İstanbul Tabip Odası ile İstanbul Barosu’nun ortak düzenlediği “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut” panelinin sonuç bildirgesinde, aşı reddinin yalnızca bireysel bir tercih değil, toplum sağlığını ilgilendiren kamusal bir mesele olduğu vurgulandı.
“Çocuğun üstün yararı” ilkesinin tüm sağlık politikalarının merkezinde yer alması gerektiği belirtilen sonuç bildirgesinde çocukların korunması için kapsamlı bir “Aşı Kanunu” çağrısı yapıldı.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Sağlık Hukuku Merkezi ve İstanbul Tabip Odası Çocuk Hakları Komisyonu, çocukluk çağı aşılarına yönelik tereddüt ve aşı reddi vakalarındaki artışı düzenledikleri “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut”panelinde masaya yatırdı.
İstanbul Barosu’nda geçen haftalarda yapılan panelin sonuç bildirgesinde, çocukların önlenebilir hastalıklardan korunmasının devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğu vurgulandı. Bildirgede, “Çocuğun üstün yararı” ilkesinin tüm sağlık politikalarının merkezinde yer alması gerektiği belirtilerek, aşı reddinin yalnızca bireysel bir tercih değil, toplum sağlığını ilgilendiren kamusal bir mesele olduğu ifade edildi.
Bildirgede, özetle şu ifadelere yer verildi:
“Çocukluk dönemi aşıları, çağdaş sağlık sistemlerinin en etkili, koruyucu sağlık uygulamalarından biri olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF verileri, küresel ölçekte aşılanma oranlarında meydana gelen düşüşlerin kızamık başta olmak üzere önlenebilir bulaşıcı hastalıkların yeniden yayılım riskini artırdığını ortaya koymaktadır. Panelde özellikle vurgulanan hususlardan biri; velayet hakkının mutlak ve sınırsız bir yetki olmadığıdır. Ebeveynlerin çocuk adına sağlık kararları alma yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin çocuğun üstün yararına aykırı biçimde kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Bu çerçevede panel sonucunda çocukluk dönemi aşılarının, çocuğun üstün yararı ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu, devletin, çocukların önlenebilir hastalıklardan korunması konusunda pozitif yükümlülüğe sahip bulunduğu, aşı reddi meselesinin yalnızca bireysel özgürlük kapsamında değerlendirilemeyeceği; toplum sağlığı ve sosyal dayanışma ilkeleri bakımından da ele alınması gerektiği, Türk hukukunda çocukluk dönemi aşılarına ilişkin açık, erişilebilir ve öngörülebilir bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu, hazırlanacak özel bir Aşı Kanunu ile zorunlu aşıların kapsamı, istisna halleri, ebeveyn itiraz mekanizmaları, devletin sorumluluğu ve tazmin süreçlerinin ayrıntılı biçimde düzenlenmesi gerektiği, çocuk hakları eksenli, bilimsel verilere dayalı ve insan hakları odaklı sağlık politikalarının geliştirilmesinin zorunlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Netice itibarıyla; çocukluk dönemi aşıları, yalnızca bireysel tıbbi müdahale niteliği taşımamakta; çocukların yaşam hakkının, toplum sağlığının ve sosyal dayanışma ilkesinin korunması bakımından anayasal ve uluslararası hukuk boyutu bulunan bir kamusal sorumluluk alanı oluşturmaktır. Bu nedenle hukuk düzeninin, çocuğun üstün yararı ilkesini merkeze alan, bilimsel verilerle desteklenen ve temel haklar arasında ölçülülük esasına dayalı bir yaklaşım geliştirmesi gerektiği değerlendirilmiştir.”
Kaynak: BirGün
