Choose a plan from below, subscribe, and get access to our exclusive articles!
İki takımlı bir lig sürecinde harcanan paralar ve bunun karşılığında oynanan oyunlara baktığımız zaman, ortaya çıkan çelişkilerin diyalektik bir dayanağı yoktur.
Çelişkinin dayanakları, kaotik bir organizasyonun oyuncular üzerinden sonuca yönlendirilerek başarıyı elde etme kurgusudur.
Galatasaray’ın takım değerinin 344,75 milyon avro ve Fenerbahçe’nin takım değerinin 247,90 milyon avro olmasına rağmen, harcanan paralarla ortaya konulan futbolun karşılığı birbirini maalesef tamamlayamıyor.
Ama sürecin sosyopolitik bir içeriği var.
Bu, biraz da kulüplerin siyaset kurumu ile kurdukları ve çıkara dayalı kazan-kazan üzerinde oluşturulan veya beklenti hâline getirilen dayatmalarının toplamıdır. Bu noktada belirleyici unsur, siyaset kurumunun futbol üzerinden örgütlülüğü ve propaganda alanı olarak dizayn edilmesidir.
Bu konuda Anadolu takımlarının iş birliği kafadan oluşturulurken, Galatasaray’ın iş birliğinin temel politikalara uygun olarak farklılığı ile Beşiktaş’ın başkanlık üzerinden tasarlanarak tamamen borçluluk ve gelen taleplere cevap vererek koltuğu sağlamlaştırma stratejisi, işi daha da kolaylaştırmaktadır.
Sıradaki süreç, tamamen Fenerbahçe üzerine bir talep ile başkanlık seçimini dizayn etme stratejisi üzerine devam etmektedir.
Evet, gelelim cumartesi akşamı maçlarının sonuçlarının temel dayanaklarına.
Galatasaray için Okan Buruk’un antrenörlüğü üzerine düşüncem hep oyuncular üzerinden sonuca gitme stratejisinden başka bir prensibinin olmadığı yönündedir. Icardi, Mertens, Torreira ve Olivera ile elde ettiği başarının bu seneki karşılığı Osimhen ve Uğurcan’dır.
Bu ikiliden birinin oynamamasının bile büyük bir sorun olacağı üzerine düşüncelerimi de paylaşmıştım.
Ki Liverpool maçındaki Uğurcan varlığı ve Osimhen sakatlığı, zıt yönlerde nasıl katkı ve eksiklik yarattığını oyun ve skor üzerinden net şekilde göstermişti.
İşte Samsun maçı da bu mecburiyete cevap verecek nitelikteydi.
Ama öncelikle Okan Buruk ve takımın sadece tur atmak için bir maça gitme eğilimlerini de değerlendirmek lazım. Bu psikolojinin başarı ahlakına nasıl karşı gelen bir tutum olduğu, Uğurcan’ın eksikliğiyle birlikte net görüldü.
Okan Buruk üzerinden maça müdahale ve oyunun taktiksel boyut eksikliğini en iyi anlatacak hamlesi ise 10 kişi kalan takımda Sane’yi oyundan çıkarmasıydı. Burada, 10 kişi kalan takımın hızlı geçiş oyununda ve oyuncu eksiltme zorunluluğunda Yunus yerine Sane’yi almasının karşılığının nelere mal olduğunu da görmüş olduk. Bunlar Okan Buruk için önemli verilerdir.
Uğurcan’ın eksikliğinin Gençlerbirliği ve Samsun maçlarındaki sonucu, Okan Buruk’un teknik direktörlüğü adına bir çaresizliğin göstergesidir. Seneye tekrar 150 milyon avro para mı harcanacak? Çünkü bu süreç, Şampiyonlar Ligi için bir veridir.
Fenerbahçe, şampiyonluk hesabı üzerinden Başakşehir maçına unu elemiş, eleğini asmış bir psikolojide çıkarken, tek dayanakları Trabzonspor için girdikleri ikincilik yarışıydı.
Fenerbahçe’de ne yönetim, ne antrenör ne de futbolcular baskıyı yönetmeyi beceremiyorlar. Ortaya çıkan krizi yönetemedikleri gibi krizin de bir parçası olup kaosa neden oluyorlar. Bu kurgu düzeltilmeden başarılı olmaları çok zor.
Başakşehir maçında, Tedesco’nun gitmesiyle birlikte ortaya çıkan boşluk, futbolcular adına daha fazla özgürlük alanına neden olurken, önümüzdeki sene adına da bir referans maçı hüviyetindeydi. Sezon başında ve sezon ortasında yapılan transfer hatalarının ve özellikle Mourinho ve Mendes üzerinden bir transfer tarlasına çevrilen kulüp, bunun bedelini çok ağır ödedi.
Düşünün: Şampiyonluğa oynuyorsunuz, transferleri ne kadar tartışmalı olursa olsun, üç santrforu yollayıp yarışı sezon sonuna kadar santrforsuz götürüyorsunuz… İnanılır gibi değil! Bunun arkasındaki mekanizmayı iyi tartışmak gerek.
Bakın, Fenerbahçe’de sadece Samsunspor’un iki santrforu olan Marius Mouandilmadji veya Cherif Ndiaye’den sadece biri olsa, belki sezonu şampiyon tamamlayacaktı. Matematik bu kadar basit.
İki takımlı ligde bu kadar oluyor.
Gerisi algı manipülasyonu.

Erzurum’da boşanma aşamasında olduğu eşinin Instagram hesabı açmasına sinirlenen S.T. (26) kayınpederinin evine pompalı tüfekle ateş etti. Olayın ardından kaçan S.T., polis ekipleri tarafından kısa sürede yakalandı.
ERZURUM’DA INSTAGRAM TARTIŞMASI
Olay, sabah saatlerinde Palandöken ilçesinde meydana geldi. S.T., boşanma aşamasında olduğu F.T.’nin (25) Instagram hesabı açtığını öğrendi. Buna tepki gösteren S.T. pompalı tüfeği alarak eşinin kaldığı kayınpederinin Türbe yolu üzerinde bulunan sitedeki evine gitti.
Site bahçesine giren S.T. eşinin de bulunduğu 7 katlı apartmanın 1’inci katındaki daireye 4 el ateş etti. Saçmalar evin balkon camı ve bir odanın penceresine isabet etti. Bu sırada olay yerine gelen M.T., oğlunu sakinleştirerek elindeki tüfeği almaya çalıştı.
İhbar üzerine adrese sevk edilen polisleri gören S.T. kaçtı. Bölgeyi ablukaya alan ekipler S.T.’yi suç aleti pompalı tüfekle Afşar Sokak’ta yakaladı. S.T. gözaltına alınırken, olay yeri inceleme ekipleri yaptıkları çalışmada site bahçesinde 3 boş kartuş buldu.
Bu arada yaşanan olay, vatandaşlar tarafından cep telefonuyla kayda alındı. Görüntülerde, eşinin bulunduğu daireye ateş eden S.T.’nin babası tarafından engellenmeye çalışıldığı yer aldı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan "Biraz sığ düşünürsek bir öğrencinin en az 10 turist kadar ekonomisinin olduğunu kabul etmek lazım" dedi.
The post Bilal Erdoğan: Bir öğrencinin 10 turist kadar ekonomisinin olduğunu kabul etmek lazım appeared first on #site_linkat 03.05.2026 .
Aenean mollis odio augue, sit amet sollicitudin augue ullamcorper eget. Praesent tincidunt et neque congue efficitur.
To get email updates from Today News.
© Newspaper WordPress Theme by TagDiv
