Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Kırklareli’nde nükleer karşıtı panel: Yaşam alanlarımızı riske atmayın

Gündem

Trakya’da planlanan nükleer santral projesine karşı itiraz büyüyor. Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği’nin desteğiyle düzenlenen “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” başlıklı panelde, bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ve yurttaşlar bir araya geldi. Kırklareli’nin Vize ilçesinde geçen günlerde düzenlenen panelin ardından yapılan açıklamada, bölge halkının projeye açıkça karşı olduğu vurgulandı.

Panelin sonuç bildirgesinde projenin yaşam hakkını riske attığı ve kamu yararı olmadığı vurgulandı. Açıklamada “Planlanan proje alanının 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölge Ergene Havzası çevre düzeni planlarında orman alanı, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlanmakta olup, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemleri gibi yüksek ekolojik değere sahip hassas alanlarla doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda santral alanı Longoz Ormanları Milli Parkı’nı direkt olarak etkileyecek yakınlıkta bir konuma sahiptir” denildi. Söz konusu alan yeraltı ve yerüstü su sistemleri, gölleri, dereleri ve kıyı ekosistemleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yaşam alanı olduğu kaydedilen açıklamada, 15 Nisan 2026 tarihinde Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alanın Panayır İskelesi ve çevresinin Doğal Sit- Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescillendiği anımsatıldı. 

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAZ”

Bu alana kurulacak bir nükleer santralın başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabileceğine dikkat çekilen açıklamada, özetle şöyle denildi:

“Deniz çayırlarını ve dolayısıyla balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Istrancaların kalbine yapılacak böyle bir müdahale, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini geri dönüşü zor bir risk alanına dönüştürmek anlamına gelmektedir. Nükleer santrallarda risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olayları gibi öngörülemeyen süreçler, teknik güvenlik önlemlerini aşabilmektedir. Geçmişte yaşanan kazalar bu durumu açıkça göstermiştir. Radyasyon il sınırlarını tanımaz; etkisi yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmaz, Marmara ve Karadeniz havzasını kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Nükleer riskin etkileri, gıda zinciri ve su sistemleri aracılığıyla farklı bölgelere taşınabilir. Bilimsel çalışmalar, iyonize radyasyonun insan sağlığı üzerinde kanserojen etkiler oluşturduğunu ve düşük doz maruziyetlerin dahi uzun vadede genetik sonuçlar doğurabildiğini ortaya koymaktadır. Bu etkiler özellikle çocuklar açısından daha yüksek riskler barındırmaktadır. Öte yandan sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği görülmektedir. Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez. Trakya yalnızca bir bölge değil; başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposudur. Bu nedenle kısa vadeli enerji tercihleri uğruna uzun vadeli ekolojik ve toplumsal risklerin göze alınması kabul edilemez. Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Trakya’da planlanan nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin şeffaf, katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alınması, bölgenin ekolojik ve tarımsal değerlerine sahip çıkılması ve enerji politikalarında yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmesi gerektiği açıkça ortaya konmaktadır. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir.”

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement