SuperUser2026

Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı

Aydın'da taşan çayın sularına kapılan sürücü kurtarıldı.

Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İlginizi Çekebilir

Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.

"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"

2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI

Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY

Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.

28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.

ABD birlikleri Orta Doğu'ya ulaştı, savaşta 'yeni aşama' senaryosu yazıldı! 'Haftalarca sürebilecek operasyon'
Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu
spot_img

Keep exploring

Son dakika…ABD-İsrail-İran savaşının 25. gününde Orta Doğu yangın yeri! Trump'ın '5 gün' kararının perde arkasındaki şok detay: 'Baskı yapıyorlar'

ABD-İsrail-İran savaşının 25'inci gününe dair son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.

Canlı Haber İçerik Kartı

3 milyon vatandaşın tapu derdine son! Bedelsiz iade edilecek

AK Parti geçtiğimiz haftalarda tarım ve orman alanında düzenlemeler içeren kanun teklifini Meclis Başkanlığına sundu. Teklifle, orman kadastrosu çalışmaları sonucunda tapuları “devlet ormanı” olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan yaklaşık 80 bin taşınmaz ile 3 milyon vatandaşın mülkiyet problemi çözülecek.

ORMAN ŞERHLERİ KALKACAK

Uzun yıllardır süren kadastro ve tapu ihtilaflarına kapsamlı çözüm hedefleniyor. Söz konusu düzenleme ile birlikte bazı tapu kayıtlarının bedelsiz şekilde geçerli sayılması planlanıyor. Tapu kütüklerindeki orman şerhleri kaldırılacak ve daha önce iptal edilen taşınmazlar hak sahiplerine iade edilecek.

DEVLET 516 MİLYAR TL’LİK YÜKTEN KURTULACAK

AK Parti Grup Başkanı Güler bu düzenleme ile 129 bin hektar alanı kapsayan bu uyuşmazlıklar sebebiyle, devleti tazminat bedelleri, birikmiş faizler ve yargılama giderleriyle birlikte 516 milyar lira gibi devasa bir mali yükten kurtardıklarını belirterek “Hem vatandaşımızın tapu güvenliğini sağlıyor hem de kamu kaynaklarımızın yarım trilyon lirasını koruma altına alıyoruz” dedi.

Tek göz odada başladı, dünyaya açıldı! Sohbet arasındaki fikirle patron oldu

‘İHTİLAFLAR UZUN YILLARDIR ÜLKEMİZİN GÜNDEMİNDEYDİ’

Peki düzenlemede detaylar neler? Tapuda yeni dönemin şifrelerini milliyet.com.tr’ye değerlendiren Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı şu ifadeleri kullandı: “Özellikle ülkemizde orman sınırına yakın yerlerde gerek ağaçlandırılan alanlar nedeniyle gerekse bu alanlara yakınlığı sebebiyle orman vasfında kabul edilen ancak şahıslara ait olan araziler söz konusuydu.

Bu arazilerin orman vasfında olup olmadığının tespiti ve orman alanı kabul edilmeleri nedeniyle oluşan ihtilaflar uzun yıllardır ülkemizin gündemindedir. Bu durumlar hem dava konusu olmakta hem de çok uzun yıllar süren anlaşmazlıklara neden olmaktadır.

‘VATANDAŞIN KENDİ DİKTİĞİ AĞAÇLA BİLE ORMAN STATÜSÜNE GEÇEBİLİYORDU’

Hatta bazı durumlarda, vatandaşın kendi ağaç dikerek oluşturduğu alanların bile orman olarak kabul edilmesi söz konusu olmuştur. Bu açıdan baktığımızda, 3 milyona yakın vatandaşı ilgilendiren önemli bir meseleydi. Bu meselenin çözülecek olması hem mevcut davaların ortadan kalkması hem de kamulaştırma adı altında devlete binecek önemli bir mali yükün kaldırılması anlamını taşıyor. Bu vasıftaki yerlerin tekrar ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesi ve bu çerçevede sulama kanallarıyla ilgili yapılacak rehabilitasyonlar, süreci daha olumlu bir şekilde çözmeyi hedefliyor diyebiliriz.

‘TAPUDA ORMAN ŞERHİ OLAN ARAZİ SATILAMIYOR, KULLANILAMIYORDU’

Tapuda orman şerhi varken, dava sonuçlanana kadar arazinin orman alanı olup olmayacağı ihtilafı nedeniyle vatandaş bu tür alanlarda tasarrufta bulunamıyor ve arazisini kullanamıyordu. Orman Kanunu'nun vatandaşlar nezdindeki yaptırımları da oldukça ağır. O nedenle bu ihtilaf zaten mevcut ve sürekli gündemde olan bir konuydu.

VATANDAŞ TAPULARI GERİ ALABİLECEK Mİ?

Yeni düzenlemeyle birlikte tapusu iptal edilen yerler; orman şerhi ve benzeri kapsamdaki iade süreçleri ile başvurular doğrultusunda ele alınıp tekrar değerlendirilecek. Eğer vatandaş lehine karar alınabilecek yerler varsa, buraların tapuları vatandaşlara tekrar verilmiş olacak. Çünkü sadece orman şerhi konularak değil, doğrudan orman ilan edilerek vatandaşların tapusunun iptal edildiği durumlar da söz konusu oluyordu. Getirilen çözümün doğrudan bu süreci iyileştirmeye yönelik olduğunu söyleyebiliriz.

Uğur Mumcu’yu İran öldürmemiş miydi?

DAVASI DEVAM EDENLERE GÜZEL HABER!

Devlet bu noktada kamulaştırma bedeli ödemektense, tapu ile ilgili ihtilafları çözerek vatandaşlara tapulandırma yapmayı hedefliyor. Zaten kamulaştırması yapılıp bedeli ödenmiş olan yerlerin geri dönüşü pek söz konusu değil; ancak davası devam edenler açısından bu uygulama çok daha geniş kapsamlı yer bulacaktır. Dava açılması planlanan parseller açısından baktığımızda da bu ihtilafların giderilmesi vatandaşa önemli bir fayda sağlayacaktır. Burada şu hususa da dikkat çekmek gerekir; 'Bu tür yerler orman arazisinden çıkartılıyor, ormanlar azalacak mı?' gibi bazı düşünceler oluşabilir ancak bu alanların tekrar ağaçlandırılacak olması çok önemli bir detaydır.

‘DSİ ARAZİLERİ SATILABİLECEK’

Düzenlemedeki en önemli kısımlardan biri, iade edilen alanlar kadar yeni ağaçlandırma sahalarının tahsis edilecek olmasıdır. Bununla birlikte, Devlet Su İşleri (DSİ) arazileri içerisinde kalan bazı yerlerin satışı da söz konusu olacak. İmar sınırı içerisinde 400 metrekare, imar dışında ise 4.000 metrekareye kadar olan alanlar hissedarlara rayiç bedel üzerinden satılabilecek. Bunlar, DSİ sulama kanalları içine alınan ancak şu an o vasfı taşımasına ihtiyaç duyulmayan atıl DSİ alanlarıdır. Bu tür araziler daha çok barajların koruma alanlarında veya benzer bölgelerde yer alabiliyor.”

Yıllar önce biri sorsa 'O bizim aile dostumuz' derdi… Yeni aşkıyla Japonya’ya tatile gitti

Yıllar yılı neredeyse bütün özel hayatını gözler önünde yaşayan, her giydiği, her söylediği olay olan ünlü yıldız en sonunda kalbini yeni bir aşka açtı.

‘20 kişiden şikayetçi oldum tehditler sürüyor’

Bir yıldır evinin önünde polis aracı beklediğini ancak kendisini güvende hissetmediğini söyleyen Minguzzi, “Sayın Cumhurbaşkanım, size sesleniyorum. Oğlumun katilleri serbest ve sürekli ölüm tehditleri alıyorum. Küçücük yeğenlerim okullarına kadar takip ediliyor. Katiller TikTok’ta canlı yayına girmişler. Lütfen sesimizi duyun. Artık dayanılmaz bir hal aldı” dedi.

‘Arkası kesilmiyor’

Devam eden tehditlerle ilgili Milliyet’e konuşan anne Minguzzi, geçen cumartesi günü 20 kişi hakkında tehdit ve hakaret nedeniyle şikâyetçi olduğunu belirterek, beraat eden bazı sanıklarla ilgili de şunları dedi: “Oğlum öldü, onlar serbest bırakıldı. TikTok’ta canlı yayın açıp yaşamlarını sürdürüyorlar. Bunu kabul etmiyorum. Bir yıldır sürekli tehdit alıyorum. Büyük ihtimalle bu kişilerin çevresinden, tanıdıklarından Telegram üzerinden tehdit mesajları gelmeye devam ediyor.”

Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 7 kişi tutuklandı! ‘Araçtan indi ateş etti’

Ferit Zengin - İstanbul Ümraniye’de amatör futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı, park halindeki aracında silahlı saldırıya uğrayarak hastanede hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında, çakarlı araçtan inen ve silah kullanan Alaattin Kadayıfçıoğlu, babası Bilal Kadayıfçıoğlu, şarkıcı İzzet Yıldızhan ve Aleyna Kalaycıoğlu’nun annesi Zuhal Kalaycıoğlu dahil toplam 10 kişi gözaltına alındı. Savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden Aleyna Kalaycıoğlu, İzzet Yıldızhan, Alaattin Kadayıfçıoğlu, M.R., H.C.A., M.K. ve E.T. tutuklanırken, anne Kalaycıoğlu ve A.Ö. ise adli kontrolle serbest kaldı.

‘Ben azmettirmedim’

Polis, şarkıcı Kalaycıoğlu ile annesinin eski sevgilisi rapçi Canbay’a “barışma” adı altında tuzak kurduğu ve azmettirici olduğu üzerinde duruyor. Adliyeye sevk edilen şüpheli Aleyna Kalaycıoğlu’nun, gözaltına alındığı gün polise verdiği ilk ifadesinde stüdyoya, orada bulunan köpekle ilgili gittiklerini anlattı. Kalaycıoğlu, olay yerinde eski sevgilisi Vahap Canbay’ı görmeleri üzerine Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun araçtan indiğini, eski sevgilisi Canbay’ın bulunduğu aracın içine doğru ateş ettiğini ve tekrar araca geldiğini, olay yerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra kendisini yol üzerinde araçtan indiğini iddia etti. Birilerinin vurulduğundan haberi olmadığını iddia eden şarkıcı, kendisiyle ilgili azmettirme iddialarını kabul etmedi. Anne Zuhal Kalaycıoğlu ise ifadesinde “Olay günü kızım stüdyodaydı, Canbay’ın arkadaşı Yalçın, kızımı arayıp ‘Canbay çok kötü, kendini öldürecek’ demiş. Canbay, Kubilay ve Yalçın ilestüdyonun önünde kızımı beklemiş. Kızım stüdyoda bıraktığı köpeğini almak için oraya geri döndü. O sırada çatışma çıkmış” dediği ifade edildi.

Yıldızhan tutuklandı, baba serbest kaldı

Diyarbekirspor’u satın alıp 1 yıl başkanlık yapan Bilal Kadayıfçıoğlu, geçen aylarda Antalya’da kullandığı araçla kırmızı ışıkta geçerek baba-oğlu 2 kişinin ölümüne, 4 kişinin ise yaralanmasına da neden olmuştu. Kadayıfçıoğlu ile yakın akraba olan İzzet Yıldızhan’ın saldırının ardından katil zanlısı ile irtibata geçtikleri ve şüpheliyi saklamaya yönelik hareket ettikleri iddiasıyla “suçluyu kayırma” suçundan gözaltına alındıkları öğrenildi. Baba Kadayıfçıoğlu adliyedeki ifadesi sonrası serbest kaldı.

Seri şekilde ateş etti

Anne Zuhal Kalaycıoğlu’nun, kızının sevgilisi Alaattin Kadayıfçıoğlu’ndan 1 milyon lira aldığı da iddialar arasında yer alıyor. İddiaya göre, alınan parayı emniyetteki sorgusunda öğrenen Aleyna Kalaycıoğlu ağlama nöbetine girdi ve sinir krizi geçirdi. Polis tespitine göre, Kalaycıoğlu ve adamları ile olay yerine giden Kadayıfçıoğlu’nun hedefindeki Canbay’ın bulunduğu araca, çakarlı aracından iner inmez seri şekilde ateş açtı. Katil zanlısının elinden swap örneği alındı. Tüm şüphelilerin cep telefonları da inceleniyor.

Amca, 25 kurşunla öldürülmüştü

Altı yıl önce lüks bir restoranda yüksek hesap iddiasıyla çıkardığı kavga nedeniyle gündeme gelen katil zanlısı Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun (28) amcası Veysel Kadayıfçıoğlu da 2016’da Sarallar çetesinin tetikçileri tarafından Nispetiye’de 25 kurşunla öldürülmüştü.

Milyonları ilgilendiren düzenlemeler Meclis’te

Genel Kurul’da bu hafta bedelli askerlik ücretinin 333 bin liradan 417 bin liraya yükseltilmesini, kripto varlık gelirlerinin vergilendirilmesini ve inşa edilen deprem konut ve işyerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin yıl sonuna kadar peşin ödenmesi halinde büyük oranda indirim yapılmasını da öngören torba teklif görüşülecek. Kadınların doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasını, sosyal ağ sağlayacıların 15 yaş altına hizmet sunmaması gibi düzenlemeler içeren AK Parti’nin bir diğer torba yasa teklifi ise, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda ele alınacak.

Kriptoya vergi geliyor

Pırlanta, elmas, inci gibi değerli taşlardan yüzde 20 ÖTV alınacak. Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi platformlarda kripto varlıklarla ilgili olarak gerçekleştirilen işlemlerden elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden, söz konusu platformlar tarafından takvim yılının 3’er aylık dönemleri itibarıyla yüzde 10 oranında vergi tevkifatı yapılacak.

Kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yapılan veya aracılık edilen kripto varlık satış ve transfer işlemlerinden on binde 3 oranında vergi alınacak.

Şehitler son yolculuklarına uğurlandı

Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde yürütülen eğitim faaliyetleri sırasında Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can, Ankara’da son yolculuklarına uğurlandı. Aynı kazada şehit düşen Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin’in cenazesinin ise düzenlenecek törenin ardından bugün Isparta Şehitliği’nde defnedileceği öğrenildi.

Törene yoğun katılım

Şehit ASELSAN teknisyenleri Kahraman ve Can için Çankaya’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi. Şehitlerin ailesi ve yakınları taziye dileklerini kabul ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileleri yanlarında bulunarak teselli etti. Bakan Göktaş’ın şehit annelerinin ellerini öptüğü görüldü.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, bazı kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Kürşad Zorlu ve Ömer İleri, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, bazı milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, Katar’dan askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Erdoğan’dan taziye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Katar Ortak Kuvvet Komutanlığı idaresindeki eğitimler sırasında, Katar kara sularında teknik arıza nedeniyle düşen helikopterde şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın ailelerine başsağlığı mesajı gönderdi. Erdoğan mesajında, şehitlerin ailelerine başsağlığı dileklerini iletti.

Özel, Bahçeli’den samimi kareler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, CHP ve MHP liderleri camide şehitlerin ailelerine taziyelerini sunduktan sonra cenaze namazı için yan yana saf tuttu. Yılmaz’ın sağında ve solunda yer alan Özel ve Bahçeli’nin bir süre safta sohbet ettikleri görüldü. CHP lideri Özel törenin ardından MHP lideri Bahçeli’ye aracına binene kadar da eşlik etti.

İlk namaz Doha’da kılındı

Şehit düşen Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için ilk cenaze namazı önceki gece Doha’daki İmam Muhammed bin Abdülvahhab Camii’nde kılındı. Katar Emiri Şeyh Temim, Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu ve Katar Türkiye Müşterek Kuvvet Komutanı Tuğgeneral Çetin Kaya’nın da katıldığı cenaze namazı Katar medyası tarafından “ümmet şehitleri için cenaze namazı” başlığı ile duyuruldu. Şehitlerimizin naaşları cenaze namazını müteakip Dukhan Hava Üssü’nde düzenlenen tören sonrası Katar Silahlı Kuvvetleri’nce tahsis edilen askeri uçakla Türkiye’ye uğurlandı. Öte yandan Doha’da cami içinde kılınan namazda cenazelerin tabutsuz şekilde yere konulması sosyal medyada tartışma yarattı.

Erdoğan’dan bayram sonrası yoğun mesai

Bayram tatilini memleketi Rize’de geçiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, taslak programına göre bu hafta yoğun bir mesai yürütecek. ilk olarak bugün kabine toplantısına başkanlık edecek Erdoğan, perşembe günü ise partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısına katılacak. Erdoğan’ın bu toplantılarda yapacağı konuşmalar ile iç ve dış gündeme ilişkin önemli mesajlar vermesi bekleniyor.

Kabinenin gündemi

Erdoğan başkanlığında bugün toplanacak kabinede ana gündem başlığı Orta Doğu’daki savaş olacak. İsrail’in Lübnan’a, İran’ın ise ABD üslerinin yer aldığı körfez ülkelerine yönelik saldırıları nedeniyle savaşın yayılma olasılığı, Türkiye’nin bu riske karşı yürüttüğü diplomasi trafiğinin çıktıları kabinede değerlendirilecek. Türkiye’yi hedef alan füze saldırıları ile bu yöndeki olası tehditlere karşı alınan ve alınabilecek tedbirler masaya yatırılacak.

Bölgedeki savaşın ekonomiye,enerji piyasalarına yansımaları da kapsamlı biçimde ele alınacak. Terörsüz Türkiye süreci kapsamında TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu doğrultusunda yapılacak yasal düzenlemeler için bayram sonrası çalışmaların hızlanacağı ifade ediliyordu. Kabinenin, meclis raporunda da vurgulanan yasal düzenlemeler için kritik eşik olarak belirlenen terör örgütünün silah bırakma sürecindeki son durum ile sürecin sahadaki yansımalarını da mercek altına alması bekleniyor.

ÖNEMLİ MESAJLAR VERECEK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü Kabine’nin ardından perşembe günü AK Parti’nin genişletilmiş il başkanları toplantısına katılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı konuşmalar ile iç ve dış gündeme ilişkin önemli mesajlar vermesi öngörülüyor.

Dolmabahçe’de toplantı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cuma günü Dolmabahçe Ofisi’nde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Türkiye CEO Yuvarlak Masa Toplantısı’na katılması; cumartesi günü ise Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Denis Becirovic’i kabul etmesi de bekleniyor.

600 milyon $’a Malezyalı oldu

Eczacıbaşı Topluluğu, Türkiye’de temizlik kağıtları sektörünün önde gelen şirketlerinden Sanipak’ın bu alanda dünyanın en büyük şirketlerinden birinin iştiraki olan Malezya merkezli Arch Peninsula Sdn Bhd’ye (AP) devri için anlaşmaya vardı. 600 milyon dolar bedelle imzalanan anlaşma, Rekabet Kurulu başta olmak üzere düzenleyici kurumların onayı sonrası tamamlanacak.

Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Burak Sevilengül, “İpek Kağıt ismiyle 1969’da faaliyete başladığımız kişisel hijyen ürünleri alanında, Türkiye’nin en sevilen, öncü markalarını yarattık. Sanipak’ın küresel ölçekte büyüme potansiyelini en iyi şekilde değerlendirebilecek güçlü bir uluslararası oyuncuyla yeni bir döneme adım attığına inanıyoruz. Bu adım, Türkiye’den doğan Sanipak markalarının dünya pazarlarına daha da güçlü açılmasını ve milyonlarca yeni haneye ulaşmasını sağlayacak.

‘Sinerji yaratacak’

Aktif portföy yönetimi yaklaşımımızın bir sonucu olan bu anlaşma, topluluğumuz için yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi için de önemli bir itici güç olacak” dedi.

Sanipak CEO’su Bülent Kozlu da anlaşmanın, kuruluşun bölgesel oyuncu olma yolculuğuna da önemli bir ivme kazandıracağını belirterek, “AP’nin küresel üretim gücü ve dikey entegrasyon yetkinliğinin, Sanipak’ın öncü markaları ve operasyonel altyapısıyla birleştiğinde büyük bir sinerji yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. Yatırım grubunun Küresel Tüketici Kurulu Eş Başkanı Nishant Grover da şunu söyledi:

“Bu satın alma, güçlü yerel konumlara sahip pazar lideri markalara yatırım yapma odağımızın bir yansıması. Bu anlaşmanın önemli sinerji yaratmasını hem ev sahibi hem de yatırımcı ülkelerde, ticarete ve ekonomik büyümeye katkı sağlamasını bekliyoruz.”

Oto şarjına yeni düzenleme: Anlık fiyat ve müsaitlik bilgisi verilecek

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), elektrikli araç şarj hizmetlerini düzenleyen yönetmelikteki değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre şarj istasyonlarında fiyatlandırma artık temel olarak TL/kilovatsaat üzerinden yapılacak ve kullanıcıdan enerji bedeli dışında bağlanma, işlem başlatma ya da ekipman kullanım bedeli gibi ek ücretler talep edilemeyecek. İşletmeciler, fiyatları ve varsa rezervasyon ile işgaliye bedellerini dijital kanallar ve istasyonlar üzerinden anlık olarak ilan edecek. Fiyatlar, kampanya gibi sadakat programlarındaki en düşük fiyatın yüzde 25’inden fazla olmayacak. İşletmeciler, lokasyon ve saat bazlı indirimli fiyat uygulayabilecek.

Yüzde 85’te işlem sonu

Düzenlemeyle, DC (hızlı) şarj ünitelerinde batarya doluluğu yüzde 85 ve üzerine ulaşan araçlarda, kullanıcıya önceden bilgi verilmesi şartıyla şarj işlemi sonlandırılabilecek. Değişiklikle şarj ağı işletmecilerine daha fazla sorumluluk yüklenecek. İşletmeciler, kullanıcılarına daha şeffaf hizmet sunmak, anlık fiyat ve müsaitlik bilgisi paylaşmak, 7/24 çağrı merkezi desteği sağlamak zorunda olacak. Yenilenebilir enerjiyi kaynak alan yeşil şarj istasyonlarına sahip olan markalar, Enerji Piyasaları İşletme AŞ’nin (EPİAŞ) internet sitesinde yayımlanacak. Şarj ağı işletmecilerinin ağa yeni bir istasyon eklemek istemesi halinde kuruma elektronik ortamda başvurması gerekecek. Başvurular, kurum tarafından 10 iş günü içinde sonuçlandırılacak ve uygun bulunması halinde istasyon ağa dahil edilecek.

Piyasalar sallandı altına talep patladı

İsmail Şahin - Duygu Erdoğan / İSTANBUL - Altın fiyatında geçen hafta başlayan düşüş dalgası yeni işlem gününde sert bir rüzgârla karşı karşıya kaldı. Yeni işlem gününe bankaların satış kanallarında 6 bin liranın altını görerek açan gram altın, yatırımcıları farklı beklentilere yönlendirdi. Haftaya hızlı bir başlangıç yapan kuyumcular, ‘gram ve çeyrek altın var mı’ sorusuyla kapılarını açtı. Ancak ardındanABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırılara 5 gün erteleme talimatı vermesiyle gün içinde seyir 4 bin 260dolar seviyesinden 4 bin 390 dolara kadar çıktı.

Yeni yıla 4 bin 321 dolar seviyesinden başlayan altının onsu, 29 Ocak’ta 5 bin 600 doların üzerine çıkarak tüm zamanların rekorunu kırmıştı. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının dördüncü haftasına girmesi ve petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde seyretmesi, piyasalardaki faiz indirimi rüzgarınıgeçen haftatersine çevirdi.Enflasyon endişelerinin tetiklenmesi ve küresel faiz artışı beklentilerinin güçlenmesiyle nedeniyle ise altın ons fiyatı haftaya yüzde 6’dan fazla değer kaybederek 4 bin 200 doların altını gördü. Gün içindeki toparlanma ile yeniden 4 bin 350 dolar seviyesinde hareket etti.

Gümüş onsta ise fiyat güne 61 dolardan başlarken 67 dolara kadar çıktı. Brent petrol 110 doların üzerindeki seyrini 90 dolara kadar düşürürken; açıklamanın ateşi söndükten sonra yeniden 100 dolar civarında yer buldu.

Dövizi bozduran altın için koştu

Yurt içi piyasalarda yatırımcı altın piyasasını anlık takibe geçerken, buna göre hızlı hareket etti. Dün sabah saatlerinde piyasada yılbaşından bugüne kadarki en hızlı düşüşünü yaşayan altın piyasasından yararlanmak isteyenler Kapalıçarşı’ya koşarak önce elindeki dövizleri bozdurdu ardından altın alma sırasına girdi.Büyük altın üreticilerinin önünde 30 metreyi bulan uzun kuyruklar oluştu. Altın kuyruğunda olan ismini açıklamayan bir vatandaş, alım fırsatı gördüğü için gram altın almaya geldiğini ifade etti. Bir başka vatandaş ise dolar çok değerlendi, elimdeki dövizleri satıp altına yatırmaya karar verdim” dedi.

Hoşgör Pırlanta’nın sahibi Ceyhan Hoşgör, altının bu savaş ortamında normalde yükselmesi gerektiğini belirterek, “Ama yaşadığımız bu savaş petrol savaşı ve petrolü satın almak için başta ABD merkez bankası elindeki altını satıyor. Şu anda bir alım fırsatı var ve bireysel yatırımcı bunu değerlendiriyor. Sene başında 5 bin dolar seviyelerinde olan ons altın savaşla birlikte tepetaklak oldu. Ancak ben yıl sonunda 5.700-6.200 dolar bandından olacağına inanıyorum. Çünkü bu savaşın sürdürülebilir bir yanı yok bir kaç aya kadar sona ermesini bekliyorum” diye konuştu.

Gümüş Takı Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (GÜMSİAD) Başkan Yardımcısı Mustafa Özcan ise zirveden yarı yarıya düşen gümüşte satış baskısının altından daha fazla hissedildiğini dile getirdi. Özcan, “Aralık ayında gümüş aşırı yükselişe başladı. Altınla fark kapandı ama şimdi merkez bankaları petrol almak için elindeki değerli madenlerin hepsini satıyor, o yüzden altının yanı sıra gümüş, platin gibi diğer değerli madenler de yükseliyor” diye konuştu.

Asya’dan başlayarakABD ve Avrupa’ya

Ortadoğu’daki savaşın dördüncü haftasına girmesi ve ABD ile İran’ın enerji tesislerine yönelik yeni saldırı tehditleriyle piyasalar haftaya sert düşüşlerle başadı. Japon Nikkei 225 endeksi yüzde 4.8 düşerken, Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 5.5’ten fazla geriledi. Değerli metaller de yükselen petrole yönelik ilgi sayesinde satış baskısıyla sert bir düşüş yaşadı ve son 4 ayın dibini gördü.

ABD’de enflasyonun hızlanabileceği öngörülerinin artmasıyla para piyasalarındaki fiyatlamalarda bu yıl için ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz indirimi beklentileri ortadan kalktı. Çatışmaların uzayabileceğine yönelik senaryoların güç kazanmasıyla piyasa fiyatlamaları sıkılaşma olasılıklarına kaymaya başladı. Enerji fiyatlarından kaynaklı Avrupa’da artan enflasyon endişesi merkez bankalarının politika adımlarına yönelik “şahin” öngörüleri güçlendirdi. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) gelecek ayki toplantısında faiz artırımına gidebileceği beklentileri yüzde 78 ihtimalle fiyatlanmaya başladı. Artan enflasyon endişeleri bölge tahvil piyasalarında yukarı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor.

‘Güvenli liman’dan likit kaynağına

Analistler, hisse senedi piyasalarındaki sert düşüşlerin, yatırımcıları diğer varlıklardaki teminat açıklarını kapatmak için yüksek likiditeye sahip altın pozisyonlarını nakde dönüştürmeye zorladığını belirtiyor. Bu süreçte altının, geleneksel bir ‘güvenli liman’olmaktan ziyade acil bir ‘likidite kaynağı’olarak kullanıldığı vurgulanıyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması nedeniyle Brent petrolün varil fiyatının uluslararası vadeli piyasalarda bir süre 110 doların üzerinde seyretmesi, nakliye ve üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıyı besliyor. Merkez bankalarının faiz oranlarını öngörülenden daha yüksek seviyelerde tutabileceği endişesi doları güçlendirirken, altın ve gümüş gibi faiz getirisi olmayan varlıkların cazibesini azaltıyor.

‘Tüm ülkeler tehdit altında’

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı enerji krizinin küresel ekonomiyi “büyük bir tehdit” altına aldığını belirterek, “hiçbir ülke bu etkilerden muaf olmayacak” uyarısında bulundu. Avustralya’nın başkentindeki Ulusal Basın Kulübü’nde konuşan Birol, mevcut enerji krizini 1970’lerdeki krizlerle ve Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinin etkileriyle karşılaştırdı:“Mevcut durumdaki bu kriz, iki petrol krizi ve bir doğal gaz krizinin birleşimi gibi.”Birol, bölgedeki en az 40 enerji tesisinin dokuz ülkede ciddi veya çok ciddi şekilde hasar gördüğünü söyledi.

Piyasa ne bekliyor?

Analistler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki enerji santrallerine yönelik tehditlerini hayata geçirip geçirmemesine bağlı olarak, altının kısa vadede teknik nedenlerle bir sıçrama yapmaya hazır olduğunu söyledi. Kapalıçarşı bölgesi kuyumcularından Nazar Özsahakyan, 3 aylık süreçte altında fiyatın düşüş seyrinde yatay bir yön izleyeceğini tahmin ettiklerini söylüyor. Özsahakyan, “Ancak altında küresel bir gerçek vardır, ‘altın kaybetmez, yine eski rekorunu bulur ve geçer’, bu nedenle altın yatırımının beklemesi olmaz. Daha az ve daha çok kârı olur. Dün alan da kârda, bugün alan da” dedi.

Brent petrol bir yukarı bir aşağı

Cuma günü 107.37 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 106.41 dolardan tamamlamıştı. Haftaya 113 dolardan başlayan Brent petrol, gün içinde 90dolar seviyesine kadar indi. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 87.75 dolardan alıcı buldu.Petroldeki düşüşte, Trump’ın Savaş Bakanlığı’na, İran enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik her türlü askeri saldırıyı beş günlüğüne erteleme talimatı verdiğine yönelik açıklaması etkili oldu. Ancak ardından piyasada yeniden 100 doların civarında fiyatlanma devam etti.

İsrail Lübnan’da köprülere taktı!

İsrailli yetkililer, amacın İsrail’in kuzeyindeki yerleşimleri Hizbullah saldırılarından korumak olduğunu söylüyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, Hizbullah’a karşı karadan yapılacak harekatın “uzun süreli bir operasyon” olacağını açıkladı. İsrail, Hizbullah’ın takviye birlikler göndermek için kullandığı söylenen Litani Nehri üzerindeki geçiş noktalarını da hedef alırken, Sur kenti yakınlarındaki Kasımiye isimli bir köprüye de zarar verildi. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, köprülere yönelik saldırıların insani yardımı engellemek ve bir tampon bölge oluşturarak işgali kalıcı hale getirmek amacıyla yapıldığını vurguladı, böylelikle Lübnan’ın egemenliğinin ihlal edildiğini ifade etti.

Latest articles

Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı

Aydın'da taşan çayın sularına kapılan sürücü kurtarıldı.

Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İlginizi Çekebilir

Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.

"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"

2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI

Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY

Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.

28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.

ABD birlikleri Orta Doğu'ya ulaştı, savaşta 'yeni aşama' senaryosu yazıldı! 'Haftalarca sürebilecek operasyon'
Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu

Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.

Alıntı Metni

SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ

ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı



GAU-8/AAvengertopu

A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.

Alıntı Metni

“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ

1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

Kriminal hayatın kaçınılmaz sonu




A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç

2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.

Alıntı Metni

A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?

ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.


A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor

ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.

Alıntı Metni
Asıl felaket petrol değil internet...
Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu

Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026

Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 29 Mart 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..