HomeTürkçe HaberlerGündemBirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 49 gündür tutuklu

BirGün muhabiri İsmail Arı ‘gazetecilik suçu’ndan 49 gündür tutuklu

Published on

spot_img

BirGün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasıyla basın özgürlüğü ve demokrasiye bir darbe daha vuruldu. Kamu kurumlardaki yolsuzluklar ve usulsüzlükler başta olmak üzere ülkedeki çarpıklıklara ilişkin haberleriyle tanınan muhabirimiz, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 49 gündür Sincan Cezaevi’nde.

Muhabirimiz İsmail Arı, eşinin ailesini ziyaret ettiği Tokat’ta 21 Mart Cumartesi gecesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. O gece polisler tarafından Ankara’ya getirilen Arı, 22 Mart Pazar sabahından akşam 20.00’ye kadar Emniyet’te ifade verdi.

Akşam saatlerinde adliyeye sevk edilen Arı’nın ifadesi savcı tarafından alınmadı. Savcı, Arı’yı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği ise “adli tedbirlerin yetersiz kalacağı” iddiasıyla muhabirimiz İsmail Arı’nın tutuklanması yönünde karar verdi. Arı, 22 Mart Pazar gecesi Sincan Cezeavi’ne götürüldü.

HANGİ HABERLERİYLE SUÇLANDI?

Arı, birkaç farklı haberi ve konuşması üzerinden suçlanıyor.

Muhabirimize BirGün TV’de 26 Ocak’ta yayınlanan Erdoğan ailesi mensuplarının 20 vakfın yönetiminde bulunmasıyla ilgili yorumları, hakim ve savcı atamalarındaki usulsüzlüklere ilişkin konuşması, Yunus Emre Vakfı’ndaki 600 milyon lirayı aşan ödüllü vurgun haberi ve Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip okulunda tarihi yapıların gözden çıkarılmasıyla ilgili haberi soruldu.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, muhabirimizin haberinin ardından, Yunus Emre Enstitüsü hakkında 23 Aralık’ta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu.

ARI: MADALYA TAKMANIZ LAZIM

İsmail Arı, emniyet ve hakimlikteki sorgusunda sadece gazetecilik yaptığını vurguladı ve “Devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken soruşturma açılması şaşırtıcı” dedi.

“Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum” diyen muhabirimiz, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir bayram günü göz altına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım. Gözaltına alındığım saatten itibaren emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul’da yüzlerce yurttaş Anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır.”

“TEK SUÇUM GAZETECİLİK YAPMAK”

İsmail Arı, gözaltında bulunduğu sırada avukatları aracılığıyla kamuoyuyla bir mesaj paylaşmıştı. Muhabirimiz Arı, mesajında şunları söylemişti:

“Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara’ya getirildim. Dosyama yeni tweetler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler…”

HALK SOKAĞA ÇIKTI: GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK

Muhabirimiz İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından yurdun bir çok yerinde halk sokağa çıkarak İsmail Arı ile Merdan Yanardağ ve Alican Uludağ gibi diğer tutuklu gazetecileri de sahiplendi.

İlk eylemler Arı’nın gözaltına alındığı gecenin sabahı Ankara ve İstanbul’da yapıldı.

Bu iki eylemlin ardından Artvin’den İzmir’e, Samsun’dan Mersin’e, Denizli’den Malatya’ya yurttaşlar sokağa çıkarak İsmail Arı’nın tutuklanmasını protesto etti.

“İsmail Arı’nın tutuklanması yalnızca bir gazetecinin değil, tüm basının hedef alınmasıdır. Bu, açık bir gözdağıdır” denilen açıklamalarda, “Ne tehditler, ne baskılar, ne de tutuklamalar gerçeğin yazılmasını engelleyemez. Bugün İsmail Arı üzerinden verilmek istenen mesaj açıktır: Yolsuzluğu yazmayın. Rant düzenini ifşa etmeyin. Adaletsizliği görünmez kılın” ifadeleri yer aldı.

Ülkedeki gazetecilik üzerindeki baskıya dikkat çekilen açıklamalarda, “Türkiye’de gazetecilik uzun süredir baskıyla, davayla, gözaltıyla, tutuklamayla susturulmak isteniyor. Çünkü gazetecilik bu topraklarda yalnızca bir meslek değildir; halkın gerçeği bilme hakkının savunulmasıdır. BirGün Gazetesi de bu mücadelenin bir parçasıdır. Kurulduğu günden bu yana sermayenin değil halkın yanında duran, karanlığı değil gerçeği büyüten, suskunluğu değil sözü çoğaltan bir çizgiyi temsil etmektedir” denildi.

“SÜREÇ GADDAR YÜRÜTÜLDÜ”

İsmail Arı’nın tutuklanma sürecini değerlendiren hukukçular, süreci “gaddarlık” olarak tanımladı.

BirGün TV yayınında değerlendirmelerini paylaşan hukukçu İlhan Cihaner, şu yorumu yaptı:

“Savcının ifade almadan mahkemeye sevki çok rutin bir durum değil. Ayrıca usul yönünden de pek çok sorun var. Polis koruması altında olan, attığı adım bilinen bir kişiyi, tatil günü kamu kaynaklarını da heba ederek gidip Tokat’tan alıyorsunuz. Niçin bu kadar sıradışı bir şey yapılıyor? İsmail’e yöneltilen bir suç da yok. Tutuklama gerekçesi de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsmail’in haberini yalanlaması. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma başlığındaki 217/A maddesini bu şekilde yorumlamak gazeteciliği fiilen imkansız hale getirir. Bu haberlerin hangisi halkta endişe, korku ya da panik yaratabilir? haberlerin neresinde kamu düzenini bozucu unsur var? Tersine kamu faydası var.”

ARTIK KARARI DMM Mİ VERİYOR?

Çeyrek asırlık Saray rejimi, akademisyenlere, avukatlara, siyasetçilere ve gazetecilere baskı aracı olarak kullandığı ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu kullanışlı bir aparata dönüştü.

İktidar ve tarikat çevrelerini, ihalecileri, talanı, yağmayı ve devlet içindeki çürümeyi kaleme alınan gazeteciler “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu gerekçe gösterilerek cezaevine gönderiliyor. Ancak İsmail Arı’nın tutukluluğuna neden olan dosyasında kamuoyunun çok da alışkın olmadığı bir durum yaşandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesinde yurt inşa edilmesi için tescilli yapılan bulunması ve taşınmasına karar verilmesine ilişkin haber Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yalanlandı. Gazetecilerin, yurttaşların dönüp bakmadığı, toplumda bir karşılığı olmayan iktidarı aklama merkezine dönüşen DMM, bu kez kolluk kuvvetleri ve mahkeme tarafından kabul gördü.

Hangi kadroların, nasıl bir yetkinlikle haberi dezenformasyon olarak nitelendirip açıklama yaptığı bilinmezken Ankara’daki emniyette sorulan sorular arasında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı” şeklindeki paylaşımınızla DMM’nin de dezenformasyon yalanlama metni olduğu görülmektedir, bu paylaşım ile ilgili olarak savunmanızı veriniz?” denildi.

Habere ilişkin herhangi bir araştırma, soruşturma yapılmasına gerek görmeyen mahkeme de tutukluluk kararında, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 11 Mart 2026 tarihli paylaşım içeriği… göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verilmiştir” ifadesi kullanıldı.

Kaynak: BirGün

Latest articles

Türk Devletleri’yle karagün dostluğu

EVRİN GÜVENDİK Ankara - Bu hafta TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülecek anlaşmaya göre, doğal afet ve acil durumlarda Türk Devletleri yaraları birlikte saracak.

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti ve Özbekistan’ın 6 Kasım 2024 tarihinde Bişkek’te imzaladığı Anlaşmayla doğal afet ve acil durumlarda acil ihtiyaçları desteklemek amacıyla ortak afet müdahale kapasitesinin oluşturulması hedefleniyor.

Tecrübelerini paylaşıp, başarının yolunu anlattılar

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Miray Yapım Kurucusu Eyüp Gökhan Özekin’nin de aralarında olduğu iş dünyasının önde gelen isimleri tecrübelerini paylaştı. Bolat, “Hayatta bir kural vardır; varsan varsın, yoksan yoksun” dedi. Miray Yapım Kurucusu Özekin de sektörel deneyimler ve güncel perspektifler paylaştı ve dizi sektörü ve içerik üretimi konularındaki vizyonunu aktardı. Özekin asıl işlerinin toplam organizasyonu idare etmek olduuğunu vurgulayarak “Atlarla alakalı da, kostümlerle de, dekorlarla alakaladı da meselemiz var” dedi. Öztekin,“Trendleri takip etmek ve diğer örnekleri kopyalamak yerine sıfırdanbir konsept kurmak ve özgün olmak daha değerlidir”diye konuştu.

Özel’den mal varlığı çağrısı

Özel, Rize mitinginde Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik açıklamada bulunarak “Savcıyken Cumhurbaşkanıyla Hazreti Ali Camii’nin VIP odasında buluşup operasyon planlıyordu. Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor. Tayyip Erdoğan’ın sesini kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıyor, kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bir bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İçişleri Bakanlığı gidebilir, hızla bir karar aldırabilir, o banka kasasını açtırabilir, Akın Gürlek’in senin ilerisi için sesini kaydettiği o hafıza kartlarına el koyabilir. Bu operasyonu bugün yaparsan memleketi de kurtarırsın. Büyük bir yanlıştan da dönersin” dedi. Özel, “Buradan Gürlek’e söylüyorum: Hodri meydan. Sen savcı, ben genel başkan. Mal varlıklarımızı açacağız. Bütün banka hesaplarımızı açacağız. Bütün hesap hareketlerini açacağız. Birinci derece yakınların ve etraftaki korumanın, şoförün, çeşitli isimlerin tüm hareketlerine bakacağız. Şu kadar leke varsa bir dakika durmam.. Hodri meydan” dedi.

Erdoğan, IKBY Başbakanı Barzani’yi kabul etti: İstanbul’da sürpriz buluşma

İstanbul dün sürpiz bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani ve beraberindeki heyeti Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Erdoğan’ın dün için resmi bir programı duyurulmaması nedeniyle “sürpriz” olarak nitelenen görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da hazır bulundu.

İletişim Başkanlığı’dan yapılan açıklamaya göre görüşmede bölgemizdeki son gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile İran arasındaki savaşta, Erbil dahil Irak topraklarının da hedef alınmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Türkiye’nin çatışmaların bölgedeki diğer ülkelere yayılmasını asla istemediğini ve bu süreçte IKBY yönetimiyle dayanışmayı sürdüreceğini ifade eden Erdoğan, Irak’taki istikrarın muhafaza edilmesinin tüm bölge için önemli olduğunu vurguladı.

‘İşbirliği artacak’

Merkezi Hükümetin bir an önce teşkilinin Irak’ın birlik ve beraberliğine hizmet edeceğini kaydeden Erdoğan, “Türkiye’nin hem Irak Merkezi Hükümeti hem de Kürt Bölgesel Yönetimi ile iş birliğini geliştirmekte kararlı olduğu, ticaret, ulaştırma, enerji başta olmak üzere birçok alanda ilişkilerin daha ileriye taşınması için adım atmayı sürdüreceği” mesajını verdi.

Al Nahyan’a geçmiş olsun telefonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı’nın aktardığına göre, görüşmede, Türkiye ile BAE ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Erdoğan, Türkiye’nin iki ülke arasında ticaret, enerji ve güvenlik alanları başta olmak üzere birçok konuda iş birliğini geliştirmeye önem verdiğini ifade etti. İran ile ABD arasındaki çatışma sürecinde, bölgede yaşanan güçlüklerin üzücü olduğunu söyleyerek, geçmiş olsun dileğinde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin egemenliği ve güvenliğine tam destek vermeyi sürdüreceğini kaydetti.

Erdoğan, “Türkiye’nin ilgili ülkelerle temas halinde, ABD ve İran arasında diplomatik çözümü tesis etmek için gayret gösterdiğini, bölgemizin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için daha fazla diyalog ve iş birliğinin gerektiğini” ifade etti.

Erdoğan’dan 9 Mayıs Avrupa Günü mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Mayıs Avrupa Günü nedeniyle yayımladığı mesajında, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye ihtiyacının, Türkiye’nin Birliğe olan ihtiyacıdan fazla olduğu görüşünü yineleyerek, gelecekte bu ihtiyacın daha da artacağını vurguladı. Türkiye’nin hak ettiği yeri alamadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağını ve krizleri yönetme kapasitesi anlamında zaafiyet yaşayacağını vurgulayan Erdoğan, “AB’nin daha kapsayıcı ve birleştirici politikalar izlemesi zaruri hale gelmiştir” dedi.

Darülaceze’ye kurban bağışı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Başkanlığı’na kurban bağışında bulundu. Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Darülaceze Başkanı Elmas Esra Ceceli İslam’ı kabul etti. Kabulde Erdoğan, kurban vekaletini Darülaceze Başkanlığı’na verdi.

More like this

Türk Devletleri’yle karagün dostluğu

EVRİN GÜVENDİK Ankara - Bu hafta TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülecek anlaşmaya göre, doğal afet ve acil durumlarda Türk Devletleri yaraları birlikte saracak.

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti ve Özbekistan’ın 6 Kasım 2024 tarihinde Bişkek’te imzaladığı Anlaşmayla doğal afet ve acil durumlarda acil ihtiyaçları desteklemek amacıyla ortak afet müdahale kapasitesinin oluşturulması hedefleniyor.

Tecrübelerini paylaşıp, başarının yolunu anlattılar

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Miray Yapım Kurucusu Eyüp Gökhan Özekin’nin de aralarında olduğu iş dünyasının önde gelen isimleri tecrübelerini paylaştı. Bolat, “Hayatta bir kural vardır; varsan varsın, yoksan yoksun” dedi. Miray Yapım Kurucusu Özekin de sektörel deneyimler ve güncel perspektifler paylaştı ve dizi sektörü ve içerik üretimi konularındaki vizyonunu aktardı. Özekin asıl işlerinin toplam organizasyonu idare etmek olduuğunu vurgulayarak “Atlarla alakalı da, kostümlerle de, dekorlarla alakaladı da meselemiz var” dedi. Öztekin,“Trendleri takip etmek ve diğer örnekleri kopyalamak yerine sıfırdanbir konsept kurmak ve özgün olmak daha değerlidir”diye konuştu.

Özel’den mal varlığı çağrısı

Özel, Rize mitinginde Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik açıklamada bulunarak “Savcıyken Cumhurbaşkanıyla Hazreti Ali Camii’nin VIP odasında buluşup operasyon planlıyordu. Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor. Tayyip Erdoğan’ın sesini kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıyor, kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bir bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İçişleri Bakanlığı gidebilir, hızla bir karar aldırabilir, o banka kasasını açtırabilir, Akın Gürlek’in senin ilerisi için sesini kaydettiği o hafıza kartlarına el koyabilir. Bu operasyonu bugün yaparsan memleketi de kurtarırsın. Büyük bir yanlıştan da dönersin” dedi. Özel, “Buradan Gürlek’e söylüyorum: Hodri meydan. Sen savcı, ben genel başkan. Mal varlıklarımızı açacağız. Bütün banka hesaplarımızı açacağız. Bütün hesap hareketlerini açacağız. Birinci derece yakınların ve etraftaki korumanın, şoförün, çeşitli isimlerin tüm hareketlerine bakacağız. Şu kadar leke varsa bir dakika durmam.. Hodri meydan” dedi.