Savunma sanayiinin geleceği bu lisede yetişiyor
TIR, kavşakta 2 otomobile çarptı; 5 yaralı
Keep exploring
Kutuplardan Bodrum’a!

Kenan Gürbüz - Dünyanın en lüks keşif gemilerinden biri olarak gösterilen Scenic Eclipse II, dün Bodrum’a ilk seferini gerçekleştirdi.
Bahama bayraklı, 168 metre uzunluğundaki gemideağırlıklı olarak Amerikalı turistlerden oluşan 218 yolcu ile 187 personel bulunuyor.
Scenic Eclipse II, “keşif yatı” konseptiyle tasarlandı. Ultra lüks bir süper yat konforunu, kutup araştırma gemisinin teknolojisiyle bir araya getiren gemi, dünyanın ulaşılması en zor bölgelerine güvenle sefer düzenleyebiliyor.
Bu nedenle sefer yaptığı destinasyonlar arasında Antarktika, Arktik, Grönland, İzlanda, Alaska da bulunuyor.
Belçika çıkarması için geri sayım

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Belçika İş Konseyi Başkanı Mehmet Mustafa Akıncılar, Türk iş dünyasının önde gelen temsilcilerinden oluşacak özel bir heyetin yakın zamanda Belçika’yı ziyaret edeceğini açıkladı.
Heyete, Türkiye’den dünya çapında tanınan bir oyuncunun da eşlik edeceğini belirten Akıncılar, ziyaretin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yanı sıra kamu diplomasisi ve kültürel etkileşime de katkı sağlamasının hedeflendiğini söyledi. Belçika Kraliçesi Mathilde’in Türkiye ziyaretiyle başlayan yeni dönemin, yalnızca ekonomik ilişkiler açısından değil, karşılıklı iş birliği ve yatırım fırsatlarının geliştirilmesi bakımından da önemli bir zemin oluşturduğunu ifade eden Akıncılar, “Kraliçe Mathilde’in ziyareti, Türkiye ile Belçika arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açtı” dedi.
Akıncılar, Avrupa’nın en stratejik merkezlerinden biri olduğunu hatırlatarak savunma sanayii, sağlık teknolojileri, yapay zekâ, veri merkezleri ve değerli madenler alanlarında önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu ifade etti.
Çanakkale batıkları turizme kazandırıldı

Katodik koruma yöntemi ile koruma altına alınan tarihi HMS Louise batığına, çalışmaların tamamlanmasının ardından ilk dalış gerçekleştirildi. “Derin Miras” projesinin dünya kültürel mirasını korurken yerel ekonomiye ve su altı biyolojik çeşitliliğine de katkı sağlaması hedefleniyor.
“Derin Miras” projesi için ocak ayında yat ve su sporları fuarı Boot Düsseldorf’ta Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile Türkiye’den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore’den DL E&C ve SK ecoplant şirketlerinin kurduğu ortak girişim tarafından inşaatı tamamlanan ve işletmesi yürütülen 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) arasında bir ortaklık protokolü imzalanmıştı.

Dünya çapında...
Protokol kapsamında yürütülen bu iş birliği ile Çanakkale batıklarının belgelenmesi ve dijital olarak kayıt altına alınması, katodik koruma ile kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması, deniz ekosisteminin korunması ve sürdürülebilir dalış turizminin geliştirilmesi hedefleniyor. Katodik koruma ile batıklara fiziksel bir müdahale yapılmadan, batıkların yanlarına özel bir cihaz (çinko anot) yerleştirilerek korozyonun durdurulması sağlanıyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Çanakkale Boğazı’ndaki batıkları dalış sporuna açtık ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koyduk” dedi. ÇOK A.Ş. CFO’su Murat Sarıkaya ise “‘İyi bir komşu olma’ anlayışıyla bugüne kadar bölgede 321 çevresel ve sosyal projeyi hayata geçirdik. Derin Miras Projesi ise bu çalışmaların en kıymetlilerinden biri olarak bizim için ayrı bir anlam taşıyor” diye konuştu.
Teknoloji ağırlıklı destek hamlesi

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), bu yıl çeşitli alanlardaki programlarıyla 53 bin KOBİ’ye destek veriyor.
KOSGEB, KOBİ’lere, yeniliklere uyum sağlayabilmeleri amacıyla birçok alanda destek programları sunarak rehberlik ediyor. Başkanlık, KOBİ’leri yenilikçi, rekabetçi, ikiz dönüşüm ve ihracat odaklı bir yapıya kavuşturarak, sürdürülebilir bir ekonomik gelecek inşa etme misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.
Bu doğrultuda, 2026’da Türkiye’nin vizyon ve idealleri hedefine katkı sağlayacak 53 bin KOBİ desteklenecek. Girişimcilik destekleri kapsamında, geçen yıl 9 bin 210 kadın girişimciye katkı sağlayan KOSGEB, bu yıl 8 bin 500’e kadın girişimciye destek vermeyi planlıyor.
Kurum tarafından 2026’da kadınlara sağlanacak bu desteklerin, toplam girişimcilik destekleri içindeki payının yüzde 27’yi bulması bekleniyor. Bu yıl girişimcilik belgesi almaya hak kazanan kadın sayısının da 55 bine ulaşması öngörülüyor.
Payı yüzde 27 olacak
KOBİ’lerin hızlı büyüme, ihracat ve AR-GE harcamalarına destek vererek, Türkiye Yüzyılı vizyonunda yer alan hedeflere ulaşmasına katkı sağlamaya çalışan KOSGEB, bu çerçevede desteklerini artırarak devam ediyor. Özellikle KOBİ’lerin KOSGEB destekleriyle orta yüksek ve yüksek teknoloji alanında üretimini artırmaları için de çalışmalar yürütülüyor.
Bu kapsamda 2026’da 2 bin 250 işletmeye destek sağlanması planlanıyor. Ayrıca orta yüksek ve yüksek teknolojili işletmelere yapılan desteklerin, tüm KOSGEB destekleri içindeki payının da yüzde 27’yi bulması hedefleniyor.
Böylelikle ülkenin, katma değer yaratarak uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracak yüksek teknoloji ürünlerinin meydana gelmesi ve ticarileşmesi planlanıyor. KOSGEB, ikiz dönüşümün bir ayağı olan dijital dönüşüm konusunda da işletmelere destek oluyor oluyor. KOSGEB’in bu yıl dijital dönüşüm konusunda yatırım giderlerini destekleyeceği işletme sayısının 143’ü bulması bekleniyor.
İmalatın oranı artacak
KOSGEB, teknolojik ürün yatırımlarına da katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2026’da KOSGEB destekleriyle yatırımı yapılan teknolojik ürün sayısının 50 olması hedefleniyor. Başkanlıkça yerli üretimine destek sağlanan ürün sayısının, bu yıl 15 olması planlanıyor.
KOBİ’lerin ihracatının artırılması için yürütülen çalışmalara destek sunan kurum, bu yıl KOBİ’lerin ihracat içindeki payını yüzde 36’ya çıkarmayı öngörüyor. Başkanlık, kapasitesini geliştirmek isteyen işletmeleri desteklemek için çalışma yürütürken işletmelerin kapasitesini geliştirmesi için bu yıl 2 bin 250 işletmeye destek sunmayı hedefliyor
Kurum, bu yıl desteklerinde imalat sanayisinin payını da yükseltmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda geçen yıl yüzde 68 olan Başkanlık destekleri içindeki imalat sanayisinin payının bu yıl yüzde 75’i bulması bekleniyor.
KOSGEB, girişimcilik belgesi almaya hak kazanan kişi sayısını bu yıl 116 bin kişiye çıkarmayı planlıyor.

Destek başvurusu için 2 gün kaldı
KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı’nın 2026 yılı ikinci dönem başvuruları 30 Haziran tarihine kadar devam ediyor. Son 2 gün kalan başvuruda;destek miktarının daha önce üst limitinin 30 milyon liraya yükseltildiği duyurulmuştu.
KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı, 36 ay vadeli kredilerde 30 milyon liraya kadar finansman, 20 puan finansman desteği ve kefalet imkanı ile sağlanıyor.Savunma, uzay ve havacılık projelerini 30 milyon liraya kadar, diğer sektörlerdeki projeleri 20 milyon liraya kadar desteklenecek.
Charles’tan cömert vergi ödemesi!

NEVSAL ELEVLİ Londra - Büyük oğlu Galler Prensi William da aynı dönemde gelir ve sermaye kazancı vergisi olarak 7,76 milyon sterlin ödedi. Bununla birlikte William, Cornwall Dükalığı sayesinde 1.2 milyar sterlin servete ulaştı ve babası Kral Charles’tan daha zengin hale geldi.
Zorunlu değil
Buckingham Sarayı, Kral Charles ile Prens William’ın ödedikleri vergi miktarını açıklamasının “kişisel kararları” olduğunu belirterek, bu adımın şeffaflığı artırmayı ve Kraliyet ailesinin hesap verebilirliğine ilişkin kamuoyu anlayışını güçlendirmeyi amaçladığını bildirdi. Charles’ın adımı önemli zira Kral’ın bu verginin büyük bölümünü ödemek gibi yasal bir zorunluluğu yok. İngiltere’de hükümdar birçok vergiden muaf tutuluyor. Charles ise merhum annesi Kraliçe 2. Elizabeth’in başlattığı uygulamayı sürdürerek gelir ve sermaye kazancı vergisini gönüllü olarak ödüyor.
ABD’den İran’a saldırı

ABD ordusu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemiye düzenlenen saldırıya yanıt olarak İran’a hava saldırıları düzenledi” denildi. Açıklamada, “ABD uçakları, İran’ın füze ve İHA depolama tesisleri ile kıyı radar üslerini vurdu” ifadeleri kullanılırken, “CENTCOM güçleri, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere güvenli geçiş koordinasyonu ve destek sağlamaya devam etmektedir. ABD ordusu, İran ile yapılan anlaşmanın tüm maddelerinin harfiyen uygulanması, uyulması ve tam olarak yürürlükte kalması için bölgede hazır ve tetikte olmaya devam etmektedir” denildi.
Sirik vuruldu
İran basını, ülkenin güneyindeki Hürmüzgan Eyaleti’ne bağlı Sirik kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından kentteki iskelenin saldırıya uğradığını bildirdi. İran devlet televizyonunun askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde ise İran Silahlı Kuvvetleri’nin gün içerisinde Hürmüz Boğazı’ndan “izinsiz” geçmeye çalışan bazı gemilere uyarı atışları yaptığı ve bu atışların Sirik kentinden yapıldığı belirtildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise ABD saldırısının başarıyla püskürtüldüğünü bildirdi.
İsrail ve Lübnan anlaşma imzaladı
ABD, İsrail ve Lübnanlı müzakere heyetleri, Washington DC’de görüşmelerin beşinci turu kapsamında bir araya geldi. Görüşmede, Lübnan ile İsrail arasında ateşkes sağlanması, Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyindeki bazı bölgelerden çekilmesi ve İsrail’in Lübnan’da işgal ettiği belirli bölgelerde kontrolün Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne devredileceği pilot bölgelerin oluşturulmasını öngören üçlü çerçeve anlaşmasını imzaladı.
‘Ateşkesi 4 kez ihlal ettiler’
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal hesabından yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik İHA saldırılarını, İran ile yapılan ateşkes anlaşmasının “aptalca bir ihlali” olarak nitelendirdi. Trump, “İran, gemilere en az dört İHA fırlattı” iddiasında bulundu. Öte yandan ABD Başkanı Beyaz Saray’da düzenlenen törende, “Önümüzde yeni bir pazar var; o da sevdiğimiz İran. Parasını alacağız ve onlara buğday, soya fasulyesi ve mısır satacağız” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise, serbest bırakılacak varlıkların her türlü malın alımında kullanılacağını, bu kaynakların nasıl kullanılacağına İran’ın karar vereceğini belirtti.
İsrail’den sözde soykırım adımı!
Gazze’de 70 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden olan ve soykırım işleyen İsrail, bu kez Türkiye’yi provoke etmeye yönelik bir adım atmaya hazırlanıyor. Nitekil İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, ülkesinin sözde Ermeni Soykırımı’nı resmi olarak tanımasını talep eden bir hükümet karar tasarısını, sonraki kabine toplantısında onay için sunacaklarını açıkladı. Teklife göre, İsrail, sözde soykırımı, ahlaki ve tarihi gerekçelerle tanıyacak. Karar tasarısının, daha sonra İsrail Parlamentosu Knesset’e de onay için sunulacağı belirtiliyor.
Bilanço ağırlaşıyor

Hem siyasi hem de ekonomik sorunlarla boğuşan Venezuela’yı vuran çifte depremin bilançosu yükselirken, ülkede arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor. Çarşamba akşamı meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından ölü ve yaralı sayısının artması bekleniyor. Venezuela’da son yüzyılı aşkın süredir kaydedilen en güçlü depremler arasında yer alan sarsıntılar, bölge genelinde hissedildi. Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 920’ye, yaralı sayısının3bin 360’açıktığını bildirdi. Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü aktaran Rodriguez, “Enkaz altında kalanları kurtaracağız. Bunun için durmaksızın çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
En ağır hasar orada
Rodriguez, depremlerden en ağır etkilenen bölgenin La Guaira eyaleti olduğuna işaret ederek, buradaki arama kurtarma çalışmalarının hızlandırılması ve gıda ile su dağıtımının sağlanması için bölgeye güvenlik güçlerinin sevk edildiğini vurguladı. Rodriguez, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve Ulusal Meclis Başkanı Jorge Rodriguez, La Guaira’yı ziyaret etti.
Başkent Karakas’ın kuzeyindeki kıyı bölgesi La Guaira, en ağır hasar ve can kayıplarının yaşandığı yerlerden biri oldu. Ülkenin ana havalimanı da burada bulunuyor ve hasar nedeniyle kapatılması yardım çalışmalarını zorlaştırdı. La Guaira’da askerin görevlendirildiği belirtildi.
Rodriguez’in sınavı
Bununla birlikte halk,enkaz kaldırma çalışmalarının eksikliği nedeniyle yönetime tepki gösteriyor. Hastanelerin kapasitesinin yetersiz olduğu, tıbbi malzemelerin nüfusun ihtiyacına yetmediği ifade ediliyor. Doğal afet, eski ülke lideri Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından ocak ayında göreve gelen Rodriguez için çok zorlu bir sınav haline dönüştü. ABD ile iş birliği içinde olduğu ifade edilen Rodriguez’in meşruiyeti yaşanan felaket ve yetersiz yardım ve kurtarma çalışmaları nedeniyle yeniden sorgulanıyor.
İspanya’da sürgünde yaşayan Venezuelalı muhalefet lideri Leopoldo Lopez, “Ne yazık ki, altyapının paralel bir şekilde çöktüğünü ve devletin yıkıma uğramış bölgelerdeki insanlara zamanında kurtarma desteği sağlayamadığını görüyoruz” derken, ülkeyi “başarısız devlet” olarak nitelendirdi.
Türkiye’den iki uçak
Türkiye’nin arama kurtarma ve insani yardım ekiplerini taşıyan uçak, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Venezuela’ya hareketetti. AFAD Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Genelkurmay Başkanlığı ile görüşmeler sonucu A-400M tipi askeri nakliye uçağının tahsis edildiğini belirtti. AFAD ekiplerinin dışında, Genelkurmay Başkanlığı tarafından bir başka benzer uçak tahsis edilerek İnsani Yardım Tugayı’ndan 20 kişilik bir ekip de Venezuela’ya gönderildi.
Ekipler başladı
Dünyanın çok sayıda ülkesinden Venezuela’ya arama kurtarma ekipleri ve yardım gönderiliyor. Ülkeye varan ekiplerin çalışmaları hızla başlarken, depremlerden etkilenenler için yardım kampanyaları da başlatıldı. Avrupa’dan İspanya, İtalya, Çekya, Fransa, Almanya, Lüksemburg, Portekiz ve Hollanda’dan ekipler gönderildi. ABD ordusunun da yardım için sahada olduğu ve özel ekiplerin çalışmaya başladığı öğrenildi. Kızılhaç, 50 milyon İsviçre frangı tutarında acil yardım çağrısı başlatırken, ilk 17 tonluk insani yardım malzemesinin Venezuela’ya gönderildiği aktarıldı.
Yenikapı ruhu
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı Terörsüz Türkiye'ye ilişkin açıklamaları, sürece yeni bir ivme kazandıracak nitelikteydi. Erdoğan, "Örgütün tasfiye sürecini...Devamı için tıklayınız
Rekor halka arz, odağı fon toplamadan daha derin sermaye piyasalarına kaydırdı
Rekor halka arz, odağı fon toplamadan daha derin sermaye piyasalarına kaydırdı
Trump'tan Türkiye'ye 'hediye' mesajı! KAAN motorları için kritik eşik: 'Satış ihtimali çok yüksek'

Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Ankara’da gerçekleşmesi planlanan NATO zirvesi yaklaşırken ABD-Türkiye hattında önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamdaki en dikkat çekici gelişme ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye yönelik “Türkiye bir NATO üyesi. Bazı insanlar onu öyle görmüyor ama gerçekten öyle. NATO’nun güçlü bir üyesi. Evet, muhtemelen onları çok mutlu edecek bir şey yapacağım.” sözleri oldu. Bunun Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesi öncesi Türkiye'ye bir jest olacağını aktardı.Medyaya yansıyan bilgilere göre Trump yönetimi, Türkiye’nin Milli Muharip Uçak KAAN programında kullanılacak F110 motorlarının satış sürecinde önemli bir kararın eşiğinde. Kongre’deki bazı itirazlara rağmen satış paketinin önümüzdeki günlerde onaylanması ve Türkiye’ye çok sayıda F-110 motoru teslim edilmesi hedefleniyor.
Milli Muharip UçakKAAN’dakullanılacak F-110 motorlarının satış sürecinin kamuoyundaki algının aksine normal ilerlediğini belirten TURDEF Genel Yayın Yönetmeni Özgür Ekşi, sürecin minimum maliyetle tamamlanmaya çalışılacağını ifade etti. Ekşi, “Satış sürecinin rayından çıktığını, şimdi yeniden her şeyin yoluna girdiğini düşünmüyorum. Bu motorların satışının bazı onaylara tabi olduğunu zaten öteden beri biliyorduk. Geçtiğimiz yıl bu konuda büyük bir infial oluştu ama biz hiçbir zaman karalar bağlamamıştık. F-110 zaten F-16'larımızdan dolayı çok iyi bildiğimiz, yıllardır bakımını yaptığımız bir motor. KAAN projesinin başında bu motorun seçilmesi bu açıdan çok doğru bir karardı. Motorların gecikmesi bizim için kritik bir kriz yaratmıyordu çünkü zamanımız vardı. Zamanımız daralıyordu doğru, ama nefes alamayacak durumda da değildik” şeklinde konuştu.
‘F-110 SEÇİMİ DOĞRU BİR HAMLE’
Özgür Ekşi, KAAN için F-110 motorlarının seçilmesinin oldukça doğru bir hamle olduğuna dikkat çekerek, “İyi niyetli olsa da süreci bilmeden F-110'un beşinci nesil bir uçak için yanlış seçim olduğunu söyleyenler var. Bunlar üzücü yorumlar. Uçmak yer çekimine karşı yapılan anarşik bir eylemdir; en ufak hata ölümle sonuçlanır. Bu yüzden kaza ve ölüm riskini en aza indirmek için bildiğiniz sistemlerle çalışırsınız. Bilinmezlik arttıkça risk de artar. Her şey doğrulama yapılarak ilerler”ifadelerini kullandı. Ekşi,“KAAN’ailk uçuşunda Özgürmodernizasyonlubir F-16 eşlik etti. Bu görsel bir şov değildi; F-16 pilotu, KAAN pilotunun gördüğü değerleri havada doğrulamak için oradaydı. Yani her şey riskler en aza indirilerek yapıldı.KAAN ilk uçuşunda TF35000 motoruyla uçmuş olsaydı, yine o motorun tüm risklerinin daha öncetest edilip sıfırlandığı bir senaryoda uçacaktı. Bir sistem hakkında ne kadar çok bilgiye sahipseniz o kadar az riskle karşı karşıya kalırsınız. Bu sebeple KAAN için F-110 seçimi çok doğru bir hareketti.” dedi
Türkiye’nin ABD’den sonra dünyanın en büyük F-16 kullanıcısı olduğunu,TEI’ninde F-110 motorlarının üretimi ve bakımı konusunda büyük bir tecrübeye sahip olduğunu vurgulayan Ekşi, şöyle devam etti: “TEI zaten TUSAŞ ve GeneralElectricortaklığıyla kurulmuş bir şirket. Bu açıdan şu an en dikkat çekici soru, Türkiye’ye satılacak F-110 motorlarının nerede üretileceğidir. Burada ikili ilişkilerin gidişatı belirleyici olacak. Eğer işler iyi giderse ortak üretimi konuşabiliriz. Bu durum bize çok daha düşük maliyet, tam kontrol ve yeni tecrübeler kazandırır.Bu motor geçmişte ürettiğimiz motorun birebir aynısı değil; zaman içinde kazanılmış bazı yeni yeteneklere ve güncellemelere sahip. Özetle motorların burada üretilmesi bazı teknik ilavelerin yani sıra istihdam, düşük maliyet veTEI’ninkazanç sağlaması gibi avantajlar sunar.Tabii bu konuda şu an nasıl bir temas var bilmiyoruz ama bu yönde bir beklentimiz var. Ben konuyu GeneralElectric'esoru olarak gönderdim. Eğer görüş verirlerse gelecek ay İngiltere’deki fuarda bu sorunun cevabınıöğreneceğim"
‘F-35 ANCAK İKİLİ GÖRÜŞMELERDE KONU OLABİLİR’
NATO zirvesinde Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi hususunda genel bir gelişme beklemediğini dile getiren Ekşi, “Zirveye gelecek liderler ve bürokratlar Türkiye’nin yeteneklerini görmek için bazı geziler yapacaklardır. Ancak Türkiye artık yetenek sergilemekten öte, seri üretim aşamasına gelmiş bir ülke. Yani ‘ben bunları yapabiliyorum’ demek yerine, ‘bu sistemleri şu kadar sürede ve adette üretebiliyorum’ dememiz gereken bir noktadayız. Üçüncü Dünya Savaşı senaryolarının konuşulduğu bu ortamda caydırıcılığımızı göstermek için üretim hızımızı ve maliyet avantajlarımızısergilememizgerekiyor” şeklinde konuştu.
NATO zirvesinde 32 ülkenin liderinin toplanacağını ifade eden Ekşi, “Türkiye ve ABD arasındaki F-35 meselesi buradaki diğer liderlerin sorunu değil. Dolayısıyla bu konu ancak Trump’ın zirveye katılması halinde yapılacak ikili görüşmelerde gündeme gelebilir. NATO zirvesi, ittifakın geleceğinin ve atılacak ortak adımların konuşulacağı bir platformdur. Teknik olarak bakarsak F-35 meselesi NATO’nun problemi olmaktan ziyade ABD ve Türkiye arasındaki ikili bir problemdir” dedi.
‘FARKLI SİSTEMLERİN ALINMASI DA GÜNDEME GELEBİLİR’
NATO zirvesindeki ikili görüşmelerde farklı askeri sistemlerin alımının da masaya gelebileceğini belirten Ekşi, “Türk Hava Kuvvetleri’nin KC-135 tanker uçaklarını yenilemek için ABD ile KC-46, Avrupa ile de A330 MRTT konusunda görüştüğünü biliyoruz. Deniz Kuvvetlerimizin de ağır kargo helikopteri ihtiyacı var. Geçmişte yapılan ihaleleri CH-53 helikopterleri kazanmış ancak alım gerçekleşmemişti. Bu zirvedeki ikili temaslarda uzun zamandır bekleyen bu tür meselelerin gündeme gelme ihtimalivar” yorumunda bulundu.
“Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta F-16 alımına ilişkin görüşmeler” diyen Ekşi, Türkiye’nin F-16 talebinin F-35 görüşmelerinde bir koz olduğunu belirterek, “Bana kalırsa F-16 süreci bir pazarlık stratejisi. Türkiye CAATSA yaptırımlarına tamamen takılmamak adına F-16 alımını dile getirerek ABD ile masayı yeniden kurdu ve ilerleyen süreçte bunu F-35 ile sonuçlandırmak istiyor. Trump ise F-35 uçaklarını F-16’larla birlikte paket halinde satma niyetinde. Özetle karşı taraf Türkiye’ye yüksek maliyetli bir satış yapmaya çalışırken, Türkiye de bu süreci minimum maliyetle kapatmaya çalıştığı bir pazarlık yürütüyor” dedi.
