Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Dogville Filmi ve İyilik Kılığına Giren Çıkar

Dogville Filmi ve İyilik Kılığına Giren Çıkar

Dogville filmini izlerken beni en çok düşündüren şey, insanların bir anda kötüleşmesi değildi.

Asıl rahatsız edici olan, kötülüğün yavaş yavaş ortaya çıkmasıydı.

Grace kasabaya geldiğinde insanların çoğu ona yardım ediyor gibi görünüyordu. Ona bir şans verdiler. Onu aralarına aldılar. Karşılığında ondan bazı şeyler istediler.

Başta bunlar çok büyük şeyler değildi.

Biraz çalışması.

Biraz yardım etmesi.

Biraz daha fedakârlık yapması.

Grace de bunu kabul etti.

Çünkü kendini onlara borçlu hissediyordu.

İşte bence filmin en önemli noktası burada başlıyor.

Bir insan size gerçekten iyilik mi yapıyor, yoksa sizden ileride alacağı bir şey için yatırım mı yapıyor?

Bu ikisini ayırt etmek her zaman kolay değil.

Çünkü dışarıdan bakıldığında ikisi de aynı görünebilir.

Biri size yardım eder.

Sizi düşünür.

Sizin için bir şeyler yapar.

Size zaman ayırır.

Sizi özel hissettirir.

Ama aradaki fark, siz karşılık vermediğinizde ortaya çıkar.

Gerçekten iyi bir insan yaptığı iyiliği bir borç senedi gibi tutmaz.

Size yardım eder ve bunu unutabilir.

Siz ona aynı şeyi geri veremediğinizde sizi suçlamaz.

İstediğini yapmadığınızda karakteri değişmez.

Sınır koyduğunuzda sizi cezalandırmaz.

Çünkü onun yaptığı iyilik gerçekten iyiliktir.

Ama bazı insanlar için iyilik bir araçtır.

Sizi kendilerine yaklaştırmak için.

Güveninizi kazanmak için.

Size erişim sağlamak için.

İleride sizden bir şey alabilmek için.

Bu insanlar başlangıçta çok iyi görünebilir.

Hatta bazen gerçekten çok daha iyi davranırlar.

Çünkü henüz sizden istedikleri şeyi almamışlardır.

Siz de doğal olarak onlara güvenmeye başlarsınız.

Daha fazla açılırsınız.

Daha fazla zaman ayırırsınız.

Daha fazla yardım edersiniz.

Onları hayatınıza alırsınız.

Ve bir süre sonra sınırlarınızın test edilmeye başladığını fark edersiniz.

Başta küçük bir şeydir.

Sonra bir başkası gelir.

Sonra bir başkası.

Bir gün bakarsınız ki size iyilik yapan insan, sizden artık çok daha fazlasını bekliyor.

Daha fazla zaman.

Daha fazla ilgi.

Daha fazla emek.

Daha fazla sadakat.

Daha fazla erişim.

Daha fazla kontrol.

Ve siz ilk kez “Hayır.” dediğinizde, her şey değişir.

İşte o zaman gerçek karakter ortaya çıkar.

Çünkü siz artık onun istediği şeyi vermiyorsanız, size yaptığı iyiliklerin ne olduğunu sorgulamaya başlarsınız.

Gerçekten sizi önemsiyor muydu?

Yoksa sizden alacağı şey için mi size iyi davranıyordu?

Dogvillede Grace’in yaşadığı şeyin beni en çok rahatsız eden tarafı da bu.

İnsanlar başta kendilerini iyi insanlar olarak görüyorlar.

Grace’e yardım ettiklerini düşünüyorlar.

Ama Grace’in onlara muhtaç olduğunu fark ettikçe, yardımın sınırları değişiyor.

İyilik bir süre sonra beklentiye dönüşüyor.

Beklenti hak iddiasına dönüşüyor.

Hak iddiası ise kontrol arzusuna.

Grace’in artık gidecek yeri olmadığını fark ettiklerinde, ona yaptıkları iyiliklerin karşılığını istedikleri gibi alma hakkına sahip olduklarını düşünmeye başlıyorlar.

İşte bu çok tanıdık bir insan davranışı.

Birine yardım edersin.

Sonra o yardımın karşılığında onun üzerinde hak sahibi olduğunu düşünmeye başlarsın.

“Ben sana bunu yaptım.”

“Ben seni kabul ettim.”

“Ben sana yardım ettim.”

“O zaman sen de benim istediğimi yapmalısın.”

Ama gerçek iyilik böyle değildir.

Gerçek iyilik bir insanı satın almaz.

Bir insan sana yardım etti diye sen ona hayatını borçlu olmazsın.

Bir arkadaşın sana destek oldu diye artık her isteğini yerine getirmek zorunda değilsin.

Bir patron sana iş verdi diye sınırsız çalışmak zorunda değilsin.

Bir partner senin için bir şey yaptı diye bedenin üzerinde hak sahibi olmaz.

Bir insan sana para harcadı diye ona cinsel yakınlık borçlu değilsin.

Birinin yaptığı iyilik, senin özgürlüğünü satın almaz.

Bence insanları anlamanın en önemli yollarından biri de budur:

Siz onlara istediklerini vermediğinizde nasıl davranıyorlar?

Çünkü herkes size bir şey isterken iyi davranabilir.

Ama siz hayır dediğinizde gerçek karakter ortaya çıkar.

Bir insan sizin sınırlarınızı kabul edebiliyor mu?

Sizden bir şey alamadığında da size saygı duyuyor mu?

Sizin artık eskisi kadar müsait olmadığınızı kabul ediyor mu?

Siz onun istediği şeyi yapmadığınızda hâlâ aynı insan olarak kalıyor mu?

Yoksa bir anda öfkeli, kırıcı, suçlayıcı ve tehditkâr mı oluyor?

Bence gerçek iyi insan ile yemleyen insan arasındaki en önemli farklardan biri de burada.

Gerçek iyi insan yalnızca size iyi davranmaz.

Çevresindeki insanlara da iyi davranır.

Garsona.

Çalışana.

Komşusuna.

Ailesine.

Kendisine hiçbir fayda sağlamayan insanlara.

Çünkü iyilik onun bir stratejisi değildir.

Karakteridir.

Ama çıkarcı insan genellikle seçicidir.

Sadece kendisinden bir şey alabileceği kişilere iyi davranır.

Size karşı çok cömerttir.

Ama garsona kaba davranır.

Size karşı çok anlayışlıdır.

Ama çalışanının emeğinin karşılığını vermez.

Sizi sürekli över.

Ama kendisine fayda sağlamayan herkesi küçümser.

İşte bu yüzden bir insanın size nasıl davrandığına bakmak yetmez.

Başkalarına nasıl davrandığına da bakmak gerekir.

Çünkü bazen siz onun hedefisinizdir.

Ve size gösterdiği iyilik, onun genel karakterini değil, sizden almak istediği şeyi gösteriyordur.

Bence Dogvillein en güçlü mesajlarından biri şu:

İyi olmak, insanların sana istediği gibi davranmasına izin vermek değildir.

Grace’in iyi olması, kasabanın ona yaptıklarını haklı çıkarmaz.

Onun yardıma ihtiyaç duyması, insanların onu sömürmesini meşru hale getirmez.

Onun zayıf olması, başkalarının ona zarar verme hakkı olduğu anlamına gelmez.

Ve bu sadece Grace için geçerli değil.

Gerçek hayatta da geçerli.

Kibar olabilirsin.

İyi olabilirsin.

Cömert olabilirsin.

İnsanlara yardım edebilirsin.

Ama yine de sınırların olabilir.

“Hayır.” diyebilirsin.

Birinden uzaklaşabilirsin.

Bir ilişkiyi bitirebilirsin.

Bir işi bırakabilirsin.

Bir arkadaşlığı sonlandırabilirsin.

Çünkü iyi olmak, kendini herkese teslim etmek değildir.

Bence insanlara güvenmekteki en büyük hata, başlangıçtaki davranışlarını kalıcı karakterleri sanmak.

Bir insan başta çok iyi davranabilir.

Ama önemli olan, sen ona karşılık vermediğinde ne olduğudur.

Sen onu reddettiğinde.

Sen sınır koyduğunda.

Sen eskisi kadar vermediğinde.

Sen artık onun için kullanışlı olmadığında.

İşte o zaman bazı insanların maskesi düşer.

Ve belki de o anda anlarsın:

O insan sana gerçekten iyi davranmıyordu.

Sadece senden bir şey istiyordu.

Gerçek iyilik sizi borçlu hissettirmez.

Gerçek sevgi sizi kontrol etmez.

Gerçek yardım karşılığında itaat istemez.

Gerçek dostluk sınırlarınızı cezalandırmaz.

Ve gerçek bir insan, siz ona “Hayır.” dediğinizde bir anda canavara dönüşmez.

Belki de Dogvilleden alınabilecek en önemli derslerden biri budur:

İnsanların size ne verdiklerine değil, sizden istediklerini vermediğinizde size nasıl davrandıklarına bakın.

Çünkü bazı insanlar size iyi davranır.

Bazıları ise sadece sizi kazanmak ister.

Ve bu ikisi aynı şey değildir.


Dogville Filmi ve İyilik Kılığına Giren Çıkar was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement