Akşamüstü Kalabalığı
Kaç Kişi Aynı Anda Yalnız Yürüyor?
Işıklar yanmaya başladığında fark edersin: gökyüzü hâlâ pembe ama sokak lambaları çoktan sabırsızlanmış, kendi ışığını yakmış bile. Ne tam gündüz ne tam gece — o arada kalan yarım saat, bütün bir günün en dürüst hâli gibi geliyor bana. Ne olduğunu iddia etmiyor, sadece geçiyor.
Şu kalabalığa bak. Yüzlerce insan aynı meydanda, aynı ışıkta, aynı tramvayı bekliyor. Aralarından biri belki bu sabah ölmeyi düşündü. Biri belki az önce bir haber aldı, dünyası dağıldı, yine de yürüyor çünkü ayakları başka ne yapacağını bilmiyor. Biri belki yıllardır ilk kez gülümsedi bugün. Hiçbirini ayırt edemezsin. Aynı adımla yürüyorlar, aynı ışıkta duruyorlar, ve sen hiçbirinin içinde ne taşıdığını bilmiyorsun — onlar da seninkini bilmiyor.
Bu, kalabalığın en acımasız tarafı bence. Bir insan tam senin önünde, bir metre yakınında, çökebiliyor — ve sen fark etmiyorsun, çünkü çökmek her zaman yere yığılmak gibi görünmüyor. Bazen sadece düzgün yürümek, düzgün gülümsemek, “iyiyim” demek şeklinde görünüyor. Kalabalık bunu affetmiyor, sadece görmüyor.
Arkamdaki bina benden çok daha yaşlı. Kaç günbatımı görmüş kim bilir, kaç kişi tam bu noktada durup son kez bir yere bakmış, kaç kişi burada bir kararını değiştirmiş ya da değiştirmemiş. Taş hiçbirini hatırlamıyor. Biz de hatırlamıyoruz zaten — bu akşam burada yürüyen kimse, yarın bu kalabalığı, içinde kimin ne taşıdığını düşünmeyecek. Sadece ben düşüneceğim belki, o da yarına kalmadan unutacağım.
Bir kalabalığın ortasında yapayalnız olmak, boş bir odada yalnız olmaktan daha ağır bir şey bence. Boş odada en azından kimse yok diye üzülebilirsin. Burada ise etrafın tıka basa insan dolu ve hiçbiri seni görmüyor — sanki herkesin arasında görünmez bir cam var, hepsini görebiliyorsun ama hiçbiri sana uzanamıyor, sen de kimseye.
Tramvay geçiyor. Biri koşarak yetişiyor ona. Biri gülümsüyor arkasından. Küçük anlar bunlar, önemsiz görünüyor ama belki de biri için bugünün tek iyi şeyi bu kısacık koşu, bu tesadüfi gülümseme oldu. Bilemeyiz. Kimse bilemez.
Işıklar tam yanınca, gökyüzü son rengini de bırakıp çekiliyor. Kalabalık dağılıyor yavaş yavaş. Bu meydanda bu akşam kaç kişi son kez birine “iyiyim” dedi de kimse sormadı gerçekten iyi mi diye? Bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: yarın aynı ışıkta, aynı yerde, yine yüzlerce insan yürüyecek — ve yine hiçbirimiz, hemen yanımızdan geçenin neyi taşıdığını bilmeyeceğiz.
Akşamüstü Kalabalığı was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






