Politika Servisi
Son günlerin modası, muhalefet cenahından muhalefete saldırmak oldu. CHP ilk ve doğal hedef olurken; sendikalardan meslek odalarına kadar çok farklı kesimler de bu durumdan nasibini aldı. İlk hamle yine Ali Babacan’dan geldi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bugünlerde çok aktif. Önce cumhurbaşkanlığı adaylığı için “hazırım” diyerek gündeme dahil oldu. Kendini muhafazakâr seçmenin potansiyel lideri olarak gören Babacan, bu konuda istediği etkiyi alamadı. Hızla ikinci faza geçti. Bu fazın hedefi ise muhafazakâr seçmen için nefret objesine dönüştürülen CHP oldu.
Babacan, “Bu ülkeyi CHP’ye bırakmak istemiyoruz,” diyerek hem muhafazakâr seçmene hem de Erdoğan’a göz kırptı. Babacan’ın bu çıkışından sonra tepkiler de gecikmedi. En ilginç tepkilerden biri de Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’dan geldi. Özdağ, “Yapmanız gereken saldırmak değil, destek olarak vefanızı göstermek olmalı,” diyerek milletvekili seçimlerinde listesine girdiği partinin CHP olduğunu hatırlattı.
SEVİGEN’İN GÖZYAŞLARI
Deniz Baykal CHP’sinin en gözde simalarından Mehmet Sevigen, son günlerde yandaş ekranların en çok aranan ismi oldu. Son olarak TGRT televizyonunda gözyaşları içinde Kemal Kılıçdaroğlu’na ve eski CHP’lilere partiye sahip çıkma çağrısı yaptı. Oysa son cumhurbaşkanlığı seçimi boyunca Kemal Kılıçdaroğlu’na ağza alınmayacak sözler söyleyen yine Sevigen olmuştu. Sevigen’in bu çağrısının; gazeteci İsmail Saymaz’ın bir AKP’li yetkiliye dayandırarak yaptığı, “Devlet yapabileceğini yaptı, bundan sonrası CHP içi dinamiğe bağlı,” açıklamasından hemen sonra gelmesi çok tartışıldı.
Mehmet Sevigen, CHP yönetimini liyakatsizlik ve ahlaksızlıkla eleştirirken dayanağı yandaş medyada çıkan haberler oldu. Sevigen bu örnekleri verirken kendi ekibinin geçmişine pek bakmadı; Deniz Baykal’ın genel başkanlıktan ayrılma gerekçesini aklına bile getirmedi. Hele hele görüntüler servis edildikten sonra meydanlarda “Ne özeli, genel genel!” diye bağıran ve bugün kanatları altına girdiği siyasetçiyi çok çabuk unuttu.
Sevigen’e benzer bir çıkış da Yılmaz Özdil’den geldi. Özdil, fırsatını yakalamanın heyecanı ile Özgür Özel ve CHP’ye verdi veriştirdi. Ne haberi doğrulama, ne isimi geçenlere mikrofon tutuma gibi yöntemlere başvurdu. Özdil direkt olarak iktidar ağzıyla sadrımayı tercih etti.
BÖYLE DEVAM EDECEK
AKP ve Erdoğan’ın en çok başvurduğu yöntemlerden biri, muhalefet içinden çıkardığı “Truva atları” oldu. Her seçimde muhalefet sıralarında başladıkları yolculuğu iktidarın kollarında bitiren onlarca isim var. Bu dönem de benzer bir şekilde ilerliyor.
Daha şimdiden onlarca isim farklı gerekçelerle iktidar gölgesinin altına sığındı. Bu zihniyet, Meclis çatısı altında muhalefetin ortak ses çıkaramamasının da en önemli nedeni olarak duruyor. Rejimi değiştirmek isteyenler, iktidar kadar muhalefet görünümlü bu güruhla da mücadele etmek durumunda.
Kaynak: BirGün
