MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Artık savaşlar bitsin istiyoruz.” mesajını vererek birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceklerini belirtti.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.
Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar:
“Siyonist emperyalist cinayet şebekesi, Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi. Ramazan ayı, kalp temizliği için bir fırsat, vicdan muhasebesi için bir tedrisat, günahlardan arınma için manevi bir tahsisat olduğu halde, aynı zamanda daha iyi bir insan mertebesine erişmenin, merhamet ve müşfik münasebet ağı kurmanın, Müslüman gönüllerin hayır ve hasenatla doğrulmasının ruhsatını bahşetmesine rağmen, İslam âleminin nasiphanesine neyin düştüğünü, bundan ne kadar istifade edebildiğini hiç kuşkusuz sadece ve sadece Cenab-ı Allah bilecektir.
İnsan içinden yenilenmeyince dışından eksilmiş olur. Bu kapsamda, onca sorun ve sıkıntının koyu gölgesi altında kalmış olsak da, iç medeniyet âlemimizin yenilenmesi ve yeniden yeşermesi hususunda mübarek günlerin bir dönüm noktası olmasını hasreten diliyorum.
“SEMALARDA FÜZE DEĞİL BİRLİK OLSUN”
Artık savaşlar bitsin istiyoruz. Nifak tohumlarını çürüteceğiz. Birlikten güç doğacağını cümle alame göstereceğiz. Semalarda füze değil birlik olsun istiyoruz.”
İstanbul Küçükçekmece'de öldürüldükten sonra 13 Temmuz 2025'te Eyüpsultan'da yol kenarında valizin içinde cesedi bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetiyle ilgili gözaltına alınan Cemil Koç, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Tasarlayarak öldürmek' suçundan, kendisine yardım eden 6 kişi de 'Tasarlayarak öldürmeye yardım etmek' suçundan tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Soruşturma sürerken, Cemil Koç'un, Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde 24 Temmuz 2023'te bir sitenin 8'inci katındaki daireden düşerek ölen birlikte yaşadığı Ejegül Ovezova’nın ölümünde de şüpheli olduğu belirlendi.
TIRNAKLARINDA SANIĞIN DNA'SI BULUNDU
Cemil Koç, Ejegül Ovezova ölümü ile ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 4 Temmuz 2025'te tamamlanan iddianamedeki ifadesinde; olay sırasında lavaboda olduğunu, bir ses duyup salona geçtiğinde Ovezova'yı göremediğini, aşağı indiğinde kadını yerde yüzüstü yatarken gördüğünü ve intihar etmiş olabileceğini düşündüğünü söyledi. İddianamede, Adli Tıp Kurumu'nun raporuna da yer verilerek, tırnaklar üzerinden alınan sürüntü örneğinde Ejegül Ovezova ve Cemil Koç'tan alındığı belirtilen kan örneklerinden elde edilen genotiplerin karışık olarak bulunduğu tespiti yer aldı. Bu durumun da aralarında bir boğuşma yaşandığını gösterdiği, Cemil Koç'un kadını pencereden düşürmek suretiyle ölümüne sebep olduğu, şüphelinin üzerine atılı 'Kasten öldürme' suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphenin elde edildiği kaydedildi.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
İddianamede, evin salonunda, çamaşır makinesi içindeki yorgan üzerinde ve yatak süngeri kenarında tespit edilen kan izlerinin maktule ait olduğunun saptandığı, ancak maktulün vücudunda yara veya kesi izine rastlanmaması nedeniyle evdeki kan lekeleriyle ölüm arasında doğrudan bir bağ kurulamadığı ifade edildi. Ancak tırnak altı DNA örneği ile birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin kadını öldürdüğüne yönelik yeterli şüphe oluştuğu ifade edilerek, Cemil Koç'un 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-f maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
‘BEYANLARININ GERÇEKLİK PAYI DÜŞÜK’
Davanın görüldüğü Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda, olay yeri inceleme fotoğrafları, kriminal raporlar ve Adli Tıp Kurumu verileri birlikte değerlendirildi. Raporda, ikamet içerisinde çok sayıda noktada kan lekesi bulunduğu, bu lekelerin maktule ait olduğunun tespit edildiği belirtildi. Sanığın olay sonrası vücudundaki çizikleri doktor raporunda ‘kedi tırmığı’ olarak açıklamasının ise hayatın olağan akışına uygun olmadığı ifade edildi. Raporda ayrıca, Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesine göre Ejegül’ün ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa ve yüz kırıkları ile iç kanama sonucu meydana geldiği, yüz bölgesindeki kırıkların düşme öncesi darp sonucu oluşmuş olabileceğinin değerlendirildiği aktarıldı. Tanık beyanlarında olay gecesi bir kadın çığlığı duyulduğunun belirtilmesinin de olayın oluş şekline ilişkin şüpheleri artırdığı kaydedildi. Tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde ise sanık Cemil Koç’un beyanlarının gerçeklik payının düşük olduğu kanaatine varıldığı bildirildi.
Gram altın haftaya yüzde 2,9 düşüşle başlarken, güne 6 bin 225 TL'den başladı. Gün içerisinde 6 bin TL'nin altını gören gram altın, kuyumcularda 6 bin 100 TL'den, çeyrek altın ise 10 bin 940 TL seviyelerinden işlem gördü. Fiyatlardaki düşüşü fırsat bilen vatandaşlar sabahın erken saatlerinde kuyumculara akın etti.
Yoğunluğun yaşandığı adreslerden biri Yıldırım ilçesine bağlı Erikli Mahallesi oldu. Sabah saatlerinde bir kuyumcuda altınların kısa sürede tükenmesi üzerine esnaf, çareyi dükkân camına yazı asmakta buldu.
Gram altında tarihi kırılma! Uzman isimden yatırımcılara çağrı
"Vallahi billahi yok, yemin ederim yok" yazısına rağmen müşterilerin ısrarı sürerken, esnaf ile vatandaşlar arasında gülümseten diyaloglar yaşandı. Bir müşterinin "Bir gram da mı yok?" sorusuna kuyumcunun "Yok abi, olsa kendime ayırırım" dediği anlar kameraya yansıdı.
3 milyon vatandaşın tapu derdine son! Bedelsiz iade edilecek
Öte yandan, altın fiyatlarındaki düşüşün talebi artırdığı, kuyumcu esnafının ise yoğunluğa yetişmekte zorlandığı gözlendi. Kuyumcu Ahmet Yasinkılıç, "Altında yaşanan sert düşüş talebi arttırınca, sabah yoğunluk yaşandı. Akşam olmadan gram, çeyrek altın tükendi. Şimdi vatandaşlar bizim altını stokladığımızı düşünüyor. Halbuki, şu an altın alacağımız tedarikçide altın kalmadı. Biz de artık yemin etmekten yorulduk. Çareyi cama yazı asmakta bulduk" dedi.
Mersin'de yapılan biyopsi sonrasında fenalaşarak hayatını kaybeden Umut Ballı'nın ölümünde hastane ve görevli doktorların ihmalinin olduğu iddia edildi. Aile sorumlular hakkında şikayetçi oldu.
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi.
İlginizi Çekebilir
Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.
KÖPEĞİ ALMAYA GİTTİK
Alaattin Kadayıfçıoğlu "18 Mart'ta Aleyna akşam saatlerinde bana geldi, o gece benim misafirim oldu. Sabah saatlerinde uyandım. Aleyna işe gidecekti, kendi aracının Avrupa yakasında olduğunu söyledi. Bunun üzerine kendime ait aracımı verdim. Aleyna evden ayrılarak işine gitti. Bende kendime ait başka bir araçla öğlen vakti evden çıkarak iş yerine gitm. Gün içinde rutin işlerimi hallettim. Akşam Aleyna ile buluşacaktık. Bundan dolayı Aleyna'yı aradım. Kendisi bana annesinin yanında olduğunu söyledi. Bunun üzerine Aleyna'yı almak için annesinin evine giderek Aleyna'yı aldım. Aleyna'yı alınca bana ait aracın stüdyo önünde olduğunu, ayrıca köpeğinin ve eşyalarının da stüdyoda olduğunu, onları alacağını söylemesi üzerine kullandığım araç binek olduğundan eşyaların ve köpeğin araca sığmayacağını düşündüm. Babam da annemle birlikte o gün İngiltere'de okuyan kardeşimin yanına gittiği için aracın boş olduğunu düşünerek babamın şoförü olan Hüseyin'i aradım. Hem benim aracımı almak hem de eşyaları ve köpeği almak için yanına Mustafa'yı alarak Aleyna'nın evinin önüne gelmesini söyledim ve gelince orada buluştuk. Normalde aracı almaya Hüseyin ve Mustafa gidecekti, bundan dolayı Aleyna'da bana stüdyonun konumunu attı. Ben de konumu Hüseyin'e attım. Ancak Aleyna köpeği görmek ve eşyalarını almak stediği için bizde gidelim dedi. Bunun üzerine 2 araç olarak stüdyoya doğru gittik. Ben ve Aleyna benim kullandığım araçla, Hüseyin ve Mustafa ise arkamızda bulunan başka bir araçtaydılar. Birlikte stüdyonun bulunduğu sokağa doğru gidene kadar Aleyna ile normal sohbet ediyorduk. Stüdyonun olduğu sokağa girince aracımın farları sokakta park halinde olan bir aracın içini aydınlatınca araç içinde 3-4 kişinin olduğunu gördüm. Bu esnada Aleyna 'a a a bunlar burada daha gitmemişler' dedi. Ben de kendisine 'hayırdır bunlar kim' diye sordum. Kendisi de bana hani öğlen sana köpeğimi almak isteyenler var diye söylemiştim, sen de bana polisi ara polis gelsin demiştin ya işte bunlar o şahıslar diye söyledi" dedi.
'GÖZ GÖZE GELDİK'
Kadayıfçıoğlu "Bunun üzerine bu şahıslar kim diye sordum. Kendisi de 'sana bahsettiğim ayrılmış olduğum eski sevgilim' dedi. Bu esnada ben araç içerisindeki bu şahıslara baktığımda aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahısla ben ve Aleyna göz göze geldik. Bu sırada şahsın torpidodan bir şeyler alıp, arkada oturan kişilere dönüp bir şeyler konuşup tekrar döndüğünü görünce Aleyna ve ben tedirgin olduk. Ayrıca Aleyna bana 'bunlar Bağcılar çocuğu dikkatli ol' dedi. Bunun üzerine bu şahısların araçtan inip bizim yanımıza gelmesinden ya da araçtan silahla bize doğru ateş etmesinden tedirgin olduğum ve korktuğum için şahısları engellemek ve olumsuz bir olay yaşanmasının önüne geçmek için hemen araçtan inerek bu şahısların bize zarar vermesini engellemek ve konuşmak amacıyla bu şahıslarla konuşmak için bu şahısların yanına doğru gittim ve bulundukları aracın camını parmağımda bulunan yüzükle tıklattım" dedi.
BİR ANDA SİLAH PATLADI
İfadesinin devamında "Bu esnada şahıs kapıyı üzerime doğru sert şekilde açıp beni itti ve kapıyı bana vurdu. Bende bu şahsın benim üzerime gelmemesi ve araçtan inmemesi için kapıyı iterek kapattım, bu esnada belimde bulunan silahımı sol elimdeydi. Bu şahıs kapıdan inemeyince aracın camını açtı. O esnada bu şahsın oturmuş olduğu koltukta bacaklarının arasında metal renkli parlayan bir şey görünce silah ya da bıçak olduğu düşüncesine kapıldım. Bu arada şahıslara 'beyler aracınızı buradan alın, aracımızı alıp gideceğiz' dedim. Bu esnada önde oturan şahıs eliyle bana müdahale ederek vurmaya çalışınca silah bulunmayan elimle şahsı engellemeye çalıştım, ancak şahıs 2 eliyle bana müdahale edince elimde silah bulunan sol elimi de istemsizce kendimi savunmak maksadıyla şahsa doğru götürdüm. Şahıs ise halen bana hamle yapıyordu ve elimde bulunan silahı tutuyordu. Bu boğuşma esnasında silah bir anda patladı, ben kesinlikle silahla ateş etmedim" dedi.
‘ŞOKA GİRDİM’
Kadayıfçıoğlu "Silah patlayınca şoka girdim. Benim silahım mı patladı, başka bir silah mı patladı onu dahi fark etmedim. Olayın şokuyla bir an önce oradan ayrılmak istedim. İçinde bulunduğum şok halinden dolayı kendi aracımı kullanamayacağımı düşündüğüm için geldiğim araca değil de diğer araca geçtim, Aleyna'da yanımda idi. O da panik halindeydi. Hatırladığım kadarıyla benim kullandığım aracımı da Hüseyin kullandı. Oradan ayrıldık, almaya gittiğimiz aracım da orada kaldı. Ben yaşanan bu olaydan dolayı son derece tedirgin oldum, olayı anlamaya çalıştım. Babama ulaşmak istedim, ancak babam İngiltere'ye gittiği için uçakta olduğundan kendisine ulaşamadım. Olayın kaza ile olduğunu düşündüğüm için polise gittiğimde kendimi ifade edememekten korktuğum için polise bildirimde bulunmadım. Bunun üzerine kendime yakın hissettiğim için babamın amcaoğlu olan Metin Kadayıfçıoğlu'nun yanına gittim. Kendisine detaylarını söylemeden bir olaya karıştığımı söyledim. Metin Kadayıfçıoğlu'da bana "nasıl bir olay" diye sordu. Ben olayın ne olduğunu dahi anlamadığım için olayı kendisine anlatamadım" dedi.
Erol Köse'nin cenazesi kızı tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı
'EĞİTİMLİ VE KÜLTÜRLÜ BİR İNSANIM'
Şüpheli ifadesinin devamında "Metin Kadayıfçıoğlu beni bir ticari taksiye bindirerek Avrupa Yakasına geçirdi. Daha önceden şirket olarak kiraladığımız ancak halen teslim almadığımız, sadece anahtarı bizde olan, içindeki eşyaları sahibi tarafından teslim alınmayan Zorlu Center'da bulunan açık adresini tam bilmediğim, ancak istendiğinde gösterebileceğim adrese daha önce babamın yanında çalışan Engin Taşkıran ile geçtim. Daha sonra polisler gelip beni yakaladılar. Ardından işlemler için büronuza getirildim. Yaşanan olayda ölen ismini bu olaydan dolayı öğrendiğim Kubilay Kaan Kundakçı isimli şahsa üzülüyorum. Ben böyle bir olay yaşanmasını istemezdim. Zaten böyle bir olayın içinde bulunacak yapıda ve karakterde bir insanda değilim. Eğitimli ve kültürlü bir insanım. Olayın olduğu yere kendi şahsi aracımı almak ve kız arkadaşımın eşyaları ile köpeğini almak amacıyla gittim. Sokakta bu şahısları görünce tedirgin oldum. Normalde aracım olmasa oradan direkt giderdim, ancak aracımı almak istedim. Bu esnada aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahsın torpidoya eğilip bir şey alması, ardından arkasına dönüp oradakilerle bir şeyler konuşması ben de bu şahsın silah alıp ateş edeceği endişesi oluşturdu. Zaten daha önceden de ailemizde acı bir kaybımız olduğundan güvenlik endişesi duyduğum için bir tatsızlık olmaması adına araçtan inerek bu şahıslara düzgün bir üslupla konuşmak ve bize karşı oluşacak tehlikeyi önlemek amacıyla yanlarına gittim. Ancak gittiğim an itibari ile araçta bulunan şahıs aracın kapısını ittirerek bana vurdu, eliyle beni iterek vurdu. Bende kendimi savunma maksatlı refleksle bu şahsın bana vurmasını engellemek amacıyla 2 elimle kendimi savunurken silah ateş aldı. Ben kesinlikle silahla ateş etmedim. Yaşanan olay tamamen spontane gelişti. Yaşadığım korku ve panikle oradan hemen uzaklaştım" dedi.
İstanbul Küçükçekmece'de öldürüldükten sonra 13 Temmuz 2025'te Eyüpsultan'da yol kenarında valizin içinde cesedi bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetiyle ilgili gözaltına alınan Cemil Koç, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Tasarlayarak öldürmek' suçundan, kendisine yardım eden 6 kişi de 'Tasarlayarak öldürmeye yardım etmek' suçundan tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Soruşturma sürerken, Cemil Koç'un, Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde 24 Temmuz 2023'te bir sitenin 8'inci katındaki daireden düşerek ölen birlikte yaşadığı Ejegül Ovezova’nın ölümünde de şüpheli olduğu belirlendi.
TIRNAKLARINDA SANIĞIN DNA'SI BULUNDU
Cemil Koç, Ejegül Ovezova ölümü ile ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 4 Temmuz 2025'te tamamlanan iddianamedeki ifadesinde; olay sırasında lavaboda olduğunu, bir ses duyup salona geçtiğinde Ovezova'yı göremediğini, aşağı indiğinde kadını yerde yüzüstü yatarken gördüğünü ve intihar etmiş olabileceğini düşündüğünü söyledi. İddianamede, Adli Tıp Kurumu'nun raporuna da yer verilerek, tırnaklar üzerinden alınan sürüntü örneğinde Ejegül Ovezova ve Cemil Koç'tan alındığı belirtilen kan örneklerinden elde edilen genotiplerin karışık olarak bulunduğu tespiti yer aldı. Bu durumun da aralarında bir boğuşma yaşandığını gösterdiği, Cemil Koç'un kadını pencereden düşürmek suretiyle ölümüne sebep olduğu, şüphelinin üzerine atılı 'Kasten öldürme' suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphenin elde edildiği kaydedildi.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ
İddianamede, evin salonunda, çamaşır makinesi içindeki yorgan üzerinde ve yatak süngeri kenarında tespit edilen kan izlerinin maktule ait olduğunun saptandığı, ancak maktulün vücudunda yara veya kesi izine rastlanmaması nedeniyle evdeki kan lekeleriyle ölüm arasında doğrudan bir bağ kurulamadığı ifade edildi. Ancak tırnak altı DNA örneği ile birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin kadını öldürdüğüne yönelik yeterli şüphe oluştuğu ifade edilerek, Cemil Koç'un 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-f maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
‘BEYANLARININ GERÇEKLİK PAYI DÜŞÜK’
Davanın görüldüğü Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda, olay yeri inceleme fotoğrafları, kriminal raporlar ve Adli Tıp Kurumu verileri birlikte değerlendirildi. Raporda, ikamet içerisinde çok sayıda noktada kan lekesi bulunduğu, bu lekelerin maktule ait olduğunun tespit edildiği belirtildi. Sanığın olay sonrası vücudundaki çizikleri doktor raporunda ‘kedi tırmığı’ olarak açıklamasının ise hayatın olağan akışına uygun olmadığı ifade edildi. Raporda ayrıca, Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesine göre Ejegül’ün ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa ve yüz kırıkları ile iç kanama sonucu meydana geldiği, yüz bölgesindeki kırıkların düşme öncesi darp sonucu oluşmuş olabileceğinin değerlendirildiği aktarıldı. Tanık beyanlarında olay gecesi bir kadın çığlığı duyulduğunun belirtilmesinin de olayın oluş şekline ilişkin şüpheleri artırdığı kaydedildi. Tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde ise sanık Cemil Koç’un beyanlarının gerçeklik payının düşük olduğu kanaatine varıldığı bildirildi.
Gram altın haftaya yüzde 2,9 düşüşle başlarken, güne 6 bin 225 TL'den başladı. Gün içerisinde 6 bin TL'nin altını gören gram altın, kuyumcularda 6 bin 100 TL'den, çeyrek altın ise 10 bin 940 TL seviyelerinden işlem gördü. Fiyatlardaki düşüşü fırsat bilen vatandaşlar sabahın erken saatlerinde kuyumculara akın etti.
Yoğunluğun yaşandığı adreslerden biri Yıldırım ilçesine bağlı Erikli Mahallesi oldu. Sabah saatlerinde bir kuyumcuda altınların kısa sürede tükenmesi üzerine esnaf, çareyi dükkân camına yazı asmakta buldu.
Gram altında tarihi kırılma! Uzman isimden yatırımcılara çağrı
"Vallahi billahi yok, yemin ederim yok" yazısına rağmen müşterilerin ısrarı sürerken, esnaf ile vatandaşlar arasında gülümseten diyaloglar yaşandı. Bir müşterinin "Bir gram da mı yok?" sorusuna kuyumcunun "Yok abi, olsa kendime ayırırım" dediği anlar kameraya yansıdı.
3 milyon vatandaşın tapu derdine son! Bedelsiz iade edilecek
Öte yandan, altın fiyatlarındaki düşüşün talebi artırdığı, kuyumcu esnafının ise yoğunluğa yetişmekte zorlandığı gözlendi. Kuyumcu Ahmet Yasinkılıç, "Altında yaşanan sert düşüş talebi arttırınca, sabah yoğunluk yaşandı. Akşam olmadan gram, çeyrek altın tükendi. Şimdi vatandaşlar bizim altını stokladığımızı düşünüyor. Halbuki, şu an altın alacağımız tedarikçide altın kalmadı. Biz de artık yemin etmekten yorulduk. Çareyi cama yazı asmakta bulduk" dedi.
Mersin'de yapılan biyopsi sonrasında fenalaşarak hayatını kaybeden Umut Ballı'nın ölümünde hastane ve görevli doktorların ihmalinin olduğu iddia edildi. Aile sorumlular hakkında şikayetçi oldu.