Ankara'da forum: Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz
BirGün ANKARA
Ülkenin ilericileri, devrimcileri ve demokratları “Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz” çağrısıyla bugün Ankara’da bir araya geldi.
MMO Eğitim ve Kültür Merkezi’nde saat 14.00’te başlayan forum, Beyazıt İlhan, Fatoş Erol ve Fevziye Sayılan kolaylaştırıcılığında yapılıyor.
Forum, eski TMMOB Başkanı Emin Koramaz’ın konuşmasıyla başladı.
“Ülkemiz tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor” diyen Koramaz, “Ülkemizin içinden geçtiği süreç, basit bir yönetim değişikliği değil, kökten bir rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki, sıradan bir iktidar değil; tüm kurumları tek bir kişinin iradesine teslim eden, hukuku hiçe sayan, Cumhuriyet’in laik, bilimsel ve kamucu ruhunu sistematik olarak tasfiye eden bir tek adam rejimidir” ifadelerini kullandı.
Koramaz, “Geldiğimiz noktada, tüm bu hak mücadelelerinin önündeki engelin aynı olduğunu görmek zorundayız: Tek adam rejimi. Ve bu rejim, ancak tüm bu kesimlerin birleşik mücadelesiyle durdurulabilir” diye konuştu.
Emin Koramaz’ın açılış konuşmasının tamamı şöyle:
“Birleşik mücadele çağrımıza uyarak bu salonu dolduran, bu karanlık günleri birlikte aydınlatma iradesi gösteren tüm dostları, en içten duygularımla selamlıyorum. Varlığınız, yalnız olmadığımızın, karanlığa karşı aydınlığı savunan çok sayıda insanımız olduğunun en büyük kanıtıdır. Çağrı heyetimiz adına hepinize hoş geldiniz diyorum. Öncelikle, bu buluşmaya öncülük eden ‘Birleşik Mücadele Çağrısı’nı hazırlayan ve bizi bu çatı altında toplayan tüm arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Çağrı metnimizde de çok net vurgulandığı ve hepimizin derinden hissettiği gibi, ülkemiz tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor. Ülkemizin içinden geçtiği süreç, basit bir yönetim değişikliği değil, kökten bir rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki, sıradan bir iktidar değil; tüm kurumları tek bir kişinin iradesine teslim eden, hukuku hiçe sayan, Cumhuriyet’in laik, bilimsel ve kamucu ruhunu sistematik olarak tasfiye eden bir tek adam rejimidir.
Devletin kurumsal hafızası silinmiş, liyakat yerini sadakate, bilim yerini dogmaya bırakmıştır. 100 yıllık cumhuriyetin tüm ekonomik varlık ve birikimleri talan ve tasfiye edilmiş, kamusal hizmetler birer himmet aracına dönüştürülerek kamu kaynaklarıyla palzlandırılan cemaat ve vakıflara terk edilmiştir.
Bu rejim, eğitimi piyasalaştırmış, sağlığı metalaştırmış, emeği güvencesizleştirmiş, doğayı talan etmiş, laikliği tasfiye etmiş ve kadın haklarını hedef almıştır.
Emekliler açlığa mahkûm edilmiş, gençler ya güvencesiz işlerde çalışmaya ya da bu toprakları terk etmeye zorlanmaktadır. Ülke, yolsuzluk ve kara para endekslerinde zirvelerde, insani gelişmişlik ve eğitimde ise diplerde sürünmektedir.
Karşımızda tarihimizin tüm usulsüzlük ve yolsuzluklarını, borçlanma ve faiz ödeme düzeylerini, rant politikalarını, vergi adaletsizliklerini kat kat aşan; halkın yaşamını hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk ile mahveden bir kötülükler ve felaketler iktidarı vardır.
Ve son dönemde yaşanan yargı operasyonları, mutlak butlan tehditleri ve toplumsal muhalefete yönelik baskılar, bu rejimin demokratik hiçbir kural tanımadığının en açık kanıtlarıdır.
Ülkemiz, ABD’nin Büyük Ortadoğu politikalarıyla uyum için adım adım seçimlerin dahi göstermelik hale geldiği siyasal islamcı monarşik bir rejime doğru sürüklenmektedir.
Ülkemizde rejimin aldığı hal, laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir.
Peki ya muhalefet?
Ne yazık ki, iktidarın en güçlü silahı olan “böl, yalnızlaştır, etkisizleştir” stratejisi karşısında muhalefet cephesi de dağınık ve parçalıdır. İktidar, bir yandan Kürt siyasal hareketini farklı hamlelerle muhalefetten uzaklaştırmaya çalışırken, diğer yandan CHP üzerindeki yargı baskısını artırmakta, sendikaları, meslek odalarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini sindirmeye çalışmaktadır. Bugün işçiler ücretleri için, emekliler insanca yaşam için, kadınlar şiddete karşı, gençler gelecekleri için, köylüler toprakları için, ekolojistler doğa için mücadele ediyor. Bunların her biri haklı ve meşru mücadelelerdir. Ancak asıl sorun, bu direniş dinamiklerinin ortak bir mücadele zemininde buluşturulamamış olmasıdır. Herkes kendi dar alanında, kendi örgütü içinde, kendi ajandasıyla mücadele ediyor.
Oysa geldiğimiz noktada, tüm bu hak mücadelelerinin önündeki engelin aynı olduğunu görmek zorundayız: Tek adam rejimi. Ve bu rejim, ancak tüm bu kesimlerin birleşik mücadelesiyle durdurulabilir.
İşte tam da bu nedenle, bu parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürebilme umuduyla bugün buradayız. Bu forumu düzenleme amacımız, farklı toplumsal talepler etrafında gelişen bütün direnişleri ortak bir hedefte buluşturmanın ve siyasi partiler alanına hapsolmayan yeni bir toplumsal güç oluşturmanın yollarını aramaktır.
Biz, bu kötülük düzenine dönüşen rejime karşı mücadelenin birkaç siyasetçinin iradesine bırakılamıyacağına inanıyoruz. Çıkış yolumuz, ne bu düzenin yamalanmasından, ne de küçük rötuşlarla sürdürülmesinden geçmiyor. Ne düzen muhalefetinin kısır vaatleri, ne de tepeden inme lider değişiklikleri bizi kurtarır. Bugünkü iktidarı ancak halkın örgütlü gücü, dayanışması ve ortak mücadelesi durdurabilir. Bugünkü toplantıdan beklentimiz, bugün burada başlayan tartışmaların, dile getirilecek önerilerin, ülkemizin diğer illerinde de yaygınlaştırılarak önümüzdeki günlerde somut adımlara dönüşmesidir.”
ALİ EKBER ÇAKAR: BİRLEŞİK MÜCADELE HALKIN SORUNLARINA TEMAS ETMELİ
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, “Bu anlamlı buluşmada aranızda bulunmaktan, yan yana olmaktan ve hep beraber mücadele etmekten büyük onur duyuyorum” diyerek sözlerine başladı.
Ülkenin içinde bulunduğı tabloyu değiştirecek ortak iradeyi kurmanın önemine değinen Çakar, “Cumhuriyet tarihinin sanıyorum ki en zor zamanlarını yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, 60 ihtilali, bu aradaki ekonomik buhranlar ve krizler, 12 Mart, 12 Eylül darbe girişimlerini dikkate aldığımızda, bugün ülkede yaşanan tek tek alınan yanlış kararları, kötü yönetimin ya da geçici bir ekonomik krizin sonucu değil. Karşımızda sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda devleti yeniden biçimlendiren, bakanlıklar kapatan, yeni bakanlıklar açan, bakanlıkları birleştiren, parlamentoyu işlevsizleştiren, Cumhuriyet kazanımlarına haraç mezat satan, kamusal alanı tasfiye eden, örgütlü toplumu dağıtmaya ve halkın siyasal iradesini etkisizleştirmeye yönelen gerici bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi.
Çakar konuşmasını şöyle sürdürü:
“Bu rejim, toplumu yalnızca baskı ve yasaklarla değil, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlikle yönetmektedir. Gençlerin geleceklerini başka ülkelerde araması, emeklilerin yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmaya mecbur bırakılması, kadınların en temel haklarının ve yaşamlarının sürekli tehdit altında olması, milyonlarca insanın yaşam insanı yarına güven duymaması bu düzenin doğrudan sonucudur. Geldiğimiz nokta ve soru demokratik bir gelecek sorunudur. Tekrar altını çiziyorum. Bugün geldiğimiz noktadaki soru, demokratik bir gelecek sorunudur. Çocuklarımızın yarınlarına ilişkindir. Soru, ülkenin kim tarafından, kimler tarafından, kimler için hangi çıkar grupları doğrultusunda yönetileceğidir. Mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının yaşadığı işsizlik, güvencesizlik, düşük ücret ve mesleğin itibarsızlaştırılması da bu siyasal tabloda bağımsız değildir. Meslek elemanlarımızın piyasanın rant çetelerinin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, yalnızca meslektaşlarımızın değil, toplumun bütününün yaşamını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir.
Değerli arkadaşlar, elbette yan yana gelmek tek başına yeterli değildir. Birleşik ortak mücadelenin kalıcı, örgütlü ve halkın sorunlarına temas eden bir hak olarak kurulması gerekir. Geleceğimiz emeğiyle yaşayanların, kadınların, gençlerin, emeklilerin ve köylülerin ortak sözü, iradesi ve mücadelesiyle kurulmalıdır. Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği olarak dün olduğu gibi bugün de emekten halktan, bilimden, layıklikten, demokrasiden ve bağımsızlıktan yana olmaya devam edeceğiz. Mesleki birikimimizi bu ülkenin yağmalanması için değil, halkın eşit, özgür ve insanca yaşayacağı bir gelecek için kullanacağız. İnanıyorum ki bu salonu dolduran, bu ülkenin ilerici, demokrat yurtsever birikimi, eşit ve özgür yarınlarımızı kuracak iradenin ta kendisidir. Bu irade buradan dalga dalga büyüyecek, gerici iktidarın dayatma politikalarını hep birlikte mutlaka yeneceğiz. Yaşasın Birleşik Örgütlü Mücadelemiz, yaşasın Dayanışma!”
Ayrıntılar geliyor…
To read the full story from the source: BirGün






