İş Kadına Gelince Özgür Piyasa, Erkeklere Gelince Sosyal Yardım Projesi
Flört dünyasında beni en çok şaşırtan şeylerden biri, bazı erkeklerin kendi değerleriyle ilgili gerçekle kurdukları ilişkinin ne kadar kopuk olduğu.Daha kadınla tanışırken bile bütün enerjileri “Beni eleme, bana bir şans ver, beni beğen, beni seç” üzerine kuruludur. Çünkü aslında karşılarındaki kadının kendilerinden daha donanımlı, daha bakımlı, daha sosyal, daha kültürlü, daha başarılı veya fiziksel olarak daha çekici olduğunun farkındadırlar.Photo by Ben White on UnsplashKadının onları ilk birkaç görüşmede eleyebileceğini bilirler ve o aşamada inanılmaz bir tevazu, inanılmaz bir heves, inanılmaz bir “Ben seni çok beğendim, lütfen beni eleme” hali ve yalvarması görürsünüz.Kadın da “Tamam, bir şans vereyim, bakalım” der. Ve işte komedi tam burada başlar. Çünkü bu erkeklerin bir kısmı, kadın onları elemediği anda sanki seçilmiş olan kendileriymiş gibi davranmaya başlar. Daha dün kadının karşısında “Beni lütfen eleme” modunda olan adam, bugün kadının karşısına geçip kadının standartlarıyla pazarlık yapmaya başlar.Daha dün seni kaybetmemek için kırk takla atan adam, bugün “Ben o kadar ciddi ilişki insanı değilim”, “Ben çok sorumluluk alamam”, “Ben özgürlüğüme düşkünüm”, “İlk başlarda biraz daha rahat takılalım”, “Cinsellik olmadan ilişkiyi nasıl anlayacağız?”, “İlk buluşmada öpüşmekte ne var?”, “Seks bizim için önemli, önce uyumumuza bakalım” demeye başlar. Yani kardeşim, sen daha yirmi dört saat önce bu kadının seni hayatına alıp almaması için mülakat veriyordun. Kadın sana kapıyı tamamen kapatmadı diye neden bir anda şartları sen belirlemeye başladın?Çünkü bazı erkeklerin asıl istediği ilişki değil; kadının kriterlerini kendi konforlarına göre aşağı çekebilecekleri bir pazarlık alanı.Kadının “Ben ciddi ilişki istiyorum” demesine karşı “Ben de ciddi ilişki istiyorum” derler. Kadın “Ben cinselliği aceleye getirmek istemiyorum” der, “Tabii tabii, ben de öyle düşünüyorum” derler. Kadın “İlişkide erkeğin de maddi ve manevi sorumluluk almasını bekliyorum” der, “Elbette, ben de gelenekselim” derler. Kadın biraz güvenip ilişkiye yaklaşınca, bir bakarsın adamın gerçek görüşleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamış: “Ama her şeyi fifty-fifty yapalım”, “Ama ben çok para harcamayı sevmiyorum”, “Ama sen de kendi hesabını öde”, “Ama neden hemen seks yapmıyoruz?”, “Ama ben senin ailene karışmam, sen de benim aileme çok dahil olma”, “Ama benim köpeğime bakar mısın?”, “Ama ben yemek yapamıyorum, sen yaparsın artık”, “Ama ben çok yoğun çalışıyorum, sen daha müsaitsin.” Yani kadınla ilişki kurmak istiyor ama ilişkinin kendisine düşen kısmını mümkün olduğunca azaltmak için sürekli yeni bir pazarlık açıyor.Beni asıl sinirlendiren de bu. Çünkü burada açık bir karşılıklılık arayışından söz etmiyoruz. İnsanların ekonomik koşulları farklı olabilir, herkesin ilişki anlayışı farklı olabilir, bazı çiftler hesabı bölüşebilir, bazıları farklı paylaşım modelleri kurabilir. Bunların hiçbirinde sorun yok. Sorun, başlangıçta kadının beklentilerini kabul ediyor gibi görünüp, kadın bağ kurmaya başladığında o beklentileri sistematik biçimde aşındırmaya çalışmak. Yani kadın seni seçsin diye başka biri gibi davran, kadın seni seçtikten sonra da “Şimdi biraz daha gerçekçi olalım” diyerek onun standartlarını aşağı çekmeye çalış.Bu gerçekçilik değil; düpedüz dolandırıcılık.Bir de bunun fiziksel çekicilik tarafı var ki ayrıca komik. Bazı erkekler kendilerine bakmadan kadınların dış görünüşü hakkında inanılmaz ayrıntılı kriterler sıralıyor. Kadın güzel olacak, fit olacak, bakımlı olacak, genç görünecek, seksi olacak, feminen olacak, sosyal olacak, kültürlü olacak, kariyer sahibi olacak, ekonomik olarak güçlü olacak, sadık olacak, anlayışlı olacak, şefkatli olacak, iyi bir sevgili olacak, iyi bir eş olacak, cinsel olarak uyumlu olacak… Peki sen? Sen bu listenin neresindesin? Kendi hayatına yatırım yapmış mısın? Fiziksel olarak kendine bakıyor musun? Sosyal becerin var mı? Kültürün var mı? Sohbet edebiliyor musun? Bir kadın seninle iki saat geçirdiğinde hayatına bir şey katıyor musun? Romantik bir buluşma planlayabiliyor musun? Sorumluluk alabiliyor musun? Cinsel olarak partnerini düşünüyor musun? Duygusal olarak yetişkin misin? Yoksa bütün bunları kadından bekleyip kendine gelince “Ben böyleyim ya, beni olduğum gibi kabul et” mi diyorsun?Kardeşim, kadın da seni olduğun gibi kabul etmek zorunda değil.Senin “Ben böyle bir kadın istiyorum” deme özgürlüğün varsa, kadının da “Ben böyle bir erkek istiyorum” deme özgürlüğü var. Niye siz buna bu kadar kuduruyorsunuz? Zaten doğada seçen kadın yani sen değilsin ki, aç biraz biyoloji 101 oku.Sen güzel kadın istiyorsan, kadın da yakışıklı erkek istiyor. Sen bakımlı kadın istiyorsan, kadın da bakımlı erkek isteyebilir. Sen başarılı kadın istiyorsan, kadın da başarılı erkek isteyebilir. Sen cinsel uyum istiyorsan, kadın da cinsel uyum isteyebilir. Sen sadakat istiyorsan, kadın da sadakat isteyebilir. Sen şefkat istiyorsan, kadın da şefkat isteyebilir. Sen kadın sana saygı duysun istiyorsan, kadın da saygı duyabileceği bir erkek arar.Ama bazı erkekler iş kadına gelince özgür piyasa, kendilerine gelince sosyal yardım projesi bekliyor.Kadın “Benim standartlarım var” dediğinde “Çok seçicisin.” Kadın “Ben böyle bir ilişki istemiyorum” dediğinde “Modern kadınlar çok zor.” Kadın “Cinsellik için acele etmiyorum” dediğinde “Çok kasıyorsun.” Kadın “Buluşmada biraz özen bekliyorum” dediğinde “Para avcısısın.” Kadın “Partnerimin sorumluluk almasını istiyorum” dediğinde “Geleneksel kafalısın.” Ama aynı adam kendisi kadın güzel olsun, kendisini sevsin, kendisine sadık olsun, kendisini pohpohlasın, cinsel olarak arzulayıp tatmin etsin, kendi problemlerini dinlesin, ailesini kabul etsin, hayatını kolaylaştırsın diye liste çıkarıyor.Senin beklentilerin ihtiyaç, kadının beklentileri talep mi?Yok öyle.Bir de şu “Ben kadın için ne yapacağım ki, zaten beni seviyorsa bunları kendiliğinden yapmalı” kafası var. Hayır. Kadının seni sevmesi senin yerine hayatını yönetmesi anlamına gelmez. Kadının sana âşık olması senin bütün eksiklerini ücretsiz kapatacağı anlamına gelmez. Kadının seni arzulaması, onun bedenine veya zamanına otomatik erişim hakkın olduğu anlamına gelmez. Kadının sana sadık olması, senin de karşılığında hiçbir şey vermeden sadakat bekleyebileceğin anlamına gelmez.Bir kadın senin hayatına girdiğinde ona sürekli “Beni sev, beni anla, beni destekle, benimle ilgilen, bana şefkat göster, benimle seks yap, benim sorunlarımı taşı, benim ailemi kabul et, benim hayatımı kolaylaştır” diyorsan, çok basit bir soru var:Sen onun hayatında ne yapıyorsun?Çünkü partnerlik, bir tarafın hizmet aldığı diğer tarafın hizmet verdiği bir sistem değil. İki yetişkin insanın birbirinin hayatını zenginleştirdiği bir ortaklık. Bir kadının hayatına girip onun hayatını daha yorucu hale getirirken, onun senden memnun olmasını beklemek inanılmaz bir özgüven gerektiriyor.Üstelik bazı erkekler bunu öyle bir noktaya getiriyor ki, kadın kendilerine bir şans verdiğinde bile bunu minnetle karşılamak yerine kadının sınırlarını test etmeye başlıyorlar. “Beni seçtin, şimdi bakalım senden daha ne koparabilirim?” mantığı. Kadın bir konuda “Hayır” diyor, ikna etmeye çalışıyor. Kadın bir standardını söylüyor, pazarlık ediyor. Kadın bir sınır koyuyor, esnetmeye çalışıyor. Kadın “Ben böyle bir ilişki istiyorum” diyor, “Ama benim için de şöyle olsun” diyerek kadının talebini kendi lehine değiştirmeye uğraşıyor.Bu artık uyum aramak değil.Bu, karşı tarafın sınırlarının ne kadarını aşabileceğini test etmek.Ve ben bunun çok büyük bir karakter göstergesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten uyumlu olmayan iki insanın yapacağı şey birbirini ikna etmeye çalışmak değil. “Sen bunu istiyorsun, ben bunu istemiyorum; demek ki birbirimize uygun değiliz” deyip yoluna devam etmektir. Bir insan senin sınırını duyduğu anda seni ikna etmeye, suçlu hissettirmeye veya standardını düşürmeye çalışıyorsa, zaten sana önemli bir bilgi vermiştir: Onun için senin ihtiyaçların, kendi arzuları kadar önemli değil.Ben artık bunu çok basit görüyorum.Bir erkek beni seçmek istiyorsa, önce benim de onu seçmem gerektiğini anlayacak. Benim hayatıma girmek istiyorsa, benim hayatımı inceleyip “Burada kendime ne alırım?” diye değil, “Ben bu kadının hayatına ne katabilirim?” diye de düşünecek. Beni arzulayacak ama yalnızca bedenimi istemeyecek. Benimle seks yapmak isteyecek ama bunun yanında benimle konuşmak, gülmek, gezmek, üretmek, öğrenmek, hayat paylaşmak da isteyecek. Benden şefkat bekleyecekse bana da şefkat verecek. Benden sadakat bekleyecekse kendisi de sadık olacak. Benden fedakârlık bekleyecekse kendisi de gerektiğinde fedakârlık yapacak. Benden konfor bekleyecekse benim hayatıma da konfor getirecek.Ve en önemlisi, bütün bunları kadın onu seçtikten sonra pazarlıkla geri almaya çalışmayacak.Çünkü ben artık bir erkeğin bana “Beni seç” diye yalvarıp, seçildikten yirmi dört saat sonra “Ama şu standardından vazgeç, bu beklentinden vazgeç, şunu da ben yapmak istemiyorum” diye pazarlık açmasını ilişki olarak görmüyorum.O başka bir şey.O, kadının seni seçmesini sağlayacak kadar iyi görünmeye çalışıp, seçildikten sonra gerçek maliyetini düşürmeye çalışma stratejisi.Ve kusura bakma ama ben artık buna kanmam.Beni seçmek isteyen erkek önce kendine bakacak.Hayatına bakacak.Karakterine bakacak.Becerilerine bakacak.Sorumluluklarına bakacak.İlişki kurma kapasitesine bakacak.Ve sonra karşısındaki kadına bakıp şunu düşünecek:“Bu kadın beni neden seçsin?”İşte bu soru, bazı erkeklerin bütün özgüven balonunu patlatmaya yeter.Çünkü cevap gerçekten “Bilmiyorum” ise, çözüm kadının standartlarını düşürmek değil.Kendini geliştirmek.Kadını daha az istemeye ikna etmeye çalışmak yerine, kendini daha çok istenebilir bir erkek haline getirmek.Çünkü kadın seni seçmek zorunda değil.Ve senin de bir kadını seçme hakkın olduğu kadar, kadının da seni eleyip yoluna devam etme hakkı var.Bunu kabullenemeyen erkek, ilişki aramıyordur.Kendisini reddetmeyecek bir kadın arıyordur. (Ona da genelde anneciği köyden fakir eğitimsiz özgüvensiz birini bulsun zaten.)Ki herkes bilir ki bir kadına bin erkek düşse bile bir erkeğe bir kadın zor düşer, ondan az ekonomi bilgisi ve zekası olan bir erkek zaten elindeki kadını tutup kaçırmamayı bilir. O nedenle bekar erkekler iq olarak düşük, evli ve uzun ilişkisi olan daha zekidir araştırmalara göre. Çünkü aptal erkek prenses olup nazlanıp kadına liste sunup bahaneler üretirken, adam olan aktif olarak kadına bir şeyler sunup vererek kendi yuvasını çoktan kurmuştur. Mutlu ve uzun ilişkilerdeki erkeklerin “hanımcı” olması da bundandır, toksik – yorgun — kavga dolu evliliklerde kadının “anne” hissetmesinin nedeni de…İkisi çok farklı şeyler.İş Kadına Gelince Özgür Piyasa, Erkeklere Gelince Sosyal Yardım Projesi was originally published in Türkçe Yayın on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkçe Yayın






