HomeTürkçe HaberlerGündemOryantalist siyasal İslamcılar

Oryantalist siyasal İslamcılar

Published on

spot_img

Geçen hafta İstanbul’da “World Decolonization Forum” (Dünya Sömürgecilikten Kurtulma Forumu) adı altında yapılan toplantı, bir kez daha siyasal İslamcıların entelektüel olarak ne denli sömürgeleştirilmiş zihinlere sahip olduklarını gösterdi. Kendilerini “doğulu, Müslüman” ve Osmanlı atalarının devamı, hatta yeniden doğuşu olarak görmelerine karşın “fetihçilik” üstüne tek bir eleştirel değerlendirme yapılmamış olması ise sürecin üzerine “tüy dikti”. Batının sömürgeciliği varsa, bizim de fetihçiliğimiz vardı; üstelik bu fetihçilik, geçmişte o memleketlerde çok sayıda kıyıma yol açmıştı. Bugün sömürgecilik karşıtı bir forumda, tam da İstanbul’dan yükselen bir sesle, “atalarımızın yok ettiği diller, dinler ve etnik gruplardan özür dileriz” mealinde ağız ucuyla da olsa iki çift laf eden çıkamadı.  

Bu durum basit bir ikiyüzlülükten öte, çok daha derin bir sömürgeleşmiş zihniyetle mümkün. Çünkü siyasal İslam’ın hakikati araçsallaştırma biçimi, yalnızca basit bir yalan söyleme pratiği değil; toplumsal hayatın her katmanına sızan derin bir yabancılaşma ve ideolojik illüzyon mekanizması. Bu çarpıtmalar, sınıfsal çelişkilerin üzerini örterken kitlelerin estetik ve manevi duyarlılıklarını sömüren bir tür “sahte bilinç” üretiyor. Siyasal İslam, kapitalist modernleşmenin tüm imkânlarını ve hatta yolsuzluk, adam kayırmacılık, çetecilik gibi ahlaksızlıklarını da sonuna kadar kullanırken aynı anda söylem düzeyinde konforlu bir modernite karşıtı retorik geliştiriyor.  

Sömürgecilik sonrası neoliberal ideolojinin en başarılı “meta”larından biri “batı kurgusu”. Bu kurgu, coğrafi bir bölgeyi değil, tarihsizleştirilmiş ve sterilleştirilmiş bir “uygarlık idealini” temsil eder. Ancak bu idealin arkasında, sömürgeciliğin kanlı mirası ve sermaye birikiminin acımasız diyalektiği gizlenir. Siyasal İslamcıların sömürgecilik eleştirisini kendilerini temsilcisi olarak atadıkları “doğu” adına, kapitalizmin bu yapısal özelliklerini tamamen yok sayarak adeta bir alicengiz oyunuyla sadece aydınlanma ve moderniteye odaklanarak yapmaları, aslında batının da çok işine yarıyor. Böylece kapitalizm olduğu gibi evrenselleşip tarihsizleşirken evrensel insan hakları, bireyselliğin gelişmesi, topluluk içinde bağımsız ve özerk bireyler olabilmek gibi aydınlanmanın tüm ilerici kazanımlarını “düşman belletip” kitleleri buna ikna etmek kolaylaşıyor.  

Siyasal İslamcı söylem, sömürgecilik karşıtı bir retorik geliştirirken aslında farkında olmadan (ya da gönüllüce) batının kendisi için kurguladığı o konforlu doğu kimliğini devralıyor. Siyasal İslamcıların batı karşıtlığı, çoğu zaman batının onlara biçtiği “modernite dışı, irrasyonel ve sadece inançtan ibaret olan doğulu” rolünü bir madalya gibi göğüslerine takmaktan öteye gidemiyor. Edward Said’in işaret ettiği oryantalist bakış açısını, siyasal İslamcılar “kendine özgücülük” adına tersinden üretiyorlar. Batı, doğuyu “mistik ve donmuş” olarak kodluyor; siyasal İslamcı da “Evet, biz mistiğiz ve değişmeyiz” diyerek bu statik imgeyi tahkim ediyor.  

Bu halin trajik ve bir o kadar berrak örneklerine “benlik sorunu” hakkında yürütülen tartışmalarda görülüyor. İddia o ki; batı kültürü insanları “bireysel” benlik olarak tanımlar ve kategorize edermiş, doğu kültürü ise insanı “kolektif kimlik” olarak görürmüş. Bu yaklaşım, insan özgürlüğünün yerine cemaatin kulu olmayı dayatan bir biat övgüsünden başka bir şey değil. Siyasal İslamcı retoriğin bu “benlik” (self) farklılaştırması, tam da sömürgeci aklın antropolojik laboratuvarında üretilmiş bir kurgu. Batıyı “rasyonel birey”, doğuyu “mistik cemaat” olarak donduran bu dikotomi, aslında her iki tarafın da diyalektik bütünlüğünü parçalar.  

