Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Adalet bunun neresinde

Adalet bunun neresinde

Av. Fırat DURAK*

Bu satırları kaleme alırken, gözaltına alınmamın üzerinden yirmi yedi gün, tutuklanmamın üzerindense üç hafta geçiyor.

Maltepe Hapishanesinde kaldığım tek kişilik hücreden şu an yapabileceğim tek şey yaşadığımız haksızlığı, başkaları da yaşamasın diye bu yazıyı yazmak.

İktidarın siyasallaşmış yargısıyla, CHP’li belediyelere yönelik “yolsuzluk” operasyonlarının son halkalarından biri maalesef belediye başkan yardımcısı olarak görev yaptığım Adalar Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirildi.

Hakkımdaki suçlamalar ağır… Suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, rüşvete aracılık etmek…

5393 sayılı Kanun gereği doğal olarak bir hiyerarşik düzende çalışan belediye başkanı ve belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri örgütsel bir hiyerarşi içerisinde olmakla suçlanıyor.

Operasyonu gerçekleştiren ve soruşturmayı yürüten kurumlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan tüm soruşturma ve delil elde etme yöntemlerini kullanmışlar. Soruşturma dosyasında telefon dinlemelerine ilişkin tapeler, ortam dinleme kayıtları, fiziki takip, makam odalarına yerleştirilen gizli kameralar, ne ararsanız var.

Tape kayıtları ile birlikte belediye başkanı ve imar müdürlüğünden sorumlu diğer başkan yardımcısı toplam bin iki yüz sayfalık soru ve iddialara ilişkin olarak ifade verdiler, sorgulandılar. Keza ben de tape kayıtlarıyla birlikte toplam yüz elli sayfalık bir ifadeye imza attım.

Soruşturmada toplam kırk yedi şüpheli bulunduğu göz önüne alındığında sadece ifadelerin binlerce sayfa tutması, soruşturma evrakının eklenmesi ile dosyanın şimdiden beş bin sayfanın üzerine çıkması muhtemel.

İşte bu binlerce sayfa evrak aynı gün içinde Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi tarafından “incelendi” ve otuz beş kişi “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı” gerekçesi ile tutuklandı.

Otuz beş anne, baba, kardeş, eş, oğul, kız, arkadaş… Otuz beş hayat…

Peki ne yaptı bu insanlar da suç şüpheleri kuvvetli göründü ve tutuklandılar? Dosyada mevcut yaklaşık kırk eylemden bazı örneklerle izah edeyim.

GARSON DA VAR EMEKLİ ALBAY DA

Mehmet Şirin Elmas, garson… Büyükada’da bilindik bir meyhanede çalışıyor. Dört çocuğunu buradan elde ettiği gelirle okutuyor, onların bakımlarını bu gelirle sağlıyor. Belediye başkanının şoförü, zaman zaman Mehmet’e ikinci el ya da kullanılmamış kıyafet, okul çantası, kırtasiye malzemesi gibi yardımlar götürüyor.

Mehmet de bu iyilikleri karşılıksız bırakmamak için çalıştığı iş yerinden bir şişe içki alıp, başkanın şoförüne vermek istiyor. Telefonda “abi bana çok iyiliğin dokundu, sana bir emanet vereceğim” diyor. İşte bu “emanet” savcılığa göre rüşvet oluyor. Ayıkla pirincin taşını…

İddia makamı elindeki onca soruşturma ve delil elde etme yetkisine rağmen, “emanetin” rüşvet olduğunu kanıtlayamıyor ama savcılık “Garson Mehmet”ten bunun rüşvet olmadığını ispatlamasını” bekliyor.

Oysa Mehmet gariban… Mehmet’in belediyeye “hukuka aykırı şu işi yapın, karşılığında şu” diyebileceği hiçbir işi yok. Bırakın rüşvet vermeyi kıt kanaat geçinen bir emekçi.

Bir diğeri Gülperi Çevik… Rahmetli eşinden kalma bir metruk evi var. Cumhurbaşkanlığı kararnamesine istinaden evinin onarımını yaptırmak istiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden gerekli izinleri alıp, inşaai faaliyete başlıyor. Çalışmanın bitimine yakın bana bağlı bir birim olan Zabıta Müdürlüğü ekipleri sahada devriye atarken inşaatın önüne koyulmuş birkaç parça demir tespit ediyor. Gülperi Abla’ya “Kaldırın aksi halde ceza yazacağız” diyor. Kadıncağız panikle bana bir SMS gönderiyor ve “Zabıta işgaliye yazmasın, iki güne işimiz bitiyor, demirleri kaldıracaklar” diyor. Sonra da Belediye başkanı uyuyor, O da “Fırat yanımda söylüyorum” diyor. Savcılık buna da rüşvet diyor. İddia ne? Gülperi Abla’nın evi imar mevzuatına aykırılıklar içeriyordu ve kendisine işlem yapılmaması karşılığı rüşvet verdi. Benim tutuklanma gerekçelerimden biri de Gülperi Abla’dan rüşvet almak.

Oysa işin aslı ne? Savcılık Gülperi Abla’nın evinde inceleme yaptırıyor ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü ekipleri yapıda imar yönünden sorun oluşturan bir aykırılık olmadığını tespit ediyor, rapor yazıyorlar.

Yani Gülperi Abla “olmayan” aykırılığa işlem yapmamamız için bize rüşvet vermiş. İşin en can alıcı tarafı ise zabıta müdürlüğü imar para cezası yazamaz, hem telefon tapesinde yer aldığı hem de SMS’de açıkça yazıldığı üzere Gülperi Abla’nın çekindiği ve kaçınmaya çalıştığı şey “işgaliye”. Zabıta işgaliyeden resen işlem yapsa bin dört yüz lira, belediye encümenine gönderse encümenden çıkacak ceza bugünün tarifesi ile üç bin yedi yüz beş lira…

Savcılık ne diyor peki? Gülperi Çevik bu cezayı ödememek için bize üç yüz bin liradan fazla rüşvet vermiş. Ceza yazılsa en fazla 3705 lira ödememek için, 300 bin liradan fazla rüşvet vermek.

Peki savcılık bu üç yüz binden fazla parayı nereden çıkarıyor. Gülperi Abla’nın yurt dışında gemi adamı olarak çalışan oğlunun banka havalesi yoluyla gönderdiği para, savcılık tarafından rüşvet parası olarak değerlendiriliyor. Para Gülperi Abla’nın hesabına geldikten sonra kime gidiyor? Hiç kimseye… Ama bu para savcılığa göre rüşvet parası. Gülperi Abla rüşvet vermekten tutuklu… Delil var mı? Yok. Lehe delil var mı? Çok. Lehe delile bakan var mı? Hayır.

Gülperi Abla 35 kişiden biri ve benim tutuklanmama gerekçe olan “eylemlerden” biri de bu…

Diğer bir isim emekli deniz ulbuy Hayrettin Barbaros Tütün. Burgazadası’nda bulunan Adalar Su Sporları Kulübü’nün müdürü. Yaklaşık bir yıldır “Fırat başkan, sana hayırlı olsun ziyaretine gelemedim” diyordu. Kış aylarında beni arıyor ve “Fırat başkan, ziyarete geldim, yoktun, sana bir emanet bıraktım” diyor.

Burada da emanet savcılığa göre rüşvet. Oysa Barbaros Albay ifadesinde ne diyor: “Emanet dediğim şey, iki kutu çikolata. Bunları Büyükada’da bulunan bir kahve dükkanından aldım. Hayırlı olsun ziyaretine giderken yanımda götürmek istedim. Fırat Bey yerinde olmadığı için asistanına bıraktım. Aynı şekilde diğer başkan yardımcısı da yoğunluktan benimle görüşemedi ve onun için aldığım çikolatayı da onun sekreterine bıraktım.”

Savcılık bu izahatı yeterli görüyor mu? Hayır. Bunun üzerine Barbaros Albay Adalar Su Sporları Kulübü’ne ait resmi kredi kartı ile çikolataların ödemesini yaptığı için, kulüpte bu harcamaya ilişkin tüm evrakı sunuyor. Kredi kartı slipleri, kulübün muhasebe kayıtları, her şey dediklerini doğrular nitelikte.

O gün hem çikolataları almaya giderken hem de belediyeye giderken Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün önünden geçtim ve KGYS kameraları bunu kayıt altına almıştır. Bunlara bakılsın diyor, fayda etmiyor.

Kaldı ki, Barbaros Albay’ın da belediye yönetimine sözde rüşvet vermesini gerektirecek, yönetimi hukuka aykırı bir yola tevessül ettirecek hiçbir işi işlemi de yok.

Barbaros Albay da tutuklu,

Dosyada bir de çok daha ilginç bir nokta var. O da belediyeye ait güvenlik kameralarına ilişkin hard diskleri kimliği belirsiz bir şahısla gece vakti çalan ve bu sebeple idaremiz tarafından açığa alınan eski destek hizmetleri müdürü Kasım Turan.

Öyle ki, Kasım Turan daha önce belediyeye ait bir kamyon kadar tüketim malzemesini kendi evine sakladığı için hakkında soruşturma açılmıştı. Son olarak geçtiğimiz Mart ayında bir gece vakti belediyeye ait güvenlik kamerası kayıtlarının olduğu hard diski çalması sebebiyle hakkında adli ve idari soruşturma başlatılarak açığa alındı.

İşin en ilginç tarafı ise aynı şahıs bu kez bizim tutuklandığımız dosyada karşımıza çıktı ve hard diski savcılık talimatı ile “söktüğünü” ve savcılık dosyasına ibraz ettiğini ifadesinde söyledi.

Ancak biz gerek adli yönde yapılan başvurular gerekse idari yönde yürütülen tahkikat ile yaklaşık üç aydır bu hard disklerin bulunması için çaba sarf ediyorduk. Bizim Adalar Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatla peşine düştüğümüz harddiskler meğer Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının elindeymiş…

Şimdi gelinen noktada, bu harddiskler bizim suçsuzluğumuzu ispat etmekteki en büyük dayanağımızdan birisi.

Haksız yere tutuklanan, kendilerine isnat edilen rüşvet verme eylemi sübüte erse ve aldıkları cezalar kesinleşse dahi “yatan” olmayacak bu masum insanlar için ağır ve ölçüsüz bu koruma tedbirleri derhal sona erdirilmeli ve bir nebze de olsa adalet sağlanmalıdır.

Yargı erki, yurttaşlardan “masumiyetlerini” ispat etmesini bekliyor. İspat etse de tutuklama kararı veriliyor. Masumiyet karinesi, hukuk devleti ilkesi, tutuklamanın tedbir niteliği ayaklar altına alınmış vaziyette. Yargı erkini, yargı sopasını eline geçiren, bu sopa başkasının eline geçmeyecekmiş gibi hoyratça kullanıyor.

*Tutuklu Adalar Belediye Başkan Yardımcısı İBB Meclis Üyesi Maltepe Hapishanesi

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement