süreçte edindiğim tecrübelerle ‘Umut Limanı’ oluşumuna katkı sağlamaya başladım. Bugün yüzlerce kişiye ulaşarak bu bağımlılıkla mücadele eden insanlara destek oluyoruz. Her gün konuşuyor, birbirimize güç veriyoruz.

Geriye dönüp baktığımda, bu grup sayesinde yeniden hayata tutunduğumu söyleyebilirim. 28 aydır kumardan uzak bir yaşam sürüyorum ve onlarca kişi de bu grup sayesinde kumardan uzaklaştı. Aramızda doktorlar, polisler, üst düzey yöneticiler ve farklı meslek gruplarından birçok insan bulunuyor.”

‘Bu bir hastalık’

M.A. da Umut Limanı sayesinde kumardan uzaklaşanlar arasında yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birinde çalıştığını belirten M.A., yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“Bu kumar belasına 2015’tebir arkadaşım aracılığıyla bulaştım. Çok büyük miktarlarda para kaybettim, bugün hâlâ binlerce dolar borcum var.Kompulsif kumar bağımlısı olduğumu bu gruba katıldıktan sonra daha iyi anladım. Daha önce de hasta olduğumu kabul edip, bırakmayı denedim. Psikolog desteği aldım ancak bunlar yeniden başlamamı engelleyemedi. Bu gruba katıldığımdan beri ne bahis ne de kumar aklıma geliyor. Gelse bile terapiler ve yaptığımız konuşmalar sayesinde bundan uzak durabiliyorum. Öncelikle bunun bir hastalık olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Bu bağımlılıkla mücadele etmek, ağır bir hastalığı yenip yeniden hayata tutunmaya benziyor. Kumar bağımlılığı insanın hayatındaki her şeyi etkiliyor. Ondan uzak kaldığınızda mutluluğun ne olduğunu yeniden keşfediyorsunuz. Kumarı bıraktığımdan beri eşim ve ailemle çok daha mutluyuz. Bana yeniden ‘Aramıza hoş geldin’ diyorlar. Hayatımda kaybettiğim birçok şeyi yeniden kazanmaya başladım.”

‘Ev, araba sattık, 3 yıldır mücadele ediyoruz’

Yaklaşık 3 yıldır yasa dışı sitelerde kumar oynayan M.K.’nın (27), kumar borçlarını kapatabilmek için ailesi evini ve aracını satarken, kredi çekip borç para aldı. Tüm çabalara rağmen M.K. sanal kumardan uzaklaşamadı, borçları katlanarak büyüdü. Evde huzursuzlukla beraber maddi yük de arttı.

Psikolojisi bozulanM.K., geçen hafta intihar girişiminde bulundu. Ailesinin müdahalesiyle hayata tutunan M.K’nin annesi H.K., yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle anlattı:

“Oğlumuz kendine zarar vermesin diye 3 yıldır mücadele ediyoruz. Ev sattık, araba sattık, kredi çektik, borç aldık. Her defasında borçlarını kapattığımızı düşünürken yeni bir borç ortaya çıktı. Ne yaptıysak onu bu bağımlılıktan vazgeçiremedik. Yaşananlar evde de büyük huzursuzluğa neden oldu. En sonunda canına kıymaya kalktı. Allah’tan erken fark edip müdahale ettik. Bir daha böyle bir şey yaşamaktan korkuyoruz.”

‘Eşime şiddet uyguladım’

Yasa dışı kumar sitelerinde bir gecede 400 bin lira kaybettiğini anlatan A.T. şunları söyledi:

“O an öyle korkunç bir psikoloji içindeydim ki tamamen kendimi kaybettim, tanınmazhale geldim. Gece saat 03.00’te eşimi uyandırarak şiddet uyguladım, zorla onun hesabından krediler çektim, kredi kartındaki tüm nakit parayı aldım ve dakikalar içinde hepsini kumarda sıfırladım. Yaşattığım bu dehşete rağmen eşim beni terk etmedi, bağımlılığı yenmem için sabırla savaştı. Sıkı tedbirve tedaviler sayesinde 2senedir kumardan tamamen uzağım. Eşime şiddet uyguladığım için ömür boyu büyük bir pişmanlık duyacağım.”

‘3 milyon borcun altında kaldım’

İzmir’de öğretmenlik yapan T.T., yaşadıklarını anlattı:

“Yıllarca öğrencilerime yol göstermeye çalışırken, ben 10 yıl boyunca kumar bağımlılığıyla mücadele ettim. Neredeyse tüm maaşımı kumara verdim. Yetmedi, 3 milyon lira borcun altında kaldım. Evli ve 2 kız çocuğu babası olarak ailemi, kendimi ve geleceğimi yıprattım. Defalarca bırakmaya çalıştım ama başaramadım, Umut Limanı ile tanışana kadar. Orada yalnız olmadığımı gördüm. Aldığım destek, paylaşılan tecrübeler ve dayanışma sayesinde kumardan uzak bir hayata adım attım. Bugün yeniden umutla geleceğe bakabiliyor, ailemle huzurlu günler yaşayabiliyorum. Bu yüzden benim hayatım ikiye ayrılır, Umut Limanı’ndan önce ve Umut Limanı’ndan sonra.”

Meksika, Son 32 turuna yükselen ilk takım oldu

2026 Dünya Kupası A Grubu’nun ikinci haftasında ev sahiplerinden Meksika, Güney Kore ile karşı karşıya geldi.. Akron Stadyumu’nda oynanan mücadelenin ilk yarısında gol sesi çıkmadı. 50. dakikada Luis Romo, Güney Kore kalecisi Seung-Gyu’nun hatasını değerlendirdi ve Meksika’yı 1-0 öne geçti. Mücadelede başka gol olmadı ve Meksika, Güney Kore’yi 1-0 mağlup etti. Bu sonuçla puanı 6’ya […]

More like this

Yılan paniği

Eren Koca HABER MERKEZİ - Yurt genelinde son haftalarda özellikle kırsal bölgelerde yılan görülmesi tedirginlik yarattı. Uzmanlar ekosisteme sağladığı faydalar nedeniyle zaruri olmadığı sürece yılanların öldürülmemesi gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, “Yılanların insanlar için oluşturduğu tehlike, insanların yılanlar için oluşturduğu tehlikenin yanında okyanusta damla gibi. Her yıl ülkemizde on binlerce yılan korku ve yanlış inançlar nedeniyle insanlar tarafından öldürülürken, yılanların ısırması sonucu hayatını kaybeden insanların sayısı iki elin parmaklarını geçmemektedir. Bu şartlarda kim daha tehlikeli diye tekrar düşünmemiz gerekmektedir. Bazı yılan türlerinin zehirleri insan sağlığı açısından tıbbi önem arz etmektedir. Ölümcül zehre sahip çok fazla yılan türü olmasa da tıbbi müdahale gerektiren yılan türlerimiz mevcuttur. Ülkemizde 55 tür yılan bulunmaktadır ve çoğu zehirsiz türlerdir. Özellikle engerek türleri zehri insan açısından tıbbi risk oluşturan yılan türleridir ve ülkemizde 15 engerek türü bulunmaktadır. Ayrıca Şanlıurfa ve çevresinde yayılışı olan çöl kobrası ülkemizde bulunan tek kobra türüdür ve zehri insan sağlığı açısından risk oluşturmaktadır” dedi. Öte yandan Türkiye’de yılan sokması sonucu hayatını kaybeden kişi sayısı yılda ortalama 1 ile 5 arasında, mağdurlara zantivenom (panzehir) tedavisi uygulanıyor.

Zehirli yılanlar hangi bölgelerde?

Dr. Ergün Bacak, “Zehirli yılan türlerini tüm Türkiye’de görmek mümkün olsa da özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Toroslar ve Doğu Karadeniz engerek yılanları açısından zengin çeşitliliğe sahiptir. İstanbul’da insan sağlığı açısından tıbbi önem arz eden bir tür yılan (Burunlu engerek/Boynuzlu engerek) ile karşılaşmak mümkün olsa da karşılaşmalar nadirdir. İstanbul’da ormanlık alanlardaki yerleşimlerde karşılaşma ihtimali vardır. Şile ve Çatalca’nın kırsal yerleşimleriyle Beykoz, Sarıyer, Çekmeköy ilçelerinin ormana yakın alanlarında görmek mümkündür” dedi.

Karşılaşınca ne yapmalı?

“Evde veya araçta bir yılanla karşılaşmak panik yaratsa da, sakin kalıp doğru adımları atmak hem sizin hem de yılanın zarar görmesini engeller” diyen Dr. Ergün Bacak şu bilgileri verdi: “Yılanlar insanların ona müdahalesi olmadan, durduk yere saldırmaz; sadece köşeye sıkıştıklarında kendilerini korumaya çalışırken ısırabilirler. Eviniz kırsal alandaysa ve yılanın kaçabileceği bir alan varsa bir süre sonra çıkacaktır. Sakinliği korumalı, ani hareketler yapılmamalı; böylece saklanabilecekleri alanlara girmesine neden olmazsınız. Mümkünse çıkış yollarını açın. Kendiniz müdahale etmeyin, ilgili kurumlardan yardım isteyin. Araçta ise panik yapmadan aracı park ederek, yılanın uzaklaşmasını bekleyin veya yetkililere haber verin. Yılanlar özellikle mayıs ayından sonbahar sonuna kadar daha fazla görülüyor.”

Milyon dolarlık zehir

Yılan zehri, dünyadaki en değerli sıvılardan biri olup türüne göre litresi 40 bin dolardan 10 milyon dolara kadar alıcı bulmaktadır. Sadece Kral Kobra zehrinin litresinin fiyatı 40 bin dolar civarında. Yılan zehri, başta panzehir (serum) üretimi olmak üzere kanser, kemoterapi ilaçları, kozmetik, doping testleri ve kimyasal silah ayrıştırma işlemlerinde kullanılmaktadır.

Gençlerin kalbini vuran gizli düşman!

Didem Seymen - Son günlerde yaşanan iki acı kayıp, kalp krizinin yalnızca ileri yaşların hastalığı olmadığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. 35 yaşındaki oyuncu Ece İrtem’in yaşamını yitirmesinin ardından, önceki gün de Gebze Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 49 yaşında hayatını kaybetti.

Uzmanlar, genç yaşlarda görülen ani kalp ölümlerinin altında genetik faktörlerden yaşam tarzına kadar pek çok neden bulunabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, peş peşe yaşanan bu kayıpların ardından genç yaşta görülen ani kalp ölümlerinin hafife alınmaması gerektiğini, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini vurguluyor.

Genetik faktörler önemli

Toplumda kalp krizinin daha çok ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak algılandığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Davran Çiçek, son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi ve ani kalp ölümlerinde artış yaşandığını söyledi.

Genç yaşta meydana gelen kalp krizlerinin en önemli nedenlerinden birinin genetik yatkınlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiçek, “Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerde damar sertliği süreci çocukluk yıllarından itibaren başlayabiliyor. Özellikle ailesel kolesterol yüksekliği gibi kalıtsal hastalıklar, henüz 30’lu yaşlarda ciddi damar tıkanıklıklarına yol açabiliyor” dedi.

Sigara riski artırıyor

Ani kalp ölümlerinin yalnızca damar tıkanıklığına bağlı gelişmediğini belirten Çiçek, doğuştan gelen kalp kası hastalıkları, ritim bozuklukları ve yapısal kalp anomalilerinin de önemli risk oluşturduğunu ifade etti.

Bu kişilerin günlük yaşamlarında tamamen sağlıklı görünebildiğini söyleyen Çiçek, yoğun stres, aşırı fiziksel efor veya beklenmedik bir tetikleyicinin ölümcül ritim bozukluklarını ortaya çıkarabileceğini kaydetti.

Sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam, yüksek tansiyon, diyabet ve kronik stresin de gençlerde kalp hastalıklarının görülme riskini artırdığını belirten Çiçek, bazı enfeksiyonlar, kalp kası iltihapları, pıhtılaşma bozuklukları ve fark edilmeyen damar hastalıklarının da genç yaşta kalp krizine neden olabileceğini söyledi.

‘KOVİD-19 enfeksiyonu riski artırıyor’

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, KOVİD-19 enfeksiyonu ve aşılarının kalp krizine etkisi olup olmadığına ilişkin şunları söyledi: “KOVİD-19 aşılarının kalp krizleri üzerindeki etkisi, pandeminin başından beri yoğun şekilde araştırılmıştır. Güncel ve güvenilir veriler değerlendirildiğinde, KOVİD-19 aşılarının genel popülasyonda kalp krizi riskini artırdığına dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır.

Buna karşılık, KOVİD-19 enfeksiyonunun kendisi kalp krizi ve kardiyovasküler olay riskini belirgin şekilde artırmaktadır. Güncel yayınlarda ve analizlerde, KOVİD-19 aşısı sonrası kalp krizi oranının son derece düşük olduğu ve aşılanan bireylerde kalp krizi riskinin aşılanmayanlarla karşılaştırıldığında artmadığı gösterilmiştir. Benzer şekilde milyonlarca bireyin dahil edildiği geniş gözlemsel çalışmaları içeren analizlerde de KOVİD-19 aşıları ile kalp krizi arasında nedensel bir ilişki saptanmamıştır.

KOVİD-19 enfeksiyonun kendisi; damar duvarında inflamasyon dediğimiz bir sürece, damarda pıhtılaşmaya ve kalp damarındaki plakların yırtılmasına neden olarak kalp krizi riskini belirgin olarak artırmaktadır.’’

