Berlin'in Nijerya açılımı ne anlatıyor?
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un 22 Temmuz’daki Abuja teması, Sahel’deki güvenlik krizinin artık Mali, Burkina Faso ve Nijer sınırları içinde okunamayacağını gösterdi. Berlin, Nijerya’ya güvenlik desteği ve yerinden edilenlerin dönüşü için yeni kaynak açıklarken kıyı Batı Afrika’yı daha geniş bir savunma hattı olarak görmeye başladığını da ortaya koydu.
Almanya, merkez Sahel’de daralan hareket alanını Nijerya ve kıyı devletleri üzerinden yeni bir bölgesel güvenlik ortaklığına mı dönüştürüyor?
Johann Wadephul, Abuja’da Nijeryalı mevkidaşı Bianca Odumegwu-Ojukwu ile görüşürken iki ayrı dosyayı aynı masaya koydu. Bir tarafta Boko Haram ve IŞİD bağlantılı yapıların etkilediği bölgelerden dönen insanların yeniden yerleşimi için ayrılan 10 milyon avro vardı. Diğer tarafta ise ticaret, enerji, yatırım ve Alman şirketlerinin Nijerya’daki varlığı ele alındı.
İlk bakışta bu, güvenlik yardımıyla ekonomik diplomasinin yan yana getirildiği sıradan bir ziyaret gibi görülebilir. Ne var ki, Wadephul’un kullandığı cümle daha genişti. Sahel krizinin taşan etkilerinin bölgedeki tüm kıyı devletlerini giderek daha fazla tehdit ettiğini söyledi.
Berlin’in Abuja’da verdiği mesaj açık. Sahel artık kuzeyde yaşanan ve kıyı ülkelerinin uzaktan izleyebileceği bir kriz alanı değil. Benin’den Togo’ya, Gana’dan Nijerya’ya uzanan kuşağın güvenliği, merkez Sahel’deki savaşın seyrinden doğrudan etkileniyor.
Berlin artık Sahel’e merkezden bakmıyor
Almanya’nın bu noktaya bir günde gelmediğini söylemek gerekiyor. Berlin, yıllarca Mali’deki Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği misyonları üzerinden Sahel güvenliğinin içinde yer aldı. Askeri eğitim, sivil kapasite geliştirme ve kalkınma projeleri Almanya’nın bölgedeki temel araçlarıydı.
Fakat Mali ve Nijer’deki siyasi kopuşlar, Avrupa misyonlarının kapanması ve Sahel Devletleri İttifakı’nın Batılı ortaklarla arasına mesafe koyması bu hattı büyük ölçüde daralttı. Avrupa’nın merkez Sahel’de kurduğu güvenlik düzeni sahadaki şiddeti azaltamadığı gibi yerel yönetimlerle sürdürülebilir bir siyasi ilişki de üretemedi.
Berlin şimdi aynı haritaya farklı bir yerden bakıyor. Wadephul’un Afrika turunun Moritanya, Nijerya ve Güney Afrika’yı kapsaması tesadüf sayılmaz. Moritanya Sahel’in batı girişinde görece istikrarlı bir ortak olarak öne çıkıyor.
Nijerya Batı Afrika’nın ekonomik ve siyasi ağırlık merkezi. Güney Afrika ise Berlin’in kıtadaki en geniş ticari ve diplomatik ilişkilerinden birine sahip olduğu ülke.
Moritanya’da Alman ordusunun gelecek yıldan itibaren danışmanlık faaliyeti yürütmesine yönelik hazırlık açıklanırken, Abuja’da güvenlik, geri dönüş ve ekonomik bağlar birlikte ele alındı. Bu durum Almanya’nın merkez Sahel’de büyük ve görünür askeri misyonlar yerine çevredeki güçlü devletler üzerinden daha dağınık bir ortaklık ağı kurmaya yöneldiğini gösteriyor.
Peki bu, Sahel politikasının kıyıya taşınması mı?
Kısmen evet. Ancak burada hareket eden şey silahlı gruplarla sınırlı kalmıyor. Güvenlik kaygıları, sınır yönetimi, göç baskısı, enerji güzergâhları ve Avrupa’nın ekonomik çıkarları da güneye doğru ilerliyor.
Tehdit bir cephe hattı gibi ilerlemiyor
Sahel’deki şiddetin kıyı ülkelerine doğru yayılması çoğu zaman harita üzerinde aşağıya inen tek bir okla anlatılıyor. Gerçekte süreç bundan daha karmaşık. JNIM ve IŞİD’in Sahel kolu, düzenli ordular gibi yeni bölgelere girmiyor.
Sınır toplulukları, koruma alanları, kaçakçılık güzergâhları ve devlet varlığının zayıf kaldığı kırsal bölgeler bu genişlemenin taşıyıcıları hâline geliyor. Silahlı yapılar bazı yerlerde saldırı düzenliyor, bazı yerlerde lojistik ağ kuruyor, kimi bölgelerde ise yerel anlaşmazlıkları kendi lehine kullanıyor.
Benin, Nijer ve Nijerya sınır kuşağında silahlı gruplarla bağlantılı olayların 2024 ile 2025 arasında yaklaşık yüzde 80 artması bu nedenle önemli.
Aynı dönemde ölümlerin üç kattan fazla artarak bini aşması, tehdidin artık geçici sınır sızmalarından ibaret olmadığını gösteriyor.
Benin 2025’te kendi açısından en kanlı yılı yaşadı. Togo’nun kuzeyinde saldırılar ve güvenlik operasyonları devam etti. Gana henüz benzer ölçekte bir şiddet dalgasıyla karşılaşmadı; ancak kuzey bölgelerinin lojistik, tedavi ve tedarik amacıyla kullanılabileceğine ilişkin kaygılar uzun süredir gündemde.
Nijerya açısından durum daha da karmaşık. Ülke kuzeydoğuda Boko Haram ve IŞİD’le mücadele ederken kuzeybatıda silahlı suç ağları, kaçırma ekonomisi ve yeni örgütlenmelerle karşı karşıya. Benin ve Nijer sınırlarında artan faaliyetler bu dağınık güvenlik sorunlarını birbirine yaklaştırıyor.
Bu yüzden “Sahel kıyıya iniyor” cümlesi ancak doğru biçimde açıldığında anlamlı. Söz konusu olan Mali’deki bir savaşın olduğu gibi Lagos’a taşınması değil. Merkez Sahel’de büyüyen örgütlerin kıyı devletlerinin kırılgan sınırlarında yeni alanlar bulması ve yerel güvenlik krizlerinin bölgesel bir ağa bağlanması.
Nijerya neden Berlin’in yeni adresi?
Nijerya’nın seçilmesi anlaşılır. Abuja, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun merkezine ev sahipliği yapıyor. Ülke, bölgenin en büyük ekonomisi ve nüfusuyla kıyı Batı Afrika’daki hiçbir güvenlik düzeninin dışında bırakılamayacak bir ağırlığa sahip.
Almanya açısından Nijerya’nın değeri güvenlikle sınırlı kalmıyor. İkili ticaretin geçen yıl yaklaşık yüzde 10 artması, ülkede 100’ü aşkın Alman şirketinin faaliyet göstermesi ve enerji ortaklığının uzun bir geçmişe dayanması Berlin’in Abuja’yı ekonomik bakımdan da öne çıkardığını gösteriyor.
Wadephul’un Lagos’ta iş dünyası ve genç yaratıcı sektör temsilcileriyle görüşmesi de bu nedenle önemliydi. Almanya, Afrika politikasını yardım ve kriz yönetimi diliyle sınırlandırmak istemiyor. Yeni pazarlar, enerji, kritik hammaddeler, teknoloji ve genç nüfus Berlin’in güvenlik hesaplarının hemen yanında duruyor.
Fakat Nijerya’nın bölgesel liderliği kâğıt üzerindeki büyüklüğü kadar rahat değil. Abuja kendi sınırları içinde çok sayıda silahlı tehditle mücadele ediyor. Ordunun geniş bir coğrafyada dağılması, polis kapasitesindeki sorunlar ve kırsal alanlarda devlet hizmetlerinin zayıflığı, Nijerya’nın komşu ülkelere güvenlik ihraç etme imkânını sınırlıyor.
ECOWAS’ın durumu da farklı değil. Mali, Burkina Faso ve Nijer’in ayrılması örgütün coğrafi bütünlüğünü ve siyasi etkisini zayıflattı. Bölgesel terörle mücadele gücünü işler hâle getirme çabaları sürüyor, ancak ortak siyasi irade ile gerekli finansmanın ne ölçüde oluşacağı henüz belirsiz.
Almanya’nın Abuja’yı öne çıkarması bu sorunları ortadan kaldırmıyor. Yine de Berlin açısından başka bir seçenek kolay görünmüyor. Merkez Sahel yönetimleriyle ilişkilerin sınırlı olduğu bir dönemde Nijerya hem ECOWAS’a ulaşmanın hem de kıyı devletleriyle güvenlik işbirliğini geliştirmenin en büyük kapısı.
10 milyon avronun ötesindeki sınav
Wadephul’un açıkladığı 10 milyon avro, Boko Haram ve IŞİD bağlantılı grupların kontrolünde kalmış topluluklara dönen insanların yeniden yerleşimini destekleyecek. Bu tercih, askeri kapasitenin yanında toplumsal dönüşe de kaynak ayrılması bakımından yerinde.
Çünkü bir bölgenin silahlı gruplardan temizlenmesi güvenliğin geri döndüğü anlamına gelmiyor. İnsanların evlerine dönebilmesi için barınma, okul, sağlık hizmeti, tarım alanlarına erişim ve yerel yönetimlerin yeniden çalışması gerekiyor. Bunlar sağlanmadığında silahlı yapıların çekildiği boşluğu suç ağları veya başka örgütler doldurabiliyor.
Yine de 10 milyon avronun bölgenin ihtiyaçları karşısında sınırlı olduğu açık. Almanya’nın yeni yaklaşımının başarısı açıklanan para miktarından çok bu desteğin Nijerya’nın güvenlik ve kalkınma planlarıyla nasıl birleştirileceğine bağlı olacak.
Burada Avrupa’nın eski hatalarına geri dönme riski var. Sahel politikası uzun süre göçü durdurma, sınırları güçlendirme ve yerel ordulara eğitim verme hedefleri çevresinde şekillendi. Yerel yönetimlerin meşruiyeti, kırsal hizmetler, güvenlik güçlerinin ihlalleri ve toplumların devlete duyduğu güvensizlik ikinci planda kaldı.
Berlin aynı yaklaşımı daha güneye taşıdığı takdirde yeni bir model kurmuş olmayacak. Güvenlik yardımının insanları Avrupa’ya ulaşmadan durdurmaya indirgenmesi, kıyı devletleriyle ilişkileri kısa vadeli bir göç politikasına dönüştürebilir.
Nijerya’nın da bu ortaklığı kendi öncelikleri doğrultusunda yönlendirmesi gerekiyor. Abuja’nın ihtiyacı dışarıdan hazırlanmış yeni bir güvenlik paketi kadar sınır istihbaratının güçlendirilmesi, yerel polis yapılarının geliştirilmesi, gençler için ekonomik alan açılması ve kuzey bölgelerindeki topluluklarla devlet arasındaki güvenin onarılması.
Fransa’nın yerini almak mı, başka bir yol aramak mı?
Wadephul’un ziyareti Almanya’nın Fransa’nın Batı Afrika’da bıraktığı alanı doldurmaya çalıştığı yorumunu beraberinde getirebilir. Ne var ki Berlin’in kapasitesi, bölgesel geçmişi ve kullanmak istediği araçlar Paris’ten farklı.
Almanya’nın sömürge geçmişinden tamamen bağımsız bir Afrika aktörü olduğu söylenemez. Buna karşılık Sahel’de Fransa kadar yoğun bir askeri ve siyasi yük taşımıyor. Bu durum, Berlin’e bazı başkentlerde daha az tepki çeken bir başlangıç sağlayabilir.
Ancak geçmiş yükünün daha hafif olması tek başına güven yaratmaz. Avrupa’nın güvenlik politikaları bölgede çoğu zaman yerel ihtiyaçlardan önce kendi göç, enerji ve terör kaygılarıyla ilişkilendiriliyor. Almanya’nın bu algıyı değiştirmesi için ortaklık kelimesini kullanmaktan fazlasını yapması gerekiyor.
Yeni yaklaşımın ilk ölçüsü, Nijerya ve diğer kıyı ülkelerinin karar süreçlerinde gerçek söz sahibi olup olmayacağıdır. İkinci ölçü, güvenlik işbirliğinin askeri ekipmanla sınırlı kalıp kalmayacağı. Üçüncü ölçü ise Berlin’in ECOWAS ile Sahel Devletleri İttifakı arasındaki kopuşu derinleştirmeden çalışıp çalışamayacağı.
Almanya’nın Moritanya ve Nijerya üzerinden geliştirdiği hat, merkez Sahel’i dışlayan kalıcı bir duvar hâline gelirse bölgesel parçalanmayı artırabilir. Buna karşılık, bu ülkeler diplomatik temas, sınır güvenliği ve insani işbirliği için ara bağlantılar kurabilirse Berlin’in katkısı daha anlamlı olabilir.
Açıkçası, Almanya’nın Nijerya açılımı şimdilik yeni bir güvenlik düzeninden çok yön arayışına benziyor. Berlin, eski araçların işe yaramadığını kabul ediyor ve Sahel’e daha geniş bir Batı Afrika coğrafyasından yaklaşmaya çalışıyor.
Sahel krizi gerçekten kıyıya yaklaşıyor. Fakat asıl tehlike silahlı grupların Atlantik’e ulaşmasından önce devletlerin kuzey sınırlarında aynı yönetim boşluklarını, aynı güvensizliği ve aynı dış müdahale hatalarını üretmesi.
Berlin’in Abuja’daki sınavı bu nedenle Nijerya’ya ne kadar para verdiğiyle ölçülmeyecek. Almanya’nın ağırlığını, kıyı devletlerinin kendi güvenlik kapasitesini büyütürken merkez Sahel’le bağlarını koruyabilmesine ne ölçüde katkı sağladığı belirleyecek.
Kaynaklar:
1. https://www.reuters.com/world/africa/germany-vows-support-nigeria-security-seeks-expanded-economic-ties-2026-07-22/
2. https://www.auswaertiges-amt.de/en/aussenpolitik/2779134-2779134
3. https://www.auswaertiges-amt.de/en/newsroom/news/2779132-2779132
4. https://apnews.com/article/extremist-violence-acled-98115794964a9c93019eb0ce304bf22a
5. https://unowas.unmissions.org/en/news/before-the-security-council-special-representative-leonardo-santos-simao-calls-for
6. https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2026/783618/EXPO_STU%282026%29783618_EN.pdf
7. https://www.ecowas.int/ecowas-president-presents-progress-report-on-regional-integration-security-and-economic-transformation-to-the-2026-first-ordinary-session-of-the-ecowas-parliament-in-abuja/
8. https://guardian.ng/news/nigeria/national/nigeria-germany-to-review-investment-security-cooperation/
9. https://www.ecowas.int/ecowas-standby-force-conducts-operational-readiness-inspection-of-guineas-pledged-motorized-company/
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Moritanya, Nijerya ve Güney Afrika’yı kapsayan Afrika turunda Berlin’in Sahel ve Batı Afrika politikasına ilişkin yeni önceliklerini ortaya koydu / Fotoğraf: Auswärtiges Amt / Federal Foreign Office</p>
To read the full story from the source: Independent






