Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Güneşin Gözleri

Güneşin Gözleri

Düşüncelerini seçebiliyor hale gelmek ne büyük ustalık. Bu konuda yeterince başarılı olabiliyor muyum emin değilim ama günden güne gözümü değdirdiğim yerleri büyüttüğümü fark ediyorum. Bazen eskileri yaşatmak için seçtiğimiz bir yas şekli olarak bilinçsiz bir keder istenci içinde iyiye tutunmayan uçlardan yakalıyoruz ve neresinden tutarsak hayatı orasından bizi yükseltecek bir balon gibi peşinden taşıyor olduğunu görmezden gelmeye daha eğilimli oluyoruz.güneşin içinde.Kendine dürüst olmayı bildikten sonra her şey daha şeffaf bir düzlemde saçılacak önüme biliyorum. Ama hala çocukça oyun oynamak istiyor olmalıyım. Kendi kendime kurduğum oyunlar içinde süzülmeyi seviyorum. Başka türlü nasıl geçer tüm bu zamanlar; yanılsamalar, çözmek gereken bir karmaşa, kandırmalar ve aldatmacalar olmadan.Öyle hissettiriyor ki kendi sahnemizi çeviriyoruz bir yerden sonra. Tüm dekorlar, kostümler ve roller dağıtıldıktan sonra alışa gelen bir düzen içinde çiziliyor kaderin deseni sanki. Öyleyse insan bu oyundan keyif almayı bilmeli gibi. Sıyrılıp çıkmaya çalışmak içini perçinlemek ve kendinde yaralar açmaktan öteye gitmiyor gibi gözüküyor gözüme. Gibiler keskin çizgiler içindeki özgür alanlarımı kısıtlıyor böylelikle. Ama yine de düşününce bir alan var, görüyorum. İşte orada, insan kendi alanını inşa edebilmeli. Tam olarak sıyrılmak mümkün değil belki ama orada kanatları olduğuna inanan bir taş olabilmeli.Fırlatılmışlıklarımızla havada asılı kalan bir umutsuzluk ve iradenin yitimi eşliğinde bir hiçe sürüklenmek bunca güzelliğin elinin tersiyle iten küskün bir çocuk olmaktan öteye getiremezken bizi, yapılabilecek en iyi şey bayatlamış sayfalar arasına gömülüp yeni ve belki daha da saçma anlamları görüp çıkarabilmek.Kazmak gibi. Hayatın derinlerine inmeye başladıkça gelen sıkıntı ve buhran halleri, bıraktığında ve yapacak hiçbir şey olmadığına inanmaya başladıkça en azından kazabiliyorum fikri karşısında neredeyse zorunluluk gibi hissettirerek elinde çakısı, çekici vura vura içinden kendine göre bir şeyler bulabileceğine inanarak ve belki biraz da şekil verebilerek basit bir eğlenceye dönüşüyor. İşte böyle.Sadece vakit geçiriyorum belki. Vakit içimde bir yerde eriyor ve geriye azalan, eksilen ve belki biteceğini hissedip durduğum zamanlar var.altın göğün altındaki kent.Öyleyse neden arayışlar, çabalar ve kendime açacağım o sonsuz güvensiz savaşların anlamı. Olduğum yeri büyütmek ve güzelleştirmek yeterli gibi geliyor. Bu yüzden de bazen dengesizleşebilen sarsıntılı bir temel üstünde, bir şekilde hep ve hep belki de arsızca neşeyi akıtıp her yeri altın sarısına boyamak istiyorum.Bulutların üzerinde nöbet tutup her yağmurun içine simli sarılar karıştırmak ve dönüp giden bir parlaklık içinde hüznü dahi güzel görebilmenin yollarını yaratmak istiyorum. Tüm anlamların gözümdeki açının yerine göre şekillenen eğrisi üzerine oturup seyretmek yeterli gibi geliyor.Yeterlilikleri hissetmeye başladım. Bu belki de artık yaşlanmaya başladığımın bir göstergesidir. Ayaklarımı kesen imkansızlıklar ve gerçekliklere vurup kıran hayallerimin baskın rüyaları içinde uyanan duygularım sönmeye başlıyor artık. Yine de bir coşkunluk içindeyim. Nihayete ermeye başlamanın huzuru mu bu gelen bilmiyorum. Ama yanan sönen ışıklar içinde bir gündüz gibiyim. Işıklar şehrime renk katıyor ama burası hep ışıklar altında, güneş hiç batmıyor. Gözlerim kapanana kadar bu böyle sürecek hissediyorum.-AzraGüneşin Gözleri was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement