Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Altın Portakal’da gösterişin ötesine geçen filmler: Sinema yoksulların ve emekçilerin hikâyelerine yüzünü döndüğünde

Altın Portakal’da gösterişin ötesine geçen filmler: Sinema yoksulların ve emekçilerin hikâyelerine yüzünü döndüğünde

Haber Merkezi
Festivalde beklentiyi karşılamayan filmlerin karanlığında, yüzünü yoksul emekçilere dönen filmler parladı.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24–31 Ekim 2026 tarihleri arasında “Daima” sloganıyla gerçekleştirildi. Yerli ve uluslararası toplam 114 filmin yer aldığı festivalde 90 film Türkiye prömiyerini yaptı. Dün akşam yapılan törenle beş farklı yarışma kategorisinde ödüller sahiplerini buldu.Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı Derviş Zaim konuşmasında sinemanın toplumsal işlevine dikkat çekti:“Sinema yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda toplumsal olayları yansıtan, dert edinen ve kitleleri harekete geçirme gücü olan güçlü bir özdür. 63’üncü Antalya Film Festivali’nde toplumsal sorunlar karşısında kendisini, halkı arayan, farklı anlatım tarzlarını deneyen filmleri izledik. Görünmeyeni görünür kılan, önyargıları yıkan, toplumun yüzleşmekten korktuğu travmaları beyaz perdeye taşıyarak kolektif bir yüzleşme ve iyileşme algısı sağlayabilecek farklı filmlerle de karşılaşmış olmaktan dolayı jüri olarak mutluyuz. Sinema sorunları doğrudan sihirli bir değnekle çözmez. Ancak farkındalık yaratır, kamuoyu oluşturur, empati yeteneğini geliştirir ve insanlara rehberlik edecek entelektüel ve duygusal bir zemin hazırlar.”Ancak bu sözlerin filmlerde olgun bir karşılığını bulmak pek mümkün olmadı. Özellikle uzun metraj filmlerin beklentiyi karşılamaması hafta boyunca çokça tartışıldı ve birçok yazar, eleştirmen tarafından dile getirildi. Bazı kamusal yapım desteklerinin bu filmlere hangi kriterlerde ve ne şartlarda verildiği sorgulandı.Filmlerin ötesinde organizasyonel problemler de göze çarptı. Son dakikaya kalan akreditasyonlar, lüks kortej araçlarına, festivale ve seyirciye bir faydası olmayan şeylere saçılan paralara rağmen tasarruf gerekçesiyle basılmayan festival katalogları, polis barikatlarıyla kuşatılan, insanların rahatça dolaşamadığı bir festival alanı ve bunlar gibi daha pek çok örnek…Ancak festival neyse ki bunlardan ibaret değildi. Kendini bu karmaşadan sıyırabilenler de vardı. Özellikle belgesel ve uluslararası film yarışmalarında gerçek sorunları dert edinen ve bunları düzgün bir çerçevede estetik olarak anlatabilen filmler dikkat çekti ve festivale soluk aldırdı.Sinemanın yalnızca kırmızı halılardan ve büyük prodüksiyonlardan ibaret olmadığını anlatan, emeğin, yoksulluğun ve dayanışmanın izini süren yazılar için soL'a abone olun.ABONE OLMükellefEn İyi Belgesel Film Ödülü’nü kazanan yönetmen Arda Sarıgün, kadrajını çevirdiği Türkiye’nin ilk kömür havzası Zonguldak’tan Diyarbakır Sur’a, yer altında çalışan maden işçilerinden kuşaktan kuşağa aktarılan mücadele geleneğine uzanarak girdiği maden ocağından tüm ülkeye taşan tarihsel bir anlatı kuruyor. Bunu yaparken meseleyi bir madenci trajedisine asla sıkıştırmadan işçi sınıfına dair ortak bir mücadele hattını işaret ederek yeni başka bir ülke kurma umudunu yeşertiyor. Yönetmen, ödül konuşmasında, sinemamızda yeterince temsil edilmediğini düşündüğü işçi sınıfı adına bu ödülü aldığını söyleyerek ödülünü maden cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilere adadı.Taş ve TüyUlusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini alan Ragıp Türk, kendisine şiddet uygulayan kocasını yaraladığı için cezaevine giren Nazire’nin hapisten çıktıktan sonra yetiştirme yurdunda bulunan oğlu Uğur’u geri alma mücadelesini anlatıyor. Ancak kurumun şart koştuğu düzenli bir işi ve başını sokacağı bir evi yoktur. Oğlunun zengin koruyucu bir aileye verilmesini istemeyen Nazire, hurdacılık yapan arkadaşı Selami ve kendisi gibi evsiz, çöplerden karton ve plastik toplayarak sokaklarda yaşayan Mami’nin yardımıyla oğlunu geri almaya çalışır.Zenginliğin yoksul bir annenin çocuğunun sahipliğinde bile hak iddia etmesi, bir çocuğa iyi bir gelecek sunma yardımseverliğinin altına gizlenmiş arsızlık ve mülkiyet arzusu… Ancak Nazire yoksulluğun zincirini üzerinde taşımaya hiç niyetli değildir, yalnız da değildir. Dayanışma ve mücadele sürecek; bir gün oğlunu zenginlerin elinden de bu düzenden de kurtaracaktır.Bu filmler ve değinmediğimiz uluslararası yarışmadaki başka önemli filmler çeşitli röportajlar ve ayrıntılı eleştiri yazılarıyla ilerleyen günlerde ayrıca ele alınacak. Ancak bitirmeden önce "Sinemayı ne ve kim kurtaracak?" sorusuna cevap verelim. İzlediklerimiz bize gösteriyor ki festivalin karanlık atmosferinde parlamayı başaran ve jürinin de dikkatinden kaçmayan filmler, yüzünü toplumun yoksul kesimlerine dönen ve gerçek bir sınıf mücadelesini tarif edebilenler oldu. Kurtuluşu kırmızı halılarda, büyük prodüksiyonlarda değil, burada aramak gerekiyor.soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

To read the full story from the source: soL Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news →
Advertisement