Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Almanya’nın birlik gününde savaş karşıtları sokaklarda

Gündem

Almanya’daki barış güçleri bugün, yani 3 Ekim’de, ülkenin en önemli bayramı olan “Alman Birlik Günü”nde hükümetin silahlanma politikaların protesto için iki büyük metropolde sokaklara dökülecek.
Ülkenin doğusundaki sosyalist Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (DDR) batıdaki Federal Almanya Federal Cumhuriyeti’ye (BRD) resmen bağlandığı güne denk gelen “Birlik Günü”nün merkezi kutlamalarına her yıl farklı bir eyalet ev sahipliği yapıyor. Bu yılki resmi kutlama törenleri Bremen’de yapılacak. Tüm devlet erkanının katılımıyla kuzeydeki Bremen’de bayram “Birçok güç – Tek ülke” sloganıyla kutlanırken, birlerce barışsever başkent Berlin ile Cem Özdemir’in başbakanı olduğu Baden Württemberg eyaletinin başkenti Stuttgart’ta “Silahlanmaya, zorunlu askerliğe ve savaşa hayır!” sloganıyla ve “Barış, demokratik haklar ve sosyal adalet!” taleplerini tüm ülkeye duyurmaya çalışacaklar.

Hükümet, emeklilik, sağlık, sosyal yardımlar gibi alanlardaki bütçelerde, kaynak olmadığı gerekçesiyle devasa kemer sıkma politikalarına giderken, Almanya'nın savunma ve silahlanma harcamaları, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana tarihi bir zirveye erişmiş durumda. 
İçinde bulunduğumuz 2026 yılı için federal bütçedeki toplam savunma harcamaları 100 milyar euroyu aşıyor. (Resmi kaynaklara göre bu rekor miktar yaklaşık 83 milyar euro tutarındaki yıllık savunma bütçesi ve 2022 yılında kararlaştırılan Alman Silahlı Kuvvetleri özel fonundan sağlanan yaklaşık 26 milyar eurodan oluşuyor.) 
Bunun da ötesinde Almanya, sivil savunma, siber güvenlik ve askeri yardımlar gibi ek maliyetleri de kapsayan resmi NATO kriterlerine göre 2026 yılı için ittifaka yaklaşık 124,7 milyar avroluk savunma harcaması bildirmiş durumda. Bu miktar, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 2,7'sine denk geliyor. Yani Almanya bu oranla NATO'nun en az yüzde 2’lik savunma harcamaları hedefini belirgin bir şekilde aşmaktadır. Hedefin de yüzde 5 olduğunu biliyoruz. 
Bu arada “Der Spiegel“ dergisinin Federal Maliye Bakanlığı’na dayandırdığı bilgilere göre Almanya’nın 2022 yılından bu yana Ukrayna’ya yaptığı ekonomik ve askeri yardımın 72,2 milyar euroyu buluyor. 
Aşırı sağcıların sandıklardan büyük başarıyla çıktığı son üç eyalet seçimleri gösterdi. Hükümetin dayattığı kemer sıkma politikaları ve bu arada başta enerji maliyetleri olmak üzere ciddi ekonomik sorunlar nedeniyle büyük pazar sorunları yaşayan büyük endüstri şirketlerinin on binlerce işçi çıkarma hazırlıkları milyonlarca Almanı aşırı sağcı partiyi AfD’ye (Almanya için Alternatif) yöneltiyor. Kuşkusuz AfD’nin başarısının ardında başka faktörler de var. Ancak ülkenin doğusundaki bu eyaletlerdeki başarısının en önemli nedenlerinden biri Ukrayna’ya yönelik askeri ve ekonomik yardımlara ilişkin itiraz. 
Halkın büyük bölümü Ukrayna’a milyarlarca euroluk yardımlara karşı, “Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savaşarak Avrupa’nın özgürlüklerini koruduğu!“ tezine kuşkuyla bakıyor ve Rusya’nın Almanya’ya (ya da NATO’daki müttefik ülkelerden birine) saldırmaya hazırlandığı, dolayısıyla milyarlarca euroluk kaynakları silahlanmaya ayırmak gerektiği yolundaki propogandadan etkilenmiyor. İlk fırsatta merkez sağla işbirliği yapmaya hazır olan AfD’nin böyle bir durumda bu itirazlarından vazgeçeği ortada. Ancak şu anda bu çizgisiyle güçleniyor.
Ancak merkez sağ partiler (CDU ve CSU) ile sosyal demokrat partinin (SPD) ortak olduğu federal hükümetin bu itirazların basıncı hissettiği görülüyor. 
Önceki gün Almanya’nın en saygın “barış ödülleri“nden biri  NATO’ya verildi. Adını, Avrupa’nın en karanlık yılları olarak tarihe geçen “30 yıl Savaşları“yla, “80 yıl Savaşları“nı bitiren ve uluslararası hukuk açısından büyük bir başlangıç olarak kabul edilen “Vesfalya Barışı“ndan alan ödülün bu yılki sahibi NATO oldu. Ödülün NATO’nun genel sekterine teslim edildiği tören Münster’de sözkonusu anlaşmanın imzalandığı tarihi salonda yapıldı. 
Bir barış ödülünü bir askeri ittifaka layık gören bu traji-komik kararın ardındaki jüride Almanya’daki egemen kesimlerin temsilcileri yer alıyor. Ödül töreninin konuşmasını da Başbakan Merz üstlendi.
Başbakan, tabii ki konuşmasında “Avrupa’da barış ve demokrasinin garantisi“ olarak gösterdiği NATO’yu savunarak ödülü gerekçelendirdi. Ancak bu arada verdiği mesajlar, hükümetin Ukrayna ve Rusya politikalarına yönelik ülke çapındaki itirazların baskısının dikkate alındığını gösteriyor. Merz, tabii ki Ukrayna’ya yapılan yardımların Almanya’nın refahı pahasına gerçekleştiği suçlamalarını reddetti. Ama daha önemlisi Rusya’nın "sürekli doğuya doğru genişleyen bir NATO nedeniyle adeta bir meşru müdafaa sınırının aşılmasına sürüklendiği" yönündeki algısının "ciddiye alınması" gerektiğine işaret etti. Hatırlanacağı gibi daha önce bunu söyleyenler “Putin taraftarı“ olarak suçlanıyordu. Ve  barış için "Ukrayna, Rusya, ABD ve Batı Avrupalıların katılması gereken müzakereler"in gerekliliğine işaret etti.
Geçtiğimiz hafta Alman Dışişleri Bakanı‘nın New York’ta Rus mevkidaşı arasında bir resmi görüşmesi bunun hazırlığı olabilir. Görüşmeden bir sonuç çıkmadığı açıklanmıştı, ancak uzun yıllardan sonra iki ülke arasında (görüşme talebi Almanya’dan) doğrudan görüşmelerin başlamış olması önemli.
Bütün bunların tam olarak ne anlama geldiği önümüzdeki günlerde görülecek.
Son yıllarda büyük kan kaybı yaşamış olmalarına rağmen barış güçleri işte tam da bu zamanda meydana çıkıyor. Yüzlerce barış örgütünün yanısıra iki sol partinin (Die Linke ve BSW) desteklediği barış eylemlerine artık sendikalar, dini örgütler merkezi olarak katılmıyorlar. Ancak onların tabanlarındaki barışçıların da bu eylemlere katılması bekleniyor.
Berlin ve Stuttgart’ta yükselecek başlıca talepler şöyle:
Silahlanmaya, savaş ekonomisine ve sosyal kısıntılara son!
Zorunlu askerliğe ve diğer zorunlu hizmetlere hayır!
Tüm ekonomik yaptırımlar ve silah sevkiyatları durdurulsun!
Almanya'daki tüm ABD askeri üslerinin kapatılsın ve ABD nükleer silahlarının çekilsin!
Uluslararası hukuka geri dönülsün!
Not: Sol Parti’den, Almanya’nın Ukrayna ve Rusya politikalarına yetersiz bularak ayrılanların kurduğu yeni parti BSW’nin ismi 1 Ekim tarihi itibarıyla (nihayet) değişti. Şimdiye kadar partinin kurucularından Sahra Wagenknecht’in adını taşıyan partinin kısa adı yine BSW. Ancak resmi adı artık “Sahra Wagenknecht İttifakı” değil, Sosyal Adalet ve Ekonomik Sağduyu İttifakı”) oldu.

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news →
Advertisement