Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Kaçıngan Değilim

Kaçıngan Değilim

Sadece Sorumluluk Almak İstemiyorum, Öyle mi?

Bir arkadaşım geçen ay biriyle tanıştı, üç hafta konuştular, adam bir anda ortadan kayboldu. Sordum “ne oldu” diye. “Onun kaçıngan bağlanma stili tetiklendi” dedi bana, sanki adam bir laboratuvar deneyinde kontrolsüz bir değişkenmiş gibi. Ben de dedim ki “ya da adam seni sevmedi, öyle bir ihtimal de var.” Bana öyle bir baktı ki, sanki ona “dünya düz” demişim gibi.

Şu anda tanıdığım her insan kendini bir bağlanma stiline atamış durumda, sanki bu bir astroloji burcu, sanki doğduğun anki gezegen dizilimine göre “kaygılı-kaçıngan” ya da “güvenli” oluyorsun. Kimse artık “ben biraz bencilim” demiyor, “kaçıngan bağlanma stilim var” diyor. Kimse “ben kıskancım” demiyor, “kaygılı bağlanıyorum” diyor. Etiket o kadar rahat ki, artık kimse “ben hata yaptım” demek zorunda kalmıyor; “stilim öyle” diyor, sanki bu bir kişisel özellik değil, üzerine giydiğin ve çıkaramadığın bir forma.

En sevdiğim kısmı, bu etiketlerin hep karşı tarafa uygulanması. Kimse kendine “ben kaçınganım, bu yüzden özür dilerim” demiyor; “sen kaçınganmışsın, bu yüzden seni affediyorum ama biraz da yargılıyorum” diyor. Bağlanma teorisi, terapistlerin masasından çıkıp bizim elimizde bir sopa oldu; kendimizi anlamak için değil, karşımızdakini etiketleyip rahatlamak için kullanıyoruz.

Bir de “travma tepkisi” var, malum. Biri sana kaba davranırsa “travma tepkisi veriyor” dersin, sanki adam bir anda 7 yaşındaki haline dönüp senden değil de anaokulu öğretmeninden intikam alıyor. Bazen hayır, adam sadece kabaydı. Bazen travma yok, sadece terbiye eksikliği var; ama “terbiyesizlik” demek o kadar 2005 kalıyor artık, “düzenlenmemiş sinir sistemi” demek daha havalı.

İtiraf edeyim, ben de bunu yaptım. Bir ilişkide hata yaptığımda “kaçıngan bağlanma stilim tetiklendi” dedim, oysa gerçek sebep şuydu: mesaja cevap vermek canımı sıkmıştı, o kadar. Bağlanma teorisi bir bahaneye dönüştüğünde, en büyük kurbanı psikoloji biliminin kendisi oluyor; çünkü artık kimse gerçek bir terapistin söylediğine mi kulak veriyor, yoksa bir influencer’ın on beş saniyelik videosuna göre mi kendine teşhis koyuyor, bunu ayırt edemiyoruz.

Belki de mesele şu: bağlanma stili gerçek bir şey, kimse inkâr etmiyor. Ama her huysuzluğun, her ilgisizliğin, her “seni aramadım çünkü meşguldüm” cümlesinin arkasına bir teori sığdırmaya çalışmak, aslında en temel şeyi unutturuyor bize — bazen insanlar sadece kötü davranıyor, bunun bir stili yok, sadece kötü bir tercih var.

Ben de gidip kendime bakacağım şimdi, çünkü bu yazıyı yazarken bile üç kere “acaba ben mi kaçınganım” diye düşündüm. Hayır, değilim. Sadece bu konuyu yazmak yerine dizi izlemek istiyordum, o kadar. İşte, hiçbir teori gerekmeden söylendi.


Kaçıngan Değilim was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement