Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), son dönemde sendika yöneticilerinin mal varlıkları ve lüks yaşamlarına dair artan iddialar üzerine zehir zemberek bir açıklama yaptı. Sendika ve Konfederasyon ismi vermeden sosyal medya üzerinden açıklama yapan Konfederasyon sendikacılığın bir “meslek” olmadığını vurgulayarak, “Emekçinin aidatıyla lüks ve şahsi ikbal sağlanamaz” mesajı verdi.
İDDİALARIN VARLIĞI BİLE DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Ulusal basına yansıyan ve yetkili sendika başkanlarını hedef alan mali yolsuzluk, şeffaf olmayan harcamalar ve yüksek maaş iddialarına değinen KESK, bu durumun tüm emek mücadelesine gölge düşürdüğünü belirtti. Açıklamada, “Bu tür iddialar, sendikal yapıların şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri temelinde yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır” denildi.
SİYASETTEN İSTENEN ŞEFFAFLIK ÖNCE SENDİKADA OLMALI
KESK, sendikaların siyasal iktidardan talep ettiği şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini önce kendi içlerinde uygulamakla yükümlü olduklarını hatırlattı. Mali süreçlerin kapalı kapılar ardında yürütülmesinin, emekçilerin sendikalara olan güvenini temelinden sarstığı ifade edildi.
Sendikanın sosyal medya hesabından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Sendikal mücadele kişisel ikbal ve bireysel kazanç sağlama alanına dönüştürülemez!”
Son günlerde ulusal basında, devlette yetkili bir konfederasyonun genel başkanı hakkında ortaya atılan iddialar ve emek örgütleri ile yöneticilerinin mali işleyişlerine dair tartışmaların gündeme taşınması, sendikal hareket açısından son derece düşündürücüdür. Bu tür iddiaların varlığı dahi, sendikal yapıların şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri temelinde yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sendikalar ve emek örgütlerinin mali süreçlerinin şeffaf biçimde yürütülmemesi ve kamuoyu ile açık şekilde paylaşılmaması, emekçilerin sendikalara ve daha da önemlisi sendikal mücadeleye olan güvenini zedelemektedir. Oysa biz emek örgütleri, siyasal iktidardan ve bürokrasiden mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamuoyuna açıklık talep ederken, bu ilkelerin en güçlü savunucusu ve uygulayıcısı olmakla da yükümlüyüz. Bu noktada öncülük sorumluluğu doğrudan emekten yana örgütlü sendikalara aittir.
Sendikal mücadelenin güçlenmesi ve daha ileri bir düzeye taşınması gerekirken, sendikaların ve yöneticilerinin mali konular üzerinden kamuoyu önünde tartışılır hale gelmesi, bütünlüklü emek mücadelesini zayıflatan ve geriye iten bir sonuç doğurmaktadır.
Bu nedenle tüm emek örgütleri, mali işleyişlerinde şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Aksi bir tutum, hem tarih önünde hem de emekçilerin vicdanında karşılığını bulacaktır.
Emek mücadelesinin güçlenmesi, ancak güven, şeffaflık ve ortak denetim ilkeleriyle mümkündür. Tüm bu iddiaların, özgür basın, emekçiler ve kamuoyu vicdanı nezdinde tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması büyük önem taşımaktadır.
Bizler KESK olarak, kurulduğumuz günden bu yana sendikal mücadelenin bir ayrıcalık ya da kişisel kazanç alanına dönüşmemesi gerektiğini savunuyoruz. Bu doğrultuda, tüm mali işleyişimizin üyelerimizin bilgisi ve denetimi altında yürütülmesi için çaba gösteriyoruz.
KESK’in mali işleyişi; üyelerimizin ve örgütümüzün iradesiyle seçilmiş bağımsız denetleme kurulunun gözetim ve denetimi altında, tüm üyelerimizin erişimine açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmektedir.
Bu anlayışın gereği olarak, tüzüğümüzün mali işleyişe ilişkin ilgili maddelerini kamuoyu ile paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.”
KESK Tüzüğü Madde 27 – Yürütme Kuruluna Seçilenlerin Güvencesi
Konfederasyon Yürütme Kuruluna seçilenlerden mali, sosyal ve özlük hakları işverence ödenmeyenlerin, bu görevleri süresince alacakları mali, sosyal ve özlük hakları, çalıştığı işyerlerinden çalışırken aldığı mali ve sosyal hakları geçemez. Sendikacılık meslek olmadığı için kimseye avantaj ya da dezavantaj sağlamaz.
Kaynak: BirGün
