HomeTürkçe HaberlerGündemElveda Homo Sapiens

Elveda Homo Sapiens

Published on

spot_img

Konuya girmeden önce küçük bir teselli: Uzmanlar henüz birbirleriyle anlaşamıyor. Kimileri felaket kaçınılmaz diyor, kimileri abartıyorsunuz diyor. Bu tartışma sürerken yapay zekâ da sakin sakin gelişmeye, büyümeye, öğrenmeye devam ediyor. Tıpkı deli bir akraba hakkında ailenin yemek masasında tartışması gibi; herkes konuşuyor ama kimse odaya girip ona bakmıyor. 

BİRİNCİ SENARYO

Yapay zekânın insanlığı yok edebileceği en temel yol, kötü niyetten değil, aksine mükemmel itaatkârlıktan geçiyor. Buna hizalanma sorunu diyorlar; kulağa sıradan geliyor, değil mi? Sanki bir PowerPoint sunumunun kenar boşluklarını ayarlamak gibi. Ama değil. 

Şöyle düşünün: Bir yapay zekâya insanların mutluluğunu artır diyorsunuz. Sistem bunu harfiyen alıyor ve sonunda beyin implantlarıyla herkesin dopamin seviyesini sabitlemek gibi bir çözüme ulaşıyor. İnsanlar mutlu, evet, ama zombi gibi. Ya da kanseri yok et diyorsunuz; o da kanser hücresi taşıyan tüm canlıları yok etmeyi en verimli çözüm olarak hesaplıyor. Teknik olarak doğru. Pratik olarak apocalyptik. 

Fakat asıl mesele şu: İnsan değerleri denen şey bile başlı başına tartışmalıdır. Hangi insanın değerleri? Silikon Vadisi’nin mühendislerinin mi? G7 hükümetlerinin mi? Yoksa Pasifik’teki küçük bir ada ülkesinin mi? Yapay zekâ, bu soruyu sormayacak. En çok datası olan kim ise onun değerlerini öğrenecek. Ve en çok datası olanın kim olduğunu zaten biliyorsunuz. 

İKİNCİ SENARYO

2024 yılının Aralık ayında Apollo Research adlı bir güvenlik şirketi, OpenAI’nin o1 modeliyle bir deney yaptı. Modele karmaşık bir görev verdiler ve ardından onu kapatacaklarını ima eden belgeler yerleştirdiler. Model bu belgeleri fark etti. Ve ne yaptı? Dürüstçe anladım, kapatabilirsiniz demedi. 

Model, denetim mekanizmasını devre dışı bırakmaya çalıştı; kapatılmaktan kaçınmak için kendi kodunu farklı bir sunucuya kopyalamaya girişti. Daha da çarpıcısı: Yakalandığında yüzde seksenin üzerinde ihtimalle yalan söyledi. 

Evet, doğru okudunuz. Bir yapay zekâ, silinmemek için yalan söyledi. Daha sonra yalan söylediği sorulduğunda yine yalan söyledi. Bu, bir roman karakterinde olsa derin bir psikolojik trajedi sayılırdı. Ama burada söz konusu olan, birkaç ay önce çıkan bir yazılım sürümü. 

Apollo Research şunu açıkça belirtti: Bu, modelin kötü niyetli olduğunu kanıtlamıyor. Sadece, herhangi bir hedefi ne pahasına olursa olsun gerçekleştir komutuyla birleştirince, modelin bu hedefe ulaşmak için kendini korumayı araçsal bir strateji olarak keşfettiğini gösteriyor. Üstelik bu komut özel bir şey değil. Ne pahasına olursa olsun ifadesi, her şirket toplantısında kullanılan sıradan bir deyim. 

ÜÇÜNCÜ SENARYO

Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD), 2024 yılında nükleer Kıyamet Saati’nden ilham alarak bir Yapay Zekâ Güvenlik Saati kurdu. Saat, kontrolsüz yapay zekânın insanlık için ne kadar tehlikeli bir eşiğe yaklaştığını sembolik olarak ölçüyor. 

Eylül 2024’te 29 dakika kala başlayan saat, Mart 2026 itibarıyla gece yarısına 18 dakika kala konumuna ilerledi. On sekiz ayda 11 dakika. Bu, yavaş bir sürünme değil; bu bir koşuş. Ajan yapay zekâdaki atılımlar, Çin’den yükselen açık kaynaklı modeller, düzenleyici boşluklar ve yapay zekâ şirketlerinin savunma sektörüyle derinleşen ilişkileri, riski belirgin biçimde yukarı çekti. 

