HomeTürkçe HaberlerGündemBatı'nın Erdoğan'la iş tutması otokrasiyi güçlendiriyor

Batı'nın Erdoğan'la iş tutması otokrasiyi güçlendiriyor

Published on

spot_img

Prof. Dr. Burak ÇOPUR*

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde, Erdoğan rejimi topluma yönelik baskının şiddetini artırdı. Aralarında akademisyenler, gazeteciler ve avukatların da bulunduğu yaklaşık 180 kişi, “terör suçlaması” ve “eylem yapma ihtimali”ne karşı keyfi bir şekilde gözaltına alınıp tutuklandı. Ancak bir polis devletinde görülecek bu manzarada gözaltına alınanlar arasında, piknik gezisinden dönen ve neye uğradıklarını anlamayan çevre örgütü TEMA’nın yaşlı üyeleri bile bulunuyor.

Son derece yetenekli ve rejim karşıtı stand-up’çı olan Deniz Göktaş’ın son gösterisinin video kliplerinin hızlıca yayılması, Erdoğan rejiminin talebi üzerine “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle X’te erişime engellendi. Türkiye’de muhalif medya ve tanınmış gazeteciler, NATO’nun kendilerine akreditasyon vermemesi nedeniyle büyük bir isyan içinde. NATO’nun resmi gerekçesi: Ev sahibi ülkenin değerlendirmesine güvenildiği şeklinde. Ancak bu gerekçe, uygulanan yöntemin kendisinden bile daha utanç verici.

ERDOĞAN İŞLERİ NE YARIYOR!

Batı için – özellikle de dengesiz, haydut bir başkanın liderliğindeki ABD için – dünyadaki güvenlik politikası ve Türkiye ile yapılan silah ticareti, Erdoğan’ın muhalefete ve sivil topluma yönelik baskısını gündemde tutmamak Erdoğan’a karşı çıkmaktan daha önemli görünüyor.

ABD ve AB Tayyip Erdoğan’ın “otokrat” olduğunu çoktan kabullenmiş durumda. Ancak onlara göre Erdoğan, Putin gibi “Doğu’nun kötü bir diktatörü” değil, “Batı’nın iyi, dostane bir otokratı.” Ukrayna’dan Ortadoğu’ya kadar her yerin alev alev yandığı bu çalkantılı kriz döneminde, bir ortak olarak kızdırılmaması gereken bir kişi.

Şimdi tüm NATO devlet başkanları, dünyadaki güvenlik ve savunma politikasını görüşmek üzere yakında Ankara’da bir araya gelecek. Bilindiği üzere NATO’nun pek de dostu olmayan Donald Trump, önceden yaptığı açıklamada, aslında NATO zirvesine katılmayacağını, ancak kelimenin tam anlamıyla pek “sevdiği Erdoğan” (“Onu seviyorum”, Donald Trump) için geleceğini ve onu çok “mutlu” edecek “hediyeler” getireceğini açıkladı. Burada söz konusu olan, yeni savaş uçağı Kaan için yaklaşık 700 milyon ABD doları değerinde savaş uçağı motorlarının satışı. Bunun için Trump’ın alışılageldiği üzere kendisi için önemsiz ancak kurallar gereği zorunlu olan Kongre’nin parlamento denetimi tekrar yok sayılacak. Ayrıca, Türkiye’nin NATO üyesi olarak Rus S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle ABD tarafından engellenen, ABD yapımı F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye olası satışı da gündemde.

Türkiye’de savunma sanayisi oldukça ilerlemiş durumda. Muhalefet bu konuyu sadece izliyor. Rejimin “Güçlü Türkiye” sloganı pek çok kesimi memnun etmiş görünüyor.

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİNİN FARKINDALAR

İran’dan Lübnan’ya ve Gazze’ye kadar uzanan Ortadoğu’daki çatışmalar, Ukrayna’daki savaş ve savunma konularında Avrupa için artık güvenilmez bir ortak olan Trump, Batı için ikinci en büyük orduya sahip bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin jeopolitik öneminin farkında. Mevcut koşullarda bu jeopolitik önem bir kez daha belirgin şekilde artmış görünüyor. ABD ise Ortadoğu’nun geleceğine dair kolanyalist görüşünü kamuoyuna çoktan açıkladı. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamasına göre, Ortadoğu bölgesi için güçlü liderlere sahip monarşiler çok daha umut verici. Bunu Nisan 2026’nın sonunda Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada vurguladı. Ona göre bu bölgede tek bir şeye saygı duyulur ve o da güç. Barrack’ın sloganı, Roma askeri yazarı Vegetius’un “Si vis pacem, para bellum” (Barış istiyorsan, savaşa hazırlan) sözünden esinlenerek, “Güç yoluyla barış” şeklinde. Kolonyalist Barrack’a göre Türkiye bunun iyi bir örneği, zira Tayyip Erdoğan Barrack’ın anlatımına göre güçlü ve merkeziyetçi liderliğiyle bölgede istikrar ve refah sağladı!

BATI DERS ALMIYOR

Böylece Batı, geçmişteki hatalardan ders almadığını bir kez daha gösteriyor. Batı, 20. yüzyılın defalarca başarısızlığa uğramış reelpolitik Machiavelist anlayışıyla, Ortadoğu’da Saddam Hüseyin, Hüsnü Mübarek gibi acımasız diktatörleri besledi. Bu diktatörler sadece kendi ülkelerinde değil, tüm Ortadoğu’da da büyük bir kaos bıraktı. Batı, Suriye’de Ahmed el-Şara gibi eski bir cihatçıyı desteklerken aynı zamanda seküler Suriyeli Kürtleri yüzüstü bırakarak, bir kez daha tarihin yanlış tarafında durdu. Hata yapmak insana özgürdür. Ama aynı hataları tekrar tekrar yapmak aptallıktır. Rejim Neo-Osmanlıcı hayaller içindeyken gelecekte Mavi Vatan doktriniyle birlikte Ege’de Yunanistan, Akdeniz’de Güney Kıbrıs ve Ortadoğu’da İsrail’le gerilimler yaşanma ihtimali göz ardı edilemez. İran “tehdidi” nedeniyle Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan uzun zamandır siyasi olarak yakınlaşıyor. Bu durumun bir nedeni de İsrail’in Ortadoğu’daki etkisinin giderek artması. Tel Aviv ile Ankara arasındaki söylemler giderek sertleşiyor ve tehlikeli bir hal alıyor.

Kendisinin bir Hamas destekçisi olduğunu saklamayan Erdoğan, Saray’ın emrindeki yargı tarafından “görevden alınan” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in oluşturduğu güçlü muhalefet karşısında, yaklaşan seçimlerde iç politika ve ekonomik sorunlardan dikkatleri başka yöne çekmek ve iktidarda kalmak için her türlü yolu meşru görecek.

BİRBİRLERİNE MUHTAÇLAR

Realpolitik açısından Türkiye, Batı için büyük önem taşıyor, bunun tersi de geçerli. Mart ayında İran’dan fırlatılan füzeler, nihayetinde Türkiye hava sahasında NATO’nun füze savunma sistemi tarafından imha edildi. NATO savunması kapsamında İtalyan SAMP/T hava savunma sisteminin Konya’da konuşlandırılması boşuna değildi. Ankara ile Brüksel arasındaki karşılıklı bağımlılık her iki taraf için de geçerli ve Batı’nın Erdoğan üzerinde baskıyı artırma imkânları kesinlikle var. NATO Zirvesi öncesindeki Türkiye muhaliflerine karşı baskı dalgası nedeniyle, Ankara’daki siyasi gelişmelerden her zaman kısık sesle “endişe duyan” AB’den tavır beklemek zaten çok fazla iyimserlik olurdu. Ancak bir Batılı devlet başkanının muhalefet lideri Özgür Özel ile bir görüşme yapabilir ya da tutuklu eski İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ya da neredeyse 10 yıldır uluslararası hukuka aykırı bir şekilde hapiste olan Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edebilir. Bu önemli bir mesajdır. Bu ayrıca, Batı’nın kendi çıkarları uğruna tüm değerlerini bir kenara atmadığının önemli bir işareti de sayılacaktır.

MERZ’İN DENİZ GÖKTAŞ KADAR CESARETİ VAR MI?

Donald Trump gibi çıkarcı tüccar bir kişiden bu tür insani ve dayanışma jestleri beklemek mümkün değil, ancak neredeyse her fırsatta Avrupa değerlerini ve ilkelerini yücelten bir Alman şansölyesinden bunu beklemek mümkün.

Fakat otokratik bir düzene başkaldıran Stand Up’çı Deniz Göktaş kadar Friedrich Merz’in cesareti ve yüreği var mıdır, pek düşünülemez ama hep birlikte bekleyip görülecek. Bunun yerine, Erdoğan rejimi dünya kamuoyunun gözü önünde demokrasiyi ortadan kaldırırken, Türkiye’deki fazlasıyla endişe verici iç siyasi gelişmeler Batılılar tarafından muhtemelen yine görmezden gelinecektir.

Bu süreçte, Batı’nın geçmişte yaptığı ve herkesin bildiği hatalar sürekli olarak tekrarlanmaktadır. Dünyanın yöneticileri, demokrasi ve istikrarın birbiriyle çelişen kavramlar değil, birbirinden ayrılamaz konular olduğunu ne zaman öğrenecekler? Kısa vadede, zaten büyük ölçüde hırpalanmış olan Türkiye demokrasisi ve ona hâlâ inanan insanlar, sivil toplum ve Türkiye’deki azınlıklar Batı’nın bu kayıtsızlığının bedelini ödeyecek.

Uzun vadede ise Avrupa’nın da güvenliği etkilenecek. Bu ikiyüzlülük ve sahtekarlık karşısında Batı’nın, hatta Almanya’nın itibar kaybından artık söz etmek bile mümkün değil. Bu durum sadece Türkiye’de değil, dünya çapında Gazze Savaşı bağlamında da çoktan gerçekleşti. Batı’nın değerleri sonunda iflas etti ve Trump’tan dolayı artık zaten uyum içinde olan bir Batı da yok.

*Almanya’da siyaset bilimci, Radikalleşmeyi Önleme Enstitüsü müdürü

Kaynak: BirGün

Latest articles

Yapay Zekâ ve Jevons Çelişkisi

Teknoloji dünyasında yaygın bir varsayım vardır: Bir süreç daha verimli hâle geldiğinde daha az kaynak ve enerji kullanılır, daha az zaman harcanır ve maliyetler düşer. Bu, ilk bakışta oldukça mantıklı görünse de tarih, verimliliğin her zaman daha az tüketim anlamına gelmediğini gösteriyor. 1865 yılında İngiliz iktisatçı William Stanley Jevons, The Coal Question adlı eserinde dikkat […]

Tango’da en iyi ‘Abrazo’yu Türkler mi yapar?

Sorunun cevabını yazının ikinci bölümünde vereceğim.  Ama önce İran’dan gelen şu fotoğrafa çok iyi bakalım. Savaştan sonra Tahran sokaklarında çekilmiş. Arkada öldürülen eski ruhani lider Hameney ve onun yerine geçen oğlunun fotoğrafları var. Önlerinde ise bir kadın yürüyor. Ama ne yürüyüş… Üzerinde pembe bir gömlek. Başı tam açık, saçları atkuyruğu. Yüzünde en küçük korku ifadesi […]

İsrail basını duyurdu! ABD, Gazze'nin imarı için taleplerini iletti

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi.

Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi.

ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İlginizi Çekebilir

BELGEDEKİ TALEPLER

Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor.

Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor.

Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor.

İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor.

Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor.

Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor.

“Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu.

Harita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı

Asıl Dönüm Noktası, Bize Ait Olmayan İstekleri Fark Ettiğimiz An mıdır

“Siyaset merakının” birden gaza bastığı kişiler neden kısa süre sonra vitesi küçültüp beklemeye geçiyor? Bir kesim, olayların kendisini değil, büyük bir kırılma ihtimalini takip ediyor. O ihtimal güçlendiğinde ilgilenir göründüğü başka konuları bırakıp birden hızlanıyor. Ortalıkta hararet azaldığında da aynı hızla gene beklemeye geçiyor. Bu yalnızca siyasete özgü bir durum değil. İlgileri de heyecanları da […]

More like this

Yapay Zekâ ve Jevons Çelişkisi

Teknoloji dünyasında yaygın bir varsayım vardır: Bir süreç daha verimli hâle geldiğinde daha az kaynak ve enerji kullanılır, daha az zaman harcanır ve maliyetler düşer. Bu, ilk bakışta oldukça mantıklı görünse de tarih, verimliliğin her zaman daha az tüketim anlamına gelmediğini gösteriyor. 1865 yılında İngiliz iktisatçı William Stanley Jevons, The Coal Question adlı eserinde dikkat […]

Tango’da en iyi ‘Abrazo’yu Türkler mi yapar?

Sorunun cevabını yazının ikinci bölümünde vereceğim.  Ama önce İran’dan gelen şu fotoğrafa çok iyi bakalım. Savaştan sonra Tahran sokaklarında çekilmiş. Arkada öldürülen eski ruhani lider Hameney ve onun yerine geçen oğlunun fotoğrafları var. Önlerinde ise bir kadın yürüyor. Ama ne yürüyüş… Üzerinde pembe bir gömlek. Başı tam açık, saçları atkuyruğu. Yüzünde en küçük korku ifadesi […]

İsrail basını duyurdu! ABD, Gazze'nin imarı için taleplerini iletti

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi.

Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi.

ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İlginizi Çekebilir

BELGEDEKİ TALEPLER

Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor.

Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor.

Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor.

İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor.

Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor.

Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor.

“Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu.

Harita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı