Yaratıcılığa İzin Vermek
“-Mış’ların” Dünyasında Hayatta Kalma Rehberi
Herkesin en çok bildiğini iddia ettiği, bilgiye erişimin zahmetsizleştiği ama derinliğin yavaş yavaş yittiği bir yüzyıldayız. İnsan aklının ve zekâsının her fırsatta göklere çıkarıldığı bu çağda, garip bir ironiyle zihnimizi ve üretimlerimizi yapay zekâ araçlarına emanet eder olduk. Bir cümleyi tamamlatmak, bir fikri “düzelttirmek”, hatta bazen bir duyguyu bile ifade ettirmek için ekrana dönüyoruz.
En kolay ve en kısa yolun arayışında kaybolurken, fersah fersah uzaklaştığımız bir şey var: özgünlüğümüz, yaratıcılığımız ve kendiliğimiz.
Kendi “ses”imizi duyamaz olduk. Daha da fenası, ötekinin izini sürerken herkesin birer kopyası haline geliyoruz. Tıkandık.
Gerçek hayatın gayeleri, kariyer yolculukları, bitmeyen sınavlar ve bahaneler arasında sıkışırken belki de atalarımdan devraldığım en özgün yeteneğimi — hikâye anlatıcılığını — unutur oldum.
Her şeyin “mış gibi” yapıldığı, herkesin bir şeymiş gibi göründüğü bu dünyada kendi sesini duymak artık bir tercih değil, bir hayatta kalma meselesi haline geldi.
Aylar önce, Martin Eden’in o sarsıcı tutkusuyla düştü içime ilk kıvılcım: “Ben de yazmak, çizmek istiyorum ya!”
İlk baştaki bu coşkulu çılgınlık, zamanla yerini aylar süren eskiz defterlerine, sessiz içe dönüşlere ve bilinçaltı dökümlerine bıraktı. Senelerdir yalnızca zihninde yaşamış biri olarak benim için bu süreç, en azından derin bir rahatlama ve nefes alma alanı oldu. Yazmak, önce bir kaçış gibi başladı; sonra bir sığınağa, en sonunda da bir yüzleşmeye dönüştü.
Bu dönemde, normalde pek âdetim olmamasına rağmen eski okuduğum kitaplara geri döndüm. Garip bir şekilde, her birinden daha önce hiç fark etmediğim bambaşka ilhamlar aldım.
Mühendisler ve Kaşifler — Le Guin’in İzinde
Bilimkurgu ve fantezi edebiyatı denince Tolkien’in ve Aldous Huxley’nin yeri bende ayrıdır. Ama Ursula K. Le Guin’in yeri bambaşkadır. Kendisinin hem romanlarına hem de kurduğu düşünce dünyasına hayranım.
Geçtiğimiz günlerde Le Guin’in Kadınlar, Rüyalar ve Ejderhalar adlı deneme kitabını okurken, Andy Porter’ın Yerdeniz dünyasını nasıl kurguladığına ve planladığına dair sorduğu soruya verdiği yanıt çok kıymetliydi.
Le Guin şöyle diyordu:
“Ama ben hiçbir şey planlamadım ki, buldum…”
Hayatı boyunca “nasıl yazılmalı” rehberlerinden itinayla kaçınmıştı. Önceden detaylı haritalar, süslü betimlemeler hazırlamıyordu. Sadece küçük bir defteri vardı ve karakterler belirdikçe ona notlar düşüyordu.
“Eğer o yazılmaya değer bir karakterse, zaten kafamın içinde vardır. Yapmam gereken tek şey ona bakmaktır.” diyordu.
Ve ekliyordu o muazzam tespiti:
“Ben mühendis değilim, kaşifim. Yerdeniz’i keşfettim. İyi yapılmış planlar her şeyi birden içerme eğilimindedir, keşifler ise adım adım yapılır. Planlama zamanı inkâr eder. Keşif zamansal bir süreçtir. Yıllar ve yıllar alabilir. İnsanlar hâlâ Antarktika’yı keşfediyorlar.”
Kendi Antarktika’nı Keşfetmek
İşte -mış’ların dünyasında hayatta kalmanın ve özgün kalabilmenin sırrı tam olarak burada gizli: mühendisliği bırakıp kâşif olabilmekte.
Günümüz dünyasında, konu yaratıcılık da olsa mühendis olmamız gerektiğine inandırıldık.
Her şeyi önceden planlamamız, şablonlara uymamız, en kısa yoldan çıktı almamız altın bir kural gibi. Algoritmalar bize en hızlı, en verimli ve en optimize yolu gösteriyor. Ama yaratıcılık ve özgünlük, önceden çizilmiş mühendislik taslaklarından değil; kaşifin meçhule attığı o cesur adımlardan doğuyor.
Eğer içimizdeki yeteneği, kendi hikâye anlatıcımızı hatırlamak istiyorsak, yapay kalıpları bir kenara bırakıp kendi zihnimizin derinliklerine bakmayı öğrenmeliyiz. Hazır haritalarla yola çıkılmaz.
En nihayetinde sizi duyulan değil, yaşayan bir “Ses” kılacak olan tek yol budur.
Yazının sonuna gelirken, Le Guin’den bir alıntı daha eklemek istiyorum:
“ Seyyahlar kendi yolculuklarını anlatırlar, sizinkini değil.”
Yaratıcılığa İzin Vermek was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