Çocuk ve gençler için uyarılar

“Aile öyküsü varsa ihmal edilmemeli” uyarısında bulunan Prof. Dr. Davran Çiçek, özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan, yüksek kolesterolü olan veya göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma gibi belirtiler yaşayan kişilerin mutlaka kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuklar ve gençler için de önemli uyarılarda bulunan Çiçek, “Ailesinde genç yaşta ani ölüm, kalp krizi, kalp kası hastalığı ya da ciddi ritim bozukluğu bulunan çocukların daha yakından takip edilmesi gerekiyor. Özellikle lisanslı spor yapan çocuk ve gençlerde yarışmalı sporlara başlamadan önce en az bir kez kardiyolojik değerlendirme yapılması hayat kurtarıcı olabilir” diye konuştu.

‘Genetik hastalık poliklinikleri artırılmalı’

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Akkuş, genç yaşta yaşanan ani ölümlerin en sık nedeninin kalp kaynaklı olmakla birlikte; yüksek tansiyona bağlı beyin kanamaları, aort damarı genişlemesi ya da yırtılması, beyin ve akciğer damarlarındaki pıhtılaşmalar olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Oğuz Akkuş, “Genetik hastalık ve aritmi polikliniklerinin artırılarak yüksek yoğunluklu hastanelerde ayrı birer birim olarak yapılandırılması, bu hastalıkların erken tanı ve tedavisinde hayati bir önem arz etmektedir. Bu özel birimler sayesinde riskli ailelerin dinamik takibi tek bir merkezden yürütülerek, genç yaşta gelişebilecek ani ölümlerin erkenden önüne geçilmesi sağlanacaktır” dedi.

Evler satıldı, hayatlar dağıldı, Umut Limanı'na sığındılar! ‘Kumar bitti, hayatım geri geldi’

Yasa dışı kumar siteleri, akıllı telefonlar ve internet sayesinde her an erişilebilir hale gelirken, kolay kazanç vaadiyle binlerce insanı ağır bir bağımlılık sarmalına sürüklüyor. Borçlar, dağılan aileler, psikolojik çöküş ve intihar girişimleriyle sonuçlanan bu süreçten çıkmaya çalışan bağımlılar ise çareyi dayanışmada arıyor.

Aralarında doktor, polis, şirket yöneticisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi Telegram’da kurulan “Umut Limanı” adlı destek grubu sayesinde yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Verdiklerimücadeleyi Milliyet’e anlattılar.

O renkli ekranlar...

İstanbul’da yaşayan 36 yaşındaki Cüneyt Ş., saygın bir şirkette bölge sorumlusu olarak çalışıyor. Cüneyt Ş. yaşadıklarıyla ilgilişunları söyledi:

“Evli ve bir kız çocuğu babasıyım. Sanal kumarla çevremdekilerin yönlendirmesiyle tanıştım. O renkli ekranlar, verdiği sahte umut ve sürekli heyecan hissi beni kısa sürede içine çekti, bağımlısı oldum. Eşimle yaşadığım duygusal uzaklığı ve içimdeki boşluğu o ekranlarda doldurmaya çalıştım. Kaybettim, daha çok kaybettim. En büyük kaybım para olmadı, ailemi, huzurumu ve kendimi kaybettim. Dört yıl kaybettiklerimi geri alma umuduyla yaşadım, her geçen gün daha da tükendim. Bir dönem hayatıma son vermeyi bile düşündüm. Tam o karanlığın içindeyken Telegram’daki destek gruplarıyla tanıştım. Orada benim gibi yüzlerce insanın aynı mücadeleyi verdiğini gördüm. Yapılan paylaşımlar, deneyim aktarımları ve gördüğüm destek sayesinde yeniden hayata tutunmayı öğrendim.

Birbirimize güç veriyoruz

Daha sonra bu süreçte edindiğim tecrübelerle ‘Umut Limanı’ oluşumuna katkı sağlamaya başladım. Bugün yüzlerce kişiye ulaşarak bu bağımlılıkla mücadele eden insanlara destek oluyoruz. Her gün konuşuyor, birbirimize güç veriyoruz.

Geriye dönüp baktığımda, bu grup sayesinde yeniden hayata tutunduğumu söyleyebilirim. 28 aydır kumardan uzak bir yaşam sürüyorum ve onlarca kişi de bu grup sayesinde kumardan uzaklaştı. Aramızda doktorlar, polisler, üst düzey yöneticiler ve farklı meslek gruplarından birçok insan bulunuyor.”

‘Bu bir hastalık’

M.A. da Umut Limanı sayesinde kumardan uzaklaşanlar arasında yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birinde çalıştığını belirten M.A., yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“Bu kumar belasına 2015’tebir arkadaşım aracılığıyla bulaştım. Çok büyük miktarlarda para kaybettim, bugün hâlâ binlerce dolar borcum var.Kompulsif kumar bağımlısı olduğumu bu gruba katıldıktan sonra daha iyi anladım. Daha önce de hasta olduğumu kabul edip, bırakmayı denedim. Psikolog desteği aldım ancak bunlar yeniden başlamamı engelleyemedi. Bu gruba katıldığımdan beri ne bahis ne de kumar aklıma geliyor. Gelse bile terapiler ve yaptığımız konuşmalar sayesinde bundan uzak durabiliyorum. Öncelikle bunun bir hastalık olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Bu bağımlılıkla mücadele etmek, ağır bir hastalığı yenip yeniden hayata tutunmaya benziyor. Kumar bağımlılığı insanın hayatındaki her şeyi etkiliyor. Ondan uzak kaldığınızda mutluluğun ne olduğunu yeniden keşfediyorsunuz. Kumarı bıraktığımdan beri eşim ve ailemle çok daha mutluyuz. Bana yeniden ‘Aramıza hoş geldin’ diyorlar. Hayatımda kaybettiğim birçok şeyi yeniden kazanmaya başladım.”

‘Ev, araba sattık, 3 yıldır mücadele ediyoruz’

Yaklaşık 3 yıldır yasa dışı sitelerde kumar oynayan M.K.’nın (27), kumar borçlarını kapatabilmek için ailesi evini ve aracını satarken, kredi çekip borç para aldı. Tüm çabalara rağmen M.K. sanal kumardan uzaklaşamadı, borçları katlanarak büyüdü. Evde huzursuzlukla beraber maddi yük de arttı.

Psikolojisi bozulanM.K., geçen hafta intihar girişiminde bulundu. Ailesinin müdahalesiyle hayata tutunan M.K’nin annesi H.K., yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle anlattı:

“Oğlumuz kendine zarar vermesin diye 3 yıldır mücadele ediyoruz. Ev sattık, araba sattık, kredi çektik, borç aldık. Her defasında borçlarını kapattığımızı düşünürken yeni bir borç ortaya çıktı. Ne yaptıysak onu bu bağımlılıktan vazgeçiremedik. Yaşananlar evde de büyük huzursuzluğa neden oldu. En sonunda canına kıymaya kalktı. Allah’tan erken fark edip müdahale ettik. Bir daha böyle bir şey yaşamaktan korkuyoruz.”

‘Eşime şiddet uyguladım’

Yasa dışı kumar sitelerinde bir gecede 400 bin lira kaybettiğini anlatan A.T. şunları söyledi:

“O an öyle korkunç bir psikoloji içindeydim ki tamamen kendimi kaybettim, tanınmazhale geldim. Gece saat 03.00’te eşimi uyandırarak şiddet uyguladım, zorla onun hesabından krediler çektim, kredi kartındaki tüm nakit parayı aldım ve dakikalar içinde hepsini kumarda sıfırladım. Yaşattığım bu dehşete rağmen eşim beni terk etmedi, bağımlılığı yenmem için sabırla savaştı. Sıkı tedbirve tedaviler sayesinde 2senedir kumardan tamamen uzağım. Eşime şiddet uyguladığım için ömür boyu büyük bir pişmanlık duyacağım.”

‘3 milyon borcun altında kaldım’

İzmir’de öğretmenlik yapan T.T., yaşadıklarını anlattı:

“Yıllarca öğrencilerime yol göstermeye çalışırken, ben 10 yıl boyunca kumar bağımlılığıyla mücadele ettim. Neredeyse tüm maaşımı kumara verdim. Yetmedi, 3 milyon lira borcun altında kaldım. Evli ve 2 kız çocuğu babası olarak ailemi, kendimi ve geleceğimi yıprattım. Defalarca bırakmaya çalıştım ama başaramadım, Umut Limanı ile tanışana kadar. Orada yalnız olmadığımı gördüm. Aldığım destek, paylaşılan tecrübeler ve dayanışma sayesinde kumardan uzak bir hayata adım attım. Bugün yeniden umutla geleceğe bakabiliyor, ailemle huzurlu günler yaşayabiliyorum. Bu yüzden benim hayatım ikiye ayrılır, Umut Limanı’ndan önce ve Umut Limanı’ndan sonra.”