Annem Kanser Olunca..
Hayat öyle gariptir ki..
Hiç bir psikoloji yada kişisel gelişim kitaplarından öğrenemiyorsun hayatı. Yalnızca deneyimlemen ve bu hayat oyununda mücadele etmen gerekiyor. Kimilerimiz işi için uykularından vazgeçiyor. Kimimiz arabasını bir kademe daha yükseltebilmenin hayallerini kuruyor. Kimimiz ise hayatının aşkını bulmakla uğraşıyor. Herkesin belirli bir uğraşı ve sınavı var bu hayatta. Araba için uğraşan bir trafik kazası ile, işi için uğraşan bir iflas ile, aşkı için uğraşan da bir ayrılık ile sınanıyor bu oyunda. İşte bu oyunda annemin payına düşen şey ise, kanserdi!
Sözlerime başlamadan önce kanseri biraz tanıyalım.
Kanseri kısaca tanıyalım
Kanser, vücuttaki bazı hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalarak çevre dokulara zarar vermesiyle oluşan geniş bir hastalık grubudur. Bu hücrelerin kan veya lenf yoluyla başka organlara yayılmasına metastaz denir.
Kanser; ortaya çıktığı hücre ve dokuya göre karsinom, sarkom, lösemi, lenfoma, miyelom ve melanom gibi farklı gruplara ayrılır. Akciğer, meme, kalın bağırsak-rektum ve prostat kanserleri dünyada sık görülen kanserler arasındadır.
Tedavi; kanserin türüne, evresine ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve hormon tedavisi tek başına veya birlikte uygulanabilir. Tedavinin amacı kanseri ortadan kaldırmak, ilerlemesini yavaşlatmak ya da hastanın şikâyetlerini azaltmaktır.
Erken teşhis, birçok kanser türünde tedavinin başarı ihtimalini artırabilir.
Kanserin tıbbi karşılığı kabaca böyleydi. Fakat hiçbir tanım, bu kelimenin bir ailenin hayatına girdiğinde neleri değiştirdiğini anlatmıyordu. Şimdi biraz da annemin hastalığının bizi, özellikle de beni, nasıl değiştirdiğinden söz etmek istiyorum.
İnsan hayatında sürekli bir amaç uğruna çalışıyor ve zamanını harcıyor. Böylelikle de insan en sevdiklerine bile zaman ayıramıyor. Annesine bile..
Ben bunu fark ettim. Yerli yersiz bana sebepsiz gelen tartışmalarımızın onu ne kadar üzdüğünü fark ettim. Sonra yazmaya başladım. Okudum, okudum ve okudum. Ruhumu nasıl terbiye ederim onun yollarını araştırdım. Ve işte şimdi karşınızdayım! Hala bir öğrenciyim ve hayat boyu da öğreneceğim.
Şimdi size diyeceklerimi sakin bir zihinle ve sessiz bir ortamda düşünün.
1) Sana anlamsız gelen, ona gününü mahvedecek bir şey gibi gelir!
Unutmayın ki anneler kırılgandır. Bizler doğup onların kucaklarına verildiğimiz ilk andan itibaren, hassasiyet ayarları en sondadır! Bu sebepten ötürü bize karşı söylemlerinde sarsılmaz bir dağ gibi durmalı ve annenizin rüzgarlarına direnmelisiniz. Dağlar rüzgara tepki verir mi? Yeri yerinden oynatır mı? Hayır tabi ki! Sizlerde öyle olmalısınız. İşte bu sebepten ötürü annelerinize cephe almayın. Onları bir fazla kucaklayın ve sevin! Çünkü çoğumuz için anneler, yeryüzünde sizi çıkarsız seven tek kişidir!
2) Annen de ilk kez yaşıyor!
Hepimiz annelerimize birtakım sorumluluklar yüklüyoruz. En basitinden, odamızı toplamasını bekliyoruz.
Bir annenin evin düzenini sağlamak için günde yaklaşık dört saat harcadığını düşünürsek, bu süre elli yılda sekiz yılı aşkın bir ömre karşılık geliyor.
Şimdi kendinize sorun:
Siz, ömrünüzün sekiz yılını yalnızca bir evin düzeni için verir miydiniz?
İşte bu yüzden annenizin de hayatı yalnızca bir kez yaşadığını unutmayın. Omuzlarındaki yükü elinizden geldiğince hafifletin.
Elbette her insan gibi annelerin de hataları, pişmanlıkları ve hayalleri var. Neden annenize destek olup hayallerine duyduğu inancı yeniden yeşertmiyorsunuz?
Unutmayın, hayat yalnızca bir kez kesilen sinema bileti gibidir; o biletin tekrarı yoktur. Ya onun en güzel anlarına şahit olursunuz ya da gündelik uğraşların peşinden giderken birlikte yaşayabileceğiniz koca bir ömrü birkaç hatıraya sığdırırsınız.
3) Bir gün söylemek istediklerin için geç kalabilirsin!
Bu hayatta ne zaman mutlu ve değerli hissediyorsunuz? Sevildiğinizde ve bu sevgiyi her hâliyle hissettiğinizde, değil mi?
İşte bu yüzden, annelerimize söyleme şansımız hâlâ varken içimizden geçenleri söyleyelim. Bunun ne kadar önemli olduğunu, hastanenin soğuk koridorlarında beklerken çok iyi anladım. Çünkü insan bazen tam da o koridorlarda büyüyor.
Siz siz olun, o koridorlarda çaresizce volta atmadan önce annenize onu sevdiğinizi söyleyin. Yalnızca sözlerinizle değil; sarılarak, yanında olarak ve sevginizi davranışlarınızla göstererek de hissettirin.
Çünkü bazı sözler zamanında söylendiğinde bir kalbi ısıtır; geç kalındığında ise insanın içinde ömür boyu yankılanır.
4) Hastalık yalnızca bedene uğramaz!
İnsan hastalandığında bundan yalnızca bedeni etkilenmez; ailesi ve sevdikleri de bu sürecin görünmeyen yükünü taşır.
Evin düzeni değişir mesela. Neşenin yerini endişe, sıradan konuşmaların yerini ise tahlil sonuçları alır. Hasta olan kişi bedeniyle mücadele ederken yakınları da çaresizlikle mücadele eder.
Güçlü görünmeye çalışırsın fakat yalnız kaldığında zihnin en kötü ihtimallere sürüklenir. Uykun bozulur, işine odaklanamazsın. Bir zamanlar büyük gördüğün sorunların aslında ne kadar küçük olduğunu anlarsın.
Ben bunu annemin hastalığında öğrendim:
Kanser bir bedende başlar fakat bütün bir evin ruhuna dokunur.
Bu yüzden hastaya gösterdiğimiz ilgi kadar, onun yanında sessizce mücadele eden insanları da görmeliyiz. Çünkü bazı insanlar hasta değildir; fakat sevdikleri acı çekerken onlar da içten içe iyileşmeye ihtiyaç duyar.
Annemin hastalığı bana hayatın ne kadar kısa olduğunu değil, ne kadar çok şeyi ertelediğimizi de öğretti. Sevgimizi söylemeyi, sarılmayı, özür dilemeyi ve birlikte vakit geçirmeyi hep yarına bırakıyoruz. Oysa bazı yarınlar, düşündüğümüz kadar cömert davranmıyor.
Bu yazıyı okuduktan sonra anneniz yanınızdaysa gidip ona sarılın. Uzaklardaysa telefonunuzu elinize alın ve sesini duyun. Çünkü bugün sıradan gelen o ses, bir gün dünyanın en kıymetli hatırasına dönüşebilir.
Annem hâlâ bu mücadelenin içinde. Ben ise onun yanında dururken yalnızca kanseri değil; kendimi, hayatı ve sevgiyi de yeniden öğreniyorum.
Umarım bu hikâyenin sonunda yalnızca hastalık değil, hepimiz iyileşiriz.

Annem Kanser Olunca.. was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






