DSD Türkiye Yürütmesi
Okul içerisinde daha önceki yıllarda ve geçen ay yaşanan ölümlü saldırılar siyasal iktidar, MEB ve bürokratları tarafından sıradan bir vaka olarak ele alınmış, ölümle sonuçlanmayan kimi şiddet vakalarının üzeri örtülerek elleriyle çok berbat hale getirdikleri “eğitim sistemini” korumaya çalışmışlardı. Urfa ve Maraş’ta yaşananlar ve sonuçları ise çok acı bir gerçekliği toplumun gözü önüne koymuştur. Eğtim yoluyla ölüyor ve öldürülüyoruz. Bu fotoğrafın sorumluları bellidir. Siyasal iktidar, sürekli ekranları işgal eden muktedir zevat ve yancılar yaşanan durumun asıl sorumlusudur.
Bu durumu aşmak eğitim emekçilerinin son üç gündür ortaya koyduğu mücadeleyi her yerde birleşik mücadelenin yeni bir çerçevesi olarak görmeyi, yığınağı buraya yapmayı önemli kılmaktadır. Dün itibariyle gençlik eliyle 19 Mart’ta aşılan barikat, bugün itibariyle 16 Nisan’da Eğitim Emekçilerinin örgütü Eğitim Sen ve KESK’le bir kez daha aşılmıştır. Rejimi değiştirme mücadelesinde daha çok barikatın aşılması gerektiğinin farkındayız. Sokak ve alanların halk nezdinde hiçbir meşruluğu kalmamış bu ceberrut rejimin alaşağı edilmesinin esası olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.
Yıllardır eğitime yapılan yukarıdan aşağı gerici ve piyasacı “eğitim” müdahalesinin sonuçlarını, içinden geçtiğimiz karanlık dönemde ağır biçimde yaşamaktayız. Yıllardır ülkeyi “küçük amerika” yapmak isteyenler, kapitalizmin şiddet üreten ekonomi politiğinin Türkiye’de vücut bulmasını sağlayarak toplumu gerici, kindar, rekabetçi ve bencil bir şekle sokmaya neden olanlar, ülkeyi karanlık bir dehlizin koridorunda tutmaya devam etmek istiyorlar. Bu konuda onlar kararlı, biz, aydınlık yarınları kurmak isteyenler onlardan daha kararlı olmak zorundayız. Bu karanlık, ülkenin ilerici tüm birikimlerini, gerici emperyalist egemen bloka karşı ilerici bir blok ortaya koyma iradesiyle hayat bulan mücadeleyle aşılabilir ve değiştirilebilir.
Şimdi tüm mesele; Ankara’da “Yaşam Nöbeti” olarak karşılık bulan eylemleri çoğaltarak tüm mahallelere ve okul önlerine taşıma iradesi ortaya koymaktan geçmektedir. Okulların iktidar eliyle şiddet üretildiği, iktidar gücünün propaganda yapıldığı mekanlardan kurtarmanın yolu, eşit ve özgür bir gelecek kurmanın mekanı olduğunu ortaya koyarak mücadeleyi bu eksende halklaştırmak görevimiz olmalıdır.
Bu çerçevede; eğitim emekçilerinin devam eden mücadelesine her düzeyde destek olmak önemlidir. Desteğin dışında veli mücadelenin ayaklarının örülmesi ve velilerin özne olması için tüm olanaklar seferber edilmelidir. Veliler bilimsel eğitime ve çocuklarına sahip çıkacak mücadelenin eğitim emekçileriyle birlikte öznesi olmalıdır.
Yaşanan durumun güvenlik politikalarıyla değil laik, bilimsel ve nitelikli eğitimle aşılması gereken bir durum olduğu açıktır. Bu iktidarla bu mümkün olmadığına göre çocukların geleceği, laik ve bilimsel eğitim talebi, rejime ve sermaye düzenine karşı mücadeleyle iç içe olduğu gerçeğiyle hareket edilmelidir.
Kaynak: BirGün