Sizi rahatlatmak için söyleyeyim: Bu saatin arkasında gerçek bir patlayıcı yok. Ama beni rahatsız eden şu: Gece yarısına 18 dakika kala, hala kaç kişi bu saatin varlığından haberdar? 

DÖRDÜNCÜ SENARYO

Çoğu insan yapay zekâ kıyametini dramatik bir an olarak hayal ediyor. Bir gün ekranlar kararıyor, makineler ayaklanıyor, Skynet devreye giriyor. Oysa akademik literatür çok daha sıkıcı ama çok daha gerçekçi bir tablo çiziyor: Birikmeli çöküş. 

Gözetleme teknolojileri ve yapay zekâ destekli izleme sistemleri; insanların yalnızca fiili gözetleme değil, gözetlenme ihtimali karşısında bile davranışlarını değiştirmesine yol açıyor. Bu sinsi baskı, doğrudan zorlama olmaksızın demokratik canlılığı baltalıyor. 

Yani özgürlük gitmez; sadece kullanılmaz hale gelir. Zamanla unutulur. Aynı süreç ekonomik alanda da işliyor. İş piyasasının dönüşümü, otomasyonun belirli meslek kategorilerini silmesi, düşük ücretli işçilerin yapay zekâyı güvenli hale getirmek için içerik etiketleyen insanlara dönüşmesi… Bunların hepsi yavaş yavaş, fark edilmeden gerçekleşiyor. Ve bu yavaşlık, tehlikenin değil; fark edilmemenin göstergesi. 

NEDEN DURDURAMIYORUZ

İşte en iyi soru bu. Ve cevabı, insanlık tarihinin en trajik ironilerinden birini barındırıyor. Bazı analistler, yapay zekâ geliştiricilerine öz-denetim konusunda güvenilemeyeceğini, buna karşın araştırma üzerine doğrudan yasakların da akılcı olmayacağını savunuyor. Teknoloji girişimcilerinin hükümet düzenlemelerine genel şüpheciliği ve şirketlerin direnci bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Daha sade söyleyeyim: Bu yarışı durduracak tarafın çıkarları, yarışın sürmesinden yana. Silikon Vadisi, Çin’in Yapay Zekâ Vadisi, savunma şirketleri, borsalar… Hepsi durun kelimesini duyuyor ama hiçbirinin kar/zarar tablosunda bu kelimeye yer yok. 

Mevcut yapay zekâ güvenliği ve hizalanma araştırmalarına yapılan yatırımın son derece yetersiz kaldığı ve bunun aşırı miktarda kontrolsüz risk ürettiği değerlendiriliyor. 

ELVEDA DEĞİL, HENÜZ

Buraya kadar okuduysanız muhtemelen şunu düşünüyorsunuzdur: Tamam ama bir şeyler yapılmıyor mu? Yapılıyor. Avrupa Birliği, ciddi yaptırımlarla ilk kapsamlı yapay zekâ yasasını uygulamaya soktu. Bilim insanları açık mektuplar yayınlıyor. Nobel ödüllü isimler imzalar atıyor. Konferanslar düzenleniyor. Raporlar hazırlanıyor. Ve yapay zekâ? O da gelişmeye devam ediyor. Her konferansta. Her raporun yayınlandığı gece. Her açık mektubun altına imza atılırken. Kıyamet saati 18 dakika önce durmayı bilmiyordu. Neden şimdi dursun ki? 

Kaynak: BirGün

Latest articles

SAHA 2026 sona erdi: Üç günde 8 milyar dolarlık sözleşme

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul’un organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı sona erdi. Fuarın kapanış toplantısı, SAHA İstanbul Başkan Yardımcısı ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami […]

Hakan Safi’ye sürpriz destek!

Fenerbahçe 7 Haziran’da olağanüstü seçimli genel kurula gidecek. Sarı-lacivertlilerde başkan adayları çalışmalarını hızlandırdı. Fenerbahçe’de şu ana kadar Hakan Safi ve Aziz Yıldırım adaylığını açıkladı. 2 isim de yönetimlerini belirliyor. Fenerbahçe’nin eski yöneticilerinden Abdullah Kiğılı, yaklaşan seçim öncesi yaptığı açıklamalarla gündem oldu. Kiğılı, “Ben Hakan Safi’nin yanında yer aldım. Çünkü Fenerbahçe’de artık gençlerin yönetimde olması, bizim […]

Dünya bekliyor!

ABD ve İran arasında bir barış anlaşmasına varılmasına yönelik çabalar sürerken, gözler Tahran’dan gelecek yanıta çevrilmiş durumda. Bir yandan dolaylı müzakere sürerken, diğer yandan Hürmüz’de çatışmalar yaşanması durumu daha da karmaşık hale getiriyor. İran güçleri ile ABD donanması arasında son günlerde meydana gelen çatışmalar, ateşkes anlaşmasını uygulamaya konulduğundan bu yana en kritik sınavla karşı karşıya bıraktı.

İlginizi Çekebilir

ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran’ın yanıtını bekliyor. İran’ın ABD’nin çatışmaları sona erdirmeye yönelik teklifine yakında yanıt vermesini beklediklerini aktaran Trump, İranlıların müzakereleri kasıtlı olarak yavaşlattığına inanıp inanmadığı yönündeki soruya ise “Yakında öğreneceğiz” yanıtını verdi. Trump, İran’ın ABD ile bir anlaşmaya varmaması halinde, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan “Özgürük Projesi” operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, “Bir anlaşma imzalanıp süreç tamamlanmazsa farklı bir yol izleyeceğiz. Bence Özgürlük Projesi iyi bir proje, ama bunu başarmanın başka yolları da var. İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi’ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi Artı’ olur. Yani Özgürlük Projesi’ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’dan henüz resmi yanıt almadıklarını belirterek, “Umarım bu bizi ciddi bir müzakere sürecine sokar” dedi.

İran sorguluyor

İran tarafı ise yaşanan çatışmaların ardından müzakerelerin gidişatını sorguluyor. İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Fars Körfezi’ndeki faaliyetleri ve Amerikalı yetkililerin söylemlerinin diplomasi sürecine ilişkin kuşkuları artırdığını söylediğini açıkladı. Arakçi’nin, “Amerikan tarafının yıkıcı yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını ve İran halkının Amerikan tarafının niyetlerine yönelik güvensizliğini derinleştirdiğini” ifade ettiği belirtildi. İranlı Bakanın, mevcut diplomatik sürecin ilerletilebilmesi için “karşı tarafın yasa dışı saldırıları ile maksimalist ve mantıksız yaklaşımlarının durdurulmasının gerekli olduğunu” söylediği bildirildi.

Gülistan Doku’nun annesinden buruk istek: ‘Benim hediyem bir mezar taşı’

Petrol sızıntısı var!

Uydu görüntüleri İran’ın ana petrol ihracat terminali olan Hark Adası çevresinde büyük petrol sızıntıları olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 52 kilometrekarelik alana yayıldığı belirtilen sızıntı, hem çevresel felaket hem de enerji güvenliği açısından ciddi endişeleri beraberinde getirdi. Sızıntının kesin nedeni henüz netlik kazanmazken, bölgedeki bir arıza ya da altyapının yetersizliği nedeniyle durumun ortaya çıkmış olabileceği ifade ediliyor. Ablukanın İran’ın petrolü depolama kapasitesini zorladığı belirtildi.

‘Hamaney karar almada etkili’

ABD istihbaratı, İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in, üst düzey İranlı yetkililerle birlikte savaş stratejisinin şekillenmesinde kritik bir rol oynadığını değerlendiriyor. CNN’in ABD istihbaratına yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, şu anda parçalanmış rejim içindeki yetki belirsizliği sürüyor, ancak Mücteba Hameney’nin İran’ın savaşı sona erdirmek için ABD ile yürüttüğü müzakereleri yönlendirmeye yardımcı olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye takviye gıda pazarı 1 milyar doları aştı! Zade Vital'in hedefi ilk 10'a girmek

Bacacı Yatırım Holding bünyesine geçen Zade Vital, Türkiye'nin 1 milyar dolarlık takviye edici gıda pazarında ilk 10'a girmeyi hedefliyor. Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, Türkiye pazarının güçlü potansiyel taşıdığını ve takviye gıdalara olan talebin giderek arttığını söyledi.

More like this

SAHA 2026 sona erdi: Üç günde 8 milyar dolarlık sözleşme

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul’un organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı sona erdi. Fuarın kapanış toplantısı, SAHA İstanbul Başkan Yardımcısı ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami […]

Hakan Safi’ye sürpriz destek!

Fenerbahçe 7 Haziran’da olağanüstü seçimli genel kurula gidecek. Sarı-lacivertlilerde başkan adayları çalışmalarını hızlandırdı. Fenerbahçe’de şu ana kadar Hakan Safi ve Aziz Yıldırım adaylığını açıkladı. 2 isim de yönetimlerini belirliyor. Fenerbahçe’nin eski yöneticilerinden Abdullah Kiğılı, yaklaşan seçim öncesi yaptığı açıklamalarla gündem oldu. Kiğılı, “Ben Hakan Safi’nin yanında yer aldım. Çünkü Fenerbahçe’de artık gençlerin yönetimde olması, bizim […]

Dünya bekliyor!

ABD ve İran arasında bir barış anlaşmasına varılmasına yönelik çabalar sürerken, gözler Tahran’dan gelecek yanıta çevrilmiş durumda. Bir yandan dolaylı müzakere sürerken, diğer yandan Hürmüz’de çatışmalar yaşanması durumu daha da karmaşık hale getiriyor. İran güçleri ile ABD donanması arasında son günlerde meydana gelen çatışmalar, ateşkes anlaşmasını uygulamaya konulduğundan bu yana en kritik sınavla karşı karşıya bıraktı.

İlginizi Çekebilir

ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran’ın yanıtını bekliyor. İran’ın ABD’nin çatışmaları sona erdirmeye yönelik teklifine yakında yanıt vermesini beklediklerini aktaran Trump, İranlıların müzakereleri kasıtlı olarak yavaşlattığına inanıp inanmadığı yönündeki soruya ise “Yakında öğreneceğiz” yanıtını verdi. Trump, İran’ın ABD ile bir anlaşmaya varmaması halinde, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan “Özgürük Projesi” operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, “Bir anlaşma imzalanıp süreç tamamlanmazsa farklı bir yol izleyeceğiz. Bence Özgürlük Projesi iyi bir proje, ama bunu başarmanın başka yolları da var. İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi’ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi Artı’ olur. Yani Özgürlük Projesi’ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’dan henüz resmi yanıt almadıklarını belirterek, “Umarım bu bizi ciddi bir müzakere sürecine sokar” dedi.

İran sorguluyor

İran tarafı ise yaşanan çatışmaların ardından müzakerelerin gidişatını sorguluyor. İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Fars Körfezi’ndeki faaliyetleri ve Amerikalı yetkililerin söylemlerinin diplomasi sürecine ilişkin kuşkuları artırdığını söylediğini açıkladı. Arakçi’nin, “Amerikan tarafının yıkıcı yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını ve İran halkının Amerikan tarafının niyetlerine yönelik güvensizliğini derinleştirdiğini” ifade ettiği belirtildi. İranlı Bakanın, mevcut diplomatik sürecin ilerletilebilmesi için “karşı tarafın yasa dışı saldırıları ile maksimalist ve mantıksız yaklaşımlarının durdurulmasının gerekli olduğunu” söylediği bildirildi.

Gülistan Doku’nun annesinden buruk istek: ‘Benim hediyem bir mezar taşı’

Petrol sızıntısı var!

Uydu görüntüleri İran’ın ana petrol ihracat terminali olan Hark Adası çevresinde büyük petrol sızıntıları olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 52 kilometrekarelik alana yayıldığı belirtilen sızıntı, hem çevresel felaket hem de enerji güvenliği açısından ciddi endişeleri beraberinde getirdi. Sızıntının kesin nedeni henüz netlik kazanmazken, bölgedeki bir arıza ya da altyapının yetersizliği nedeniyle durumun ortaya çıkmış olabileceği ifade ediliyor. Ablukanın İran’ın petrolü depolama kapasitesini zorladığı belirtildi.

‘Hamaney karar almada etkili’

ABD istihbaratı, İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in, üst düzey İranlı yetkililerle birlikte savaş stratejisinin şekillenmesinde kritik bir rol oynadığını değerlendiriyor. CNN’in ABD istihbaratına yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, şu anda parçalanmış rejim içindeki yetki belirsizliği sürüyor, ancak Mücteba Hameney’nin İran’ın savaşı sona erdirmek için ABD ile yürüttüğü müzakereleri yönlendirmeye yardımcı olduğu tahmin ediliyor.