HomeTürkçe HaberlerGündemDışarıdan içeriye mektuplar: Hakikat hücreye sığmaz…

Dışarıdan içeriye mektuplar: Hakikat hücreye sığmaz…

Published on

spot_img

Zeynel Lüle – Gazeteci – Tele2 Ankara Temsilcisi

Selam Reis, merhaba yoldaşım… 

Yıl 2013’tü… Ben Brüksel’den Türkiye’ye yeni dönmüştüm ve baba diyarı, memleketim Arguvan’a gittim, her yıl yapılan ‘Türkü Festivali’nde gazeteci arkadaşlarla ülkenin halini konu eden bir panele katıldım. Sen, Fatih Portakal, Şeyhmus Diken ve ben konuşmacıydık. 

Uzun yıllar memleketten uzakta mesleğimi yürüttüğüm için seni ismen biliyor ama ilk kez görüyordum. Divriğili olduğunu biliyordum. Benim doğum yerim. Babam orada hâkim olarak görev yaptığı yılda doğmuştum. 

Arguvan ve Divriği… Kültür olarak birbirine çok yakın… Türküleri birbirine karışmış bir yöre… Kısa zamanda ısınmıştık birbirimize… 

‘İkinci Cumhuriyetçi’leri konu alan bir kitabını bitirme aşamasındaydın. Ülkenin bu günlerini adeta görüyor ve elimizden kayıp gitmekte olan Cumhuriyet’e sahip çıkılması gerektiğini söylüyordun. Arguvanlı hemşerilerim her cümleni hararetle alkışlayarak sana destek verdiler. 

Ben o yıllarda Hürriyet gazetesinde çalışıyor ve Kanal D’de program yapıyordum. Yaptığın konuşmada çok çarpıcı unsurlar bulmuş ve onları not almıştım. Panelden sonra uzun uzun birlikte durumu daha derinlemesine konuşma fırsatı bulduk. 

Benim bazı görüşlerime katılmamış ve bunları ‘uzun yıllar yurtdışında yaşamama’ bağlamıştın. 

Daha sonra 2019’da yolumuz Tele1’de kesiştiğinde bana dedin ki, “Bak Reis! Hürriyet’te çalıştığın yılları unut. Burası biz gazetecilerin patron olduğu yer. Ve Türkiye’de bir ilk. Derdimiz Türkiye… Burayı bir sosyal proje olarak kabul et…” 

Daha Tele1 iki yıl önce kurulmuştu. Sana inanan kardeşlerimizle birlikte hep beraber kanalı sırtladık ve Türkiye’nin en çok izlenen ilk dört kanalından biri haline getirdik. Bugün yaşadıklarımız, kanalımızın kitleleri çok etkileyen bir kanal olması ve iktidarı bu nedenle rahatsız etmesidir. 

***

Dört yıl önce bana, “Sen hem diplomasiye hâkimsin, hem de siyasetçilerle diyaloğun iyi… Ankara’ya gider misin?” dediğinde, kardeşlerimin yaşadığı ve benim de çocukluğum ve gençliğimin geçtiği bu kente koşa koşa geldim. “Ankara Temsilcisi” olarak gururla görev yaptım. 

Sana şimdi bu mektubu bir ülkenin susturulmuş sesinin içinden yazıyorum. Hem de başkentinden… 

Demir parmaklıkların ardında olan sensin, ama asıl hapsedilmek istenen şey hakikat. Ve bu kez öyle pervasız, öyle çıplak bir şekilde yapılıyor ki; artık kimse bunun adına “hukuk” diyemiyor. 

Senin kapatıldığın hücre, sadece dört duvardan ibaret değil. 

O hücre, bu ülkenin gazetecilere reva gördüğü kaderin özeti. 

Senin arkandan o kapı kapandığında, aslında bir ülkenin gerçeğe açılan pencerelerinden biri daha zorla örtüldü. 

Ama hesap edemedikleri bir şey var: 

Hakikat, kilit tutmaz, hücreye sığmaz. 

Ve sen, o hakikatin en inatçı seslerinden birisin. 

Bunu hala öğrenemediler. 

Bu mektubu sana yazarken içimde hem ağır bir sızı, hem de inatçı bir umut var. Sızı, seni o dört duvarın arasına koyan bu adaletsizlikten… Umut ise seni tanımaktan, senin nasıl biri olduğunu bilmekten geliyor. 

Yedi yıl boyunca omuz omuza seninle çalışmış, aynı cümlelerin peşinden gitmiş biri olarak şunu söyleyebilirim: Seni susturabileceklerini sananlar, seni hiç tanımamış olanlardır. 

Çünkü sen, sadece konuşan biri değilsin Merdan. 

Sen, susmayan bir vicdansın. 

Bugün sana “suç” diye yöneltilen şeylerin, aslında bu ülkede gazeteciliğin en saf hâli olduğunu ikimiz de biliyoruz. Gerçeği aramak, perdeyi aralamak, halkın bilme hakkını savunmak… Eğer bunlar suçsa, o zaman bu ülkenin en temiz mesleklerinden biri bilinçli olarak kirletiliyor demektir. 

Ama mesele zaten bu değil mi? 

Bu ülkede artık gerçekler değil, gerçekleri söyleyenler yargılanıyor. Basın özgürlüğü bir hak olmaktan çıkarılıp, iktidarın izin verdiği kadar kullanılan bir “imkân”a dönüştürülüyor. Ve o imkânı zorlayan herkes, bir biçimde susturulmak isteniyor. 

Sen de o yüzden oradasın. 

Sen de geçenlerde söyledin. Kanalı satın almak ya da ortak olmak isteyenler oldu. İyi de fiyat verdiler. Zorlandığımız dönemlere de denk geldi. Ama her seferinde ‘ticari bir gaye’ ile bu mesleği yürütmediğini söyleyerek bağımsızlığını korumak istedin ve satmaya da, ortaklığa da soğuk baktın. Ve biz iktidarı korkutan bir etkiyle haberciliğimizi sürdürdük. 

Koltuğunu korumak isteyen bir anlayışın, kendisine yönelen en küçük eleştiriyi bile tehdit olarak gördüğü bir dönemdeyiz. Bu yüzden muhalefet susturulmak isteniyor, bu yüzden gazeteciler hedef alınıyor, bu yüzden yargı bir adalet terazisi olmaktan çıkıp bir baskı aracına dönüştürülüyor. 

Ama bilmedikleri bir şey var. Korku zayıflıksa, cesaret de bulaşıcıdır.  

***

Senin yıllardır yaptığın tam da buydu. Ekranda, yazıdıklarında, her sözünde… Korkutan yayınlarımızı yaparken bize de korkmamayı öğrettin. Eğilmemeyi. Susmamayı. Şimdi seni susturarak aslında o cesareti söndüreceklerini sanıyorlar. 

Oysa senin cesaretin, senden çoktan taşmış durumda. 

Baskı büyüdükçe direniş de büyür. Ve sen, bu direnişin en onurlu yerinde duruyorsun. Tutuklandığın gün sadece seni değil, emeğini, çizgini, temsil ettiğin gazeteciliği hedef aldılar. Bu bir gözdağıydı, evet. Ama aynı zamanda bir itiraftı: Senden korkuyorlar. Çünkü sen satın alınamazsın. Çünkü sen eğilip bükülmezsin. Çünkü sen, hakikati konforla değiştirmezsin. 

Ben seni çok yakından tanıyorum Reis… En zor anlarda bile nasıl dimdik durduğunu gördüm. En yoğun baskı altında bile nasıl sakin ama kararlı kaldığını… Geri adım atmadığını gördüm. 

O yüzden içimden geçenleri açık yüreklilikle söyleyeceğim. 

Seninle gurur duyuyorum yoldaşım. 

Ama bu gurur, sadece bir dostun duygusu değil. Bu, aynı zamanda bir sorumluluk. Çünkü senin bıraktığın yerden devam eden yoldaşların var. 

Belki şu an duvarlar var aramızda. Ama şunu bil: 

Senin yalnız olmadığını haykıran bir ses var dışarıda. Ve o ses, her geçen gün büyüyor. 11 Mayıs’ta bir duruşma olacak. Belki o gün adalet yerini bulacak, belki de bu haksızlık biraz daha uzayacak. Ama ne olursa olsun, senin haklılığın bugünden tescilli. Çünkü haklı olmak, mahkeme kararına bağlı değildir. Haklı olmak, tarihin vicdanında yer etmektir. Ve sen, çoktan o yere yazıldın. İçeride, dışarıdaki bizden daha güçlü olduğunu gördüm bir ziyaretimde… Çünkü beşinci sınıf bir kumpasın içinde olduğunu biliyorsun ve bu nedenle için çok rahat. Bu ülkeye dair umudun ise hiç kaybolmuyor. 

Çünkü umut, bu karanlığın en büyük düşmanıdır. Çünkü umut, teslim olmayanların silahıdır. Çünkü umut, bir gün mutlaka kazanır. Ve o gün geldiğinde, bugün seni susturmaya çalışanlar değil, susturulamayan sesin hatırlanacak. 

Şundan eminim: Senin direncin, hepimize ulaşıyor. Karanlığı yırtanlara selam olsun. Sana selam olsun Merdan. 

Bu ülke, bir gün yeniden aydınlandığında, O ışığın içinde senin payın olacak. Hiçbir duvar, gerçeğin görülmesini engelleyemedi. 

Hiçbir baskı, cesareti yenemedi. Hiçbir karanlık, sonsuza kadar sürmedi. Sana söz Reis, bu hikâyenin son cümlesini korku değil, umut yazacak. Biz yazacağız. 

Kaynak: BirGün

Latest articles

Son dakika… Hantavirüslü gemi limana yanaştı: Olaylı gemideki 3 Türk, Türkiye'ye getirilecek

Hantavirüs salgınının vurduğu MV Hondius gemisi, İspanya'nın Granadilla Limanı yakınlarına jandarma gemisi eşliğinde ulaştı. Geminin varışı doğrulandı.

Kraliçe Mathilde'nin Türkiye ziyareti başlıyor

Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki Belçika Ekonomik Misyonu, 10-14 Mayıs tarihleri arasında Türkiye’ye çıkarma yapacak. Ankara ve İstanbul’u kapsayacak ziyaret kapsamında enerji, savunma sanayi, havacılık, lojistik, sağlık, teknoloji ve dijitalleşme alanlarında yeni işbirliği fırsatları masaya yatırılacak.

Hava Durumu (10-05-2026)

Marmara Bölgesinde parçalı bulutlar görülüyor. Edirne dolaylarında yerel yağışlar da etkili olabiliyor. Gündüz sıcaklıkları genellikle 25 ile 30 derece arasında ölçülüyor. Pazartesi günü de bölgede benzer bir hava durumu bekleniyor.

İstanbul'da taksiciye kabus! Şoförün boynuna ip geçirdiler

Eyüpsultan'da taksicilik yapan bir sürücü, aracına aldığı iki kişi tarafından darbedilip gasp edildi. Olay sonrası yaralı taksici hastaneye kaldırılırken, saldırı anları güvenlik kameralarına yansıdı.

More like this

Son dakika… Hantavirüslü gemi limana yanaştı: Olaylı gemideki 3 Türk, Türkiye'ye getirilecek

Hantavirüs salgınının vurduğu MV Hondius gemisi, İspanya'nın Granadilla Limanı yakınlarına jandarma gemisi eşliğinde ulaştı. Geminin varışı doğrulandı.

Kraliçe Mathilde'nin Türkiye ziyareti başlıyor

Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki Belçika Ekonomik Misyonu, 10-14 Mayıs tarihleri arasında Türkiye’ye çıkarma yapacak. Ankara ve İstanbul’u kapsayacak ziyaret kapsamında enerji, savunma sanayi, havacılık, lojistik, sağlık, teknoloji ve dijitalleşme alanlarında yeni işbirliği fırsatları masaya yatırılacak.

Hava Durumu (10-05-2026)

Marmara Bölgesinde parçalı bulutlar görülüyor. Edirne dolaylarında yerel yağışlar da etkili olabiliyor. Gündüz sıcaklıkları genellikle 25 ile 30 derece arasında ölçülüyor. Pazartesi günü de bölgede benzer bir hava durumu bekleniyor.