Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Bakanlara yakışmıyor!

Bakanlara yakışmıyor!

Rıfat Okçabol

“Gerçeklerin bu denli çarpıtılması, bırakın bir bakana yakışmamasını, bu konularla ilgili verileri herkesten daha iyi bilmesi gereken Eğitim Bakanına hiç yakışmıyor.”

İnsanın üyesi olduğu parti için çalışması doğal bir durumdur. Ancak bir siyasal parti üyesi bakan olduğunda, kendi partisini gözetmesi yanında tüm toplumu da gözetmesi gereken devlet adamı sorumluluğunu da üstlenmiş olmaktadır. Bu nedenle hiç kimseden toplumu kandırıcı söylemler beklenmediği gibi bakanlardan da beklenmemektedir.

Eğitim Bakanı, iki hafta önce Rize’de yandaşlarıyla konuşurken Ekrem İmamoğlu’nun Kıbrıs’tan İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yapmasıyla ilgili olarak, “… 1980’li yıllar yani benim üniversite sınavına girdiğim 88-89’dan bahsediyoruz. Burada hiç kimsenin çoluğu çocuğu ‘Kıbrıs’a gideyim, Kıbrıs’ta okuyayım, oradan yatay geçiş yapayım’, bu o zaman kimsenin aklına gelen bir şey değildi, kimsenin bildiği bir şey de değildi” diyor! Bu haberi okuyunca, 1988’de yedi yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nin çalışanı olduğumu ve dış transfer başvurularını anımsayınca, Bakanın söylediklerinden kuşkulandım. Kuzey Kıbrıs’ta bulunan üniversitelerin web sayfalarındaki tarihçelerine baktım. Kuzey Kıbrıs’taki Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) 1979’da, E. İmamoğlu’nun okuduğu Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) 1985’te ve Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) de 1988’de açılmış. Gerçeklerin bu denli çarpıtılması, bırakın bir bakana yakışmamasını, bu konularla ilgili verileri herkesten daha iyi bilmesi gereken Eğitim Bakanına hiç yakışmıyor. 

Eğitim Bakanı, Rize’de bakana yakışmayan şeyler söylemeye devam ediyor. Örneğin E. İmamoğlu için, “… Sonra Kıbrıs’tan Türkiye’deyken asla kazanamayacağı bir okula yatay geçiş yapıyor” deyip, “Şimdi bunun bir proje olduğunu düşünmek için çok aşırı zeki olmaya gerek yok arkadaşlar, herkesin görebileceği bir şey. Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi FETÖ istilasına tabi tutulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin haline üzülüyorum. Bir siyaset bilimci olarak Türk demokrasi tarihi çalışan bir kişi olarak üzülüyorum” diyor.

Bir bakanın, hele hele bir Eğitim Bakanının, yargı sürecinde olan bir konuda böylesine suçlamalarda bulunmasının ve bu suçlamaları yaparken de kendisini “Bir siyaset bilimci olarak Türk demokrasi tarihi çalışan bir kişi olarak” tanımlamasının ne anlama geldiğini insan düşünmek bile istemiyor.  

Bakan herhalde liseyi Rize’de okuduğu için, orada konuştukça açılıyor. Örneğin bakan 1970 doğumlu olduğuna göre ilkokulu 1980’lerin başlarında okumuş olması gerekirken, “30 yıl önce ben öğrenciyken sınıflarımızda soba bile yoktu” diyebiliyor! Sonra da, nasıl oluyorsa sobası olmayan sınıf için, “sabah okula giderken annem fileyle odun verirdi, her arkadaş okula odun getirirdi” diyebiliyor!

Bir ara da “Rize’de bir kırtasiyeci vardı kitaplar ısmarladıktan üç ay sonra dönem bitince gelirdi” diyor! Kitaplardan söz ettiğine göre bu açıklama Rize Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi olduğu yıllarla ilgili oluyor ve gerçekleri ne denli saptırdığını anlamak daha da kolaylaşıyor.

Dinleyenler yandaş olunca, Bakanın hızını alamadığı anlaşılıyor. Örneğin Bakan “Ben diyorum ki Osmanlı’yla Cumhuriyet’i barıştırmalıyız. Ben diyorum ki eski Türk devletleriyle Cumhuriyet’i barıştırmamız lazım. Çocuklarımızın Osmanlı’yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı’ya da sahip çıkması lazım” diyor.

Bakan tabii ki her çocuğun ilkokulda, ortaokulda ve lisede Osmanlı tarihini okuduğu için atalarımızın Acemler, Almanlar, Araplar, Fransızlar, … değil Osmanlı olduğunu öğrendiğini biliyor. Çünkü kendisi de bu tezgahtan geçti. Çocuklarımız, bakan ve ben dahil bu tarih derslerinden, örneğin Niğbolu Savaşı’nı kazanan I. Beyazıt’ın Yıldırım, İstanbul’u fetheden II. Mehmet’in Fatih, Mısır’ı fetheden I. Selim’in Yavuz, Mohaç Savaşı’nı kazanan ve Fransız kralına yardım eden I. Süleyman’ın Kanuni, … olduğunu öğrenmedik mi? Kendisi Osmanlının atalarımız olduğunu nereden öğrendiyse, çocuklarımız da oradan öğrenmiyor mu?

Eğitim Bakanı, “Bir siyaset bilimci olarak Türk demokrasi tarihi çalışan bir kişi olarak”, Osmanlının Anadolu beylikleri, Altınordu Devleti ve Memlükler gibi eski Türk devletlerini ortadan kaldırdığını bile bile “eski Türk devletleriyle Cumhuriyet’i barıştırmamız lazım” derken de gerçekleri saptırıyor.

Eğitim Bakanı konuşmasını, “Bunun için tarih müfredatında değişiklikler yapmamız lazım diyorum ben ve bunu yapıyorum. Çünkü dünyada birçok devlet bizim sahip olduğumuz bu binlerce yıllık birikime sahip değil. Bize öykünüyorlar; ‘Ne güzel geçmişiniz var, ne büyük bir birikiminiz var’ diyorlar. Biz de diyoruz ki ‘Yok onlar kötü biz onu almıyoruz’ dersek eğer atalarımıza saygısızlık yapmış oluruz” sözleriyle bitirirken de gerçekleri saptırıyor.  

İki yüzyıl kadar “Osmanlıyı hasta adam” olarak görenler mi, Kanuni Süleyman’dan itibaren 400 yıl kapitülasyonlar sayesinde Osmanlıyı sömürenler mi, 1792’den sonra başlayan gerileme döneminde hemen her savaşta Osmanlıyı yenenler mi bize öykünüyorlar? Osmanlı izin verdiği için 16. yüzyıldan sonra kendi okullarını açıp misyonerlik faaliyetlerini sürdüren Alman, Amerikan, Fransız, İtalyan gibi yabancılar mı bize öykünüyorlar? Beş milyon metrekareyi geçen Osmanlı topraklarını adım adım ele geçiren Vahdettin’in onayıyla Anadolu’yu işgal edip Osmanlıya Ankara ve Konya civarında ancak 200 bin kilometrekare toprak bırakanlar mı bize öykünüyorlar? Osmanlıda tüm dünyada tanınan bilim insanları, edebiyatçılar, ressamlar, müzisyenler, …yetiştiği için mi; Osmanlı Atina’yı, Bağdat’ı, Bükreş’i, Belgrad’ı, Kahire’yi, Kırım’ı, Kudüs’ü, Mekke’yi, Sofya’yı, Şam’ı, Tiflis’i, Zagreb’i, … ele geçirdiği için mi bize öykünüyorlar? 

Sayın Eğitim Bakanı, yapmayın, öncelikle kendinizi kandırmayın; çocuklarımızı gerçek olmayan bilgilerle oyalamayın, çocuklarımızı gerçekçi olmayan hayallerinizin peşine takmayın.

okcabolr@gmail.com

To read the full story from the source: soL Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement