Biraz Dün Ve Bugün
Geçmiş, an, gelecek bu temaları düşünmenin önemini yeni fark ediyor gibiyim… Zamanın bir öğretmen olduğu fikri doğru galiba..
Üçü de aynı hikayenin farklı ses tonları gibi geliyor bana.
Geçmiş bazen içimizde konuşmayı hiç bırakmayan bir yankı uzaktan gelen bir ses tanıdık. Öfkeler, hayal kırıklıkları yarım kalınmalar ama orada sana bak ben burdayım diye hatırlatan uyarıcılar…
“Keşke”lerle dolu, yarım kalmış cümleler, kapanmamış defterler…
Ama fark etmediğimiz bir şey var gibi geçmiş, bizi tanımlamaz; sadece bizi hazırlar o an göremediklerimiz şuan bizi şekillendirmek için var olurlar.
Orada yaptığın hatalar, aslında bugünkü farkındalığının öğretmenleriydi. Bunu anlamak kabul etmek zor bile olsa. O an fark edemedik işte sevgili okur, olsun bu da geçer yahu…
Ve öğretmenler, sonsuza kadar yanında kalmaz; dersi verir ve gider.
An ise çoğu zaman kaçırdığımız tek gerçek zaman.
Zihnimiz ya dünün yükünde ya yarının ihtimallerinde dolaşırken,
şu an elimizin içinden sessizce kayıp gidiyor.
Oysa hayat, tam da burada fark etmek gerekiyor…
Bir kahvenin buharında, bir bakışın içinde, bir nefes alışta ben bunu yapıyorum zor mu evet kolay değil ama yapmak bile cesurca.
Anı yaşamak demek büyük şeyler yapmak değil;
küçük anların farkına varmak demek. Bazen sessizlik bazen bir çiçek kokusu belki de ufak detaylar bulutların arakasından çıkan o gün ışığı gibi.
Gelecek…
Belirsizliğiyle korkutan ama aynı zamanda umut veren o boş sayfa.
İnsan çoğu zaman onu kontrol etmek ister, ama nafile
her şeyi planlamak, garantiye almak… Tutunduğum çok şey oldu kişiler hayatta.. Sonra uyanış evresi inanın oluyor özlem var mı evet.. Ama maaskelerinin gerçek olmasını dilerdim hatta bir maske bile olmamasını. Amaca giden yollar zihniyetinde çok insan tanıdım.. Şimdi belki savunma mekanizması ya da adını koyduğum bir seçilmiş yalnızlık ya da hiper bağımsızlık.. Tanımak tanışmak ve sevmek kavramlarını bende çok kirlettiler..
Ama hayat, planlardan çok cesaret ister yanılsan da kalbin parçalansa bile. Yaptım demek bir başarı madalyon yok şan ya da ün orada ama sen ve kalbim Allah biliyor ya daha ne olsun. Hikayenin acı başlaması kahramını yıldırmamalı sanki.. Kahramanımız her ne olursa olsun o kahveyi içmeli kimse için değil kendi için.. Uzaktan her şeyi bilip suskunluğunu zayıflık sananlara ınat. Kahramanımız siz ya da ben… Anın tadını çıkarırken kalplerinin güzel mayasını bilip yaşayacağız… İşte bizim gücümüz de budur.
Gelecek, bugünden attığın küçük ama gerçek adımlarla şekillenir.
Kusursuz olmasına gerek yok, yeter ki sana ait olsun.
Belki de mesele şu:
Geçmişten ders al, ama orada yaşama evet seni şekillendirdi belki kalbin eskisi kadar güvenmiyor belki kimseye birileri tarumar etti yıktı parçaladı ellerim kalbimde dediklerin özelllikle.. Kalp enteresan bir organ yıkıldıkça parlıyor gibi sanki her yıkım şekillenmek içinmiş diyorsun bir zaman sonra. Zaman bir öğretmen gibi öğrencisine gülümserken bakıyor başardın der gibi başını sallıyor. Belki de senin gelişimin için geldi ve gitti.. Kalbin kim bilir belki tekrar filizlenir.. Geleceği hayal et, ama onunla kaybolma.
Ve en önemlisi,
şu anı hisset.
Çünkü aslında hayat,
ne geride bıraktıkların
ne de henüz gelmemiş olan…
Hayat,
tam şu anda kalbinin attığı yerde. Sizden de benden de bir tanr daha yok. Bırakın çirkinlikleriyle yaşasınlar.. An bugün gelecek belirsiz..Suyu bulandırmaktansa durulmasını beklemek önemli. İnci Çilsal
Biraz Dün Ve Bugün was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