Bu bakış açısı, insan tekinin hem biyolojik-evrimsel zeminini hem de sosyokültürel inşasını görmezden gelen, özcü ve statik bir dünya tasavvuru. İnsanın biyolojik ve toplumsal evrimi onu kollektif ve bireysel özellikleri olan bir bütün benlik olarak inşa eder. “Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeşçesine” olma halinin doğulusu batılısı olmaz. Benlik hem biyolojik bir tekillik hem de toplumsal bir inşadır. Bu iki boyutu coğrafi karşıtlıklara indirgemek, sömürgeci aklın yeniden üretiminden başka bir şey değil. Onlar, “Doğu kolektiftir” derken aslında bireyi cemaatin, otoritenin ve nihayetinde iktidarın içinde eritmenin teorik kılıfını hazırlıyorlar. Oysa insanlık evrenseldir ve benlik bu iki kutup arasındaki gerilimden doğar. Bireysellik, toplumsal ilişkilerin zenginleştiği ölçüde derinleşir. Bugün kapitalizm bireyi “yalnızlaştırırken”, siyasal İslam onu “tek tipleştiriyor”. İkisi de el ele vererek insanın çok boyutlu gerçekliğini parçalıyor.  

Kapitalizmin atomize ederek yapayalnızlaştırdığı, siyasal İslamcıların ise tektipleştirerek, “tek bir bütün” haline getirerek, biat ettirerek iktidarın kulu yapmaya çalıştıkları insanlara ulaşıp, evrensel insanlığı savunanlar ise yolculuklarını sürdürüyorlar. Filistinlisi, Bolivyalısı, Arabı, Acemi, İsraillisi, Rusu, Türkü, Kürdü, Hintlisi, Çinlisi velhasıl “büyük insanlık” mücadele ediyor. 

Kaynak: BirGün

Latest articles

CHP'de kriz derinleşiyor! 2 kürsü 2 grup!

Ana muhalefet partisi CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında grup toplantısı krizi yaşanmış, iki isim de 13.30 da grup toplantısı yapacağını açıklamıştı. TBMM'de kalabalıkla birlikte nabız da artarken Kemal Kılıçdroğlu'ndan yeni bir hamle geldi. CHP Genel Başkanı, konuşmasını partinin genel merkezinde yapacağını duyurdu. Özgür Özel TBMM'de, Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP'de konuştu. CHP'de yaşanan bu gelişmelerle ilgili Hürriyet Gazetesi'nden Abdulkadir Selvi dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

ABD'nin Ebola Planı: Kenya sokakları neden karıştı?

Kenya'da, ABD vatandaşları için kurulması planlanan Ebola karantina merkezine karşı protestolar büyüyor. Laikipia Hava Üssü yakınında toplanan yüzlerce göstericiye polis göz yaşartıcı gaz ve havaya ateş açarak müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alınırken, proje mahkemeye de taşındı. Kenya hükümeti, ABD'nin 13 milyon dolarlık desteğiyle hayata geçirilmesi planlanan projeyi savunurken, göstericiler sağlık güvenliği ve ülkenin imajı açısından tesisin iptal edilmesini talep ediyor.

ABD ordusu: İran’a saldırıları durdurduk

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), ABD ordusuna ait bir helikopterin düşürülmesine yanıt olarak İran’a yönelik başlatılan öz savunma amaçlı saldırıların tamamlandığını açıkladı.

Hava Durumu (10-06-2026)

Marmara Bölgesinde parçalı bulutlu bir hava hakim. Gündüz sıcaklıkları ise İstanbul’da 27, Edirne ve Bursa’da 31, Kocaeli’de 29 derece. Perşembe günü de bölgede benzer bir hava durumu bekleniyor.

More like this

CHP'de kriz derinleşiyor! 2 kürsü 2 grup!

Ana muhalefet partisi CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında grup toplantısı krizi yaşanmış, iki isim de 13.30 da grup toplantısı yapacağını açıklamıştı. TBMM'de kalabalıkla birlikte nabız da artarken Kemal Kılıçdroğlu'ndan yeni bir hamle geldi. CHP Genel Başkanı, konuşmasını partinin genel merkezinde yapacağını duyurdu. Özgür Özel TBMM'de, Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP'de konuştu. CHP'de yaşanan bu gelişmelerle ilgili Hürriyet Gazetesi'nden Abdulkadir Selvi dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

ABD'nin Ebola Planı: Kenya sokakları neden karıştı?

Kenya'da, ABD vatandaşları için kurulması planlanan Ebola karantina merkezine karşı protestolar büyüyor. Laikipia Hava Üssü yakınında toplanan yüzlerce göstericiye polis göz yaşartıcı gaz ve havaya ateş açarak müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alınırken, proje mahkemeye de taşındı. Kenya hükümeti, ABD'nin 13 milyon dolarlık desteğiyle hayata geçirilmesi planlanan projeyi savunurken, göstericiler sağlık güvenliği ve ülkenin imajı açısından tesisin iptal edilmesini talep ediyor.

ABD ordusu: İran’a saldırıları durdurduk

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), ABD ordusuna ait bir helikopterin düşürülmesine yanıt olarak İran’a yönelik başlatılan öz savunma amaçlı saldırıların tamamlandığını açıkladı.