Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

AKP’de ‘kusursuz fırtına’ senaryosu: Melih Gökçek’in ardından Binali Yıldırım ve Bülent Arınç dosyası da mı açılıyor?

AKP’de ‘kusursuz fırtına’ senaryosu: Melih Gökçek’in ardından Binali Yıldırım ve Bülent Arınç dosyası da mı açılıyor?

Haber Merkezi
Yarın Melih Gökçek savcı karşısına çıkıp ifade verecek. Binali Yıldırım ve Bülent Arınç'a ilişkin de iddialar eş anlı olarak gündeme gelmiş durumda. Belli ki bu isimlere yenileri de eklenecek. Peki, neler oluyor?
Ufukta ‘Kusursuz Fırtına’ havası var sanki.Bugün Gökçek’e gülenler yarın ağıt yakmak zorunda kalabilir.Bu sözler AKP’li Şamil Tayyar’a ait.Malum Melih Gökçek yarın ifade verecek.Bu durum haliyle fazlasıyla gündem olmuş durumda.Kendini “muhalefet” cephesinde konumlandıranlardan ibaret değil Gökçek’in ifade verecek olmasına sevinenler, AKP içinde de çok sayıda isim bu hamleden mutlu görünüyor.Bunların en başında Bülent Arınç’ın geldiğini tahmin etmek güç değil.Tayyar’ın “Bugün gülenler yarın ağıt yakacak” temalı “ince” mesajının bir adresinin Arınç olduğu iddia ediliyor.Peki, hangi suçlamayla?Aslında yine Tayyar yazmış durumda, “gülenler” notuyla.Son dönemde tekrar “piyasaya” çıkan eski AKP’li Erkan Mumcu’nun 2007 yılında Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın Erdoğan’a karşı Cemaat ile işbirliği yaptığı iddiası çokça konuşulmuştu.Bu vesileyle Arınç’ın Cemaat dava ve operasyonlarına yönelik itirazları da tekrar servis edilmeye başlanmış, Arınç-Cemaat bağına dair iddialar gündeme getirilmişti.Bu iddiaları gündeme getirenlerin muhalefette yer alan isimler değil de AKP’liler olması tam da sözü edilen “kusursuz fırtınayla” ilişkili.Peki, neden?AKP’de liderlik savaşıAKP’de uzun süredir zaman zaman kapalı zaman zaman da açık şekilde ilerleyen bir iç kriz var.Bu krizin ana nedenini Erdoğan sonrasında partinin başına kimin geçeceği oluşturuyor.Bilal Erdoğan, Selçuk Bayraktar, Berat Albayrak, Hakan Fidan, İbrahim Kalın, Süleyman Soylu ve Binali Yıldırım gibi isimler bu süreçte isimleriyle zaman zaman öne çıkarken, zaman zaman da kadrajın dışına düştü.Can Holding operasyonu, Paramount davası, MKE operasyonu, Ciner operasyonu, Papara operasyonu ve daha nicesi hep bu tabloyla ilişkilendirildi.Sonuç olarak Erdoğan’ın kendisinden sonra Bilal Erdoğan isminde karar kıldığı iddiaları gündeme gelse de, devam eden operasyonlar ve iç krizlerin bir bölümü bu tabloyla ilişkilendirilse de bu tartışmalar hep kapalı düzeyde, iddia noktasında kaldı.Binali Yıldırım tartışmalarıMehmet Akif Ersoy, Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya gibi isimlerin demir parmaklıklar ardına yollanması kriz iddialarını başka bir noktaya taşısa da, hiçbiri Melih Gökçek’in ifadeye çağrılması kadar gündem olmadı.Ancak belli ki, Gökçek ismini de gölgede bırakacak isimler yakın zamanda gündeme gelecek.AKP'de yeni dönem öncesi alan temizliği iddiaları bambaşka bir noktaya evrilmek üzere.Önce Melih Gökçek üzerinden yürüyen Almanya odaklı bir operasyon gündeme geldi.Bundan çok kısa süre sonra bu kez de Binali Yıldırım’ın adı yine yurtdışında biriktirilen servet haberleriyle konuşulmaya başlandı.İddia o ki, Yıldırım’ın yurtdışındaki 480 milyon avroluk varlığına el konuldu, paralar Türkiye’ye getirildi, Yıldırım’a "Şirketleri bize devret" şeklinde baskı yapıldı.Onlar TV tarafından gündeme getirilen bu iki iddia da son derece çarpıcı.Gündeme gelen bir diğer habere göre ise Yıldırım şirketlerinin ve malvarlığının bir bölümünü eşinin üzerine devretti.Bu hamlenin yukarıda dile getirilen iddiaya karşı bir önlem olarak mı, yoksa elden gidenler sonrası kalanları korumak için mi olduğu bilinmiyor.Yıldırım’dan şu ana kadar ortaya atılan iddialara yanıt verilmiş değil.Bu noktada soru ortada, Yıldırım neden hedefte?Bilal Erdoğan iddiası ve Binali Yıldırım’a uzanan sopaBinali Yıldırım meselesi, Binali Yıldırım meselesi değildir. Binali Yıldırım meselesi bir yeriyle Numan Kurtulmuş'tur. Binali Yıldırım meselesi, AK Parti'nin geleceğinde Bilal Erdoğan mı, yoksa partiden başka birileri mi olacak meselesidir. Yani aslında Erdoğan’ın Erdoğan sonrasına dair de bir ön hesaplaşması olduğunu söyleyebiliriz yaşadığımız süreçlerin. Mevzilerin sıkılaştırıldığı, herkesin pozisyonuna ayar verilen bir dönemden geçildiğini düşünüyorum. Hiç öyle bizleri tatmin etmek adına yapılan bir şey yok. Melih Gökçek olayında olduğu gibi bir taşla iki kuş vuruluyor. Esas mesele şu, Ankara'da herkes dirsek dirseğe duruyor. Şimdi dirsek dirseğe durulan Ankara'da Bilal Erdoğan'a yer açmak, gelecek açmak gerekiyor.Bu değerlendirme gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu’na ait.Yazıcıoğlu, Hilmi Hacaloğlu’nun programında yaptığı açıklamada son günlerde gündeme gelen Binali Yıldırım iddiaları sonrası bu sözleri dile getiriyor.Yukarıda işaret etmiştik, AKP içinde ciddi bir "Erdoğan sonrası lider kim olacak?" kavgası var.İddia o ki, bu kavgadaki sopa Yıldırım’a dahi uzandı.Bu iddialara rağmen Binali Yıldırım’ın Erdoğan ailesine fazlasıyla sadık olduğu biliniyor, kendi bağımsız tercihleriyle hareket edeceğini düşünmek zor.Ancak “yurtdışındaki şirketler” ve “paralara zorla el konulduğu” iddiaları yine de fazlasıyla kafa karıştırıcı.Yıldırım’ın mal varlığıyla AKP içi savaş arasındaki ilişkiye dair şu ana kadar çok fazla veri ortaya çıkmış değil.Şimdilik…Bir Binali Yıldırım paranteziAKP’nin Yeni Osmanlıcı hayallerinin mimarlarından biriydi Ahmet Davutoğlu.Bugün kendisi de artık iktidarın soruşturmalarının hedefi olan Davutoğlu, AKP’nin Erdoğan sonrası ilk lideriydi.Erdoğan Saray’a çıktığında başbakanlık koltuğuna sadık Binali Yıldırım yerine Davutoğlu getirilmişti.Ancak Erdoğan’dan bağımsız “hırslara” sahip birinin AKP’de liderlik yapamayacağı çok ağır bir darbeyle gösterildi ona.Bu darbenin başındaki isim ise Binali Yıldırım'dı.O dönem “düşük profil” tartışmaları gündeme geldi, ancak Yıldırım hiç de sanıldığı gibi “düşük profilli” biri değildi.Erdoğan’la yolu 1994 yılında kesişen Yıldırım, o tarihten bu yana aynı yolu yürüyor.Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda Yıldırım da İDO’nun başına geçti.Erdoğan İBB’nin başında yolsuzlukla suçlandığında listede o da vardı.2001’de AKP kurulduğunda, kurucular arasında onun da adı vardı.Sonrasında tam 12 yıl boyunca Erdoğan’ın en gözde bakanlıklarından biri olan Ulaştırma Bakanlığı’nın başında yer aldı.Daha sonraki tüm kritik dönemeçlerde onun adı vardı.15 Temmuz’da başbakanlık koltuğundaydı, Erdoğan’ın bu kuruma ihtiyacı kalmadığında çekilip gitmesini bildi.Sonra İBB için İmamoğlu’nun karşısına geç dediğinde, yapılmayacak bu işi de yaptı, aday oldu.İşin bir yönü bu, "sadakat" dolu siyasi sicili.Diğer yönü ise gemileri…AKP’lilerin gemi aşkıErdoğan ile Binali Yıldırım’ın ortak özelliklerinden biri de çocukları.İkisinin de oğulları gemicilik işinde.AKP iktidara geldikten sadece bir yıl sonra 445 bin avroya ilk gemisini alan Erkan Yıldırım, bunun büyük bir para olmadığını söyleyerek kendini aklamaya çabalamıştı. Kardeşi Büşra Yıldırım’la birlikte çalışan Erkan Yıldırım’ın şimdiki filosunun kaç gemiden oluştuğu ise tam olarak bilinmiyor. Basına yansıyan iddialara göre, Yıldırım Ailesi’nin 1994’te başlayan serüveni, 2016’ya gelindiğinde tam 17 şirket, en az 28 gemi ve 2 süperyatla taçlandı.Bu alıntı 2016 yılından, yani tam 10 yıl öncesinden…Kumar masasındaki pozlarıyla gündem olan Erkam Yıldırım’ın ve Yıldırım ailesinin şimdiki serveti ne, nasıl bir miktarın üzerinde oturuyorlar, bu paralar neden onların elinden alınmak isteniyor, tartışma bu.Bu parayla AKP içi liderlik kavgası arasında nasıl bir bağ var, kısa süre içinde daha fazla bilgi ortaya çıkacaktır.Neden önemli?Sonuç olarak hem muhalefete hem de içerideki liderlik kavgası dolayımıyla parti içi "ağır toplara" kadar uzanan bir operasyon dizisinden söz ediyoruz.Belli ki önümüzdeki günlerde, yarın Melih Gökçek'in vereceği ifadeyle de birlikte çok daha sansasyonel bir dönemin kapıları açılacak.Gökçek'in kendini savunurken vuracağı ilk ismin, zaten topun ağzında olan Bülent Arınç olacağını tahmin etmek hiç de güç değil.Üstelik bu tabloya şimdi bir de Binali Yıldırım eki konuşuluyor.Bir yanda "Yeni Osmanlıcılık" hayalleri ve bu eksende kurulan İmralı-AKP-MHP ittifakı, bir yanda yine burayla bağlantılı olarak yeni anayasa tartışmaları, bir yanda bölgeyi sarmalayan savaş tehdidi, bir yanda da halkımızın giderek derinleşen yoksulluğu…Tablo tüm bu parçalarla birleştirildiğinde sözünü ettiğimiz siyasi kriz ve yargı operasyonları daha da önemli hale geliyor.soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın. 

To read the full story from the source: soL Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement