Yağışlı havasıyla bilinen ve Amanos Dağı’nın eteklerinde olmasıyla su bereketinin yaşandığı Hatay’da, geçen yıl son 65 yılın en kurak yılı yaşandı. Kuraklıktan etkilenen Yayladağı Barajı’nda su seviyesinde ciddi düşüş yaşandı ve neredeyse baraj tamamen kurudu. Geçen yıl kış ve ilkbahar mevsiminde yeteri kadar yağış almayan kentte 2026 yılının ilk 3 ayındaki yağışlar Yayladağı Barajı’nı yüzde 100 doluluk oranına ulaştırdı. Yayladağı ilçesinde içme suyunda ve tarımsal faaliyetlerde kullanılan Yayladağı Barajı, geçen yıl kuraklık nedeniyle çiftçiler üzerken bu yıl yağışlarla dolunca çiftçiyi mutlu etti. Geçen yılki kuraklıktan eser kalmayan ve su seviyesi yüzde 100 olan barajdaki doluluk havadan da görüntülendi.
İlginizi Çekebilir
“GEÇEN YIL ÇOK ZORLANDIK VE SON 65 YILININ EN KURAK SEZONUYDU AMA ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ BU MEVSİM ÇOK BEREKETLİ GEÇTİ”
Son 65 yılının en kurak yılının yaşanmasıyla çok zorlandıklarını ve 2026 yılında yağışların bereketli olmasıyla barajın dolduğunu söyleyen Yayladağı Belediye Başkanı Mehmet Yalçın, “Bu yıl mevsimsel olarak çok bereketli bir yılı geçirmiş oluyoruz. Yayladağı Barajımız 10 yıl sonra ilk defa yüzde 100 doluluk seviyesine erişmiş oldu. Hatta tahliyeden su da taşıyor. Tabii bizim için son derece önemli bir durumdu yağışların fazla olması. Yayladağı biliyorsunuz Yayla çileğiyle meşhurdur. Çilek de su isteyen bir bitki ve şu an bu yağışlarla birlikte ekim tekrar dört yıl önceki gibi 4 bin dekarın üzerine çıkmış oldu. Yayladağı çileği de tekrar en azından bu mevsimsel etkide yağışlarla birlikte ekim oranı artmış oldu. Yayladağı barajımızın 6.4 milyon metreküp kapasitesi var ve diğer bir önemi ise içme suyumuzu karşılıyor. Buradan Samandağ bandı özellikle Karaköse bölgesine Yayladağı Barajı’nın yüzde 6’sı içme suyu olarak veriliyordu. Bu konuda içme suyu sıkıntısı da barajımızın doluluğundan dolayı bu sene yaşamayacağız. Geçen yıl çok zorlandık ve son 65 yılının en kurak sezonuydu ama şükürler olsun ki bu mevsim çok bereketli geçti. Yağışlarımız da hala devam ediyor. Hatta 1994 yılından beri en büyük yağışları ilçe olarak alıyoruz. İnşallah vatandaşlarımız, çiftçilerimiz de çok bereketli bir yıl geçirecek” ifadelerini kullandı.
“BARAJIMIZ ŞU AN YÜZDE 100 DOLULUK ORANI MEVCUTTUR VE BU DA BİZİM TARIMSAL OLARAK YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRECEK İNŞALLAH”
Geçen yıl kurak geçtiği için kuruyan barajın bu yıl dolu olduğunu söyleyen vatandaş Mehmet Sürgüveç, “Geçen yıl barajımız kurumuştu ve çok kuraklık çektik. Bu yıl çok şükür rahmet güzel oldu. Allah bereketli eylesin, çok şükür memnunuz. Barajımız doldu. Şu an yüzde 100 doluluk oranı mevcuttur. Bu da bizim tarımsal olarak yüzümüzü güldürecek inşallah. Geçen yıl barajımız tamamen bitmişti ve kurumuştu. Son bir iki canlılar için suyumuz kalmıştı sadece. Burası hem içme suyu hem de tarımsal olarak kullanılmaktadır. İnşallah bereketli bir yılımız olacaktır” dedi.
“BARAJIN DOLU OLMASI BİZİ ÇOK MUTLU EDİYOR”
Bu yıl barajın dolu olmasının vatandaşları mutlu ettiğini ifade eden vatandaş Mehmet Aktaş da, “Geçen yıl çok kurak geçti. Baraj su seviyesi çok düştü ama bu sene Allah’a şükür güzel doldu barajımız. İnşallah bir sıkıntı olmaz. Bu sene daha bereketli olacak inşallah. İlerleyen zamanlarda artık yaşayıp göreceğiz. Barajın dolu olması bizi çok mutlu ediyor. Çilek üretenler var; bir sürü sebze, meyve yetişenler var. En azından çiftçiye güzel faydası oldu” şeklinde konuştu.
Avcılar’da bir sürücü köpeği ezdi, yoluna devam etti
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
İlginizi Çekebilir
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.
BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.
GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
ABD birlikleri Orta Doğu'ya ulaştı, savaşta 'yeni aşama' senaryosu yazıldı! 'Haftalarca sürebilecek operasyon'Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
Alıntı Metni
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı
GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
Alıntı Metni
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.
Kriminal hayatın kaçınılmaz sonu
A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
Alıntı Metni
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Alıntı MetniAsıl felaket petrol değil internet...Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 29 Mart 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
İlginizi Çekebilir
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.
BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.
GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
ABD birlikleri Orta Doğu'ya ulaştı, savaşta 'yeni aşama' senaryosu yazıldı! 'Haftalarca sürebilecek operasyon'Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
Alıntı Metni
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı
GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
Alıntı Metni
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.
Kriminal hayatın kaçınılmaz sonu
A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
Alıntı Metni
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Alıntı MetniAsıl felaket petrol değil internet...Galatasaray'a Zaniolo piyangosu! Bonservis bedeli belli oldu