Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Çocuklarda “dijital emzik” tehlikesi!

Çocuklarda “dijital emzik” tehlikesi!

İnternet, sosyal medya ve dijital oyunların çocukların günlük yaşamındaki yeri giderek artarken bu alışkanlıkların davranış gelişimine etkileri de tartışılmaya devam ediyor. Pedagog Ali Çankırılı, Türkinform’a verdiği özel röportajda çocuklarda gözlemlediği davranış değişikliklerini, dijital araçların bilinçsiz kullanımını ve ebeveynlerin sınır koyma konusunda yaptığı hataları değerlendirdi.

DİJİTAL OYUNLAR DAVRANIŞLARI ETKİLEYEBİLİYOR

İnternet ve sosyal medya kullanımının okul öncesi döneme kadar indiğini söyleyen Çankırılı, anne, baba, kardeşler, arkadaşlar ve aile büyükleriyle kaliteli zaman geçiremeyen çocukların dijital içeriklere daha fazla yöneldiğini dile getirdi.

Özellikle şiddet içeren oyunların çocukların davranışları üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceğini savunan Çankırılı, oyunlarda sorunların şiddet ve silah kullanılarak çözülmesinin çocuklar tarafından örnek alınabileceğini ifade etti. Çankırılı, bu tür oyunları uzun süre oynayan bazı çocukların okulda veya sokakta yaşadıkları anlaşmazlıklarda saldırgan davranışlar gösterebildiğini belirtti.

AKILLI TELEFONLAR “DİJİTAL EMZİK” OLARAK KULLANILIYOR

Bazı ebeveynlerin günlük işlerini yapabilmek veya kendilerine zaman ayırabilmek amacıyla çocuklarının eline telefon verdiğini belirten Çankırılı, bu yaklaşımı psikolojide “dijital emzik” olarak tanımladıklarını söyledi.

Çankırılı, küçük yaşta telefonla sakinleşmeye alışan çocuğun zaman içerisinde cihazdan ayrılmakta zorlanabileceğini ifade ederek, “Emziğe alışan çocuk nasıl emziği bırakamıyorsa, cep telefonuna alışan çocuk da farkında olmadan bağımlılık geliştirebiliyor. Bir süre sonra telefonu elinden almak zorlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“TEKNOLOJİYE KARŞI DEĞİL, BİLİNÇSİZ KULLANIMA KARŞIYIZ”

İnternet ve teknolojinin tamamen zararlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çankırılı, dijital imkânların sağladığı yararların yanında bazı risklerin de bulunduğuna dikkat çekti. Çankırılı’ya göre temel sorun, teknolojinin çocukların gerçek yaşamla kurduğu ilişkinin önüne geçmesi ve kontrolsüz biçimde kullanılması.

Richard Louv’un “Doğadaki Son Çocuk” adlı kitabında ele aldığı “doğa yoksunluğu” kavramına değinen Çankırılı, doğadan uzak büyüyen çocukların dikkat, hareketlilik ve duygusal gelişim alanlarında sorun yaşayabileceğini söyledi. Çankırılı, beton yapıların yoğun olduğu şehirlerde yaşayan çocukların ağaçtan, topraktan, hayvanlardan ve açık hava etkinliklerinden uzak kalmasının gelişimlerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

AİLELER ÇOCUKLARIYLA KALİTELİ ZAMAN GEÇİRMELİ

Ebeveynlerin çocukları dijital araçlardan uzaklaştırmak için yalnızca yasak koymasının yeterli olmayacağını belirten Çankırılı, çocuklara alternatif etkinlikler sunulması gerektiğini ifade etti. Çankırılı; çocuk parkına veya pikniğe gitmek, birlikte top oynamak ve aile büyüklerini ziyaret etmek gibi etkinliklerin çocukların sosyal gelişimine katkı sağlayacağını söyledi.

Aile içinde birlikte eğitici filmler izlenmesi, çocukların derslerine ve ödevlerine destek olunması gerektiğini de dile getiren Çankırılı, ebeveynlerin çocuklarına ayırdığı nitelikli zamanın dijital bağımlılığın önlenmesinde önemli bir rol oynadığını kaydetti.

HER İSTEĞİ YERİNE GETİRİLEN ÇOCUK DOYUMSUZ OLABİLİYOR

Çocuklarını mutlu etmek isteyen bazı ebeveynlerin “hayır” demekten kaçındığına işaret eden Çankırılı, anne ve baba tutumlarının çocukların kişilik gelişimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Ebeveyn tutumlarını otoriter, ilgisiz, aşırı verici, tutarsız, aşırı koruyucu, mükemmeliyetçi ve demokratik olmak üzere yedi kategoride değerlendiren Çankırılı, sınır koyamayan ebeveynlerin çoğunlukla aşırı verici veya aşırı koruyucu bir yaklaşım sergilediğini belirtti.

Özellikle çocukluğu yoksulluk veya baskı altında geçen bazı anne ve babaların, kendi çocuklarının aynı koşulları yaşamaması için her isteklerini yerine getirdiğini anlatan Çankırılı, iyi niyetle benimsenen bu tutumun eğitim açısından doğru sonuçlar vermeyebileceğini ifade etti. Her istediğine kolaylıkla ulaşan çocukların zaman içerisinde doyumsuzlaşabileceğini belirten Çankırılı, istekleri karşılanmadığında inatçılık, öfke ve saygı sınırlarını aşan davranışların ortaya çıkabileceğini söyledi.

“SINIR KOYMAK ÇOCUĞU CEZALANDIRMAK DEĞİLDİR”

Çankırılı, çocuklara sınır koymanın sevgisizlik veya baskı anlamına gelmediğini vurgulayarak, kuralların çocukların dış dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olduğunu belirtti. Sağlıklı sınırların çocuğun hem kendisiyle hem de çevresiyle uyumlu bir birey olmasına katkı sunduğunu dile getirdi.

Bazı ebeveynlerin çocukların bütün isteklerini yerine getirmeyi modern eğitim anlayışı olarak değerlendirdiğini belirten Çankırılı, demokratik ebeveynliğin sınırsızlık anlamına gelmediğine dikkat çekti. Çankırılı, çocuklara bağırmadan ve ceza vermeden de açık, tutarlı ve yaşlarına uygun sınırlar konulabileceğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Almila Kerküklü

To read the full story from the source: TürkInform

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement